(Türkçe) BBC ve 5D MK II

Sorry, this entry is only available in Turkish

(Türkçe) Dünyanın En Büyük Algılayıcısı

(Türkçe) Canon’dan Yeni Oyuncaklar

Sorry, this entry is only available in Turkish

(Türkçe) Sony’den SLT: Alpha 55

EOS 60D Geliyor

Nolan Yeni Kubrick mi?

What You Can’t Do with CMOS…

Lightning and Cmos from ilker canikligil on Vimeo.

You can’t shoot Lightning videos on CMOS based camera systems. The reason is obvious: CMOS systems read pixels one by one. This also causes the infamous “Jello Effect”

I am sure some day someone will solve this problem. Until then we will have to replace Lighning Effects during post production.

NEX-VG10

3D Sinema Hakkında

Bu sıralar sık sık “3D ile sinema nasıl değişecek?” şeklinde konuşmalara şahit oluyorum. Bir grup insan sinemanın 3D ile tamamen değişeceğini ve bunun büyük bir devrim olduğunu düşünüyor. Hatta “3D sinema için bence önemsiz bir şeydir” dediğimde eski bir öğrencim “taş kafalı olmuşsun hocam” deyiverdi  :)

“Taş kafalı” mıyım bilmiyorum ama bence 3D sinema için gerçekten önemsiz bir gelişme. Hatta gelişme mi ona bile emin değilim. 70lerde de böyle bir “3 buutlu” (nedense o zaman böyle denirdi!) film patlaması olmuş ama o furya başladığı gibi hızla bitmişti. Tamam bugünkü teknoloji tabi ki daha iyi ama yine de bu haliyle 3D sinemanın “harika bir deneyim” olduğunu iddia edenleri anlamıyorum.

Aslında itirazım çok temel bir noktadan geliyor: Sanatın amacı nedir? Gerçeği en iyi şekilde kopyaladığımızda en iyi sanatı mı üretmiş oluruz? Rembrandt’ın resimleri 3 boyutlu olsalar daha mı iyi olacaklardı? Ya da tamamen 2 boyutlu portreler (perspektifi de redderek) üreten Picasso, Rembrandt’tan daha mı değersizdir?

Bu soruları çoğaltmak mümkün ama cevapları bence açık: Sanatsal üretimin amacı “gerçeğe yaklaşmak” değil onu yorumlamak ve dönüştürmektir. Bir eserin başarısı bize 3 boyutlu, 2 boyutlu, renkli, siyah beyaz, yüksek çözünürlükte veya VHS kalitesinde sunulmasıyla artmaz veya azalmaz.

Örneğin Godfather gibi bir filmin 3D olmasının gereği ve anlamı yoktur.

Bütün iletişimciler gibi meseleyi Marshall Mcluhan‘a bağlarsak (“Medium IS the message”) 3D ancak eğlence sineması için uygundur diyebiliriz çünkü size anlık bir sansasyon yaşatır, kaydıraktan kaymak gibi, dönme dolaba binmek gibidir ama iner inmez etkisi geçer.

Bu bağlamda Avatar’ı bir başyapıt olarak görenler de var. Bana göre inanılmaz derecede sıkıcı bir film. Arkasında muazzam bir teknoloji ve akıllı bir yönetmen olduğunu kabul etsek de filmin metninin epey çocukça olduğunu da inkar edemeyiz diye düşünüyorum. Ayrıca 3D fimleri izlemek son derece yorucu ve bir pencereden bakmak gibi. Eğer 3 boyut bu kadar önemliyse o zaman hep beraber sürekli tiyatroya gidelim. O çıktığı günden bu yana gerçekten 3 boyutlu ne de olsa!

Hipstamatic 2

Yeni oyuncak Hipstamatic’le oynamaya devam! Yukaridaki bugüne kadar çektiğim en iyi karelerden biri… Bunun bir cep telefonu ile çekilmiş olması kaderin bir oyunu olsa gerek!

Neden?

Sanırım bir sürü neden var. Bence ilki kontrolsüzlük: İstediğiniz gibi çerçeve yapamıyorsunuz. Bu bir sorun olduğu kadar aynı zamanda bir sürpriz faktörü getiriyor işe.

İkincisi ağır bir makine taşımak zorunda olmamanız. Çekmek istediğiniz bir şey mi oldu? Cep telefonunu doğrultun ve çekin. Hepsi bu. Çanta yok mercek değiştirmek yok!

Bunu 5D MK II ile çekebilir miydim? Hayır çünkü hem izin vermiyorlar hem de o anda yanımda değildi. Kıssadan hisse: En iyi kamera yanınızdakidir!




Bad Behavior has blocked 182 access attempts in the last 7 days.