Türkiye genelde yapılan yanlışların ve işlenen suçların çok hızlı, kesin ve keskin şekilde cezalandırıldığı bir ülke değil: Yaptığınız bina depremde yıkılabilir, vergi kaçırabilirsiniz, 14 yaşında kızlarla haşır neşir olabilir, yolsuzluk yapabilirsiniz veya “hızlandırılmış tren” diye bir şey icat edip onlarca kişinin ölümüne dolaylı olarak neden olabilirsiniz. Bunların hepsinden şu ya da bu şekilde kurtulabilir ve gayet pişkin yaşamınızı sürdürebilirsiniz.
Bir tek alanda bu böyle değil: Futbol
Ali Sami Yen’de lig sonuncusundan 5 yerseniz ertesi sabah biletiniz kesiliyor. Yani Türkiye’de sadece futbolda yaptığınız yanlışın bedelini bu kadar çabuk ve net şekilde ödüyorsunuz.
Darısı pişkinlerin başına!
Canon dün özellikle profesyoneller tarafından epeydir beklenen iki yeni merceğini duyurdu.
17 mm TS ve 24 mm TS (Tilt and Shift) mercekler özellikle mimari ve ürün çekimleri için kullanılıyor. Yenilenmesi beklenen 100-400 ve 24-70 aralıklarında ise bir gelişme olmadı.
17 mm TS bugüne kadar yapılmış en geniş açılı TS mercek oldu. Yalnız fiyatı biraz ürkütücü: 2499 USD
Bu merceklerle ilgili daha geniş bilgi için suraya bakabilirsiniz.
Published on
Şubat 17, 2009 in
film, kamera, reklam filmi, teknik, teknoloji and video.
Tags: alçı, alcider, beyaz, film, motion control, reklam, video.
Benjamin Button’dan bahsederken bu çok manalı değil ama ne yapalım burası Türkiye! RED + Motion Control ile tek planda çektik. Bence RED tamamdır.
Yapımcı: Ufuk K. / Gör. Yön: Alp K. / Compositing: Emre A. / Moco: Altan S. (Makina)

Geçen hafta Büyük Sahra’ya gittim… desem ne güzel olurdu ama gitmedim. Yukarıdaki fotoğrafı geçenlerde makro kitap kapağı dokusu ve daha önce çekilmiş buluttan, Photoshop’da 15 dakikada imal ettim. Şu anda çeşitli stok sitelerinde satılıyor ve bir takım insanlar Sahra Çölüne baktıklarını düşünüyorlar.
Yine geçen hafta gördüğüm David Fincher’in “Benjamin Button” filmi “görsel sanatlarda gerçek” meselesini tekrar düşünmemizi gerektiriyor. Filmin ilk bölümündeki bütün Brad Pitt kafaları 3D olarak yapılmış. Bunu okuyup bilmesek anlamamız mümkün değil. Yani böylece gerçek ile gerçek gibi görünen arasındaki ayrım bu filmle artık tamamen yok olmuş oluyor.
İnsanların modellendiği başka filmler de vardı elbette ama bu gerçekçilik açısından bir ilk. Kısa zamanda olmasa bile her şeyin masada bitirileceği filmler çok uzak değil artık.
Fena halde uzun ve sıkıcı olmasına rağmen “teknolojik bir devrim olarak” filmi görmekte yarar var. Eleştirmen, akademisyen taifesi ve sıradan izleyici için bu dediklerim hiç bir şey ifade etmese de sinema yapmakla ilgilenenler için önemli bir dönüm noktası…
Published on
Şubat 11, 2009 in
fotoğraf, inceleme, kamera, teknik, teknoloji and video.
Tags: 5d mk2, Add new tag, canon, dslr, fotoğraf, yorum.
Yaklaşık 1.5 aylık kullanımdan sonra 5D MK II hakkında son yoruma geçebilirim:
** Yanınızda fotoğraf makinası taşırken aynı anda video özelliğine sahip olmak gerçekten çok iyi.
Continue reading ’5D MK II: Sezon Finali’
“Mutluluk Üzerine Çeşitlemeler” (Stumbling on Happiness) ismi nedeniyle biraz talihsiz bir kitap. “The Secret”, “Mutlu Olmanın Bin Bir Yolu”, “Dost Kazanma Sanatı” gibi saçma sapan kitapları çağrıstırıyor. Oysa onlarla hiç bir ilgisi yok.
Bir sürü kitap okur, bir sürü film izleriz ama içlerinden çok azı gerçekten etki bırakır. Bu onlardan biri. Geçen yıl sevgili dostum Sinan’ın tavsiyesiyle İngilizce’sini okumuş ve blog da bir cümlede bahsetmiştim. Optimist Yayım Dağıtım çok yerinde bir kararla kitabı Türkçe olarak çıkarmış ve daha da iyisi blogdaki yazımı görüp bana bir tane hediye kitap yollamışlar!
Sadede gelirsem, Harvard’lı Psikoloji Profesörü Daniel Gilbert’in kitabı nasıl mutlu olunacağını anlatmıyor. Onun yerine “mutluluk” algımızın nasıl çalıştığını bilimsel olarak ve son derece eğlenceli bir dille anlatıyor.
Gilbert insanı hayvandan ayıran en önemli şeyin insanın “geleceği düşünebilmesi” olduğunu iddia ediyor. Bu temel fark aslında bütün mutsuzlukların da kaynağı. Gilbert burada “Günü yaşayın, eğlenin” gibi bir ucuzluğa düşmeden başka bir yola sapıyor ve geleceği düşünürken kullandığımız psikolojik sistemin neden “her zaman” yanlış çalıştığını açıklıyor.
Hararetle tavsiye ederim. Yazarın konuyla ilgili bir konuşması da şuradan izlenebilir.
Buradan öğrendiğimize göre Istanbul 2010 Kültür Başkenti başlığında devlet iki filme (40 milyon TL) destek verecekmiş. Linkte göreceğiniz gibi Mustafa Altıoklar bu konuda feryat figan ediyor.
Yazıyı okudum, meseleyi neresinden tutsam dedim: Bir taraf yonetmen, yani destekten dogrudan yararlanması beklenen biri ve danışma kurulunda! (conflict of interest) Öbür taraf son derece sıradan film afişleriyle “Hollywood’daki Dahi Türk” diye sürekli gözümüze sokulan biri ve öğreniyoruz ki filmine 15 milyon TL destek “yukarıdan” emirle verilmiş (Mustafa’nın yalancısıyım!)
Ne denir ki bu ilişkilere?
Son Yorumlar