Tag Archive for 'kamera'

Page 3 of 6

5D MK III5D MK III

Bir süredir tahmin edildiği gibi Canon’un 5D MK III’ü bugün duyuruldu. Hızlıca eski modele göre üstünlükleri sayarsak:

* Çok daha iyi bir autofocus sistemi (1DX’tekine benzer)
* 3.2 inch ekran (Oled ve katlanabilir degil)
* 22 MP (Canon Nikon’la MP yarışına girmemiş oluyor böylece)
* Saniyede 6 kare çekim hızı
* 25600 ASA (H1 ve H2 ile 102.400’e çıkabiliyor)
* 1280*720’de 60 fps
* SMPTE Time Code (Free Run ve Rec Run)
* Intra Video codec seçeneği
* Kulaklık çıkışı ve kayıt sırasında ses seviye kontrolü
* Digic 5+ İşlemci sayesinde moire gibi sorunların giderildiği iddia ediliyor.
* HDR seçeneği

Bu ve bunlara benzer başka ufak yenilikler dışında aslında şapkadan tavşan çıkmadı (RAW video, 10 bit out vs). Tahmini gövde fiyatı 3499 USD. Hayırlı uğurlu olsun. Ayrıntı şurada.

PS: Ilk 102400 ISO örnekleri ürkütücü derecede temiz görünüyor. 

Red ScarletRed Scarlet


Bir kaç gündür Red Scarlet ile oynuyorum. Tabi oturup ilmi testler yapmadım. Nasıl olsa onu yapan bir sürü insan var. Kisisel yorumlarımı yazayım daha iyi.

RED Scarlet bir kaç yıldır sözü edilen bir kameraydı. İlk çıkışında beklenen aslında 2/3 inch algılayıcı ile daha küçük bir prototipti. Hatta bir ara Jim Jannard “DSLR killer” olacak demişti Scarlet için. O zaman “RED fanboy” dediğimiz fanatikler çok heyecanlanmıştı.

Geçen yıllarda belli ki bir çok şey değişti zira sonuçta ortaya çıkan şey aslında EPIC’in bire bir aynısı. S35 mm algılayıcı ve dış yapı tamamen aynı. Sadece doğal olarak 15 bin dolarlık bir gövde olduğu için Scarlet EPIC’in kırpılmış hali gibi. En önemli sınırlama 5K da sadece 12 fps desteği olması. 4K’da 30 fps 2K da ise (kırpılmış sensörle) 60 fps yapabiliyor.

Kamera aynen EPIC gibi SSD sabit disk kullanıyor. 64 GB lik disklere yaklaşık 20 – 30 dk çekim yapabiliyorsunuz. Benim oynadığım model EF mount idi (yani Canon merceklerle tam uyumlu). O kadar ki auto focus, IS ve mercek verisi bile çalışıyor. Tabi mercekler 1.3 ile 2 arasında değişen çarpan faktörleriyle iş görüyor.

Kısaca olumlu ve olumsuzları özetlersem:

+ EF Mount ile çalışmak güzel. Özellikle auto focus ve IS çok işe yarıyor. 85 1.2 gibi merceklerle veya 70-200 2.8 IS ile çekim yapmak zevkli.
+ RED’in dinamik aralığı (RAW çekmesi sayesinde) tabi ki DSLR lardan veya klasik video kameralardan çok daha iyi.
+ Kameranın ergonomisi olabildiğince iyi. Elde tutmak zor değil ve hatta zevkli. RED One kadar ağır değil.
+ Yüksek ASA başarısı iyi sayılır. 1000 ASA’ya kadar kullanmak mümkün. 6400 ASA da teorik olarak var ama noise kabul edilemez seviyeye çıkıyor.
+ HDR modu var. Bu modda 6 f stop a kadar ekstra dinamik aralık sağlanabiliyor.

Gelelim eksilere:

– FAN!! Kameranın üzerinde fan var ve gayet rahatsız edici bir ses çıkarıyor. Çekim sırasında bu azalıyor ama yine de yok değil. Menülerden fan sessizleştirilebiliyor ancak o zaman da kamera aşırı ısınıyor. Bu devirde hala üzerinde pervane olan bir kamerayı kabullenemiyorum!

– Dokunmatik ekran artık alıştığımız Iphone gibi değil ne yazık ki.

– Piller çok kısa ömürlü. En fazla 25 dk gidiyor ve sarj da 1 saatten fazla sürüyor.

– EF mercekler iyi ama çarpan faktörü sinir bozucu.

– DSLR killer meselesi tabi yalan. Bu aletle fotoğraf çekilmez değil elbette ama ben yine de iyi bir DSLR’ı tercih ederim. Aletin üzerinde M ve S diye bir switch var (Motion ve Still). Hesapta istersen kamera istersen fotoğraf modunda kullanacaksın : ) Kim 20 bin dolar harcayıp 12 MP lik still ler çeken bir kamera almak ister bilmiyorum. Video işi de aynı anda yapılacaksa belki ama yine de bana gereksiz geldi.

Sonuç: Yıllardır beklenen Scarlet aslında bildiğimiz RED’in bir türevi. Devrim yaratacak ucuzlukta değil. Çok hafif değil, çok pratik değil. Yani paradigma değiştirecek ve DSLR ları yok edecek bir kamera asla değil ama tabi ki sonuçta aslında bir açıdan da iyi bir kamera. Teoride “Girl with The Dragon Tatoo” gibi bir film çekmenize bir engel yok bu kamerayla… ne yazık ki filmler sadece kameralarla çekilmiyor : )

Ben bu kamerayı alır mıyım? Hayır. Blogu izleyenler şaşırmayacaklar ama RED Scarlet bence pahalı bir oyuncak. Her zamanki gibi “beklemek gerek”! 

JVC@4KJVC@4K

Dünyanın en garip şirketlerinden JVC yine kendine yakışır bir girişimle karşımızda. Nuvit Bingöl sayesinde şuradan öğrendiğimize göre JVC dünyanın ilk 4K el kamerasını yapmış. Kamera 3840*2160 piksellik görüntüleri 24/50/60 kare hızlarında 144 Mbps veri hızıyla h.264 sıkıştırmasıyla SDHC veya SDXC kartlara kaydediyormuş.

Ayrıca kamera 8.3 MP lik ve 1/2 inch boyutundaki Cmos’tan gelen görüntüyü HD olarak çıkabiliyormuş.

4995 USD’lik tavsiye fiyatıyla JVC yine bir ilki başarırken eminim çok az satmayı da becerecektir. Kim böyle bir kamera istiyor gerçekten merak ediyorum : )

Sizi Seven Kamera: Ikonoskop A-cam dIISizi Seven Kamera: Ikonoskop A-cam dII

Togan Gökbakar ve A-Cam dII

Togan Gökbakar ve A-cam dII


Yıllardır merak edilen kamera Ikonoskop A-Cam DII’yi sonunda deneyebildim.

Bilenler bilir bir Isveç kökenli küçük bir firma olan Ikonoskop epeydir webde dolanan bir şehir efsanesi gibidir. Şuradan da görebileceğiniz gibi firma A-Cam DII adında bir dijital film kamerası yapıyor.

Kamera 16 mm boyutlarında CCD bir algılayıcıya sahip ve bir çok mercekle uyumlu. Yalnız tabi örneğin Canon EF mercekler bu kamera ile çalışırken odak uzaklığı 3 ile çarpılıyor.

Kameranın en şaşırtıcı tarafı 1920*1080 boyutlarında “sıkıştırmasız” 12 bit RAW DNG kaydetmesi.

Dünyada henüz 30 küsür adet olan bu kameralardan biri de (tam olarak 33. sü) Togan Gökbakar’da.

Kamerayla çok uzun olmasa da bir saat kadar oynadım. Fotoğrafta gördüğünüz gibi alet gayet küçük, basit, elde tutması kolay ve zevkli. Tabi bir takım problemleri var: Örneğin vizörü çok kötü (ama bu HD-SDI çıkışına düzgün bir monitör takarak aşılabilecek bir sorun). Aktarım hızı çok yavaş (zira şirket sıkıştırmasız RAW video hızına yetişebilmek için kendi kartlarını tasarlamış ve bu kartları hızlı aktaracak bir sistem bir kaç aya hazır olacakmış.)

Kamera üzerinden izleme yapmak da biraz problemli yani aslında A-Cam DII henüz beta seviyesinde sayılabilecek bir kamera o yüzden sert eleştirmek doğru olmaz.

Gelelim güzel tarafına: Kamera aslında kendi diskine arka arkaya Adobe DNG kareler kaydediyor. Bu kareleri yine Adobe’nin Camera RAW’u veya Lightroom ile açabiliyor ve istediğiniz gibi renk düzenleme yapabiliyorsunuz. Sonra After Effects’e bu dosyaları import ederken ilk karenin rengi  istediğiniz gibiyse diğer kareler de aynı şekilde açılıyor.

Bunun sonucu olarak artık alıştığımız ve hatta neredeyse sıkıldığımız RED ve Alexa görüntüsünden farklı ve daha “analog” bir görüntü ile karşılaşıyoruz. Bugüne kadar gördüklerim arasında A-Cam DII renk olarak filme en yakın kameralardan biriydi diyebilirim.

Tabi A-Cam DII henüz profesyonel bir ortamda kullanılacak düzeyde değil ve bunca devin olduğu bir alanda şirket varlığını sürdürebilir mi emin değilim ancak sadece Adobe DNG’ye verdikleri destek ve sıkıştırmasız RAW israrları bile çok sempatik.

Zaten kamera açılırken ekranda “A-Cam DII The Camera Loves You” yazıyor!

Algılayıcının küçüklüğü bir sorun gibi görülebilir ancak 2/3 merceklerle uyum aslında bir avantaj. Kısaca A-Cam DII parlak bir fikir fakat henüz bitmemiş bir uygulama. Uzun film çekilebilir mi şu haliyle? Şimdilik zor ama umut var.

Şuradan Togan’ın Ikonoskop ile çektiği bazı denemeleri görebilirsiniz.

EOS C300EOS C300

Yıllardır beklenen kamera sonunda çıktı. Daha önce bu blogda çok defa yazdığım gibi herkes Canon’un neden elindeki gücü kullanıp büyük algılayıcılı bir kamera çıkarmadığını merak ediyordu.

Neyse sonunda beklenen oldu. Japon şirketleri çok garipler. Yıllarca inat edip sonra aniden beklenmedik şekilde hareket edebiliyorlar. Sanırım kültür farkı bu.

Kamera Super35 mm boyunda ve 8 MP lik bir algılayıcıdan 1080p görüntü üretiyor. Bu aslında hayırlı zira böylece klasik Bayer pattern li tek sensör kameralar gibi (örneğin RED) “üretilmiş” bir 4K yerine her pikselde tam olarak örneklenmiş bir full HD video sunuyor (yani aslında 3 CCD gibi davranıyor)

MPEG2 4:2:2 50 Mbps codec kullanan kamera istenirse PL istenirse EF merceklerle kullanılacak şekilde iki sürüm olarak üretilecek. 2012 başında tahminen 20 bin dolar gibi bir fiyatla satışa çıkacak.

Fiyat yüksek mi? Hem evet hem hayır. Bu kamera Alexa’dan daha iyi olabilir (ürettiği görüntü açısından). Bu açıdan bakılırsa fiyatı ucuz. Tabi HDSLR filmciliği ile ilgilenen bir öğrenci veya amatör içinse fiyatı çok yüksek.

Kamera 720p de 60 kare yapabiliyor. Bu bence kötü ama zaten Alexa da öyle 🙂

Canon bu kamerayla doğrudan Alexa ve RED’le uğraşmaya başlıyor. Bu konuda başarılı olabilir mi? Bence istese çoktan olurdu ama Canon klasik olarak daha geniş bir kitleye ulaşmak istiyor. Bugüne kadar yaklaşık 8000 RED kamera satılmış. Bu sayı Canon gibi bir şirket için yetersiz. O yüzden aslında ne şiş yansın ne kebap türünden bir kamerayla karşımızdalar.

Alınır mı? Fazladan 20 bin dolarınız ve kameraya ihtiyacınız varsa olabilir neden olmasın? RED Scarlett de aynı gün bir duyuru yaptı (ne tesadüf : ).  Ben alır mıyım? Sanmıyorum 🙂

Ayrıntı şurada

PS: Ayrıca Canon PL mercek üretmeye başlıyor. Bu bence diğer haberden daha önemli. Ortalık yine toz duman kısacası.

Lytro Her Şeyi Değiştirir mi?Lytro Her Şeyi Değiştirir mi?

 Daha önce bahsettiğim Lytro sonunda ortaya çıktı.
Bilindiği gibi kamera “ışık alanı” kaydediyor. Bu sayede sonradan istediğiniz yere netlemek, hatta stereoscopic görüntü üretmek mümkün oluyor. “Apple’ın Iphone la yaptığını kamerada yapmak istiyoruz” demişlerdi. Tasarıma bakınca gerçekten bu yolu tuttuklarını görüyoruz.
Lytro’nun nasıl çalıştığı da biraz daha açıklık kazandı. Algılayıcının önünde micro mercekler var ve bunlar asıl mercekten gelen ışığı farklı piksellere yönlendirip ayırıyorlar. Böylece “ışığın yönü” adı verilebilecek yeni bir veri ortaya çıkıyor. Daha sonra bu bilgi kullanılarak “algılayıcı daha uzakta veya daha yakında olsa ne olurdu?” sorusunun cevabı hesaplanabiliyor (ki bu da netlik yapmak demek).

Aynı şekilde kamera biraz sağdan baksa biraz soldan baksa gibi varsayımlar da hesaplanabiliyor.

Tabi bu da aslında sonuçta kullandığınızdan daha fazla veriyi saklamanız gerektiği anlamına geliyor. Bu nedenle Lytro’nun çözünürlüğü düşük. Ürettiği görüntülerin 1080 satırı ancak yakalayacağı söyleniyor (garip şekilde çözünürlükle ilgili net bir şey söylenmiyor)

Bu kameradan çok heyecanlanan arkadaşlarım var. Böylece elimizdeki binlerce dolarlık Canon merceklerin çöp olacağını ve herkesin Lytro ile çekim yapacağını (tabi profesyonel versiyonlarıyla) iddia ediyorlar ve Lytro’yu büyük bir devrim olarak şimdiden alkışlıyorlar.

Şu anda dudak yumuşatıcısına veya parfum kutusuna benzeyen yapısıyla tabi beni biraz gülümsetiyor bu kamera : )

Tabi ki Lytro aslında büyük bir girişim ve yıllardır çıkmış en heyecan verici teknoloji ama yine de bildiğimiz her şeyi değiştirir mi çok şüpheliyim. Kameranın 8 gb lık ve 16 GB lık modelleri 350 ve 499 dolara satılacakmış. Ayrıntı şurada.

PS: Birileri bu teknolojinin profesyonel halini de geliştirmiş http://raytrix.de/index.php/Cameras.html

Mükemmel ve BerbatMükemmel ve Berbat

Su altında fotoğraf çekmek herkesin ilgisini çeker: Işık koşulları alıştığımız gibi değildir, poz vermek zordur. Suyun altında her şey başka görünür.

Bu yaz tatilinde Sony’nin DSC TX5 adında bir su altı kamerasıyla oynama fırsatım oldu. Kamera bir çok açıdan mükemmel: Su geçirmiyor, çözünürlüğü gayet iyi, renk performansı ve video seçenekleri de fazlasıyla başarılı. Üstelik çok pahalı da değil (artık TX10 üretiliyormuş ama o bile 300 dolar civarında). Sony’den beklenmeyecek şekilde SD kart kullanan TX5 bütün mükemmeliği içinde aynı zamanda berbat bir alet.

Bunun da çok basit bir nedeni var: LCD kesinlikle su altında görülmüyor. Sudan çıkınca da zaten güneş yüzünden görülmüyor 🙂

Dünyanın en iyi algılayıcısına ve özelliklerine bile olsa kullanıcıya ne çektiğini gösteremeyen bir kamera neye yarar ve ne için yapılır?

Yukarıdaki örnekteki gibi “Ne çıkarsa bahtıma” deyip deklanşöre basacaksınız.

Aslında bu da bir yöntem elbette. Sonuçta kontrolü bırakmanızı sağlıyor. Yine de her seferinde ne çektiğinizi görmek için gölge bir yer aramak zorundasınız ve bu gayet sıkıcı.

Kameranın bir diğer dahiyane özelliği de touchscreen olması. Bütün seçenekleri ekrana dokunarak ayarlamanız gerekiyor. Göremediğiniz bir ekranda bunu yapmaya çalışırken ilginç bir deneyim yaşıyorsunuz tabi.

“Sonuçta TX 5 Sony’nin yaz eğlencesi amacıyla çıkardığı bir alet ne bekliyorsun ki?” diyebilirsiniz. Yine de kamera üreticilerinin genelde çok garip hatalar yaptıklarını düşünüyorum. Kullandıkları teknolojiler o kadar hayranlık verici ki takıldıkları noktalar gülünç kalıyor. Görüntü üreten her insanın en temel ihtiyacı çektiği şeyi görebilmektir : ) Bunu anlamak çok zor olmasa gerek.

Kamera Önemli mi?Kamera Önemli mi?

The iPhone Fashion Shoot – Lee Morris Shoots With The 3GS Fstoppers from FStoppers on Vimeo.

Otomat’ın blogundan gördüğüm bu videoyu yukarıdaki sorunun cevabını merak edenlere öneriyorum.

Bu arada Otomat da izlenmeli.

Sony NEX-FS100Sony NEX-FS100

Sony daha önce çıkaracağını duyurduğu kamerayı çıkardı: NEX-FS100 (Bu model isimlerini kim nasıl buluyor merak etmiyor değilim. AF100’e karşılık FS100 🙂

Klasik Sony stratejisi hiç bir şeyi ilk yapmamaktır diyebiliriz (Genelde JVC herkesten önce kötü bir şey yapar. Sonra Panasonic iyi bir şey yapar ama mesela kötü bir LCD ile yaptığını baltalar. En son Sony yapar ve en çok da o satar : )

Sony 5850 USD fiyatlı bu kamerayı da “ilk ucuz 35 mm algılayıcılı kamera” olarak pazarlayacak gibi görünüyor.

Kameranın algılayıcısı super 35 mm boyutlarında (yani AF 100’un Micro 4:3 algılayıcısından büyük) Bu da 35 mm SLR mercekleriyle daha iyi uyum sağlayacak demek oluyor. XLR ses girişleri var SD ve SSD kayıt ortamlarını destekliyor.

Kendi üzerindeki kayıtçı düşük sayılabilecek bir veri hızıyla (28 Mbits/s) AVCHD kayıt yapsa da alet HDMI üzerinden 4:2:2 sıkıştırmasız (ve timecode lu) video verisi yollayabiliyor ve bu çok iyi bir özellik.

Buna karşılık FS100 AF100’deki gibi HD SDI çıkış sağlamıyor.

1080’de 60p yapabilen FS100 gördüğüm kadarıyla gayet iyi bir kamera. Özellikle DSLR’larla uğraşmak istemeyenler için çok iyi bir seçenek.

AF100’u doğrudan hedef alan bu yeni kamera dış görünüş olarak ondan daha amatör görünse de ergonomisi çok iyi.

Bu kameranın çok satacağını düşünüyorum. Tabi bu işlere ilk uyanması gereken Canon neden hala XF 305 falan gibi saçmalıklarla uğraşıyor anlamış değilim.

Daha fazla ayrıntı şurada

PS: Bu arada FS100’un icindeki algılayıcı ile F3’un icindeki aynı.

EOS 600DEOS 600D

Canon’un ne yapmaya calıştığının anladığımı söyleyemem: 600D, 1100D, 60D gibi alt seviyede 3 degisik ürün gamı yarattılar.

Böyle bir kaosun içinden nasıl çıkılır ondan da emin değilim. Galiba amaçları biraz da kafa karıştırmak.

Bütün bu kameralar birbirlerine çok benziyor ve ufacık farklarla ayrılıyorlar. Aslında aynı malı değişik kutulara koyup yazılımsal olarak kısıtlamak gibi bence rezil bir pazarlama anlayışı bu.

Hal böyle olunca da doğal olarak pek heyecan duyamıyoruz bu aletlerle ilgili. Aslında on yıl önce rüyamızda bile göremeyeceğimiz kameralar olmasına rağmen şimdi sadece uykumuzu getiriyorlar 🙂

Yine de tabi bu işlere yeni başlayanlar, öğrenciler ve meraklılar için yararlı gelişmeler bunlar. Sonuçta aslında farklı sınıflarda olsalar da bu kameraların 7D den veya 5D’den çok da kötü olduklarını söyleyemeyiz. Hele de fiyatlarını karşılaştırırsak!

Yeni kamera 600D hakkında bilgi her zamanki gibi şurada.

Alexa ile Bir GünAlexa ile Bir Gün

Her tür “hype” ın karşısındayım.

“Hype” ne demek? Ingilizce tariflerinden biri “extravagant or excessive promotion”. Aşırıya kaçan ve abartılı pazarlama olarak çevrilebilir.

Son yıllarda kamera alanında epey hype var. Bunların sonuncusu Arri’nin Alexa’sı ile ilgili.

Bu haftaya kadar Alexa ile çalışmamıştım ve sektörde sürekli dönen “Alexa müthiş” laflarına temkinle yaklaşıyordum.

Sonunda geçen hafta Alexa ile bir gün geçirdik. Tabi haksızlık etmiş olmayayım oturup ciddi bir analiz falan yapmış değilim ancak yine de sonda söylenecek lafı başta söyleyeyim: Alexa henüz “olmamış” bir kamera.

Kameranın benim görebildiğim tek üstün tarafı olan ergonomisi gerçekten RED’den başarılı. Ne yazık ki aletin henüz çözülmemiş bir sürü sorunu var: Bizim kullandığımız sürümde ses kaydı henüz desteklenmiyordu. RAW kayıt da aynı şekilde mümkün değildi. Yüksek kareye çıkamıyordu ve kameradan playback yapılamıyordu. En saçması Alexa video cikisina timecode gömemiyordu!

Bütün bunlar önemsiz sayılabilir (ki bence çok önemliler). Büyük olasılıkla Arri bunları bir şekilde çözecek (bu kadar çok insan gidip RED’in iki katı para verip aldığı sürece çözmelerine de pek gerek yok aslında ama hadi neyse : ) Fakat bunlardan daha vahimi kamera greenscreen çekimde şaşırtıcı derecede başarısız.

Mavide yaptığımız çekimlerde bir problem yok fakat yeşildeki çekimler felaketti.

Bu sorunlar da (RED için de en başta böyle bir durum olmuştu) ileride firmware güncellemeleriyle çözülebilir. Yani Alexa için “kötü” demek haksızlık olur.

Yine de kesin olan bir şey var “Alexa müthiş RED’den çok iyi” diyenler objektif değiller. Başta da dediğim gibi Alexa henüz olmamış bir kamera. D20 ve D21 de öyleydiler. Umarım Alexa da onlar gibi olmaz.

Tabi yukarıda belirttiğim gibi bu yazı ciddi bir analiz sonucu yazılmış değil. Bir yanlışım varsa sektörden arkadaşlarımız düzeltirlerse sevinirim.

PS: Bazi konulari eksik yazmisim: Timecode mov larin icinde var fakat ekrana (video assist cikisina) yazili olarak verilemiyor. Kameradan playback de henuz yapilmadigi icin timecode almak isterseniz mov u bir bilgisayarda acmaniz gerekiyor. Yuksek kare de (60 fps) yeni firmware de var ancak bizim kullandigimiz kamera eski surumdu.

Sony PMW-F3Sony PMW-F3

Yıllardır konuşulan sonunda oldu ve Sony ilk Super 35 mm CMOS’lu yarı profesyonel kamerası F3’ü duyurdu.

RED ve HDSLR larla başlayan ve Panasonic AF100 ile devam eden değişimin son ürünü bu.

F3 aslında Sony F35 ve F900 kullanan prodüksiyonlar için bir B kamera olarak tasarlanmış. Kullandığı codec XDcam serisi ile aynı (mpeg2) ve 4:2:0 olarak çalışıyor.

Ancak Sony’nin önerisi tabi bu codec ile çekilen görüntülerin sadece offline kurgu için kullanılması çünkü F3’ün üzerinde Dual link HD SDI çıkış var. Bu şekilde HDCAM SR bir kayıtçı ile 880 Mbps 4:4:4 kayıt yapmak mümkün.

Aletin üzerinde PL mount var yani bütün sinema mercekleriyle uyumlu. CMOS’un pixel genişliği 12 micron. Bu da örneğin 5D MK II nin 6 micron undan çok daha iyi. Yani kamera düşük ışıkta çok iyi performans verecektir.

Ne yazık ki F3 biraz pahalı. Sadece gövde fiyatı 16.000 USD. fakat şaşırtıcı bir detay var: F3 ile birlikte Sony ucuz bir PL seti çıkarıyor. 35 – 50 ve 85 mm merceklerden oluşan bu PL mercek setini kamerayla birlikte alırsanız fiyat 22.000 USD oluyor.

Sony gelecek yıl bir de taşınabilir SR hafıza kaydedici çıkaracağını duyurdu. Bu aletle HDCAM SR kayıt yapmak kolaylaşacak.

Alet bence hoş ama pahalı. Panasonic’in AF100’ü çok daha makul bir fiyatla çıkıyor. Fakat belli ki Sony bir üst segmenti hedeflemiş. 16 bin dolarlık taban fiyat bunu gösteriyor.

Ayrıntı şurada.