Archive for the 'teknik' Category

Page 2 of 11

Sizi Seven Kamera: Ikonoskop A-cam dII

Togan Gökbakar ve A-Cam dII

Togan Gökbakar ve A-cam dII


Yıllardır merak edilen kamera Ikonoskop A-Cam DII’yi sonunda deneyebildim.

Bilenler bilir bir Isveç kökenli küçük bir firma olan Ikonoskop epeydir webde dolanan bir şehir efsanesi gibidir. Şuradan da görebileceğiniz gibi firma A-Cam DII adında bir dijital film kamerası yapıyor.

Kamera 16 mm boyutlarında CCD bir algılayıcıya sahip ve bir çok mercekle uyumlu. Yalnız tabi örneğin Canon EF mercekler bu kamera ile çalışırken odak uzaklığı 3 ile çarpılıyor.

Kameranın en şaşırtıcı tarafı 1920*1080 boyutlarında “sıkıştırmasız” 12 bit RAW DNG kaydetmesi.

Dünyada henüz 30 küsür adet olan bu kameralardan biri de (tam olarak 33. sü) Togan Gökbakar’da.

Kamerayla çok uzun olmasa da bir saat kadar oynadım. Fotoğrafta gördüğünüz gibi alet gayet küçük, basit, elde tutması kolay ve zevkli. Tabi bir takım problemleri var: Örneğin vizörü çok kötü (ama bu HD-SDI çıkışına düzgün bir monitör takarak aşılabilecek bir sorun). Aktarım hızı çok yavaş (zira şirket sıkıştırmasız RAW video hızına yetişebilmek için kendi kartlarını tasarlamış ve bu kartları hızlı aktaracak bir sistem bir kaç aya hazır olacakmış.)

Kamera üzerinden izleme yapmak da biraz problemli yani aslında A-Cam DII henüz beta seviyesinde sayılabilecek bir kamera o yüzden sert eleştirmek doğru olmaz.

Gelelim güzel tarafına: Kamera aslında kendi diskine arka arkaya Adobe DNG kareler kaydediyor. Bu kareleri yine Adobe’nin Camera RAW’u veya Lightroom ile açabiliyor ve istediğiniz gibi renk düzenleme yapabiliyorsunuz. Sonra After Effects’e bu dosyaları import ederken ilk karenin rengi  istediğiniz gibiyse diğer kareler de aynı şekilde açılıyor.

Bunun sonucu olarak artık alıştığımız ve hatta neredeyse sıkıldığımız RED ve Alexa görüntüsünden farklı ve daha “analog” bir görüntü ile karşılaşıyoruz. Bugüne kadar gördüklerim arasında A-Cam DII renk olarak filme en yakın kameralardan biriydi diyebilirim.

Tabi A-Cam DII henüz profesyonel bir ortamda kullanılacak düzeyde değil ve bunca devin olduğu bir alanda şirket varlığını sürdürebilir mi emin değilim ancak sadece Adobe DNG’ye verdikleri destek ve sıkıştırmasız RAW israrları bile çok sempatik.

Zaten kamera açılırken ekranda “A-Cam DII The Camera Loves You” yazıyor!

Algılayıcının küçüklüğü bir sorun gibi görülebilir ancak 2/3 merceklerle uyum aslında bir avantaj. Kısaca A-Cam DII parlak bir fikir fakat henüz bitmemiş bir uygulama. Uzun film çekilebilir mi şu haliyle? Şimdilik zor ama umut var.

Şuradan Togan’ın Ikonoskop ile çektiği bazı denemeleri görebilirsiniz.

C300 ve Digerleri

Canon’un yeni video kamerası C300′ün Scorsese’li tanıtımı çok iddialı olunca bazı şeyler gözden kaçtı. Bunların en önemlisi kesinlikle yeni EF Cine Mercekler. Canon’un kendi kameralarının ucuna Zeiss veya Nikon takılmasından hoşlanmadığı biliniyordu. Ancak tepki beklediğimizden büyük oldu. Peki hangi mercekler çıktı?

  • CN-E14.5-60mm T2.6 L S / CN-E14.5-60mm T2.6 L SP *
  • CN-E30-300mm T2.95-3.7 L S / CN-E30-300mm T2.95-3.7 L SP *
  • CN-E24mm T1.5 L F
  • CN-E50mm T1.3 L F
  • CN-E85mm T1.3 L F

Zoomların (*Hem PL hem EF sürümleri var) fiyatları 45.000 USD civarında! Prime mercekler de 6000 – 7000 USD aralığında olacak. Aslında bu haber c300 den daha önemli. Canon “sayısal film kamerası” işine tam gaz girdiğini asıl bu merceklerle duyurdu diyebiliriz. c300 sadece bir başlangıç.

Aynı zamanda gözden kaçan bir diğer haber de yeni bir “Cinema DSLR” ile ilgiliydi. Şuradan öğrendiğimizde göre Canon 4K kayıt yapabilecek ve öncelikle film sektörü için üretilecek özel bir DSLR hazırlıyor.

Bütün bu gelişmeler Canon düşmanlarını kızdırıyor ve çıkan ürünlerde kusur bulmaya itiyor. Eleştiriler haksız olmasa da aslında bütün bu ürünler daha parlak bir geleceğin habercisi diye düşünüyorum: Rekabet iyidir!

Lytro Her Şeyi Değiştirir mi?

 Daha önce bahsettiğim Lytro sonunda ortaya çıktı.
Bilindiği gibi kamera “ışık alanı” kaydediyor. Bu sayede sonradan istediğiniz yere netlemek, hatta stereoscopic görüntü üretmek mümkün oluyor. “Apple’ın Iphone la yaptığını kamerada yapmak istiyoruz” demişlerdi. Tasarıma bakınca gerçekten bu yolu tuttuklarını görüyoruz.
Lytro’nun nasıl çalıştığı da biraz daha açıklık kazandı. Algılayıcının önünde micro mercekler var ve bunlar asıl mercekten gelen ışığı farklı piksellere yönlendirip ayırıyorlar. Böylece “ışığın yönü” adı verilebilecek yeni bir veri ortaya çıkıyor. Daha sonra bu bilgi kullanılarak “algılayıcı daha uzakta veya daha yakında olsa ne olurdu?” sorusunun cevabı hesaplanabiliyor (ki bu da netlik yapmak demek).

Aynı şekilde kamera biraz sağdan baksa biraz soldan baksa gibi varsayımlar da hesaplanabiliyor.

Tabi bu da aslında sonuçta kullandığınızdan daha fazla veriyi saklamanız gerektiği anlamına geliyor. Bu nedenle Lytro’nun çözünürlüğü düşük. Ürettiği görüntülerin 1080 satırı ancak yakalayacağı söyleniyor (garip şekilde çözünürlükle ilgili net bir şey söylenmiyor)

Bu kameradan çok heyecanlanan arkadaşlarım var. Böylece elimizdeki binlerce dolarlık Canon merceklerin çöp olacağını ve herkesin Lytro ile çekim yapacağını (tabi profesyonel versiyonlarıyla) iddia ediyorlar ve Lytro’yu büyük bir devrim olarak şimdiden alkışlıyorlar.

Şu anda dudak yumuşatıcısına veya parfum kutusuna benzeyen yapısıyla tabi beni biraz gülümsetiyor bu kamera : )

Tabi ki Lytro aslında büyük bir girişim ve yıllardır çıkmış en heyecan verici teknoloji ama yine de bildiğimiz her şeyi değiştirir mi çok şüpheliyim. Kameranın 8 gb lık ve 16 GB lık modelleri 350 ve 499 dolara satılacakmış. Ayrıntı şurada.

PS: Birileri bu teknolojinin profesyonel halini de geliştirmiş http://raytrix.de/index.php/Cameras.html

EOS 1D X

EOS-1D_X_3_2

Uzun süredir 1D ve 1Ds serilerinin birleşmesinden bahsediliyordu.

Bu sabah beklenen oldu. Yeni EOS 1D X artık 1 serisinin tek yoldan gideceğini gösteriyor.

Kamera bir çok yenilik getiriyor ama hızlıca en önemlilerine değinirsem:

1 – Yeni Codec: 1D X intraframe (kare içi) bir codec de kullanabiliyor (istenirse eski usul devam da edebiliyor). Intraframe codec daha yüksek kalite ve kurguda kolaylık demek. Bu hayırlı bir gelişme.

2 – 1D X 2 adet Digic V+ bir de Digic IV kullaniyor. Moiré sorunu olmadığı söyleniyor basın bülteninde.

3 – Alet 18 MP olduğu için pixel yoğunluğu örneğin 5D den daha düşük. Bu ve yeni teknoloji algılayıcı ile 20000 ASA ya kadar zorlanabiliyor. Tabi henüz sonuçları görmedik.

4 – Timecode desteği var. Hem record run hem free run olarak. Bunu zaten bugüne kadar koymamaları hataydı.

5 – Yeni bir auto focus sistemine sahip.

6 – Beklenen fiyatı 6800 USD

7 – LAN desteği var ve saniyede 14 kareye çıkabiliyor (32000 ASA altında olmak kaydıyla : )

8 – 720p de 60 kare yapabiliyor yani 7D den daha ileri değil.

Bence bunların içinde en önemli özellik intraframe sıkıştırma. Tabi burada değinmediğim daha başka özellikler de var ama yine de fiyatı epey yüksek. Profesyonel sınıf bir kamera olduğu için aslında her zamanki 1 serisinden 2000 dolar ucuz diyebiliriz.

Bu kamera alınır mı? Olabilir ancak 1 serisi birleştiyse artık 5D Mark III daha video ağırlıklı bir kamera haline gelebilir. Her zamanki gibi beklemek gerek.

Ayrıntı şurada.

 

TS-E 24mm f/3.5L II

The Hagia Sophia interior architecture in Istanbul, Turkey

Geniş açı mercekler beni hep tedirgin eder. Onlarla iyi bir kare çekmek zordur. Çerçeveye bir sürü şey girer ve bunların hepsini kontrol etmek insanı gerebilir.

Bir süredir TS-E 24mm f/3.5L II mercekle oynuyorum ve bunlarla (TS serisi) sözünü ettiğim gerilim daha da artıyor. Kısaca özetlersem bu merceklerde Shift seçeneğinde merceği sağa, sola, yukarı ve aşağı kaydırabiliyorsunuz. Böylece örneğin yüksek bir binayı çekmek istiyorsanız kamerayı yukarı kaldırmanıza (eğmenize) gerek kalmıyor. Shift ile binanın perspektifini bozmadan üstünü görebilir hale geliyorsunuz.

Tilt modunda ise merceği her yöne yatırabiliyorsunuz. Böylece netlik alanını isteğiniz gibi etkileyebiliyor çok dar veya normalden fazla netlik sağlayabiliyorsunuz.

Merceğin problemlerini özetlersek:

* Öncelikle pozlamayı zorlaştırıyor. Lensi “shift veya tilt” ile kullandığınızda kameranın otomatik netleme sistemi saçmalıyor. Mutlaka manuel çalışmanız gerekiyor.

* Üç ayak kullanmadan iyi sonuç almak zor ama imkansız değil.

* Auto focus yok.

Buna karşılık tabi ki bazen sonuçlar şaşırtıcı derecede iyi olabiliyor. Örneğin yukarıdaki kare aynı kamera pozisyonundan yukarı aşağı tam Shift ile elde edilen bir panorama. Bu yöntemde kamera hiç oynamadığı sadece mercek oynadığı için kusursuz panoramalar yapabiliyorsunuz (gerçi aynı işi Sony’nin 200 dolarlık kameraları da yapıyor : )

Sanırım Canon’un yaptığı en keskin 24 mm olan TS-E24mm f/3.5L II henüz bütün olasılıklarını deneyebilmiş olmasam da son derece hayırlı bir oyuncak.

Bu arada yıllar sonra Aya Sofya’yı tamir iskelesi olmadan görebilmek de güzel!

Merak edenler için şurada TS merceklerin daha ayrıntılı bir açıklaması var.

Terimler Sözlüğü

Geçenlerde birisi blogda bir terimler sözlüğü olsa demişti. İyi fikir.

2007′de yazdığım ve Pusula Yayınları’nın o zamandan beri elindeki 2000 kitabı bitiremediğini iddia ettiği “Dijital Video ile Sinema” adlı kitabımın ek bölümünde buna benzer bir sözlük vardı.

Yukarıdaki menüden “terimler” başlığı ile ulaşılabilir.

Zamanla geliştiririz belki beraber.

Weisscam, Alexa vs vs.

PS Technik diye bir Alman firması var. Bunlar malum Mini 35, Pro 35 gibi adaptörlerle epey sevindirmişti bizi.

Bir de kamera yapmışlar. Bugüne kadar denk gelip çalışmamıştım. Adı Weisscam HS2

Kameradan ziyade tanka benziyor aslında.

Bu yüksek kare kameralarında gıcık bir durum var. Önce içindeki RAM belleğe çekiyorsunuz. Sonra seyrederken kaydetmek veya aktarmak durumundasınız. Phantom da bu epey uzun sürüyordu. Weisscam’de bu işlem çekim hızınızla playback yapmak kadar hızlı.

Tabi burada büyük bir soru ortaya çıkıyor: Nasıl ve neye kaydediyor bu alet? Format nedir?

Aletin üzerinde Dual Link HD-SDI çıkış var ve PS Technik’e göre HD-SDI üzerinden RAW kayıt da mümkün. Gel gör ki kameranın teknik ekibi bu çıkışı kullanıp RAW kaydetmek istemiyor. “Post Production işlemleri uzun sürüyor, kabusa dönüşüyor” gibi bir açıklama yapılıyor. Efendilik ettik single link ile 4:2:2 ye düşüp diske kaydettik.

Alet saniyede 2000 kareye çıkıyor. Peki görüntü nasıl? Teknik olarak berbat (yani yüzde 200 zoom yapıp bakarsanız) çok noisy (gürültülü), aşırı compressed gibi görünen (ama aslında compressed olmayan) bir görüntü çıkıyor ortaya. Ayrıca highlight bölgeler çok çirkin bir şekilde patlıyor (nedenini bilmiyorum).

Peki kamera iyi mi? Evet hem de çok iyi. Bu ne yaman çelişki derseniz saniyede 2000 kare çekmek gibi bir amacınız varsa bazı şeyleri görmezden geleceksiniz diyorum.

Sonra Alexa ile tekrar çalıştım. Daha önceki yazımda Alexa’yı beğenmedim demiştim zira greenscreen de alet gayet beceriksizdi. Şimdi daha normal bir işte denedim. Sonuç yine aynı: Alexa kötü bir kamera. Memleketteki hype öyle boyutlara varmış ki bunu söyleyeni dokuz köyden kovarlar ama ne yazık ki gerçek bu.

Neden kötü? Çünkü şu anda size gayet düşük bitrate sahibi 4:2:2 (40 fps den yukarı çıkarsanız) vasat bir Prores dosyası veriyor. Color correction da ciddi bir oynama alanı yok.

Gel gör ki yukarıda dediğim gibi bu kameraya hayran özellikle görüntü yönetmeni arkadaşlar. Ben nedenini anlayamıyorum ama herhalde üzerinde Arri yazması onları rahatlatıyor olmalı : )

Eh bu da geçerli bir nedendir diyelim ama hakkını da yemeyelim RAW kayıtçısını görünce tekrar bakmak gerek çünkü kamera aslında tek başına önemli bir şey değil.

Kamera Önemli mi?

The iPhone Fashion Shoot – Lee Morris Shoots With The 3GS Fstoppers from FStoppers on Vimeo.

Otomat’ın blogundan gördüğüm bu videoyu yukarıdaki sorunun cevabını merak edenlere öneriyorum.

Bu arada Otomat da izlenmeli.

Sony NEX-FS100

Sony daha önce çıkaracağını duyurduğu kamerayı çıkardı: NEX-FS100 (Bu model isimlerini kim nasıl buluyor merak etmiyor değilim. AF100′e karşılık FS100 :)

Klasik Sony stratejisi hiç bir şeyi ilk yapmamaktır diyebiliriz (Genelde JVC herkesten önce kötü bir şey yapar. Sonra Panasonic iyi bir şey yapar ama mesela kötü bir LCD ile yaptığını baltalar. En son Sony yapar ve en çok da o satar : )

Sony 5850 USD fiyatlı bu kamerayı da “ilk ucuz 35 mm algılayıcılı kamera” olarak pazarlayacak gibi görünüyor.

Kameranın algılayıcısı super 35 mm boyutlarında (yani AF 100′un Micro 4:3 algılayıcısından büyük) Bu da 35 mm SLR mercekleriyle daha iyi uyum sağlayacak demek oluyor. XLR ses girişleri var SD ve SSD kayıt ortamlarını destekliyor.

Kendi üzerindeki kayıtçı düşük sayılabilecek bir veri hızıyla (28 Mbits/s) AVCHD kayıt yapsa da alet HDMI üzerinden 4:2:2 sıkıştırmasız (ve timecode lu) video verisi yollayabiliyor ve bu çok iyi bir özellik.

Buna karşılık FS100 AF100′deki gibi HD SDI çıkış sağlamıyor.

1080′de 60p yapabilen FS100 gördüğüm kadarıyla gayet iyi bir kamera. Özellikle DSLR’larla uğraşmak istemeyenler için çok iyi bir seçenek.

AF100′u doğrudan hedef alan bu yeni kamera dış görünüş olarak ondan daha amatör görünse de ergonomisi çok iyi.

Bu kameranın çok satacağını düşünüyorum. Tabi bu işlere ilk uyanması gereken Canon neden hala XF 305 falan gibi saçmalıklarla uğraşıyor anlamış değilim.

Daha fazla ayrıntı şurada

PS: Bu arada FS100′un icindeki algılayıcı ile F3′un icindeki aynı.

2011′in ilk Haberleri

Yeni yıl saçma sapan haberlerle başladı.

Öncelikle 00006 kodlu ilk RED EPIC Fransa’da çalınmış! Jim Jannard kamerayı bulana 100.000 USD veriyormus. Haydi gençler iş başına!

Diğeri daha da abuk bir haber: Sözde birileri EOS lardan 4K kayıt yapmayı sağlayan bir firmware geliştirmişler. 11 Ocak’ta 5D MK II için çıkacağı iddia ediliyor. Yalnız kayıt süresi 6 sn. Artık idare edeceğiz : ) Canonrumours’dan okuduğumuza göre firmware şu özelliklerle gelecekmiş:

  • 4K cozunurluk 4096×2304
  • 60p @ 1080p
  • Kayıt sırasında Live view çalışmıyor.
  • 1080p with 175Mb/s Bitrate
  • 4:2:2 kayıt
  • Moire ve aliasing yok
  • 5D Mark II  11 Ocak 2011′de çıkacak
  • 4K da kayıt süresi 6 saniye
  • Kameradan oynatmak mümkün olmayacak.
  • Pil normalden hızlı tükenecek
  • ayıt 16:9 olmayacak
  • Önce T2i (550D) için çıkacak sonra 7D, 5D Mark II
  • Kare kaçırmıyor
  • HDMI Out çalışacak
  • Sadece hızlı Class 10 kartlarla çalışacak

Keşke gerçek olsa ama pek ihtimal vermiyorum açıkçası.

PS: Evvelki gün 4K firmware’in kandırmaca olduğu açıklandı.

Fuji X100

Profesyonel fotoğrafçılara (veya kendini öyle görmek isteyenlere) yönelik kompakt kamera pazarı iyice karışıyor.

Fuji’nin yandaki (bence şimdilik harika görünen) projesi X100 özellikle geleneksel fotoğrafçıların “optik bakaç” ihtiyacını yenilikçi bir şekilde karşılayacak gibi: Hybrid Viewfinder adı verilen bu sistemde isterseniz optik isterseniz LCD bakaç kullanabiliyorsunuz.

Şuradan ayrıntılı olarak incelenebilir. Kamera henüz çıkmadı.

Film: Visions of Light

Yıllardır sinema tv öğrencilerine israrla gösterdiğim bir film var: American Society of Cinematographers’ın NHK ve AFI işbirliğiyle 1992′de yaptığı “Visions of Light”.

Filmi kaç kere seyrettim hatırlamıyorum. Onlarca defa olabilir. Buna rağmen hiç sıkıldığımı hatırlamıyorum (Oysa her zaman sınıflarda oflayıp puflayanlar olur. Bu insanlar ne için o sınıflara gelmişlerdir anlamak mümkün değil.)

Film görüntü yönetmenliği (ben kameramanlık demeyi seviyorum ama öyle deyince yanlış anlaşılıyor) tarihi üzerine (tabi daha çok Amerika odaklı) bir belgesel.

Efsanevi görüntü yönetmenleri Vittorio Storaro, Allen Daviau, Michael Chapman, Nestor Almendros, Vilmos Zsigmund, Conrad Hall, William Fraker, Gordon Willis (Prince of Darkness!) ve daha niceleri ile yapılmış röportajlar ve Gregg Toland gibi hayatta olmayan ustaların en iyi filmlerinden en iyi planları içeriyor.

1992 yapımı olduğu olduğu için günümüz hakkında fikir vermediği düşünülebilir ama tarihsel bir perspektif yaratması açısından çok değerli. Zaten aslında bugünkü trendleri anlamak için de mutlaka oralara bakmak gerekli.

Konuyla ilgilenenlere hararetle tavsiye ederim. Sinemayı gerçekten seven herkesin izlemesi hatta bir kaç defa izlemesi gerekli.

Get Adobe Flash player

Bad Behavior has blocked 314 access attempts in the last 7 days.