Tag Archive for 'canon'

Page 2 of 5

EOS MEOS M

Yıllardır tartışılan “aynasız” kameralar sonunda tek tek çıkıyor. Yarın Canon’un Canon M adlı yeni (ve bu algılayıcı boyunda tarihinde ilk) aynasız kamerasını duyuracağı neredeyse kesinleşti.

Kamera 18 MP lik bir APS-C algılayıcı kullanıyor (EOS 7D, 60D, 650D gibi kameralarla aynı). EF-M mount kullanan kameranın 100-12800 ASA arasını doğrudan 25600 ASA’yı H1 seçeneği ile desteklemesi bekleniyor.

1920*1080 video da çekecek olan EOS M normal EF merceklerle de uyumlu olacakmış (bir adaptörle). Neden bu aynasız kameralara bu kadar merak vardır anlamış değilim. Evet ayna çok eski bir teknoloji ve tasarım açısından bir sürü sorun yaratıyor (hız, gürültü, netlik, mekanik vs vs)

Peki bütün bu sorunlara EOS M cevap olabilir mi?

Belki soruyu şöyle sormalı: Bu kameranın G1X’ten ne farkı var? G serisi yıllardır zaten aynasız : ) Eh G1X’in merceği değişebilir haline hoş geldiniz. Fiyat açıklanmamış ama bir tahminde bulunayim: 799 USD!

Görelim bakalım.

PS 23 Temmuz 2012: Fiyat tahminim BINGO! Ayrıntı şurada.

Canon 1DC ve C500Canon 1DC ve C500

Canon yine garip işler yapmaya devam ediyor!

Uzun süredir beklenen 4K HDSLR sonunda bugün duyurulmuş: EOS 1Dc aslında 1Dx e benziyor ancak CF karta 8 bit olarak 4:2:2 ve 4096*2960 piksellik Mjpeg codec kayıt yapıyor (Evet yine 8 bit!)

Alet HDMI üzerinden “clean” çıktı verecekmiş ama 8 bit olduğu iddia ediliyor. Bir başka yenilik de c500. Daha yeni ortaya çıkan c300’ün geliştirilmiş hali olan c500 SDI üzerinden RAW 4K çıktı verecekmiş.

Kısaca 4K savaşlarını hoş geldiniz! Bu ürünler kendileri çok önemli değil belki ama Canon’un bu işi (video) bırakmayacağını hatta iyice asılacağını gösteriyorlar.

4K’ya neden ihtiyacımız var şu anda ve kimler alır bu kameraları bilmiyorum ama 15.000 USD lik Amerika fiyatıyla 1Dx’i ben almayayım : ) “Geri kafalı” olduğum için daha uzun süre HD ile idare edebilirim diye düşünüyorum. Ayrıntı şurada ve blogun forumunda şurada. 

Canon G1XCanon G1X

Canon Türkiye Mark III’ten sonra bir de G1X yollamıştı. Açıkçası önce şunu söylemem gerek: Küçük fotoğraf makinelerinden nefret ediyorum. Özellikle Canon’un G serisi yıllardır hiç haz etmediğim bir sınıfı temsil eder.

Bu aletler beni o kadar heyecalandırmıyor ki iki haftadır bir türlü elim gitmedi kendisiyle oynamaya. Neden?

1 – Öncelikle bu aletlerde kesinlikle bir “shutter lag” var. Yani sizin düğmeye basmanızla fotoğrafın çekilmesi arasında bir zaman farkı oluyor. Bu bence zaten öldürücü bir hata. G1X’te bu durum aza indirgenmiş ama DSLR’lara alıştıysanız hala yavaş.

2 – Bu aletlerin sensörleri küçük oluyor (en azından son bir kaç yıla kadar) dolayısıyla düşük ışıkta çok fazla noise üretiyorlar ve alan derinlikleri fazla oluyor (G1X’te bu durum geçerli değil ve en ilgi çekici tarafı da bu zaten)

3 – Bu aletlerin mercekleri de genelde vasat oluyor doğal olarak. Son yıllarda micro 4:3 gibi formatlar çıktıkça daha iyi mercekler de görmeye başladık ama temel sorunlardan biri yine ortada: Yanınızda küçük, hafif bir kamera taşımak istiyorsunuz. Bu durumda bir de mercek seti taşıyıp ikide bir mercek mi değiştireceksiniz?

Bu genel girişten sonra Canon’un yeni G1X’inden biraz bahsedeyim. G1X Canon için bir dönüm noktası zira şirket tarihinde ilk defa küçük bir kameraya “neredeyse” APS-C boyutlarında (18.7 x 14mm) bir algılayıcı koyuyor. Böylece yeni G1X 1600 ASA’da bile temiz görüntü veriyor. Bu tabi hoş bir durum.

Canon mercek konusunda diğer üreticilerin yaptığını yapmamış. G1X’in merceği değişmiyor. Aletin üzerindeki 15.1 – 60.4 mm lik merceği (35 mm full frame kameralar için 28-112 mm ye denk geliyor) kullanmak zorundasınız. Bu karar aslında yanlış değil. Canon burada mercek değişmesine izin vermeyerek bir seçim yapmış ve bu anlaşılabilir. Üstelik mercekte çok iyi bir stabilizasyon da var.

Ne yazık ki merceğin en yakın netlik mesafesi yüksek. Bir yakın plan çekmek bile problem olabiliyor (macro moduna geçmeniz gerekiyor). Ayrıca merceğin diyaframi tele için 5.8 geniş için 2.8 ve bu değerler tabi yeterli değil. Her ne kadar bu durum 1600 ASA’da temiz bir resim üretebilmesiyle bir miktar önemini kaybetse de sonuç olarak bu değerler problemli.

Tabi bu sensör büyüklüğü nedeniyle kamera da biraz irileşmiş. Yani artık “küçük kamera” sınıfının sınırına gelmiş diyebiliriz.

Kısaca bence G1X le ilgili artılar ve eksiler söyle:

+ Büyük algılayıcı, 1600 ASA’da bile temiz görüntü
+ Birleşik mercek ve etkileyici IS performansı
+ 1080p full HD video
+ Gövde kalitesi iyi
+ LCD dönebiliyor ve başarılı

– AF performansı yavaşi shutter lag var
– Merceğin en yakın netlik mesafesi çok fazla
– Mercek yavaş (özellikle tele ucunda)
– Video sadece automatic modda çekilebiliyor
– Optik bakaç yetersiz.

Kısaca küçük bir kameraya ihtiyacınız varsa bu aslında en iyi seçeneklerden biri ama yine de ne yazık ki G1X heyecan verici bir kamera değil. Neden Canon gibi bir dev Apple’ın Iphone la yaptığı gibi bir devrim yapmaz ve cep kameralarına yeni bir yorum getirmez anlamıyorum.

Alet başarısız değil ama 500 USD’lik (Amerika) fiyatı da az değil. Açıkçası böyle bir kamera yerine giriş seviyesinde bir DSLR almak daha iyi bir seçim olabilir ama tabi pratiklik açısından G serisi avantajlı. 

5D MK III ile Bir Hafta Sonu5D MK III ile Bir Hafta Sonu


Canon Türkiye’nin inceliği sayesinde yeni çıkan 5D MK III’ü deneme fırsatım oldu (Özellikle Canon Euroasia’dan Göker Göksel’e teşekkür ederim)
Yukarıdaki karelerde (hepsi 6400 ASA şuradan büyük halleri incelenebilir) gördüğünüz gibi geçtiğimiz hafta sonu kamerayla vakit bulabildiğim kadar oynadım. Tabi her zaman söylediğim gibi yaptığım testlerin bilimsel bir iddiası yok. Elimdeki diğer kamera olan 5D MK II ile kıyasladım ve olabildiğince eşit şartlarda karşılaştırmaya çalıştım ama yine de bu konuda zaten çok ciddi siteler var (DXO Mark, Dpreview vs). Benim yorumlarım daha çok deneyime dayalı ve kişisel.

Bu zorunlu açıklamadan sonra herkesin merak ettiğini düşündüğüm bazı konulara geçeyim. Öncelikle dıştan başlarsak yeni 5D’nin gövdesi ve elde tutuşu eskisine göre daha iyi. Ufak bir tasarım dokunuşu sayesinde alet ele çok daha iyi oturuyor. Yeni LCD monitör daha büyük ve daha kaliteli (dinamik aralığı ve renk hassasiyeti bana daha iyi geldi). Bunun yanı sıra ufak tefek değişiklikler de var örneğin CF kart yuvası kapağı eskisine göre daha iyi açılıp kapanıyor vs.

Bu kozmetik değişikliklerin dışında arkadaki bütün düğmeler 7D’deki gibi düzenlenmiş. Yalnız “zoom” tuşu eskiden sağ elle kontrol ediliyordu. Bu kontrol ne yazık ki artık sola geçmiş ve bu kesinlikle yanlış bir karar. Eskiden sol elle netlik yaparken sağ elle de görüntüye zoom yapabiliyordunuz. Şu anda bu imkansız. Neden böyle bir karar verilmiş nedenini merak ediyorum doğrusu (Gerçi “set” tuşuna bu fonksiyon atanabiliyor)

Yeni auto focus sistemi eskisine göre kıyaslanamayacak derecede geliştirilmiş. Çok daha hızlı ve doğru çalışıyor. Ayrıca focus sistemiyle ilgili bir çok kişiselleştirme yapmak mümkün. Yeni vizör daha geniş ve elektronik terazi sistemi eklenmiş. HDR seçeneği JPEG dosyaları üretiyor ve başarılı. Bunun yanı sıra iki kareyi LCD’de yan yana karşılaştırma, çoklu pozlama yapma, kamera içinde RAW dönüştürme, sessiz çekim, saniyede 6 kare hız, 3 fstop compensation (eskiden 2), gelişmiş ses ayarları, kulaklık çıkışı, kayıt sırasında HDMI çıkışını 480p’ye düşürme saçmalığının ortadan kalkması, 29 dakika kesintisiz çekim; hem SD hem CF kart kullanabilme gibi bir çok yenilik var.

Bütün bunlar güzel ama kimse onca parayi HDR Jpeg dosyaları üretmek için vermeyeceğine göre gelelim asıl önemli konuya: Görüntü kalitesi!

Canon’un iddiası kameranın eskisine göre 2 fstop’luk bir üstünlüğe sahip olduğuydu. Kullananların bileceği gibi Mark II’de 3200 ASA ve ötesi kötü görünürdü. Kısaca aslında kamera videoda H1 adıyla 12800 ASA’ya izin verse de 1600 ASA üstü acil durumlar dışında pek kullanılır değildi.
Bu iddia gerçek mi? Sorunun kısa cevabı kesinlikle evet. Mark III 6400 ASA’da bile çok temiz görüntü veriyor. Hatta 12800 ve 25600 bile kullanılmaz denemez. Özellikle eski 5D “renkli gürültü” (Color Noise) üretirdi. Bu yeni kameranın gürültüsü çok daha kabul edilebilir bir “parlaklık gürültüsü” (luma noise) ve filmdeki greni hatırlatıyor. Bunu görünce inanmakta güçlük çektim doğrusu çünkü 4 yıl gibi bir sürede algılayıcı teknolojisinde bu kadar büyük bir gelişme olacağına ihtimal vermiyordum. Bu yüzden bir de RAW dosyalarını incelemek istedim. Tahmin ettiğim gibi RAW’larda bu durum aynen geçerli değildi ve noise seviyesi biraz daha yüksekti. “Acaba ben mi yanlış bir şey yapıyorum?” derken Canon’un meşhur teknik danışmanı Chuck Westfall’un da roportajında aynı şeyi söylediğini görüp rahatladım.

Roportajı okumanızı öneririm ama vakti olmayanlar için olay kabaca şu: Yeni algılayıcı eskisine göre daha hassas ama farklılığın büyük kısmı güçlü Digic 5+ yongasının gerçek zamanlı “gürültü azaltmasıyla” ve her bir photodiyodun arkasındaki gürültü işleyici transistorden ortaya çıkıyor. Böylece sinyal daha algılayıcıda üretildiği anda “temizlenmiş” oluyor.

Tabi aslında bu kullanıcıyı ilgilendiren bir durum değil. Sonuçta Digic5+ (Digic 5’ten 17 kat hızlı bir işlemci. Bir önceki modeldeki Digic 4 ise Digic 5’ten 4 kat yavaştı) gerçekten çok iyi iş çıkarıyor ve elinize alacağınız kamera 6400 ASA’da son derece temiz bir video ve JPEG performansı sunuyor. “Gerisi beni ilgilendirmez” diyebilirsiniz ve bu konuda haksız da olmazsınız. Alet ışığa o kadar duyarlı ki bir mum ışığında (6400 ASA’da) neredeyse fazla pozlanacak hale geliyor. Stanley Kubrick bu kamerayı görse sevinçten ağlayabilirdi!

Örneğin aşağıdaki kare bir video karesi. Hemen yanında da yüzde yüz detayı görülüyor. Bu kare 6400 ISO’da Neutral ayarlarla çekildi. Gördüğünüz gibi noise yok denecek kadar az.

RAW’larda durum biraz daha farklı. Bunun bir nedeni de video dosyalarının 1920*1080’e küçültülmesi. Aşağıdaki örnekteki gibi RAW’lar daha fazla noise içeriyor ama hala çok temiz sayılabilir. Ayrıca kamera henüz tam olarak çıkmadığı için RAW desteği beta düzeyinde.

Yine Digic5+ sayesinde eski modelin videoyla ilgili en önemsenen sorunları moiré ve aliasing bu kamerada neredeyse yok. Canon bu konuda kesin bir açıklama yapmamakla birlikte artık 22 MP lik algılayıcıdan 1920*1080 üretmek için line skipping kullanmıyor olmalı. En azından sonuçlar öyle gösteriyor.

.

Yukarıdaki karşılaştırma bu durumu gösteriyor. Soldaki kare Mark II’den  sağdaki ise III’ten alınma video karelerinin yüzde iki yüz detayları. Görüldüğü gibi yeni kamera aliasing sorununu giderdiği gibi daha iyi detay çözüyor.

Rolling shutter aşağıdaki örnekte göreceğiniz gibi hala var ama eskisine göre daha az (Westfall’a göre yarı yarıya). Bunun yanı sıra artık videolar ALL-I (intraframe) olarak kodlanabiliyor (Yani her kare sadece kendi içinde sıkıştırılıyor. Bu kurgu için önemli bir avantaj) ve videoya timecode verisi gömülebiliyor (profesyonel filmciler için çok aranan bir özellik) ve kamera 1280*720’de 60 fps’e kadar çıkabiliyor (7D’deki aliasing sorunu olmaksızın)

Büyük Soru: Almalı mısınız?

Bu konuda ne yazsam nasıl olsa birileri kızacak. Nedense Canon’a karşı genel bir kızgınlık var Mark III ile ilgili. Hal böyleyken bu konuda tek bir cevap vermemek en doğrusu çünkü 5D MK III değişik gruplar için değişik anlamlar taşıyor.

Kısaca özetlersem:

*** 5D’yi öncelikle fotoğraf için kullanıyorsanız ve auto focus sizin için önemliyse (örneğin kuş,doğa veya spor vs çekiyorsanız) Mark III sizin için kesinlikle hayati bir güncelleme sayılır. Yeni auto focus sistemi 1 serisiyle aynı sınıfta.

*** 5D’yi video için yoğun olarak kullanıyorsanız ve düşük ışık koşullarında sıkça çalışıyorsanız ve moiré, aliasing, rolling shutter vs gibi sorunların giderilmiş olması, timecode, 60 fps gibi yenilikler işlerinizde önemliyse yine Mark III sizin için çok önemli bir güncellemedir.

*** 5D’yi öncelikle fotoğraf için kullanıyor ama yapay ışık veya flaş kullanarak sadece RAW çekiyorsanız ve auto focus sizin için çok önemli değilse ve videoyu da sadece arada sırada çekiyorsanız Mark III’e geçmeniz şart değil.

*** Amatörseniz veya öğrenciyseniz ve bütçeniz kısıtlıysa yine Mark III sizin için öncelikli bir güncelleme değil. Mark II şimdi fiyat performans açısından her zamankinden daha iyi bir kamera (Amerika fiyatı 2100 USD)

*** APS-C gibi alt sınıf Canon’lardan ilk defa full frame sınıfına geçecekseniz ve para sorununuz yoksa tabi ki bu devirde mark III varken alabiliyorsanız onu almanızda yarar var. “Full frame önemli mi?” ayrı bir soru olmakla birlikte bence cevap evet. Zira hem ışık duyarlılığı artıyor hem de bildiğiniz EF mercekler alıştığınız şekilde çalışıyor.

Kameranın fiyatı ne yazık ki yüksek. Mark II ilk çıktığında 2700 dolardı. Bu yeni sürüm 3500 dolar olarak çıktı. Aradaki 800 dolarlık fark bir çok insanı kızdırdı. Tabi bu fiyat zamanla düşecektir. Çok aceleniz yoksa beklemeyi seçebilirsiniz ama dramatik düşüşler kısa vadede zor görünüyor.

Bir de son bir grup var ki bu insanlar hiç bir şekilde memnun olmuyorlar. Bu blogda da böyle arkadaşlarımız var. 5D Mark III’ün berbat bir kamera olduğuna ve Canon’un da “evil corporation” olduğuna o kadar inanmış ki bu insanlar tersini görmeleri mümkün değil. Bu arkadaşlar 3500 dolarlık bir kameradan 12 bit uncompressed 4:4:4 ve 4K görüntü ve saniyede 120 kare hız bekliyorlar. Bunları göremeyince de nedense sinirleniyorlar. Özellikle 80 sonrası doğan kuşakta böyle bir eğilim görüp şaşırıyorum.

50 bin dolarlık Alexa’nın veya RED’in yapamadığı şeyleri 3500 dolarlık 5D’den beklemek gerçekle ilişkiyi kesmekten başka bir şey değil.

Sonucun Sonucu:

5D MK III bugün itibariyle elimizdeki en iyi seçeneklerden biri hatta birincisi. Hem fotoğraf hem video açısından her yönüyle harika ve profesyonel sınıfta bir alet. En büyük özelliği olan ışık duyarlılığı filmleri çekiş şeklimizi değiştirecek kadar önemli. Her ne kadar 10 bit out vs vermediği için Canon’a kızsak da en azından megapiksellere oynamadığı için hakkını vermeliyiz.

Kısaca 6400 ISO’da daha temiz görüntü veren bir başka “full frame” kamera çıkıncaya kadar en iyisi bu.

Aksesuarlar:

Canon incelemem için Wft 7’yi de yolladı. Bu alet kameranın altına takılıyor ve Mark III’u bir wireless sunucuya dönüştürüyor. Böylece örneğin Ipad, Iphone gibi aletlerden tarayıcı üzerinden kamera kontrolü sağlayabiliyorsunuz. Bu tabi ki önemli bir özellik ancak standart Canon batarya kullanan WFT 7’nin fiyatı 850 USD. Tarayıcı üzerinden kamera kontrolü güzel ancak gelen görüntü ne yazık ki kesintili.

Yani video için kullanımı şimdilik zor. WFT 7’nin başka özellikleri de var. Çektiğiniz görüntüleri uzaktan izlemek, bir FTP hizmeti sunmak gibi özellikler sunuyor. Tabi bu özellikler neden kameranın içinde gelmez de böyle 850 dolarlık bir kutuyla verilir nedenini tahmin edebilirsiniz : )

Son olarak yeni flash 600 EX ve tetikleyici STE3’ü de denedim. Bendeki bir önceki sürümlere göre (580 EX II ve STE2) en büyük fark artık optik kontrol değil radio kontrolüyle çok daha fazla flaşı kablosuz olarak 30 m. den kontrol edebilmeniz ve 1/8000 gibi hızlarda flas kullanabilmeniz. Eski sürümlerde flaş ve tetikleyicinin birbirlerini doğrudan görmesi gerekiyordu. Yıllardır bu konuda eleştirilen Canon tarihinde ilk defa radio kontrollü bir flaş tetikleyici yapmış oluyor. Bu iki alet de gayet başarılı ancak aynı soru yine gündemde: Neden STE3 gibi bir tetikleyici kameranın içinde değil? Cevap yine aynı sanırım : )

PS: Sürekli Nikon D800’ü (veya benzer başka kameraları) neden incelemediğim soruluyor. Cevabi çok basit: Herhangi bir D800’e erişimim yok. Olursa tabi onu da incelemek isterim ve yine merak edenler için “hayır ne yazık ki Canon’dan maaş, hediye vs almıyorum” : ) 

5D MK III ve Rating5D MK III ve Rating

Yandaki grafik 5D MK III’ün çıktığı günkü ziyaret patlamasını gösteriyor. Normalde bu blog günde 250 – 300 tekil kullanıcı tarafından gezilirken o gün bu sayı 793 olmuş : )

Demek ki 5D MK III iyi rating alıyor!

Aletle ilgili bir kaç yazı çıkmaya başladı. İlk test sonuçları da ortaya döküldü. Yüksek ASA performansı etkileyici görünüyor ama denemeden inanmak zor.

Genel olarak herkes fiyattan ve video özelliklerinden şikayetçi. Evet fiyat gerçekten yüksek ve video becerileri de beklentileri karşılamıyor.

5D MK II paradigma değiştiren bir üründü. Neredeyse DSLR video devrimini başlatmıştı. Bu yeni model ise herhangi bir devrim içermese de zaten iyi olan bir ürünün geliştirilmiş bir hali o kadar.

Canon neden videoda büyük bir geliştirme yapmadı? Tabi ki EOS C300’ün satışlarını baltalamamak için : ) Bu yeni modelde fotoğrafçılar için daha fazla yenilik var. Videoda devrim bekleyenler galiba biraz daha bekleyecek ne yazık ki… 

X Kuşağı ve FilmX Kuşağı ve Film

Bugünlerde kamera üreticileri X’le başlayan veya biten modeller çıkarmaya başladı. G1x, 1Dx, Fuji X Pro 1… Hatta yeni 5D’nin beklendiği gibi 5D MK III değil 5D X olacağı iddia ediliyor.

X kusağı kameralar ortalığa çıkarken Kodak Amerikan ticaret sisteminde 11. Başlık diye adlandırılan iflas koruma talebinde bulundu. 133 yıllık sirket dünyanın ilk dijital kamerasını yapmasına rağmen bir türlü bunu kullanamadı. Kodak uzun süredir bu başvurunun sinyallerini veriyordu. Üst düzey yöneticilerine bakılırsa şirket artık “yazıcı” konusuna yoğunlaşacak.

Arri ve Aaton daha önce film kamerası üretimini durdurduklarını açıklamışlardı. Böylece filmin ölümü resmileşiyor diyebiliriz. Yıllarca bu konuda feryat figan bağıran bir çok insan vardı. Bugünlerde ise herkes Alexa ve 5D peşinde koştuğu için kimse konuşmuyor bu konuları.

Hal böyleyken Mission Impossible: Ghost Protocol gibi bir filmin bir kısmı hala IMAX gibi teknolojilerle çekiliyor. O halde film ölecek mi? Henüz tam olarak değil. Doğrusu “MI:Ghost Protocol” perdede çok iyi görünüyordu. 200 milyon dolarlık bir film çekecekseniz film kullanabilirsiniz : )

PS: Şuradan öğrendiğimize göre Kodak “bir süre daha” sinema filmi üretimini sürdürecekmiş ve hala o bölümden kar ediyormuş.

Canon G1X ve Nikon D4Canon G1X ve Nikon D4

Bu iki kamerayi yan yana getirmek çok saçma ama ikisine ayrı yazı yazmaya da üşendim doğrusu : )

Nikonlarla genel olarak pek ilgilenmiyorum. Bunun iki nedeni var: Birincisi elimde bir sürü Canon mercek varken şimdi tutup Nikon’a geçmem boşa para harcamaktan başka bir işe yaramaz. İkincisi Nikon videoya Canon kadar önem vermiyordu (en azından bugüne kadar). Kısaca kafalarda soru işareti kalmaması için: Canon’un Nikon’dan daha iyi olduğunu (veya tersini) düşünmüyorum veya Canon’dan para almıyorum (hatta tam tersi Canon’a para veriyorum!)

Yeni Nikon fiyatından da anlaşıldığı gibi Canon’un 1Dx’ine doğrudan rakip. 16 MP’lik kamera bize öncelikle Megapiksel yarışının şimdilik kesin olarak bittiğini gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda bu durum değişebilir ama görünen o ki bir kaç yıl için bu yarış bitti. Yeni yarış “daha iyi görüntü, daha yüksek ASA” alanında olacak.

Kameranın üzerinde çok durmuyorum zira her şeyi harika yapan gayet güzel bir alet işte : ) Zaten bunu alacak insanların ne aldıklarını biliyor olmaları gerekir. Aletin en ilginç özelliği HDMI üzerinden uncompressed HD video çıktısı vermesi. Bunun ayrıntıları şimdilik belirsiz ama her şekilde bu Canon’u utandıracak bir adım. Yeni 5D’de bu özelliğin olacağına kesin gözüyle bakabiliriz artık.

Diğer kamera benim yıllardır nefret ettiğim G serisinin “devrimci” bir türevi. Evet Canon G1x ile ilk defa küçük bir kameraya büyük sensor koyuyor. Bu işi yaparken ilginç bir kararla merceği sabit bırakıyor (4x bir zoom). Bence bu doğru bir karar. Yanında küçük bir kamera taşımak isteyen biri cebinde başka mercekler taşımak ister mi? Sanmıyorum. Alet aynı zamanda full HD 24 fps video çekebiliyor.

Evet yeni oyuncaklar bunlar. Şuradan G1x, şuradan da D4 incelenebilir.

Ayrıca Canon’un 6 adet yeni küçük video kamerası (VIXIA) da şuradan incelenebilir. Üzerlerinde sosyal medya paylaşım butonları varmış : )

2012 Tahminleri2012 Tahminleri

Şurada 2010 yılına ait tahminlerimi yazmıştım. Bazılarını tutturmuşum ama mesela Canon beni yanıltıp 2011’de yapti EF video kamerasını.

Gelelim 2012 tahminlerime. Tabi bunlar sadece tahmin. Alım satım kararlarınızı buna göre vermenizi öneremem : )

* Kolaydan başlarsak 5D MK III 2012’nin Eylül ayında duyurulabilir. Fakat Canon’un aynı zamanda bir cine DSLR çıkarmak istediğini biliyoruz. Bu durumda 5d MK III  hayal ettiğimiz kadar gelişmiş video özellikleri taşımayabilir. 1Dx deki megapiksel açısından geri adım (18 MP) bazı profesyoneller arasında hoşnutsuzluk yarattı. Buna göre belki de 5d MK II 32 – 36 MP olabilir.

* Canon’un yeni S35 kamerası EOS 300C iyi satacak (özellikle Amerika’da) fakat Canon bu seride başka kameralar da çıkaracak. Yavaş hareket eden bir şirket oldukları için o kameralar 2013’e kalır diye düşünüyorum. EOS 300C şu haliyle pahalı. Belki bir miktar fiyat düşürebilirler.

* Alt seride 7D MK II – 70D – 700D gibi kameralar beklenebilir. Bu da 1Dx’in kırpılmış bir hali olacaktır doğal olarak. 7D mk II nin olacağına ihtimal vermiyorum. Bence 7D’nin devamı olmayacak.

* Sony’nin F3’ü iyi bir kamera ve Sony’de boş durmayacaktır. F3 için yeni mercekler çıkabilir.

* Af101 ne yazık ki yanlış bir kamera ve gördüğüm kadarıyla iyi satmıyor. Panasonic yeni bir şey yapsa iyi olur ama onlar da çok hızlı değiller.

* Bence en büyük değişim amatör fotoğraf alanında oluyor. Iphone 4s’in kamerası gayet iyi. Hatta 4’teki kamera da iyiydi. Instamatic gibi başarılı uygulamalar ve destek uygulamaları sayesinde artik elinizin altında sadece kamera değil küçük bir fotoğraf işleme sistemi var. Gerçi kullanılan efektler bazen epey zevksiz ama hızla gelişecektir. Iphone ve turevlerinin işlemci gücü hızla artıyor. Bu durumda pocket cam denen aletlere kimin ihtiyacı var ki? Bence pocket cam satışları önümüzdeki yıllarda hızla düşecek.

* Dünyada Alexa ve RED arasındaki savaş son hızla devam edecek (Alexa’nin yükseltimle 120 kareye çıkacağı duyuruldu) Türkiye’de Alexa kesin olarak galip geldi ne yazık ki çünkü Alexa’nın “kutudan çıktığı gibi” daha iyi görüntü verdiği konusunda herkes hem fikir. RED ile çekerseniz post sırasında daha fazla uğraşmanız gerekebiliyor.

* Ipad 3 çıkacak. Aletin 2048*1500 gibi bir çözünürlükte LED ekrana sahip olması bekleniyor. Sinemacılar için müthiş bir deneyim olacak. Tabi örneğin EOS kameraların hala Ipad ile kontrol edilememesi nasıl bir akılsızlıktır anlamak mümkün değil.

Herkese iyi seneler!

C300 ve DigerleriC300 ve Digerleri

Canon’un yeni video kamerası C300’ün Scorsese’li tanıtımı çok iddialı olunca bazı şeyler gözden kaçtı. Bunların en önemlisi kesinlikle yeni EF Cine Mercekler. Canon’un kendi kameralarının ucuna Zeiss veya Nikon takılmasından hoşlanmadığı biliniyordu. Ancak tepki beklediğimizden büyük oldu. Peki hangi mercekler çıktı?

  • CN-E14.5-60mm T2.6 L S / CN-E14.5-60mm T2.6 L SP *
  • CN-E30-300mm T2.95-3.7 L S / CN-E30-300mm T2.95-3.7 L SP *
  • CN-E24mm T1.5 L F
  • CN-E50mm T1.3 L F
  • CN-E85mm T1.3 L F

Zoomların (*Hem PL hem EF sürümleri var) fiyatları 45.000 USD civarında! Prime mercekler de 6000 – 7000 USD aralığında olacak. Aslında bu haber c300 den daha önemli. Canon “sayısal film kamerası” işine tam gaz girdiğini asıl bu merceklerle duyurdu diyebiliriz. c300 sadece bir başlangıç.

Aynı zamanda gözden kaçan bir diğer haber de yeni bir “Cinema DSLR” ile ilgiliydi. Şuradan öğrendiğimizde göre Canon 4K kayıt yapabilecek ve öncelikle film sektörü için üretilecek özel bir DSLR hazırlıyor.

Bütün bu gelişmeler Canon düşmanlarını kızdırıyor ve çıkan ürünlerde kusur bulmaya itiyor. Eleştiriler haksız olmasa da aslında bütün bu ürünler daha parlak bir geleceğin habercisi diye düşünüyorum: Rekabet iyidir!

EOS C300EOS C300

Yıllardır beklenen kamera sonunda çıktı. Daha önce bu blogda çok defa yazdığım gibi herkes Canon’un neden elindeki gücü kullanıp büyük algılayıcılı bir kamera çıkarmadığını merak ediyordu.

Neyse sonunda beklenen oldu. Japon şirketleri çok garipler. Yıllarca inat edip sonra aniden beklenmedik şekilde hareket edebiliyorlar. Sanırım kültür farkı bu.

Kamera Super35 mm boyunda ve 8 MP lik bir algılayıcıdan 1080p görüntü üretiyor. Bu aslında hayırlı zira böylece klasik Bayer pattern li tek sensör kameralar gibi (örneğin RED) “üretilmiş” bir 4K yerine her pikselde tam olarak örneklenmiş bir full HD video sunuyor (yani aslında 3 CCD gibi davranıyor)

MPEG2 4:2:2 50 Mbps codec kullanan kamera istenirse PL istenirse EF merceklerle kullanılacak şekilde iki sürüm olarak üretilecek. 2012 başında tahminen 20 bin dolar gibi bir fiyatla satışa çıkacak.

Fiyat yüksek mi? Hem evet hem hayır. Bu kamera Alexa’dan daha iyi olabilir (ürettiği görüntü açısından). Bu açıdan bakılırsa fiyatı ucuz. Tabi HDSLR filmciliği ile ilgilenen bir öğrenci veya amatör içinse fiyatı çok yüksek.

Kamera 720p de 60 kare yapabiliyor. Bu bence kötü ama zaten Alexa da öyle 🙂

Canon bu kamerayla doğrudan Alexa ve RED’le uğraşmaya başlıyor. Bu konuda başarılı olabilir mi? Bence istese çoktan olurdu ama Canon klasik olarak daha geniş bir kitleye ulaşmak istiyor. Bugüne kadar yaklaşık 8000 RED kamera satılmış. Bu sayı Canon gibi bir şirket için yetersiz. O yüzden aslında ne şiş yansın ne kebap türünden bir kamerayla karşımızdalar.

Alınır mı? Fazladan 20 bin dolarınız ve kameraya ihtiyacınız varsa olabilir neden olmasın? RED Scarlett de aynı gün bir duyuru yaptı (ne tesadüf : ).  Ben alır mıyım? Sanmıyorum 🙂

Ayrıntı şurada

PS: Ayrıca Canon PL mercek üretmeye başlıyor. Bu bence diğer haberden daha önemli. Ortalık yine toz duman kısacası.

TS-E 24mm f/3.5L IITS-E 24mm f/3.5L II

Geniş açı mercekler beni hep tedirgin eder. Onlarla iyi bir kare çekmek zordur. Çerçeveye bir sürü şey girer ve bunların hepsini kontrol etmek insanı gerebilir.

Bir süredir TS-E 24mm f/3.5L II mercekle oynuyorum ve bunlarla (TS serisi) sözünü ettiğim gerilim daha da artıyor. Kısaca özetlersem bu merceklerde Shift seçeneğinde merceği sağa, sola, yukarı ve aşağı kaydırabiliyorsunuz. Böylece örneğin yüksek bir binayı çekmek istiyorsanız kamerayı yukarı kaldırmanıza (eğmenize) gerek kalmıyor. Shift ile binanın perspektifini bozmadan üstünü görebilir hale geliyorsunuz.

Tilt modunda ise merceği her yöne yatırabiliyorsunuz. Böylece netlik alanını isteğiniz gibi etkileyebiliyor çok dar veya normalden fazla netlik sağlayabiliyorsunuz.

Merceğin problemlerini özetlersek:

* Öncelikle pozlamayı zorlaştırıyor. Lensi “shift veya tilt” ile kullandığınızda kameranın otomatik netleme sistemi saçmalıyor. Mutlaka manuel çalışmanız gerekiyor.

* Üç ayak kullanmadan iyi sonuç almak zor ama imkansız değil.

* Auto focus yok.

Buna karşılık tabi ki bazen sonuçlar şaşırtıcı derecede iyi olabiliyor. Örneğin yukarıdaki kare aynı kamera pozisyonundan yukarı aşağı tam Shift ile elde edilen bir panorama. Bu yöntemde kamera hiç oynamadığı sadece mercek oynadığı için kusursuz panoramalar yapabiliyorsunuz (gerçi aynı işi Sony’nin 200 dolarlık kameraları da yapıyor : )

Sanırım Canon’un yaptığı en keskin 24 mm olan TS-E24mm f/3.5L II henüz bütün olasılıklarını deneyebilmiş olmasam da son derece hayırlı bir oyuncak.

Bu arada yıllar sonra Aya Sofya’yı tamir iskelesi olmadan görebilmek de güzel!

Merak edenler için şurada TS merceklerin daha ayrıntılı bir açıklaması var.

EOS 600DEOS 600D

Canon’un ne yapmaya calıştığının anladığımı söyleyemem: 600D, 1100D, 60D gibi alt seviyede 3 degisik ürün gamı yarattılar.

Böyle bir kaosun içinden nasıl çıkılır ondan da emin değilim. Galiba amaçları biraz da kafa karıştırmak.

Bütün bu kameralar birbirlerine çok benziyor ve ufacık farklarla ayrılıyorlar. Aslında aynı malı değişik kutulara koyup yazılımsal olarak kısıtlamak gibi bence rezil bir pazarlama anlayışı bu.

Hal böyle olunca da doğal olarak pek heyecan duyamıyoruz bu aletlerle ilgili. Aslında on yıl önce rüyamızda bile göremeyeceğimiz kameralar olmasına rağmen şimdi sadece uykumuzu getiriyorlar 🙂

Yine de tabi bu işlere yeni başlayanlar, öğrenciler ve meraklılar için yararlı gelişmeler bunlar. Sonuçta aslında farklı sınıflarda olsalar da bu kameraların 7D den veya 5D’den çok da kötü olduklarını söyleyemeyiz. Hele de fiyatlarını karşılaştırırsak!

Yeni kamera 600D hakkında bilgi her zamanki gibi şurada.