Tag Archive for 'Phantom 3'

Phantom 3 ile 7 saat

Son bir aydır çeşitli yolculuklara yeni oyuncak DJI Phantom 3 Pro ile çıktım.

Özellikle tekneden kalkış yapmak konusunda epey tedirgindim. Ne yazık ki web forumlarında inanilmaz bir bilgi kirliliği var: “Suyun üzerinde uçmayın düşersiniz” konulu bir çok mesaj okudum. Sonunda cesaretimi toplayıp suyun üzerinde 3 saat kadar uçtum. Böylece toplam uçuş sürem 7 saat oldu.

Bu 7 saatin ardından lafa sondan başlarsam Phantom 3 muhteşem bir alet: Rüzgara direnci, sabitliği sağlayan gimbal, kullanım kolaylığı, sinyal erişimi… hepsi çok çok iyi. Bütün bunların ötesinde size yepyeni bir perspektif sunuyor. Dünyaya yukarıdan bakmakta yarar var böylece aslında ne kadar önemsiz olduğumuzu hatırlayabiliriz.

Aletin bence tek zayıf noktası var: Kamera : )

Boyutuna göre kamera da esasen “kötü” değil fakat ne yazık ki sıkıştırması çok kötü: 60 Mbit lik bir 4K görüntü elbette bir RED’le Alexa ile aynı olamıyor. Özellikle yoğun detay içeren tarla, orman, çim vs gibi şeyleri çekerken sıkıştırmadan sorumlu görüntü işlemcisi fena çuvallıyor.

Buna karşılık kameranın merceği ve çözünürlüğü çok iyi. Sıkıştırmadan doğan kayıp olmasa boyutuna göre harika bir kamera diyebiliriz. Gopro’dan çok daha iyi olduğu kesin tabi.

Bir başka küçük eleştiri noktası da kamerayı tilt yapan kontrolün ne yazık ki yeterince hassas olmaması (ya da fazla hassas mı desem?). Kumandanın sol önünde küçük bir bilezik var. Onu çevirerek kameraya tilt yaptırıyorsunuz. Ne yazık ki bu bileziğin hızı yazılımdan ayarlansa da dururken ve kalkarken çok sert hareket ediyor (oysa 3 dolarlık bir devre ile bu çok kolay engellenebilirdi). Bu tür durumlarda aynı anda hem drone u kullanıp hem de tilt le boğuşmak kolay değil.

Benzer bir durum pan (Yaw) yaparken kullandığınız kumanda kolu için de geçerli. DJI’in Apple uygulamasından kolların hassaslığını azaltmak mümkün ama en düşük hassasiyette bile küçük bir hareketiniz drone u aniden döndürmeye yetiyor. Bu yüzden Phantom’la bir şeyin etrafında dönmek ciddi konsantrasyon istiyor (imkansız değil ama bayağı uğraşmanız gerek). Gerçi çok yakında yeni bir firmware ile bu tür hareketler otomatik hale gelecek ama yine de bu basit sorunlar aslında yazılım ve donanım düzeyinde çok kolay çözülebilirdi.

Bir kaç deneme sonunda 4K çözünürlüğünde Log ve 25 fps çekmeye karar verdim. En makul seçenek o gibi geldi. Yukarıdaki video o şekilde çekildi. 4K ilk geldiğinde gereksiz buluyordum ancak kabul etmek gerek 4K iyi bir şey. Özellikle hava çekimi gibi detay içeren karelerde etkileyici görünüyor. Bundan sonra sadece HD çeken bir kamera alınmaz.

Fotoğraf çekiminde Phantom 3 ne yazık ki başarılı değil. Bu tabi yıllardır 5D türevlerine alışmış biri için normal.

Blackmagic’in Phantom türü dronelar için bir kamera çıkarması bekleniyor. RAW çekebilen küçük bir kamera ile hayatlarımız daha harika olabilir.

Hızlı notlar:

* En az iki pile ihtiyaç var. Hatta 3 daha iyi olurdu.
* Gümrüklerde ve uçakta şimdilik kimse bir şey sormadı. Ancak bataryayı kabine almanız gerekiyor.
* “Compass” denilen pusula ayarı sanıldığı kadar sık yapılmasa da oluyor. İtalya’da yapılmış bir ayarla Bodrum’da günlerce uçtum bir şey olmadı.
* Sinyali kaybetme sınırı çok değişken. Bir yerde 1.2 Km de kaybettim, başka bir yerde 3 KM’de. Sözü edilen 5-6 KM leri zorlamadım. Her sinyal kaybında tabi büyük gerginlik yaşadım ama 3 dklık sessizlikten sonra Phantom kendisi geri gelmeyi becerdi. Tabi su üstünde bu sorun olurdu. Özellikle tekne hareket halindeyse Phantom ilk kalktiği yere dönüyor. O yüzden suda çok uzaklaşmadım.
* Alete çok iyi hakim olduğunuza emin olmadan ve Atti mode deneyiminiz olmadan uçmamanızı öneririm. Özellikle iniş ve kalkışlar en riskli durumlar. Hele de tekne gibi her yeri iplerle dolu bir yerden kalkış ve iniş yapıyorsanız.
* Pervanelerin balansını yapmak gerekiyor.
* Mutlaka bir ND veya polarize filtre kullanmak gerekiyor.
* Güneşte Ipad’in ekranından bir şey görmek imkansız. Mutlaka bir güneşlik lazım.

Drone Maceraları

Phantom-3-3-e1428477888137-1940x1089

Yıllardır aralıklı olarak uzaktan kumandalı helikopterle oynarım: Helikopterlere hayranım fakat bu aletler epey tehlikeli ve çabuk kırılan şeylerdir. Ayrıca son bir kaç yıla kadar  bunları kullanmak da ne yazık ki çok zordu.

Öncelikle temel bir özet geçersem uzaktan kumandalı helikopterler üçe ayrılıyor: Coaxial adı verilen en basit tür birbirinin ters yönünde dönen ve üst üste geçirilmiş iki pervane ile çalışıyor. Bunların herhangi bir noktada durması görece kolay ancak yönlendirilmeleri zor. Bu modellerde arka pervanenin bir fonksiyonu yok. Bunlar genelde oyuncak kategorisinde sayılıyor.

İkinci tür Fixed Pitch adı verilen tipte üstte tek pervane çalışıyor. Bu pervanenin rotasyon gücüne karşı arka pervaneyi kontrol etmenizi gerekiyor (helikopteri döndürebilmek veya sabit tutabilmek için)

Üçüncü ve en karmaşık tür Collective Pitch. Bunlarda üstteki pervanelerin eğim açıları da kontrol edilebiliyor. Böylece hem manevra çok daha kontrollü oluyor hem de ters uçmak gibi akrobatik işler yapılabiliyor.

Bu modelleri kullanmak gerçekten çok zor (Hayatımda bundan daha zor bir hobi görmedim). Nedeni de bu aletlerin havada herhangi bir noktada durabilmesi için bile sizin kullanıcı olarak sürekli olarak kumandadan ince düzeltmeler yapmanız gerekmesi. İkinci zorluk da yön algınızın yarattığı engel. Helikopterin arkası size bakarken kumandadaki sağ sol ön arka ayarları normal çalışırken helikopter size döndüğünde hepsi ters yüz oluyor. Buna alışmak için de beyninizi yeniden programlamanız gerekiyor. Genelde bu alışma sürecinde helikopteriniz bir şekilde kırılıyor. Bu yüzden mutlaka bir simülatörde çalışmak gerekli. Bir helikopteri doğru düzgün havada tutup yönlendirebilmek için 60 – 100 saat arası simülatörde uçmanız gerekebilir.

Bugün artık bütün bu zorlukları yok eden (yok etmiş gibi görünen) Drone çağındayız. Mikro işlemcilerin, jiroskopların, accelerometrelerin, GPS uydularının ve daha bir çok teknolojinin gelişmesi ile karşımıza çıkan bu çoklu pervaneli sistemler (multicopter) eski tip helikopterlere göre çok daha kolay kullanım sunuyorlar.

DJI Çin’in yükselmekte olan Apple’ı olarak görülen bir firma. 2013’ten bu yana “Phantom” adıyla çoklu pervaneli uçan kamera platformları geliştiriyorlar ve şu anda dünyanın en büyük üreticisi konumundalar (2015’te 1 milyar dolar ciroya ulaşmaları bekleniyor). Şirketin kurucusu 1980 doğumlu Frank Wang  ülkenin en genç milyarderleri arasında sayılıyor.

Drone lar eski tip klasik helikopter modelleri gibi sizin sürekli onları aynı noktada tutmak için mücadele etmenizi gerektirmiyorlar. GPS (Global Positioning Satellites) sayesinde pervanelerin dönüşünü sürekli olarak bir mikro işlemci kontrol ediyor. Böylece dronunuz eğer GPS sinyali yeterince güçlüyse sizin bir şey yapmanıza gerek kalmaksızın havada aynı noktada durabiliyor. Aslında bu aletler uçan birer bilgisayar.

2013’te ilk Phantom çıktığından bu yana bu modelleri göz ucuyla izliyordum fakat GoPro kullanmaları hoşuma gitmiyordu (GoPro’dan hiç haz etmiyorum). Sonunda bu yıl Phantom 3 modeli ile DJI doğru düzgün bir kamera kullanmaya başladı ve fiyatı da ciddi oranda düşürdü (Kameranın algılayıcısını Sony üretiyor. Hatta belki tamamını da onlar yapıyor olabilir emin değilim)

Phantom 3 Professional ve Advanced olarak iki model seçeneği var. Aslında aletler aynı fakat Pro modelin kamerası 4K kayıt yapabiliyor. 4K çekerken 60 Mbit gibi düşük bir veri hızı ve H264 sıkıştırması kullanan kamera yine de “yarı profesyonel” sonuçlar için fazlasıyla yeterli. 20 mm merceği 2.8 sabit diyaframa sahip ve rectilinear (önceki Phantom’lardaki berbat geniş açı deformasyonuna neden olmuyor). Bu da çok önemli bir özellik.

Kamera aynı zamanda bütünleşik bir “gimbal” sistemine bağlı (Zaten DJI, Ronin adı verilen ve filmciler arasında pek sevilen gimbal modelinin de üreticisi). Bu alet drone ne şekilde ve ne tarafa yatarsa yatsın ufuk çizgisini sabit tutacak şekilde kamerayı dengeleyen ve sabitleyen bir mekanizma. Bu sistem (GPS ile birlikte) o kadar iyi çalışıyor ki Phantom 3 ile rüzgarsız bir günde 8 saniyeye kadar uzun pozlamalar yapmak mümkün. Neredeyse havada durabilen bir üçayağa sahip oluyorsunuz!

Bir diğer güzel özellik de Phantom 3’ün en az 2 KM’lik erişim sınırı içinde size temiz bir 720p video sinyali yollaması. Kumandaya monte ettiğiniz Apple veya Android tablet/telefonunuzla DJI’in yazılmını kullanarak video desteğiyle (FPV) uçabiliyorsunuz. DJI 2 KM limitini vermesine karşılık Phantom 3’ü 5.2 Km ye kadar uçuranlar var. Bu uzaklıkta bile video sinyali kesilmiyor.

Yükseklik olarak da kullanım kılavuzu 6000 metre sınırını koyuyor ancak Amerika’da yasal sınır 120 M. Bunu aşmamak gerektiğini düşünüyorum. Zaten 200-300 metrede hava aracını göremez oluyorsunuz. Bu da zaten büyük bir risk.

Sonunda ben de geçenlerde bu oyuncaklardan bir adet aldım. Açıkçası sonuç şaşırtıcı derecede başarılı. Tabi adıyla iddia edildiği gibi “profesyonel” bir alet değil elbette ama 5 yıl önce böyle bir şeyi (bu fiyat aralığında) hayal bile edemezdik.

Yine de “aman ben de bu işe hemen gireyim” diyenleri uyarmakta fayda var: Öncelikle 200 liralık bir drone alıp onu kullanmayı iyice öğrenmekte fayda var zira her ne kadar yüksek teknoloji sayesinde Phantom 3’ünüz kendini sabitlese de bazen GPS i kaybedebilirsiniz. Bu durumda klasik helikopter mantiginda ani kurtarışlar yapmanız gerekebilir. Ayrıca 1.2 kiloluk bir aleti insanların üstünde uçurmak her zaman belli bir riski içeriyor. Ayrıca çekim yapacaksanız Phantom’u yönlendirmeyi de iyi biliyor olmanız şart.

Henüz Türkiye’de bu aletlerle ilgili bir yasal tanım yok ama eli kulağında. Sorumsuz bir kullanıcının bir facia yaratma ihtimali yok değil gerçekten. Ancak bu aletleri tamamen yasaklamak da otomobilleri yasaklamak kadar saçma olurdu. Umarım yakında doğru düzgün bir yönetmelik çıkar.