Tag Archive for 'dslr'

Atomos Ninja Assasin

27 08 20151440673608ninja-assassin-clipped-A7s-Modified-V2

HDSLR’lar gelişirken bir h264 sorunu ile karşi karşiya kaldık. Genelde bu kameralar h264 adı verilen video sıkıştırma yöntemini (codec) kullanıyordu.

Bu sıkıştırma yöntemi video izlemek için çok yeterli olsa da bir yerlerde yayınlanacak ve dolayısıyla kurgulanacak ve düzenlenecek görüntü üretimi için uygun değildi. Bu durumu düzeltmek için dışarıdan kayıtçılar (external recorders) ortaya çıktı. Bunların en bilinenleri Atomos firmasının ürünleri.

Geçen haftalarda Atomos Ninja Assasin ile oynama fırsatı bulduğumu bir önceki yazıda paylaşmıştım. Esasen ben bu dışarıdan kayıtçılara pek sıcak bakmıyorum. Bu tür aletler kamerayı hantallaştırıyor, iş akışını karmaşık hale getiriyor ve ne kadar faydalı oldukları da çok şüpheli.

Yine de Atomos Ninja Assasin ilgimi çekiyordu zira 1295 USD fiyatla 7 inch boyunda 1920*1080 bir ekrana sahip olabilmek bile iyi bir şey diye düşünüyordum.

Öncelikle olumsuzluklardan başlayayım: Aletin kutusundan pil çıkmıyor. Gerci Atomos Sony’nin NP-F serisi pilleri kullanıyor ve bunlar epey yaygın olarak bulunabiliyor. Yine de fiyatın içinde pil ve şarj aleti olmadığını dikkate almak gerek. Ayrıca kutudan HDMI kablosu da çıkmıyor ve tabi SSD disk de. Yani 1295 dolar sadece başlangıç fiyatınız. Buna 100 USD piller için 200 USD de orta boy bir SSD için eklemeniz gerekebilir. Yaklaşık 50 dolar da kameranın hot shoe bağlantısını kullanacak bir tutucuya vereceksiniz. Böylece gerçek maliyetiniz 1650 USD civarına gelecektir.

Assasin sadece HDMI üzerinden kayıt yapan bir sistem. Alet epey küçük ve kullanışlı. Çok ağır değil. Herhangi bir SSD’yi takıp kayıt yapmaya başlamadan önce bir yazılım güncellemesi yapmanız gerekebilir ama o da çok zor değil böyle bir aleti alan biri için.

Aleti herhangi bir HDSLR’a bağladığınızda ekranda görüntü beliriyor ve dokunarak kayıt ayarlarını, ekranda olmasını istediğiniz göstergeleri (focus ve pozlama destekleri, profil ayarlari, LUT vs) değiştirebiliyorsunuz. Ayrıca playback ve hatta basit kurgu yapmak da mümkün.

IPS teknolojisini kullanan ekran keskin ve renkleri düzgün. Dokunmatik özelliği başarılı. Tabi parlaklık dışarıda çekim yaparken asla yeterli değil ve mutlaka bir siperlik lazım (Bütçeye 30 dolar daha yazın : )

Aletin bir diğer olumsuz yönü hızı: Açılması 10 sn kadar sürüyor. Ayrıca playback ve kayıt seçenekleri arasında gidip gelirken de 8-10 sn. kadar beklemek zorundasınız. Özellikle pilden tasarruf etmek isterseniz sürekli açıp kapamalar sırasında bu bekleyişler gayet sinir bozucu olabiliyor.

Assasin HDMI’dan gelen veriyi ProRes veya Avid DnxHD olarak çeşitli sıkıştırma oranlarıyla kaydedebiliyor. Elinizdeki SSD diskin hızına ve tabi kameranıza göre 4K çözünürlüğe ve HD’de 120 fps’e kadar 10 bit kayıt imkanı var. RAW video kaydı bu modelde yok. Onun için SDI üzerinden çalışan üst modellere bakmalısınız.

Peki gelelim can alıcı soruya: Bu alete kayıt yapmak görüntü kalitesi açısından manalı bir fayda sağlıyor mu?

Kısa cevap hayır ama yine de bu Assasin bir işe yaramaz anlamına gelmiyor. Yaptığım karşılaştırmalarda görüntü kalitesindeki fark çok çok küçüktü (örneğin kameranın kaydında gökyüzünde var olan hafif bir sıkıştırma bloklanması (mosquito noise deniyor) Assasin’deki kayıtta yoktu). Yani elinizdeki HDSLR 8 bit 4:2:2 çıktı veriyorsa bunu Prores veya DnxHD olarak kaydetmek size büyük bir avantaj sağlamıyor ama yine de sonuçta kurgu için daha kolay işlenebilir ve daha az sıkıştırılmış dosyalar elde etmenizi sağlıyor. Belki kayıt 4:2:2 olduğu için key işlemlerinde ufak bir avantaj da sağlayabilir. Renk düzenlemede de aynı şekilde küçük bir avantajı olabilir ama bunlar söz etmeye bile değmeyecek avantajlar.

Ancak GH4 gibi 4K ve 10 bit çıktı veren bir kameranız varsa o zaman Atomos çok daha önemli hale gelebilir. Ne yazık ki benim elimdeki kameralar HD ve 8 bit çıktı veriyordu (Nikon D750 ve 5D MK III)

Bunların ötesinde başta dediğim gibi sadece kamera üstü bir ekran olarak bile Assasin fena bir alışveriş değil (Small HD’nin benzer ekranları daha pahalı zira). Kayıt yapabilmesi de bir artı tabi ki. Aletin işçiliği orta düzeyde, düğmeler biraz takir tukur ama belki öyle olması daha iyi.

Nikon, Canon ve Sony kameralar Assasin ile konuşabiliyor: Yani kamerada kayda bastığınızda Assasin de otomatik olarak kayda giriyor ve timecode verisini kameradan alıyor. Ne yazık ki dosya isimlerini almıyor bu yuzden o konuda sizin bir şey yapmanız gerek.

Özetle bir ekran ve yedekleme ünitesi olarak bile Assasin bu tür bir alete bütçesi olanlar için veya özellikle GH4 gibi 10 bit çıkış verebilen kamera sahipleri için düşünülebilir bir cihaz. Yine de biraz daha para biriktirip bir üst modeli (Shogun) almakta yarar olabilir. özellikle HDMI 2.0’ın yükseldiği bir dönemde HDMI 1.4b ile çalışan bir alete yatırım yapmak ileride üzücü olabilir.

Nikon D750 ve Atomos Ninja Assasin’le Bir Kaç Gün

_DSC5050

Yıllardır Canon sistemine gömülmüş biriyim. Bunun nedeni herhangi bir gönül bağı veya bir sistemin diğerinden kesin olarak üstün oluşu değil biraz tesadüf, biraz da Canon’un video konusunda daha atak olmasıydı.

Geçen haftaya kadar elime bir Nikon almışlığım da yoktu. Nikon Türkiye’den “D750 dener misiniz?” sorusu gelince ilk söylediğim “Nikon’a geçemem” oldu : )

Gerçekten de Nikon’a geçmem zor. Boğazıma kadar Canon merceğe yatırım yapmışken sistem değiştirmem ekonomik olarak saçma olurdu fakat bu olumsuz cevaba rağmen Nikon Türkiye’den sevgili eski öğrencim Deniz Gogercin pes etmedi ve bana D750 ve Atomos Ninja Assasin kayıtçı yolladı. Tabi ilmi testlerle ilgilenmediğimi biliyorsunuz. Bunlara webde çok kolay ulaşabilirsiniz. Genel deneyimlerimi paylaşacağım.

Öncelikle Nikon D750 Canon 5D MK III’e doğrudan rakip olarak düşünülmüş bir kamera. 2.5 yıl daha yeni bir kamera olduğu ve Sony’nin ürettiği 24 MP’lik tam boy (APS) bir algılayıcı kullandığı için bir avantajı var. Ayrıca D750 5D MK III’ten çok daha ucuz (1700 USD vs 2400 USD)

Temel olarak Nikon daha hafif (%20), daha küçük (%10), daha yüksek çözünürlüklü ekranı dönebiliyor, 1080’de 60 fps’e çıkabiliyor ve özellikle fotoğrafta dinamik aralığı 5D MK III’ten çok daha iyi, yüksek ASA’da gürültü seviyesi daha düşük ve 2014 üretimi bir kameraya yakışacak şekilde kendi üzerinde WiFi var. Zaten bunlara bile bakınca arada bir rekabet pek kalmıyor. Kısaca çok daha yeni bir kamera olan D750, sadece Sony’nin harika algılayıcısı sayesinde bile 5D MK III’ü fena halde dövüyor!

Canon severler buna itiraz edebilirler çünkü bu bir noktada adil bir karşılaştırma değil: Sonuçta 2016’da 5D MK 4 bekleniyor. O zaman durum elbette değişebilir ve her ne kadar Canon derin bir kış uykusunda gibi görünse de sonuçta bir gün bir şeyler yapmak zorunda kalacaklar!

Ayrıca yukarı anlattıklarıma rağmen Magic Lantern ekibi sayesinde şu anda bile 5D MK III piyasadaki en benzersiz kamera olmayı sürdürüyor. Zira o fiyata 1920*1080 14 bit RAW video çekebilen bir kamera yok. Öte yandan Magic Lantern’i bir hack kabul edersek (ki etmeliyiz) bunun pek bir anlamı da yok. Yüzbinlerce kullanıcı için Magic Lantern yüklemek ve kullanmak imkansız derecede karmaşık ve riskli görülen bir şey.

Nikon deneyimime gelirsek: Yılların Canon’cusu olarak alışmam çok uzun sürmedi (10 dakika). Kameranın gayet basit ve temiz bir tasarımı var. Zaten üç aşağı beş yukarı her şey aynı mantıkla çalışıyor. Önümüzdeki dönemde video meselesine daha fazla yükleneceği anlaşılan Nikon bazı akıllıca hamleler yapmış: örneğin video modu ile fotoğraf modu birbirinden tamamen ayrılmış. Yani video modundayken yaptığınız ayarlar (diyafram, örtücü vs) fotoğraf modunu etkilemiyor. Bu çok iyi bir karar zira iki çekim türü farklı ayarlar gerektirir. Ayrıca kameranın kendi ayarları içine “Flat” bir profil eklenmiş. Video için bu da gayet yararlı. Gördüğüm kadarıyla Nikon’un rolling shutter sorunu Canon’dan daha az. Video biraz soft ama bu biraz flat profilden biraz da 24 MP lik algılayıcıdan HD görüntü üretmekten kaynaklı ve aynı sorun 5D MK III’te de var. 5D çıktığı günden bu yana keskin görüntü üretemiyor ne yazık ki.

Aletin video performansı “en az” 5D MK III kadar iyi (Magic Lantern dışında konuşuyorum) fakat beni asıl etkileyen fotoğraf performansı oldu. Yukarıdaki örnek karede görebileceğiniz gibi Sony’nin yeni kuşak algılayıcıları “ISO Bağımsız” olma eğilimindeler. Bu ne demek? Kabaca bir kareyi 100 ASA’da az pozlamakla 1600 ASA’da normal pozlamak arasında önemli bir fark olmuyor demek. Yukarıdaki gibi bir kareyi üretirken pozlamayı tünelin çıkışına göre yapabiliyorsunuz ve sonradan RAW veriyi düzenlerken karanlık bölgeleri 5 fstop açsanız bile gürültü (noise) ürkütücü derecede az oluyor.

Ölçümler Nikon D750’nin 100 ASA’da 14.5 fstop dinamik aralığa sahip olduğunu gösteriyor. 5D MK III için bu sayı 11.7. Yani aradaki fark çok büyük. Canon’un acilen kış uykusundan uyanması gerek!

Bunlar dışında 1080’de 60 fps yapabilmek elbette bir avantaj. Her ne kadar 60 fps slow motion için yeterli olmasa da yine de Canon’un 720p deki 60 karesinden iyi olduğu kesin.

Özetle Nikon D750 hem video hem fotoğraf için göz kırpmadan alınabilecek çok mantıklı ve çok iyi bir kamera. Yazının başında dediğim gibi benim artık Nikon’a geçmem manalı değil ama yeni başlasam ciddi şekilde cazip olurdu.

PS: Nikon aynı zamanda Atomos Ninja Assasin ile konuşabiliyor ancak buna bir sonraki yazıda değineceğim. Bu yıl Birdman saçmalığından sonra yazılar azalmıştı. Yeni yılda arayı kapatabilmeyi umuyorum!

Herkese iyi seneler.

Megapiksel Savaşları Yeniden!

Canon-EOS-5DS-camera

Canon’un bugün duyurduğu iki yeni kamera EOS 5Ds ve 5Dr bir süredir bitmiş gibi görünen megapiksel savaşlarının yeniden başladığını resmi olarak ilan etmiş oldu.

Nikon bilindiği gibi bir süredir Sony’nin yaptığı algılayıcıları kullanıyor ve 24 mp, 36 mp gibi çözünürlükleri destekliyordu. Canon ise 22 MP’yi aşamamıştı.

50 MP’lik bu yeni kameralarla Canon şimdilik çözünürlük şampiyonu olmayı başarıyor ancak yine de gelecek çok parlak görünmüyor onlar için.

Şuradan dinlediğimize göre Canon’un her zaman küstahlığıyla bilinen sözcüsü Chuck Westfall 5Ds ve R’in dinamik aralık ve duyarlılık olarak 5d MK III’ten daha iyi olmadığını (ve 7d MK II ile aynı olduğunu) ifade etmek zorunda kalıyor. Kısaca yaklaşık 4000 dolarlık fiyatlarıyla bu yeni 5D’ler aslında yeni bir şey değiller.

Çözünürlük sanıldığı gibi kötü bir şey değil. Hele de benim gibi büyük fotoğraflar basmayı seven biri için… Stüdyo ve manzara fotoğrafçıları için de 50MP iyi bir şey. Özellikle de aynı kamerayı yeni eklenen crop seçeneği ile 1.3 ve 1.6 çarpanıyla kullanabiliyor olmak tabi hayırlı bir şey.

Buna rağmen şu da açık ki son yıllarda Sony’nin algılayıcıları önde gidiyor. Bu durumu değiştirmek için Canon’un daha fazla megapikseli aynı algılayıcılara tıkıştırması çözüm olamaz diye düşünüyorum.

Ayrıca bu yeni kameralarda video ile ilgili de hiç bir gelişme olmadığı gibi kulaklık çıkışı yok edilmiş, HDMI’dan temiz video çıkışı da engellenmiş ve dual pixel netleme sistemi de eklenmemiş. Yani 5D MK III video için hala daha iyi bir kamera.

Bu yıl içinde 5D MK IV’ün çıkması bekleniyor. Umarım o zaman Canon’dan ciddi bir ilerleme görürüz. Bunların en bekleneni elbette 4K video kaydı. Bunu yaparlar diye tahmin ediyorum.

Raw video ve daha fazla dinamik aralık? Sanmıyorum.

Beklemeye devam!

Mucize Lezzetler

 Konuk Yazar: Alp Korfalı: Uzun zamandır paylaşmak istediğim bir projeden bahsetmek istiyorum . Mucize lezzetler, Arçelik sponsorluğunda Refika Birgül tarafından yazılan ve yine kendisinin sunduğu bir yemek programı.Prodüksiyonu Sinefekt-Makina , Görüntü yönetmenliğini Cağlar Kanber yapıyor.Bu programın burda ne işi var derseniz , öncelikle Tv’da baştan sona Canon 5d ile çekilen ilk programlardan biri .

Doğal mekanda calıştığımız ve küçük bir setimiz olduğu için pratikliği ve boyutlarından ötürü Canon dslr ile işe başlamaya karar vermiştik.  Şu an ikinci sezonu çekiyoruz , dönüp baktığımda sanırım başka hiçbir kamera ile bu görsel tadı bu kadar düşük maliyete elde edemezdik.  Program her ne kadar rejili ilerlese de spontane gelişen mizansenlere cok açık, dolayısıyla kameralar sürekli kayıtta ve anlık değişikliklere hızlı cevap verebilecek şekilde kuruluyor. Bu noktada Canon’un hafif olması uzun saatler omuzda ve hatta elde kullanılmasına olanak sağlıyor. 3 adet 5d mk3 ile çekiyoruz.  Ana kamera ve 2 adet kadrajlarını kendi aralarında paylaşan yakın kameralar .  Yeni nesil Canonlar klip isimlendirmeye olanak vermesi , kesintisiz kayıt yapmaları , 50 kare çekebilmeleri ve görüntü sıkıştırmadaki ilerlemelerinden ötürü bu sezon bizim için iyi bir upgrade oldu diyebilirim.

Programın başındaki jenerik ise yüksek kareler icin Epic ile çekildi , tabi yan yana kıyaslama şansımız olduğu icin  Epic,  dinamik aralığının genişliği ve renklere verdiği tepki ile çok daha zengin resimler elde edebilmemizi sağladı ama ihtiyaçlar ve sonuçlar gözönüne alındığında bu proje için 5d nin kazanan olduğunu söylebilirim.

Bu blogunda aslinda vermek istediği mesajlardan biri olan en iyi kamera diye birşey yoktur doğru proje icin doğru kamera vardır tezini desteklediğinden ötürü sizlerle paylaşmak istedim.

linklerde iki bolum var izlemek isteyenler icin.

http://www.mucizelezzetler.com/tv-programlari/2-sezon-5-hafta

http://www.mucizelezzetler.com/tv-programlari/2-sezon-7-hafta

Nikon D600

Epeydir 2000 doların altına tam boy algılayıcılı bir kamera bekleniyordu. Henüz 2000’in altına gelmese de Nikon’un D600’u 24 Mp lik tam boy algılayıcısıyla simdilik en ucuz “tam boy” govde oluyor. D800’un kırpılmış hali gibi görünen alet tabi ki HD video da çekebiliyor ve alıştığımız gibi 25600 ASA’ya kadar destek veriyor. Aynı zamanda HDMI üzerinden uncompressed kayda izin veren D600 2100 USD’lik gövde fiyatıyla duyuruldu. Sıra Canon’da. Bir onceki yazıdaki Sony video kameradan da görülen o ki zamanla bütün kameralar “tam boy” algılayıcı kullanacaklar. Oysa 10 yıl önce dünyanın ilk 35 mm algılayıcı kamerası Canon 1Ds cıktıgında 8000 USD fiyata sahipti. 10 yılda yuzde 75 fiyat dususu fena degil! Ayrıntı surada.

5D Mark III ile Bir Kaç Gün Daha

“Almam etmem” derken yine dayanamadım ve 5D MK III aldım. Tabi bu alımı kendime doğrulamam gerekiyordu : )

Geçen seferki test profesyonel bir ortamda değildi. Bu defa bir kaç günlük uzunca bir işte 3. kamera yaparak 5D MK III’u sahada test etme şansı buldum. Daha önce fark etmediğim bazı incelikler var.

** Movie ve Liveview seçeneklerinin ayrılmış olması ve video çekimi için ayrı tuş olması çok iyi. Eski 5D’de bu ciddi bir karmaşa yaratıyordu. Yani sonuç olarak 7D tarzı menu ve arayüz çok daha pratik olmuş. Hemen alışıyorsunuz.

** Çift hafıza kartı bazı durumlarda çok faydalı. Örneğin başkası için bir şey çektiğinizi düşünün. Kartlar gün sonunda gidecek ve geri geldiğinde formatlanmış olacak. Bu durumda arada kendiniz için çektiğiniz kareler daima sorun olur. İşte 5D MK III’ün ikinci kartı (SD) bu noktada çok işe yarıyor. İki kart arasında istediğiniz gibi aktarım da yapabiliyorsunuz (ister tek tek seçerek ister tam kopya şeklinde). Ne yazık ki SD kart yuvası CF kadar hızlı değil ve ALL-I (intraframe) codec kullanırsanız 10 saniyeden uzun bir şey çekemiyorsunuz (PS: Benim kullandigim SD kart 30 MB/sn imis. Teorik olarak calismasi gerekirdi ama nedense yetisememis)

** Yeni focus ve pozlama sistemleri gerçekten eskisinden çok daha iyi.

** LCD monitör (geçen sefer de söylediğim gibi) daha iyi ve büyük

** Yeni eklenen “Level” göstergesi özellikle video çekerken çok işe yarıyor.

** Quick Menu tuşu şaşılacak derecede pratik. Bu menu sayesinde örneğin hangi karta kayıt yaptığınızı anında değiştirebiliyorsunuz.

** Zoom özelliğini SET tuşuna bağlamak gerekiyor. Soldaki normal Zoom tuşu daha çok çekim sonrası izleme için düşünülmüş gibi. Tuşların fonksiyonlarını değiştirebilmek çok önemli. Benzer şekilde kendi menünüzü yaratmak da önemli.

** 50 fps çekebilmek hoş. Tabi bu özellik 7D’de zaten vardı ama 5 serisi için yeni bir deneyim. 100 fps olsa çok daha iyi olurdu : )

Gelelim eksilere:

** Histogram ekranda çok kötü bir yerde çıkıyor. Bu veri grafiği rahatça çekim yapabilmeyi sağlayacak şekilde üstte veya altta çıksa (Scarlett’teki gibi) iyi olurdu. Bu haliyle histogram ancak çekimden önce veya sonra açılabiliyor. Ayrıca zemini geçirgen de değil. Ciddi şekilde kompozisyonu engelliyor.

** Histogramın tek tuşla açılıp kapanabilmesi gerekirdi. Ne yazık ki bu yapılamıyor. Info tuşuyla sürekli boğuşmanız gerekiyor.

** Highlight alert seçeneği ancak çekimden sonra izleme yaparken çalışıyor. Oysa bunu çekimden önce görebilmek gerekirdi.

** Yüksek ASA durumu biraz karışık. Bazı durumlarda noise çok azken bazen çok olabiliyor. Mark II’ye göre daha iyi olduğu açık ama tabi doğru pozlamak şartıyla. Yani siz hem 6400 ASA’da çekip hem de 2 fstop az pozluyorsanız aslında 25600 ASA’da çekmiş oluyorsunuz. Bunu yapmamak gerekiyor!

Genel olarak MK III almaya değer mi sorusuna tekrar dönersek. Fiyat farkı son düşüşe rağmen (Amerika da 3300 dolara düştü) hala fazla. Fakat eğer profesyonel olarak bu işlerle ilgileniyorsanız iki kamera arasındaki küçük gibi görünen farklar aslında uzun vadede mutlaka kendini fazlasıyla öder diye düşünüyorum.

Bu arada Canon algılayıcılar DXOMark’ta her zamanki gibi Nikon karşısında dökülmeye devam ediyorlar. Bunun nedenini doğrusu merak ediyorum (Nikon’un algılayıcılarını çoğunlukla Sony yapıyor) ama bu saatten sonra muthiş bir buluş bile yapsalar Nikon’a geçmek çok düşük ihtimal benim için.

Yine de “en iyi algılayıcı bende olmalı” diyorsanız görünen o ki Nikon’lara bakmanız gerek.

EOS 650D

Beklendiği üzere Canon EOS 650D’yi (Amerika’da T4i) duyurdu ve yine adet olduğu gibi bu giriş seviyesi model Canon’un en yeni teknolojilerini abilerinden önce içeriyor.

Bunların en önemlisi video kaydı sırasında kesintisiz otomatik netlik sağlaması. Bunu yapabilmek için SMT merceklere ihtiyaç duyuluyormuş! Neyse ki kameranın yanında gelen 18-135 mercek bu özelliğe (Step Motor Technology) sahip. Aslında bu teknoloji sadece focus işinin sessiz yapılmasını sağlıyor.

İlk defa bir Canon DSLR’da dokunmatik ekran görüyoruz. Bunun yanı sıra dönebilir LCD ekrana ve 18 MP lik algılayıcıya sahip olan kamera 25600 ISO’ya kadar çıkabiliyor ve Speedlite flaşlar için kendi içinde tetikleyici içeriyor.

EOS serisinin ilk kamerası EOS 650 1987’de çıkmıştı. Böylece yıllar sonra bu defa EOS 650D ile Canon alt sınıfı ele geçirmeye çalışıyor. Mercek dahil Amerika fiyatı 1100 USD.

Ayrıntı şurada.

Canon G1X ve Nikon D4

Bu iki kamerayi yan yana getirmek çok saçma ama ikisine ayrı yazı yazmaya da üşendim doğrusu : )

Nikonlarla genel olarak pek ilgilenmiyorum. Bunun iki nedeni var: Birincisi elimde bir sürü Canon mercek varken şimdi tutup Nikon’a geçmem boşa para harcamaktan başka bir işe yaramaz. İkincisi Nikon videoya Canon kadar önem vermiyordu (en azından bugüne kadar). Kısaca kafalarda soru işareti kalmaması için: Canon’un Nikon’dan daha iyi olduğunu (veya tersini) düşünmüyorum veya Canon’dan para almıyorum (hatta tam tersi Canon’a para veriyorum!)

Yeni Nikon fiyatından da anlaşıldığı gibi Canon’un 1Dx’ine doğrudan rakip. 16 MP’lik kamera bize öncelikle Megapiksel yarışının şimdilik kesin olarak bittiğini gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda bu durum değişebilir ama görünen o ki bir kaç yıl için bu yarış bitti. Yeni yarış “daha iyi görüntü, daha yüksek ASA” alanında olacak.

Kameranın üzerinde çok durmuyorum zira her şeyi harika yapan gayet güzel bir alet işte : ) Zaten bunu alacak insanların ne aldıklarını biliyor olmaları gerekir. Aletin en ilginç özelliği HDMI üzerinden uncompressed HD video çıktısı vermesi. Bunun ayrıntıları şimdilik belirsiz ama her şekilde bu Canon’u utandıracak bir adım. Yeni 5D’de bu özelliğin olacağına kesin gözüyle bakabiliriz artık.

Diğer kamera benim yıllardır nefret ettiğim G serisinin “devrimci” bir türevi. Evet Canon G1x ile ilk defa küçük bir kameraya büyük sensor koyuyor. Bu işi yaparken ilginç bir kararla merceği sabit bırakıyor (4x bir zoom). Bence bu doğru bir karar. Yanında küçük bir kamera taşımak isteyen biri cebinde başka mercekler taşımak ister mi? Sanmıyorum. Alet aynı zamanda full HD 24 fps video çekebiliyor.

Evet yeni oyuncaklar bunlar. Şuradan G1x, şuradan da D4 incelenebilir.

Ayrıca Canon’un 6 adet yeni küçük video kamerası (VIXIA) da şuradan incelenebilir. Üzerlerinde sosyal medya paylaşım butonları varmış : )

Sony’den A77

Sony epeydir beklenen APS-C kamerası A77’yi duyurdu.

TMT (Geçirgen Ayna Teknolojisi) kullanan 24 MP lik bu yeni Sony DSLR AVCHD’nin geliştirilmiş ikinci sürümü sayesinde 1080p video  (saniyede 60 progressive kare!) çekebiliyor. Böylece doğrudan EOS 7D ye rakip oluyor ve hatta ne yazık ki geçiyor : )

Büyük olasılıkla çok iyi bir video “auto focus” özelliğine de sahip olan A77 fotoğraf seçeneğinde saniyede 12 kare çekebiliyor (ve böylece en hızlı DSLR oluyor). Vizörü yine bir ilk olarak OLED olan kamera 50-16.000 ASA arasında çalışabiliyor.

Elime almış değilim ama 1400 USD lik gövde fiyatı ve “Smart Tele Converter” gibi yenilikçi özellikleriyle  SLT A77 iyi bir kamera gibi görünüyor. Zaten Canon’un Nikon’dan çok Sony’den çekindiği de epeydir konuşuluyordu.

Peki Sony alınır mı? Henüz mercek seçenekleri Canon ve Nikon kadar değil. Bunun dışında çok iyi bir seçenek.

Sony A77 yanında bir kaç yeni küçük kamera (NEX) ve mercek de duyurdu.

Ayrıntı ve diğer duyurular her zamanki gibi şurada

Sony’den SLT: Alpha 55

Uzun yıllardır konuşulan bir şey sonunda gerçek oldu: Sony’nin yeni fotoğraf makinesi Alpha 55 SLT (Single Lens Translucent) teknolojisini kullanıyor.

SLT kameralar bildiğimiz DSLR’lardan farklı olarak geçirgen ve sabit bir ayna kullanıyorlar. Ayna ışığın büyük kısmını algılayıcıya yolluyor. Küçük bir kısmını da AF (autofocus) algılayıcısına yolluyor.

Böylece sürekli Live View kullanabiliyorsunuz ve aynı anda hızlı bir auto focus desteği alabiliyorsunuz. Video çekerken de bu destek sürüyor. Buna ek olarak aynanın kalkıp inmesi gibi bir teknik problem olmadığı için saniyede 10 kare gibi hızlara çıkabiliyorsunuz.

Tabi bu durum yüzde 30’luk bir ışık kaybına neden oluyor ve ayrıca optik bakacınız olmuyor (eh her şeyin bir bedeli var elbette)

Bu devrimci girişimle tamamen aynasız ve büyük algılayıcılı NEX3 ve 5′ ten sonra Sony şimdi de hem aynalı hem hızlı auto focus yapabilen başka bir seri yaratmış oluyor.

Alpha 55 1080p video da çekebiliyor ama tabi şimdilik sadece 29.97 fps hızında : ) Bu Japon firmaları ne zaman PAL diye bir şeyi kabul edecek merak ediyorum.

Ayrıntı şurada.

HandySLR

HandySLR ile tanışma. from Kadir Köymen on Vimeo.

Kadir Köymen yine çok hayırlı bir ürünle karşımızda. Bana da üründen bir örnek yolladı. Yakında inceleyip yazacağım.

EOS 550D

Canon bugün yeni EOS 550D yi duyurdu.

Kamera 1080p modunda 30p, 24p, 25p; 720p modunda ise 60p, 50p gibi seçenekler sunuyor ve pozlama konusunda tam kontrole izin veriyor. 550D bu haliyle (ve 1000 dolar altında olması beklenen fiyatla) şu andaki en iyi HDSLR oluyor. Canon’u lanetliyorum!

18 mp lik algılayıcı, 6400 ISO, yeni pozlama sistemi, arti eksi 5 fstop compensation, movie crop mode vs gibi bir çok özellikle yeni EOS epey iddialı.

Ayrıca Canon E1 adlı bir plugin (eklenti) duyurdu. Bu eklenti Final Cut icin EOS video dosyalarının Prores’e cevrilmesini iki kat hızlandırıyormus. Ayrıntı şurada.