Tag Archive for 'drone'

DJI’i Kim Durduracak?

size_1000_540_ea01469f2124c9569111eaf2f30f1b0e

DJI ve Sony’ye yetişemiyorum 🙂

Daha Geçen ay Mavic adli küçük IHA’sını tanıttığında “DJI kendi ürünleriyle rekabetten kaçınmıyor” demiştim çünkü Mavic Phantom 4’ü anlamsız kılıyordu… Fakat DJI yine herkesi şaşırttı ve “Phantom 4 Pro” ve “Inspire 2” adlarıyla iki güncelleme duyurdu. Böylece Mavic yeniden “küçük kardeş” konumuna itildi.

Yeni Phantom 4 Pro kamera açısından çok önemli bir güncelleme. Öncelikle algılayıcı boyu 1 inch’e çıkıyor (Eskisi 1/2.4 inch). Sony RX100 M5 modelinde de kullanılan bu yeni algılayıcı düşük ışıkta fark yaratacaktır. 20 MP’lik bu Sony algılayıcısının (eskisi 12 MP) 11.4 fstop’luk bir dinamik aralığa sahip olduğu iddiası var (ki bu yaklaşık olarak 5D MK III ile aynı!).

Yine ilk defa bir DJI ürününde mekanik bir örtücü sistemi var (jello etkisini önlemek için) ayrıca merceğin diyaframı ve netlik kontrolü de var. Odak uzaklığı da 20 mm’den 24 mm’ye çıkıyor.

Bunlar zaten yeterince önemli ama en önemlisi çok uzun süredir şikayet ettiğimiz görüntü işlemcisi ile ilgili: Havadan çekim yaparken çok fazla ayrıntı görüyorsunuz. Eski işlemci 60 Mbitlik düşük veri hızıyla bu ayrıntıya yetişemiyordu. Yeni işlemci 4K’yı 100 Mbit olarak ve 60 kare/sn hızında H265 ile kaydedebiliyor. H265 bilindiği gibi en yeni video kodlama sistemi ve eski h264’e göre daha küçük dosya boyutuyla daha iyi görüntü veriyor. Bu yeni teknoloji görüntü kalitesini ciddi şekilde arttıracaktır ama tabi bilgisayarınızda bu dosyaları işlemek zorlaşacak.

Gövde olarak yeni Phantom 4 Pro daha hızlı, daha uzun süre uçuyor (farklı bir batarya kullanıyor) ve her tarafında çarpışma algılayıcılar içeriyor (Phantom 4 sadece öne doğru uçarken bu özelliği sunuyordu). Ayrıca isterseniz P4 Pro’yu ekranlı olarak da alabiliyorsunuz. Yeni ekran 1000 nit parlaklık sunuyor.

Tabi DJI’ın bu çılgınca ürün çıkarma durumu aletlerin ikinci el değerini ciddi şekilde düşürüyor. Bu da bazı kullanıcıların hoşuna gitmiyor. Bu konuda eleştirilebilirler ama artık DJI ürünlerine daha sakin yaklaşmak gerektiğini öğrenmiş olmak gerek! Geçen ay aldığınız bir IHA bu ay eski teknoloji oluyor ne yazık ki!

Yeni Inspire 2 tamamen profesyonel bir IHA olarak karşımıza çıkıyor: 5.2K kayıt, 108 km/s hız, çift batarya, 27 dakika uçuş, 7 KM menzil, Apple ProRES ve Cinema DNG desteği, engel tanıma sistemi, FPV kamera (hem pilot hem kameraman için), 5.8 GHZ kontrol sistemi, dahili ısıtma sistemi, vs vs.

IHA pazarının yüzde 70’ini elinde tutmasına rağmen DJI bununla da yetinmeyecek gibi görünüyor. Şu anda DJI’ı durdurmak bir yana ona yetişecek bir şirket bile ortada görünmüyor. Hele de GoPro kendi IHA’sını geçen hafta bir hata yüzünden geri çağırmışken!

Mavic!

dji-mavic-pro-droneSon yılların en heyecan verici şirketlerinden DJI dün yeni insansız hava aracı Mavic‘i tanıttı.

DJI örneğin Canon’un tam tersi sayılabilecek bir şirket: Yeni oyuncak Mavic daha altı ay önce çıkardıkları Phantom 4’ün bütün özelliklerini içeriyor ve ondan daha uzağa uçabiliyor (7 Km!) ve daha da önemlisi 730 gramlık gövdesi katlanabiliyor. Yeni Mavic çok küçük ve daha ucuz! Kısaca şirket kendi ürünleriyle rekabet eden ürünler çıkarmaktan geri durmuyor.

Bir kaç gün önce kendi IHA’sı Karma‘yı duyuran GoPro şu an herhalde ağlıyordur diye düşünüyorum! Zira Mavic her alanda Karma’yı fena halde dövüyor : )

Yeni Mavic kamerayla birlikte geldiği için daha ucuz, çok daha akilli (engel tanıma sistemi), daha gelişmiş, daha hafif ve basitçe daha iyi. Kumandanız yoksa sadece akıllı bir telefonla bile kullanabiliyorsunuz.

4K’lık kamerası diğer DJI’lardan farklı değil yani profesyonel amaçlar için çok uygun değil belki ama yine de 730 gramlık uçan bir kamera için fazlasıyla yeterli.

IHA’lar beklenenden hızlı geliyor.

Bravo DJI!

Keşke kamera da yapsa bu adamlar.

DJI X5r ve Kamera Almamak İçin Harika Bir Dönem!

zenmuse-x5s-972ac961e8502f6e861ac31761881dd4

Bir önceki yazımda Phantom 3’ün sıkıştırmasından yakınmıştım. Yazının hemen ardından DJI Inspire 1 modeli için iki yeni kamera duyurdu: X5s ve X5r

Inspire One Phantom’a göre daha gelişmiş ve iki kullanıcı gerektiren bir drone fakat kamerası Phantom 3 ile aynıydı. Aradaki fiyat farkı ve büyüklük Phantom 3’ü çok daha makul bir seçenek yapıyordu.

Bu kameralarla durum değişti. Yeni duyurulan bu modeller Micro 4:3 algılayıcı kullanıyorlar ve mercek seçenekleri var. Ayrıca esas şaşırtıcı haber X5r modelinin 4K Raw video kaydı yapabiliyor olması. Bu aslında epeydir beklediğim bir gelişmeydi ancak biraz hızlı oldu.

Bu haber sadece dronelarla ilgilenenler için değil görüntü işleriyle uğraşan herkes için iki açıdan yeni bir dönemi işaret ediyor: Birincisi artık sadece HD çeken bir kamera almak kesinlikle yanlış bir yatırım. 4K geldi. Hatta 6K’ya hazırlanmakta yarar var (gösterim 4K olacaksa kameranın bunun üzerinde olması tercih edilir). Bu noktada sırası gelmişken örneğin Canon’un bir sonraki 5D’ye 4K özelliği koymamak gibi bir hata yapacağını sanmıyorum. Zaten Sony A7S II gibi son derece ciddi rakip çıkarmışken bu herhalde Canon’un intiharı olurdu ama tabi Canon bu ne yapacağı belli olmaz.

İkincisi artık RAW yani ham video kaydı yapmayan bir kamera almak da eskisi kadar iyi bir yatırım değil. Elbette RAW çok büyük bir veri transfer hızı istiyor, dev dosya boyutlarıyla uğraşmak zorundasınız ve renk düzenleme de herkesin yapabileceği kolay bir iş değil fakat yine de ciddi bir şey çekecekseniz bunun h264 le yapılması pek kabul edilebilir değil bu devirde.

DJI’in X5r kamerası kendi üzerindeki 512 MB lik SSD’ye kayıt yapıyor ama aynı anda h264 sıkıştırmasıyla drone üzerindeki Micro SD karta da yazıyor. Böylece elinizde hem ham kayıt, hem proxy olarak kullanabileceğiniz mp4 dosyaları oluyor. Hayırlı bir girişim.

Yeni bir Inspire 1 ve X5r almak isterseniz 8000 dolar harcamanız gerekecek. Tabi 8000 dolar gökte uçan, 4K RAW kayıt yapabilen bir kamera için aslında ucuz olmakla birlikte aynı nedenle de pahalı! Suya düşerseniz 8000 dolarınızla vedalaştınız demektir! X5s modeliyse RAW çekmiyor ve fiyatı drone ile birlikte 5500 USD.

Elinde Inspire 1 olanlar da X5r’yi tahminen 5000 USD gibi bir fiyatla alıp kullanabilecekler. Tabi böyle bakınca örneğin URSA Mini ile aynı fiyata satılan bir kameradan söz ediyoruz. Kısaca nereden baktığınıza bağlı olarak alet pahalı ve ucuz olabiliyor.

Her şekilde görüntü teknolojileri gittikçe artan bir hızla değişiyor. Kısaca “kamera almamak” için en iyi dönemdeyiz yine!!

Phantom 3 ile 7 saat

Son bir aydır çeşitli yolculuklara yeni oyuncak DJI Phantom 3 Pro ile çıktım.

Özellikle tekneden kalkış yapmak konusunda epey tedirgindim. Ne yazık ki web forumlarında inanilmaz bir bilgi kirliliği var: “Suyun üzerinde uçmayın düşersiniz” konulu bir çok mesaj okudum. Sonunda cesaretimi toplayıp suyun üzerinde 3 saat kadar uçtum. Böylece toplam uçuş sürem 7 saat oldu.

Bu 7 saatin ardından lafa sondan başlarsam Phantom 3 muhteşem bir alet: Rüzgara direnci, sabitliği sağlayan gimbal, kullanım kolaylığı, sinyal erişimi… hepsi çok çok iyi. Bütün bunların ötesinde size yepyeni bir perspektif sunuyor. Dünyaya yukarıdan bakmakta yarar var böylece aslında ne kadar önemsiz olduğumuzu hatırlayabiliriz.

Aletin bence tek zayıf noktası var: Kamera : )

Boyutuna göre kamera da esasen “kötü” değil fakat ne yazık ki sıkıştırması çok kötü: 60 Mbit lik bir 4K görüntü elbette bir RED’le Alexa ile aynı olamıyor. Özellikle yoğun detay içeren tarla, orman, çim vs gibi şeyleri çekerken sıkıştırmadan sorumlu görüntü işlemcisi fena çuvallıyor.

Buna karşılık kameranın merceği ve çözünürlüğü çok iyi. Sıkıştırmadan doğan kayıp olmasa boyutuna göre harika bir kamera diyebiliriz. Gopro’dan çok daha iyi olduğu kesin tabi.

Bir başka küçük eleştiri noktası da kamerayı tilt yapan kontrolün ne yazık ki yeterince hassas olmaması (ya da fazla hassas mı desem?). Kumandanın sol önünde küçük bir bilezik var. Onu çevirerek kameraya tilt yaptırıyorsunuz. Ne yazık ki bu bileziğin hızı yazılımdan ayarlansa da dururken ve kalkarken çok sert hareket ediyor (oysa 3 dolarlık bir devre ile bu çok kolay engellenebilirdi). Bu tür durumlarda aynı anda hem drone u kullanıp hem de tilt le boğuşmak kolay değil.

Benzer bir durum pan (Yaw) yaparken kullandığınız kumanda kolu için de geçerli. DJI’in Apple uygulamasından kolların hassaslığını azaltmak mümkün ama en düşük hassasiyette bile küçük bir hareketiniz drone u aniden döndürmeye yetiyor. Bu yüzden Phantom’la bir şeyin etrafında dönmek ciddi konsantrasyon istiyor (imkansız değil ama bayağı uğraşmanız gerek). Gerçi çok yakında yeni bir firmware ile bu tür hareketler otomatik hale gelecek ama yine de bu basit sorunlar aslında yazılım ve donanım düzeyinde çok kolay çözülebilirdi.

Bir kaç deneme sonunda 4K çözünürlüğünde Log ve 25 fps çekmeye karar verdim. En makul seçenek o gibi geldi. Yukarıdaki video o şekilde çekildi. 4K ilk geldiğinde gereksiz buluyordum ancak kabul etmek gerek 4K iyi bir şey. Özellikle hava çekimi gibi detay içeren karelerde etkileyici görünüyor. Bundan sonra sadece HD çeken bir kamera alınmaz.

Fotoğraf çekiminde Phantom 3 ne yazık ki başarılı değil. Bu tabi yıllardır 5D türevlerine alışmış biri için normal.

Blackmagic’in Phantom türü dronelar için bir kamera çıkarması bekleniyor. RAW çekebilen küçük bir kamera ile hayatlarımız daha harika olabilir.

Hızlı notlar:

* En az iki pile ihtiyaç var. Hatta 3 daha iyi olurdu.
* Gümrüklerde ve uçakta şimdilik kimse bir şey sormadı. Ancak bataryayı kabine almanız gerekiyor.
* “Compass” denilen pusula ayarı sanıldığı kadar sık yapılmasa da oluyor. İtalya’da yapılmış bir ayarla Bodrum’da günlerce uçtum bir şey olmadı.
* Sinyali kaybetme sınırı çok değişken. Bir yerde 1.2 Km de kaybettim, başka bir yerde 3 KM’de. Sözü edilen 5-6 KM leri zorlamadım. Her sinyal kaybında tabi büyük gerginlik yaşadım ama 3 dklık sessizlikten sonra Phantom kendisi geri gelmeyi becerdi. Tabi su üstünde bu sorun olurdu. Özellikle tekne hareket halindeyse Phantom ilk kalktiği yere dönüyor. O yüzden suda çok uzaklaşmadım.
* Alete çok iyi hakim olduğunuza emin olmadan ve Atti mode deneyiminiz olmadan uçmamanızı öneririm. Özellikle iniş ve kalkışlar en riskli durumlar. Hele de tekne gibi her yeri iplerle dolu bir yerden kalkış ve iniş yapıyorsanız.
* Pervanelerin balansını yapmak gerekiyor.
* Mutlaka bir ND veya polarize filtre kullanmak gerekiyor.
* Güneşte Ipad’in ekranından bir şey görmek imkansız. Mutlaka bir güneşlik lazım.

Drone Maceraları

Phantom-3-3-e1428477888137-1940x1089

Yıllardır aralıklı olarak uzaktan kumandalı helikopterle oynarım: Helikopterlere hayranım fakat bu aletler epey tehlikeli ve çabuk kırılan şeylerdir. Ayrıca son bir kaç yıla kadar  bunları kullanmak da ne yazık ki çok zordu.

Öncelikle temel bir özet geçersem uzaktan kumandalı helikopterler üçe ayrılıyor: Coaxial adı verilen en basit tür birbirinin ters yönünde dönen ve üst üste geçirilmiş iki pervane ile çalışıyor. Bunların herhangi bir noktada durması görece kolay ancak yönlendirilmeleri zor. Bu modellerde arka pervanenin bir fonksiyonu yok. Bunlar genelde oyuncak kategorisinde sayılıyor.

İkinci tür Fixed Pitch adı verilen tipte üstte tek pervane çalışıyor. Bu pervanenin rotasyon gücüne karşı arka pervaneyi kontrol etmenizi gerekiyor (helikopteri döndürebilmek veya sabit tutabilmek için)

Üçüncü ve en karmaşık tür Collective Pitch. Bunlarda üstteki pervanelerin eğim açıları da kontrol edilebiliyor. Böylece hem manevra çok daha kontrollü oluyor hem de ters uçmak gibi akrobatik işler yapılabiliyor.

Bu modelleri kullanmak gerçekten çok zor (Hayatımda bundan daha zor bir hobi görmedim). Nedeni de bu aletlerin havada herhangi bir noktada durabilmesi için bile sizin kullanıcı olarak sürekli olarak kumandadan ince düzeltmeler yapmanız gerekmesi. İkinci zorluk da yön algınızın yarattığı engel. Helikopterin arkası size bakarken kumandadaki sağ sol ön arka ayarları normal çalışırken helikopter size döndüğünde hepsi ters yüz oluyor. Buna alışmak için de beyninizi yeniden programlamanız gerekiyor. Genelde bu alışma sürecinde helikopteriniz bir şekilde kırılıyor. Bu yüzden mutlaka bir simülatörde çalışmak gerekli. Bir helikopteri doğru düzgün havada tutup yönlendirebilmek için 60 – 100 saat arası simülatörde uçmanız gerekebilir.

Bugün artık bütün bu zorlukları yok eden (yok etmiş gibi görünen) Drone çağındayız. Mikro işlemcilerin, jiroskopların, accelerometrelerin, GPS uydularının ve daha bir çok teknolojinin gelişmesi ile karşımıza çıkan bu çoklu pervaneli sistemler (multicopter) eski tip helikopterlere göre çok daha kolay kullanım sunuyorlar.

DJI Çin’in yükselmekte olan Apple’ı olarak görülen bir firma. 2013’ten bu yana “Phantom” adıyla çoklu pervaneli uçan kamera platformları geliştiriyorlar ve şu anda dünyanın en büyük üreticisi konumundalar (2015’te 1 milyar dolar ciroya ulaşmaları bekleniyor). Şirketin kurucusu 1980 doğumlu Frank Wang  ülkenin en genç milyarderleri arasında sayılıyor.

Drone lar eski tip klasik helikopter modelleri gibi sizin sürekli onları aynı noktada tutmak için mücadele etmenizi gerektirmiyorlar. GPS (Global Positioning Satellites) sayesinde pervanelerin dönüşünü sürekli olarak bir mikro işlemci kontrol ediyor. Böylece dronunuz eğer GPS sinyali yeterince güçlüyse sizin bir şey yapmanıza gerek kalmaksızın havada aynı noktada durabiliyor. Aslında bu aletler uçan birer bilgisayar.

2013’te ilk Phantom çıktığından bu yana bu modelleri göz ucuyla izliyordum fakat GoPro kullanmaları hoşuma gitmiyordu (GoPro’dan hiç haz etmiyorum). Sonunda bu yıl Phantom 3 modeli ile DJI doğru düzgün bir kamera kullanmaya başladı ve fiyatı da ciddi oranda düşürdü (Kameranın algılayıcısını Sony üretiyor. Hatta belki tamamını da onlar yapıyor olabilir emin değilim)

Phantom 3 Professional ve Advanced olarak iki model seçeneği var. Aslında aletler aynı fakat Pro modelin kamerası 4K kayıt yapabiliyor. 4K çekerken 60 Mbit gibi düşük bir veri hızı ve H264 sıkıştırması kullanan kamera yine de “yarı profesyonel” sonuçlar için fazlasıyla yeterli. 20 mm merceği 2.8 sabit diyaframa sahip ve rectilinear (önceki Phantom’lardaki berbat geniş açı deformasyonuna neden olmuyor). Bu da çok önemli bir özellik.

Kamera aynı zamanda bütünleşik bir “gimbal” sistemine bağlı (Zaten DJI, Ronin adı verilen ve filmciler arasında pek sevilen gimbal modelinin de üreticisi). Bu alet drone ne şekilde ve ne tarafa yatarsa yatsın ufuk çizgisini sabit tutacak şekilde kamerayı dengeleyen ve sabitleyen bir mekanizma. Bu sistem (GPS ile birlikte) o kadar iyi çalışıyor ki Phantom 3 ile rüzgarsız bir günde 8 saniyeye kadar uzun pozlamalar yapmak mümkün. Neredeyse havada durabilen bir üçayağa sahip oluyorsunuz!

Bir diğer güzel özellik de Phantom 3’ün en az 2 KM’lik erişim sınırı içinde size temiz bir 720p video sinyali yollaması. Kumandaya monte ettiğiniz Apple veya Android tablet/telefonunuzla DJI’in yazılmını kullanarak video desteğiyle (FPV) uçabiliyorsunuz. DJI 2 KM limitini vermesine karşılık Phantom 3’ü 5.2 Km ye kadar uçuranlar var. Bu uzaklıkta bile video sinyali kesilmiyor.

Yükseklik olarak da kullanım kılavuzu 6000 metre sınırını koyuyor ancak Amerika’da yasal sınır 120 M. Bunu aşmamak gerektiğini düşünüyorum. Zaten 200-300 metrede hava aracını göremez oluyorsunuz. Bu da zaten büyük bir risk.

Sonunda ben de geçenlerde bu oyuncaklardan bir adet aldım. Açıkçası sonuç şaşırtıcı derecede başarılı. Tabi adıyla iddia edildiği gibi “profesyonel” bir alet değil elbette ama 5 yıl önce böyle bir şeyi (bu fiyat aralığında) hayal bile edemezdik.

Yine de “aman ben de bu işe hemen gireyim” diyenleri uyarmakta fayda var: Öncelikle 200 liralık bir drone alıp onu kullanmayı iyice öğrenmekte fayda var zira her ne kadar yüksek teknoloji sayesinde Phantom 3’ünüz kendini sabitlese de bazen GPS i kaybedebilirsiniz. Bu durumda klasik helikopter mantiginda ani kurtarışlar yapmanız gerekebilir. Ayrıca 1.2 kiloluk bir aleti insanların üstünde uçurmak her zaman belli bir riski içeriyor. Ayrıca çekim yapacaksanız Phantom’u yönlendirmeyi de iyi biliyor olmanız şart.

Henüz Türkiye’de bu aletlerle ilgili bir yasal tanım yok ama eli kulağında. Sorumsuz bir kullanıcının bir facia yaratma ihtimali yok değil gerçekten. Ancak bu aletleri tamamen yasaklamak da otomobilleri yasaklamak kadar saçma olurdu. Umarım yakında doğru düzgün bir yönetmelik çıkar.