Tag Archive for '4K'

Canon 1DX MK II

6571880879Çıktı çıkacak derken Canon sonunda “amiral gemisi” sayılan kamerasını duyurdu. 5999 USD’lik fiyatıyla bu yeni 1 serisi kamera saniyede 14 kare (Live View seçeneğinde 16 fps) RAW fotoğraf çekebiliyor. 170 karelik bir kumbara (buffer) dolana dek bu hızlı çekimi sürdürebiliyorsunuz (yaklaşık 15 sn)

Bu yüksek hıza ulaşabilmek icin Canon Nikon’dan her zamanki gibi daha cesur davranıyor ve hem eski CF bellekleri hem de CFast adı verilen yeni bellekleri kullanıyor.

4K DCI çözünürlüğünde 60 kare/sn video çekebilen 1DX MK II bu seçenekte M-Jpeg sıkıştırma kullanıyor. 1080p’de ise bildiğimiz h264 codec kullanıyor ve 120 kare/sn ye kadar çıkabiliyor. 4K okuyabilmek ve yazabilmek için CFast kart kullanmak zorundasınız.

409600 ISO’ya kadar çıkabilen 20 MP’lik algılayıcının dinamik aralığı ile ilgili bir bilgi henüz yok. Böyle bir bilginin olmaması Canon’un hala Sony algılayıcıları yakalayamadığını gösteriyor olmalı.

Yine de “gerçek” 4K (3840*2160 değil 4096*2160) kullanması; bu isi 60 kare/sn hızında yapması ve dual pixel adı verilen otomatik netlik sistemini desteklemesi video alanında Canon’un lider konumunu sürdürdüğünü gösteriyor. Ne var ki HDMI kapısından sadece 1080p çıktı vermesi bu kameranın video öncelikli olmadığını da gösteriyor.

Böylece daha çok bir spor muhabiri ve haberci kamerası olan 1DX MK II yakında duyurulacak 5D MK IV’ün de nasıl bir kamera olacağını az çok belli etmiş oluyor.

Bekliyoruz.

 

DJI X5r ve Kamera Almamak İçin Harika Bir Dönem!

zenmuse-x5s-972ac961e8502f6e861ac31761881dd4

Bir önceki yazımda Phantom 3’ün sıkıştırmasından yakınmıştım. Yazının hemen ardından DJI Inspire 1 modeli için iki yeni kamera duyurdu: X5s ve X5r

Inspire One Phantom’a göre daha gelişmiş ve iki kullanıcı gerektiren bir drone fakat kamerası Phantom 3 ile aynıydı. Aradaki fiyat farkı ve büyüklük Phantom 3’ü çok daha makul bir seçenek yapıyordu.

Bu kameralarla durum değişti. Yeni duyurulan bu modeller Micro 4:3 algılayıcı kullanıyorlar ve mercek seçenekleri var. Ayrıca esas şaşırtıcı haber X5r modelinin 4K Raw video kaydı yapabiliyor olması. Bu aslında epeydir beklediğim bir gelişmeydi ancak biraz hızlı oldu.

Bu haber sadece dronelarla ilgilenenler için değil görüntü işleriyle uğraşan herkes için iki açıdan yeni bir dönemi işaret ediyor: Birincisi artık sadece HD çeken bir kamera almak kesinlikle yanlış bir yatırım. 4K geldi. Hatta 6K’ya hazırlanmakta yarar var (gösterim 4K olacaksa kameranın bunun üzerinde olması tercih edilir). Bu noktada sırası gelmişken örneğin Canon’un bir sonraki 5D’ye 4K özelliği koymamak gibi bir hata yapacağını sanmıyorum. Zaten Sony A7S II gibi son derece ciddi rakip çıkarmışken bu herhalde Canon’un intiharı olurdu ama tabi Canon bu ne yapacağı belli olmaz.

İkincisi artık RAW yani ham video kaydı yapmayan bir kamera almak da eskisi kadar iyi bir yatırım değil. Elbette RAW çok büyük bir veri transfer hızı istiyor, dev dosya boyutlarıyla uğraşmak zorundasınız ve renk düzenleme de herkesin yapabileceği kolay bir iş değil fakat yine de ciddi bir şey çekecekseniz bunun h264 le yapılması pek kabul edilebilir değil bu devirde.

DJI’in X5r kamerası kendi üzerindeki 512 MB lik SSD’ye kayıt yapıyor ama aynı anda h264 sıkıştırmasıyla drone üzerindeki Micro SD karta da yazıyor. Böylece elinizde hem ham kayıt, hem proxy olarak kullanabileceğiniz mp4 dosyaları oluyor. Hayırlı bir girişim.

Yeni bir Inspire 1 ve X5r almak isterseniz 8000 dolar harcamanız gerekecek. Tabi 8000 dolar gökte uçan, 4K RAW kayıt yapabilen bir kamera için aslında ucuz olmakla birlikte aynı nedenle de pahalı! Suya düşerseniz 8000 dolarınızla vedalaştınız demektir! X5s modeliyse RAW çekmiyor ve fiyatı drone ile birlikte 5500 USD.

Elinde Inspire 1 olanlar da X5r’yi tahminen 5000 USD gibi bir fiyatla alıp kullanabilecekler. Tabi böyle bakınca örneğin URSA Mini ile aynı fiyata satılan bir kameradan söz ediyoruz. Kısaca nereden baktığınıza bağlı olarak alet pahalı ve ucuz olabiliyor.

Her şekilde görüntü teknolojileri gittikçe artan bir hızla değişiyor. Kısaca “kamera almamak” için en iyi dönemdeyiz yine!!

Phantom 3 ile 7 saat

Son bir aydır çeşitli yolculuklara yeni oyuncak DJI Phantom 3 Pro ile çıktım.

Özellikle tekneden kalkış yapmak konusunda epey tedirgindim. Ne yazık ki web forumlarında inanilmaz bir bilgi kirliliği var: “Suyun üzerinde uçmayın düşersiniz” konulu bir çok mesaj okudum. Sonunda cesaretimi toplayıp suyun üzerinde 3 saat kadar uçtum. Böylece toplam uçuş sürem 7 saat oldu.

Bu 7 saatin ardından lafa sondan başlarsam Phantom 3 muhteşem bir alet: Rüzgara direnci, sabitliği sağlayan gimbal, kullanım kolaylığı, sinyal erişimi… hepsi çok çok iyi. Bütün bunların ötesinde size yepyeni bir perspektif sunuyor. Dünyaya yukarıdan bakmakta yarar var böylece aslında ne kadar önemsiz olduğumuzu hatırlayabiliriz.

Aletin bence tek zayıf noktası var: Kamera : )

Boyutuna göre kamera da esasen “kötü” değil fakat ne yazık ki sıkıştırması çok kötü: 60 Mbit lik bir 4K görüntü elbette bir RED’le Alexa ile aynı olamıyor. Özellikle yoğun detay içeren tarla, orman, çim vs gibi şeyleri çekerken sıkıştırmadan sorumlu görüntü işlemcisi fena çuvallıyor.

Buna karşılık kameranın merceği ve çözünürlüğü çok iyi. Sıkıştırmadan doğan kayıp olmasa boyutuna göre harika bir kamera diyebiliriz. Gopro’dan çok daha iyi olduğu kesin tabi.

Bir başka küçük eleştiri noktası da kamerayı tilt yapan kontrolün ne yazık ki yeterince hassas olmaması (ya da fazla hassas mı desem?). Kumandanın sol önünde küçük bir bilezik var. Onu çevirerek kameraya tilt yaptırıyorsunuz. Ne yazık ki bu bileziğin hızı yazılımdan ayarlansa da dururken ve kalkarken çok sert hareket ediyor (oysa 3 dolarlık bir devre ile bu çok kolay engellenebilirdi). Bu tür durumlarda aynı anda hem drone u kullanıp hem de tilt le boğuşmak kolay değil.

Benzer bir durum pan (Yaw) yaparken kullandığınız kumanda kolu için de geçerli. DJI’in Apple uygulamasından kolların hassaslığını azaltmak mümkün ama en düşük hassasiyette bile küçük bir hareketiniz drone u aniden döndürmeye yetiyor. Bu yüzden Phantom’la bir şeyin etrafında dönmek ciddi konsantrasyon istiyor (imkansız değil ama bayağı uğraşmanız gerek). Gerçi çok yakında yeni bir firmware ile bu tür hareketler otomatik hale gelecek ama yine de bu basit sorunlar aslında yazılım ve donanım düzeyinde çok kolay çözülebilirdi.

Bir kaç deneme sonunda 4K çözünürlüğünde Log ve 25 fps çekmeye karar verdim. En makul seçenek o gibi geldi. Yukarıdaki video o şekilde çekildi. 4K ilk geldiğinde gereksiz buluyordum ancak kabul etmek gerek 4K iyi bir şey. Özellikle hava çekimi gibi detay içeren karelerde etkileyici görünüyor. Bundan sonra sadece HD çeken bir kamera alınmaz.

Fotoğraf çekiminde Phantom 3 ne yazık ki başarılı değil. Bu tabi yıllardır 5D türevlerine alışmış biri için normal.

Blackmagic’in Phantom türü dronelar için bir kamera çıkarması bekleniyor. RAW çekebilen küçük bir kamera ile hayatlarımız daha harika olabilir.

Hızlı notlar:

* En az iki pile ihtiyaç var. Hatta 3 daha iyi olurdu.
* Gümrüklerde ve uçakta şimdilik kimse bir şey sormadı. Ancak bataryayı kabine almanız gerekiyor.
* “Compass” denilen pusula ayarı sanıldığı kadar sık yapılmasa da oluyor. İtalya’da yapılmış bir ayarla Bodrum’da günlerce uçtum bir şey olmadı.
* Sinyali kaybetme sınırı çok değişken. Bir yerde 1.2 Km de kaybettim, başka bir yerde 3 KM’de. Sözü edilen 5-6 KM leri zorlamadım. Her sinyal kaybında tabi büyük gerginlik yaşadım ama 3 dklık sessizlikten sonra Phantom kendisi geri gelmeyi becerdi. Tabi su üstünde bu sorun olurdu. Özellikle tekne hareket halindeyse Phantom ilk kalktiği yere dönüyor. O yüzden suda çok uzaklaşmadım.
* Alete çok iyi hakim olduğunuza emin olmadan ve Atti mode deneyiminiz olmadan uçmamanızı öneririm. Özellikle iniş ve kalkışlar en riskli durumlar. Hele de tekne gibi her yeri iplerle dolu bir yerden kalkış ve iniş yapıyorsanız.
* Pervanelerin balansını yapmak gerekiyor.
* Mutlaka bir ND veya polarize filtre kullanmak gerekiyor.
* Güneşte Ipad’in ekranından bir şey görmek imkansız. Mutlaka bir güneşlik lazım.

CNK 4K Kamera!

imgresSabah erken kalkanın (daha doğrusu öyle zannedenlerin) kamera yaptığı bir dönemden geçiyoruz. Bu blogu izleyenlerin bildiği gibi aslında yıllardır bunun böyle olacağını konuşmuştuk. Kameranın da bir bilgisayar haline gelmesi aslında toplama parçalarla bile bir kamera yapılabilmesini sağlayacaktı ve öyle de oldu. Bu süreç daha da hızlanarak ilerleyecektir.

“Neden artık yeni kameraları yazmıyorsun?” diye soranlara da bu açıklamayı yapmak gerekiyor: Kameraların büyük devrimi bu blogun en aktif olduğu günlerde yaşandı bitti zaten. Bundan sonrası artık birbirine benzeyen bir sürü kameradan ve detaydan başka bir şey değil. Bunlar da beni pek heyecanlandırmıyor açıkçası. CNK 4K kamera gerçek olsaydı (Canik 4K da denebilir : ) şöyle bir kamera yapardım:

* Hafif, küçük! Blackmagic ebatlarını geçmeden fakat kutudan öte elde tutulabilir ve üzerinde pervane olmayan tasarım! * Full Frame (24*36 mm), EF mount, 12 MP algılayıcı, 4K da 120 fps ve HD’de 240 fps (penceresiz) RAW kayıt (arti proxy olarak Prores 720p) * Sensor kırpma fonksiyonu ile başka mercek sistemlerine HD’de tam uyumluluk (4K da olamıyor tabi) * Sensörden stabilizasyon, tilt ve shift seçenekleri. * Cfast kartlara kayıt (CF’in yeni sürümü) * Dönebilir 5 – 7 inch arasi Oled kamera üstü monitör * Global shutter ve 5000 USD altında fiyat

Bu kamerayı yapabilen yok henüz fakat geç uyananların yaptığı şöyle bir sürü kamera var:

* AJA’nın da saati şaşmış ve Cion adıyla kamera işine girmiş: http://www.aja.com/en/products/cion

* Herkes balığa giderken uyuyan Panasonic 4K‘ya bulaşmış.

* Blackmagic iddialı fikirlerle ortaya çıkardığı fakat başarısız modellerin ardından URSA ile şansını yeniden deniyor.

* Sony 5D MK ları yıllarca izledikten sonra A7s ile 4K’yı aynasızlara getiriyor. Bu kameraların her birinin hoş özellikleri var ama yine de hiç birini almazdım doğrusu! Beklemeye devam : )

Sergi: More is Less* (Çok aslında azdır)

moreisless3

Fırlatmaya 10 Saniye, 2013, Pleksiglas Altında Arşivsel Pigment Baskı, 150*190 cm

Bir süredir filmcilikten çok fotoğrafla ilgilendiğimi bu blogu izleyenler belki fark etmiştir: Bir prodüktöre ve ekibe bağlı olmamak, bireysel olarak hatta neredeyse tek başına ve görece çok daha küçük bütçelerle yapılabilir oluşu, kalıcılığı (bir fiziksel nesne olarak varlığı) beni epeydir cezbediyordu fotoğrafın.

19 Aralık Perşembe akşam 18.30’da Zorlu Performans Sanatları Merkezi Galeri alanında ilk solo sergimi açıyorum. Sergide bir adet de 4K video yer alacak (yani filmciliği de birakmiyorum : ). Bu video Canon’un 4K HDSLR’i EOS 1Dc ile çekildi. Compositing işlemini Otomat’ta Emre Aypar ve Yasin Yalva yaptılar.

Açılışa katılmak isteyenleri beklerim. Katılamayacak olanlar için sergi 18 Ocak’a kadar açık kalacak.

Sergideki işlere şuradan ulaşılabilir.

PS: Bu blogda az olur ama 4K da nedir diyenler icin yeni UHD (Ultra High Definition) TV standardina 4K diyoruz. Bu sistemde 3840*2160 piksel cozunurlugunde video kareleri ile çalışmak gerekiyor. Bu da dort adet HD resim anlamina geliyor.

JVC@4K

Dünyanın en garip şirketlerinden JVC yine kendine yakışır bir girişimle karşımızda. Nuvit Bingöl sayesinde şuradan öğrendiğimize göre JVC dünyanın ilk 4K el kamerasını yapmış. Kamera 3840*2160 piksellik görüntüleri 24/50/60 kare hızlarında 144 Mbps veri hızıyla h.264 sıkıştırmasıyla SDHC veya SDXC kartlara kaydediyormuş.

Ayrıca kamera 8.3 MP lik ve 1/2 inch boyutundaki Cmos’tan gelen görüntüyü HD olarak çıkabiliyormuş.

4995 USD’lik tavsiye fiyatıyla JVC yine bir ilki başarırken eminim çok az satmayı da becerecektir. Kim böyle bir kamera istiyor gerçekten merak ediyorum : )

RRRRaw!

One Image, Many Visions

RedUser.net üyesi bir firmanın, Shot With RED adlı blogunda “The power of REDCODE RAW” başlıklı bir yazı yayınlamış. Yazıya göre; omuz üzerinden çekilmiş bir kız karesini 4K – TIFF formatında indirip (48 MB), renk düzenleme yapıp – karenin son halini tekrar siteye upload edebiliyorsunuz.

Şu ana kadar color-correction yapılmış 40 farklı versiyon yüklenmiş. Aynı kaynak kareden üretilen “One Image, Many Visions” adlı galeri ilginizi çekebilir. — Son 2 kare benden : )