Canon EOS 5D MK IV Neden Yeterince İyi Değil?

5dm4

Bu sabah uzun süredir beklenen 5D MK IV duyuruldu. Açıkçası bir çok açıdan gelişmiş özellikler getirse de bu yeni Canon beni hayal kırıklığına uğrattı.

Neden?

1 – Kamera CFast adlı yeni bellek kartlarını desteklemiyor. Hala bitmiş tükenmiş CF ile geliyor ki bu da Canon’un yazının sonunda açıklayacağım niyetleriyle ilgili sanırım. Fakat bu bile yeni Canon’un gerçekten “yeni” olmadığını gösteriyor. Elinizde CF kartları atmayacaksınız belki iyi tarafı budur.

2 – 4K video var ama 1.74 crop faktörüyle! Bu blogu okuyanlar bilir “kırpılmış” kameralara alerjim var. 1DX MK II’de bu faktör 1.3 olarak daha kabul edilebilirdi. Ancak 1.74 gülünç bir kırpma oranı. Bu şu demek: 16 mm mercek taktınız ve fotoğraf çektiniz. “Hadi biraz da video çekeyim” dediniz ve 4K videoya geçtiniz. Hooop! Merceğiniz 28 mm oluverdi! Fotoğrafla videonun iç içe geçtiği böyle bir dönemde böyle saçmalık olur mu? Canoncular büyük olasılıkla “ama super 35 mm’ye yakın” diyeceklerdir. Evet yakın ama ucunda EF mercek varsa ne yapayım ben Super 35’i?)

3 – 4K var ama sadece 30 fps’e kadar ve yalnızca MJpeg ile 500 Mbit (sene 2016 Mjpeg nedir yahu? Şaka mı bu?) 60p çekmek için 1080’e, 120 fps için 720’ye düşeceksiniz! Bu sınırlama CF karttan kaynaklı diye düşünüyorum. CF’in üst sınırı 100 MB/sec.

4 – Hala log kayıt, lut vs gibi filmciler için önemli ayrıntılar yok.

5 – HDMI’dan 4K çıkış yok. Sadece 1080 (Çünkü HDMI 1.4 veya 2.0 değil 1.3 kullanımış)

Tabi 4 yıl sonunda bazı düzeltilmiş şeyler de var:

1 – 30 MP dinamik aralığı daha yüksek olduğu iddia edilen bir algılayıcı (Tabi hala Sony’nin gerisinde)

2 – NFC, Wifi ve GPS (Sene 2016 Canon yeni uyanmış hey de hey!)

3 – Saniyede 7 kare çekim (Eskisi 6 kare/sn)

4 – HDR video (Bu ilginç bir özellik ama sadece 1080’de kullanılabiliyor. Bu seçenekte kamera 60 fps çekiyor fakat bunu 30’a düşürürken HDR video oluşturuyor)

5 – Dual pixel adı verilen videoda otomatik netlik sistemi (Bu sistem zaten 70D’den beri vardı. Yeni bir şey değil yani)

6 – Dokunmatik ve çözünürlüğü arttırılmış ekran (1.6 milyon piksel, eskisi 1.2 milyon pikseldi.)

7 – Dual pixel RAW adlı yeni özellik sayesinde (Lytro’nun yapabildiği şeylere benzer ama çok çok sınırlı olarak) çekim sonrasi netlik düzeltmesi yapabilme imkanı. Canon’un son 10 yıldır yaptığı tek gerçek innovasyon bu herhalde (Bu özellik sadece fotoğraf çekerken geçerli ve dosya boyutunuzu iki katına çıkarıyor)

8 – USB 3.0 (USB 3.1 çıktı ama Canon 3.0’a yeni geçti çok şükür)

Sonuç: Yukarıda saydığım nedenlerle ne yazık ki bu 5D serisi için beklenen büyüklükte bir yenileme değil. Hele filmcilere yönelik hiç değil.

5D MK IV gerçek 4K bir kamera olarak düşünülmemeli daha çok eski bildiğimiz 1080 üzerine kurulu ama 4K seçeneğini de adet yerini bulsun diye sunan “hybrid” bir model olarak görülebilir.

Peki neden böyle? Neden Canon 2008’de kendi başlattığı devrimin öncülüğünü sürdürmüyor? Çünkü Canon 5D serisi yerine c300, c500, c700 diye giden ve onbinlerce dolara satmaya çalıştığı kameralarını filmcilere kastırmak istiyor da ondan.

Tabi bu bence boş bir hayal. Kimse 3500 dolarlık bir kamera alacakken “a dur ya bu daha iyiymiş” deyip 12.000 dolarlık bir kamera almayacağı için bu nasıl bir stratejidir anlamak mümkün değil.

Neyse alacaklara hayırlı olsun. Magic Lantern’ciler kırarsa belki alırız (Gerçi kırsalar bile CF limiti yüzünden 4K RAW video yaptırmaları imkansız. Bravo Canon, Magic Lantern’i durdurdun : )

Galiba şimdilik 5D Mark 3’le devam veya Sony’ye merhaba diyeceğim.

Aletin Amerika fiyatı 3499 USD (Gövde). Daha detaylı bilgiye şuradan ulaşabilirsiniz.

PS: Sonuçta bir fotoğraf makinesi olarak ve genel olarak 5D MK III’ten daha iyi olduğuna şüphe yok ama zaten konu bu değil. Konu örneğin benim gibi 5D MK III sahibi biri bu aleti almalı mı? 1500 dolara elimdekini satsam üstüne 2000 USD daha koymam gerek bu aleti almak için. Bu cebimden çıkacak 2000 USD karşılığında ne elde ediyorum? 8 MP daha (Güldürmeyin insanı), videoda otomatik netlik (kullanmayacagim), dokunmatik ekran (ilgilenmiyorum), 1.74 kırpmalı hiç bir işe yaramayacak 4K (tamamen anlamsız), biraz daha dinamik aralık (belki), Wifi (zaten kullanabiliyorum başka yöntemlerle), GPS (olsa da olur olmasa da)

Bu saydıklarım için 2000 dolar verir miyim? Hayır. Bu bir sevgi meselesi değil, basit bir alım satım kararı.

Peki Canon’dan ne istiyorduk? Çok basit: CFast koy, full sensor 4K RAW kayda izin ver. “Bunu yapamiyorum” deme zira teknolojik olarak 2012 modelinde bile şu anda yapiyoruz bunu. Demek ki neymiş kendi kameranı bilerek ve isteyerek sakatlıyorsun. Verebileceğin özellikleri vermiyorsun. Ticari olarak haklisin belki ama gönüllerde değilsin Canon.

9 Responses to “Canon EOS 5D MK IV Neden Yeterince İyi Değil?”


  • Aynen öyle, sen sonuca bağlarken aynı şeyi düşünüyordum, biz üst modelleri alalım istiyorlar.. Fakat fiyatlar çok yüksek gerçekten, özellikle başka markalarda daha uygun fiyatlara alınabilecek performanslar varken.

    “Canon” olarak düşünüp ne kadar büyük bir markanın böyle yapabileceğini sorgularken unutmamak lazım, orada da pazarlama stratejilerini geliştirenler, yöneticiler insanlar, ve insanlar hata yapar. benim için de canon’un bu ilerleyişi hatalı ve hayal kırıklığıdır. mark II ile içimdeki kıvılcımı ateşlemiş bir markanın bu şekilde devam ettirmemesi üzücü.

    bütün bunlardan anlaşılacağı üzere zaten markanın etkilemek istediği kullanıcılar, fazla beklentisi olmayan, kırpma anlamayacak, alt düzey, 4k çıkış almayacak ve 1080 ile gayet tatmin olacak, lot lut lak luk bilmeyen, wow bilgisayarda yanlış netliklerimi düzeltebiliyorum artık abi kablosuz fotoğrafları bilgisayara aktardıktan sonra hemde! kamera çok iyi ya! diyecek olanlar. çatır çatır da alacaklardır yeni modeli.

    biz o lenslere o paraları boşuna mı veriyoruz? kırpma varsa ben yokum. ah bütçem olsa H6D ile mutlu mesut yaşamak istiyorum.

  • “Bravo Canon, Magic Lantern’i durdurdun”

    Doğru söze ne hacet.. 🙂

  • 2023’te falan RAW video koyarlar belki : )

  • Bu bağlamda bakıldığında eğer amaç video çekmek ise;

    1- gece çekimlerindeki iso performansından
    2- 4k full frame kayıttan
    3- s-log avantajından
    4- full hd 120 fps

    gibi avantajlarından dolayı a7s2 ve yanında metabones ile canon lensleri kulllanmak daha akıllıca oluyor.

  • “Bravo Canon, Magic Lantern’i durdurdun”

    :):):)

  • Sony’nin aynasızlarının piyasayı hem foto hem de video kategorilerinde ezip geçtiği bir dönemde bu nasıl saçma bir model güncellemesidir Canon.

  • Merhaba,

    Sektörün içinde olan amatör, profesyonel farketmez hepimizin farklı zamanlarda karşılaştığı soru Canon mu Nikon mu alayım hangi marka-makina alınsın oluyordu … Bloğunuzdan edindiğim bilgiler perspektifinde bir makina seçerken onu tek başına değil araç kiti ekipmanı ile ele almamız ve markaları bu parametrelere göre değerlendirmemiz gerektiği olmuştu. Canon’u magic lantern desteği, lens ayrıcalıkları ekipman ve sağlamış olduğu görsel avantajlar itibarıyla biraz daha kabul edilebilir olarak gördüğünüzü izlenimlemiştim (Yanılabilirim de) ..

    Canon, C serisi olarak adlandırdığı cinecameralar ile yeni bir pazar oluşturmaya çalışıyor. Özellikle Magic Lantern yazılımıyla, sanırım Canon yöneticilerine ilham olmuş ki; korsanıyla böyle yapıyorlarsa biz üreticisi olarak sektörde fırtına oluruz düşüncesiyle video sektörü için fotoğraftan bağımsız C serisini üretmeye başladılar. Yani satış kitlesini(pazarı) fotoğrafçı ve dijital video üreticisi olarak iki ayrı kategoriye ayırdılar. Fotoğrafçı sadece fotoğraf çeksin ve bir fotoğraf makinasından fazlasını beklemesin. Dijital video üreteni de fotoğrafı da öncelikli olarak istemeden sadece video ile uğraşsın. Böylece kendi pazarlarını büyütecekler, daha çok satış ve karlılık sağlayacaklar ..

    Canon’un 5 D Mark 4 serisine yönelik yazmış olduğunuz değerlendiri; sadece bu makinanın yapabilecekleri veya yapamayacaklarından bu yönüyle çok fazlaydı. 5 D Mark 4 serisi üzerinden Canon’un pazar politikasını analiz ve teşhir ederek yeni kamera alacaklar için, bizler için kamera seçiminde bir vizyon koydunuz. Bunun için çok teşekkür ederim; çünkü her kaliteli makina küçük bir servet değerinde ve ekipmanlarıyla beraber azımsanmayacak bir bütçeye sahip… Sanırım iyi bir bütçe harcadıktan sonra teknik sınırlılıklara esir kalmak bir yandan aldatılmışlık hissi uyandırır diğer yandan tutkuluların hevesini kırar. Tutku, bazen en büyük sermaye olabiliyor. Umarım bu bilinçlendirici değerlendiriniz daha çok kişiye ulaşır ve ilgili markalar için bir ünlem değeri taşır.

    Black Magic, Panasonic veya Sony şu haliyle raw formatında, çözünürlük ve kare sayısı olanaklarıyla reklam, tanıtım veya kısa metrajlı filmler için beklentileri karşılamaya dönük alternatifler sunuyorlar. Markaların yeni çıkarttıkları ürünlere karşı kesin kesin kıyaslama dili kullanmadığınızı (Bazı istisna ürünler hariç) bununla birlikte ürünlerin olumlu ve olumsuz yanlarını göstererek blok takipçilerini aydınlatmayı veya değerlendirmeyi okuyucuya bıraktığınızı görebiliyorum. Raw video kayıt yapacak bir makina almayı düşünen bu işe veya sanata gönül vermiş kişilere öneriniz hangi markalar ve serileri olur ? İlk akla gelecek olan bütçe, tercihleri belirler olacak ama hem makul olsun hem de yolda bırakmasın türünden bir yaklaşımla bu soruyu soracak olsak önerileriniz ne olurdu ? Biliyorum bu tür sorulardan sıkılıyorsunuz ama fırsat olur da yazarsanız, bu soruyu pek çok kişi adına sorduğumu düşünüyorum, sanırım hepimizi bu konuda aydınlatmış olacaksınız.

    Selam, Saygı ve Muhabbetlerimle

  • Selam. İlginize tesekkurler. Su andaki tek secenek aslinda BlackMagic Ursa Mini. Bundan baska dediginiz kriterde kamera yok makul fiyata.

  • Çok teşekkür ederim. Black Magic Ursa’yı ben de düşünüyordum. Çekim kalitesi konusunda kıyaslama yapabilecek düzeyde olamasam da en azından kayıtladığım görüntülerin işlenmesi noktasında sağlamış olduğu Davinci Resolve Program desteği sebebiyle Black Magice daha bir olumlu bakıyordum. Bununla birlikte sizin blogunuzu takip ettiğim ve öğrendiklerim kadarıyla Raw Videoda, renk derinliği-veri aktarma hızı, ASA, SLOG, Framerate, lens olanakları gibi farklı makalelerinizde dile getirdiğiniz faktörler itibarıyla Sony’ye dair şiddetli acabalar da içimde dönüyordu.

    Bu arada sorumu cevapladığınız için ayrıca ben teşekkür ederim. Bloğunuzu ilgiyle takip ediyorum. Her fırsatta arkadaşlarıma da öneriyorum. Gerçi bloğu anlamak için belli bir alt yapıya sahip olmak gerek ..En azından yayınlamış olduğunuz kitapları blog takipçileri okumalı..O zaman makalelerinizde özet geçtiğiniz bilgilerin aslında nasıl bir derinliğe sahip olduğu daha iyi anlaşılır ve makaleler daha aydınlatıcı olur.

    Bu arada blog, İletişim Fakültereleri Radyo Televizyon ve Sinema Bölümleri için ders niteliği taşıyor. Hatta belki ilerleyen süreçte hem sektör emekçileri ve profesyonellerine dönük hem de iletişim fakültelerine yönelik olarak; sinema, görselleştirmede uygulanan yeni teknolojiler, ışık, efekt ve dramatik etkiler, popüler sinema, sinemanın ortaya koyduğu yeni sanat anlayışları-telkinler, Popüler Müzik ve Clip Üretimi, röportajlar gibi geniş yelpazede konularla zenginleştirilmiş bir içerikte dergi de çıkarırsınız.

    Zenginleştirmeler olmasa bile görselleştirme, kamera ve ekipmana dair burada paylaştıklarınız tek başına ders niteliği taşıyor.

    En azından öğrencilerin ilgiyle takip edeceğini düşünüyorum.

    Selam, Saygı ve Muhabbetlerimle

Leave a Reply