Tag Archive for 'pocket'

Blackmagic Pocket 4K: Cep Sineması!

Dün NAB’de Blackmagic Design çok sevilen kamerasını yenilediğini duyurdu: Yeni Pocket Cinema Camera 4K Micro 4:3 algılayıcısı ile 4K RAW ve Prores’e izin veriyor. Kendi üstünde 48 volt güç verebilen bir mini XLR girişi var, istenirse CFAST’e, SD karta veya USB 3.1 üzerinden bir sabit diske kayıt yapabiliyor, tam boy bir HDMI çıkışı var, 4K’da 60 HD’de 120 fps’e kadar çıkabiliyor (RAW olarak), 5 inchlik büyük bir ekranı ve 3D LUT desteği de var!

Bütün bu özelliklere rağmen fiyatı 1295 USD.

Blackmagic her zamanki gibi gönlümüzün şampiyonu olmayı başarıyor fakat kamera ancak eylül ayında satışta olabilecek.

Şuradan incelenebilir.

Canon G1X

Canon Türkiye Mark III’ten sonra bir de G1X yollamıştı. Açıkçası önce şunu söylemem gerek: Küçük fotoğraf makinelerinden nefret ediyorum. Özellikle Canon’un G serisi yıllardır hiç haz etmediğim bir sınıfı temsil eder.

Bu aletler beni o kadar heyecalandırmıyor ki iki haftadır bir türlü elim gitmedi kendisiyle oynamaya. Neden?

1 – Öncelikle bu aletlerde kesinlikle bir “shutter lag” var. Yani sizin düğmeye basmanızla fotoğrafın çekilmesi arasında bir zaman farkı oluyor. Bu bence zaten öldürücü bir hata. G1X’te bu durum aza indirgenmiş ama DSLR’lara alıştıysanız hala yavaş.

2 – Bu aletlerin sensörleri küçük oluyor (en azından son bir kaç yıla kadar) dolayısıyla düşük ışıkta çok fazla noise üretiyorlar ve alan derinlikleri fazla oluyor (G1X’te bu durum geçerli değil ve en ilgi çekici tarafı da bu zaten)

3 – Bu aletlerin mercekleri de genelde vasat oluyor doğal olarak. Son yıllarda micro 4:3 gibi formatlar çıktıkça daha iyi mercekler de görmeye başladık ama temel sorunlardan biri yine ortada: Yanınızda küçük, hafif bir kamera taşımak istiyorsunuz. Bu durumda bir de mercek seti taşıyıp ikide bir mercek mi değiştireceksiniz?

Bu genel girişten sonra Canon’un yeni G1X’inden biraz bahsedeyim. G1X Canon için bir dönüm noktası zira şirket tarihinde ilk defa küçük bir kameraya “neredeyse” APS-C boyutlarında (18.7 x 14mm) bir algılayıcı koyuyor. Böylece yeni G1X 1600 ASA’da bile temiz görüntü veriyor. Bu tabi hoş bir durum.

Canon mercek konusunda diğer üreticilerin yaptığını yapmamış. G1X’in merceği değişmiyor. Aletin üzerindeki 15.1 – 60.4 mm lik merceği (35 mm full frame kameralar için 28-112 mm ye denk geliyor) kullanmak zorundasınız. Bu karar aslında yanlış değil. Canon burada mercek değişmesine izin vermeyerek bir seçim yapmış ve bu anlaşılabilir. Üstelik mercekte çok iyi bir stabilizasyon da var.

Ne yazık ki merceğin en yakın netlik mesafesi yüksek. Bir yakın plan çekmek bile problem olabiliyor (macro moduna geçmeniz gerekiyor). Ayrıca merceğin diyaframi tele için 5.8 geniş için 2.8 ve bu değerler tabi yeterli değil. Her ne kadar bu durum 1600 ASA’da temiz bir resim üretebilmesiyle bir miktar önemini kaybetse de sonuç olarak bu değerler problemli.

Tabi bu sensör büyüklüğü nedeniyle kamera da biraz irileşmiş. Yani artık “küçük kamera” sınıfının sınırına gelmiş diyebiliriz.

Kısaca bence G1X le ilgili artılar ve eksiler söyle:

+ Büyük algılayıcı, 1600 ASA’da bile temiz görüntü
+ Birleşik mercek ve etkileyici IS performansı
+ 1080p full HD video
+ Gövde kalitesi iyi
+ LCD dönebiliyor ve başarılı

– AF performansı yavaşi shutter lag var
– Merceğin en yakın netlik mesafesi çok fazla
– Mercek yavaş (özellikle tele ucunda)
– Video sadece automatic modda çekilebiliyor
– Optik bakaç yetersiz.

Kısaca küçük bir kameraya ihtiyacınız varsa bu aslında en iyi seçeneklerden biri ama yine de ne yazık ki G1X heyecan verici bir kamera değil. Neden Canon gibi bir dev Apple’ın Iphone la yaptığı gibi bir devrim yapmaz ve cep kameralarına yeni bir yorum getirmez anlamıyorum.

Alet başarısız değil ama 500 USD’lik (Amerika) fiyatı da az değil. Açıkçası böyle bir kamera yerine giriş seviyesinde bir DSLR almak daha iyi bir seçim olabilir ama tabi pratiklik açısından G serisi avantajlı.

Canon G1X ve Nikon D4

Bu iki kamerayi yan yana getirmek çok saçma ama ikisine ayrı yazı yazmaya da üşendim doğrusu : )

Nikonlarla genel olarak pek ilgilenmiyorum. Bunun iki nedeni var: Birincisi elimde bir sürü Canon mercek varken şimdi tutup Nikon’a geçmem boşa para harcamaktan başka bir işe yaramaz. İkincisi Nikon videoya Canon kadar önem vermiyordu (en azından bugüne kadar). Kısaca kafalarda soru işareti kalmaması için: Canon’un Nikon’dan daha iyi olduğunu (veya tersini) düşünmüyorum veya Canon’dan para almıyorum (hatta tam tersi Canon’a para veriyorum!)

Yeni Nikon fiyatından da anlaşıldığı gibi Canon’un 1Dx’ine doğrudan rakip. 16 MP’lik kamera bize öncelikle Megapiksel yarışının şimdilik kesin olarak bittiğini gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda bu durum değişebilir ama görünen o ki bir kaç yıl için bu yarış bitti. Yeni yarış “daha iyi görüntü, daha yüksek ASA” alanında olacak.

Kameranın üzerinde çok durmuyorum zira her şeyi harika yapan gayet güzel bir alet işte : ) Zaten bunu alacak insanların ne aldıklarını biliyor olmaları gerekir. Aletin en ilginç özelliği HDMI üzerinden uncompressed HD video çıktısı vermesi. Bunun ayrıntıları şimdilik belirsiz ama her şekilde bu Canon’u utandıracak bir adım. Yeni 5D’de bu özelliğin olacağına kesin gözüyle bakabiliriz artık.

Diğer kamera benim yıllardır nefret ettiğim G serisinin “devrimci” bir türevi. Evet Canon G1x ile ilk defa küçük bir kameraya büyük sensor koyuyor. Bu işi yaparken ilginç bir kararla merceği sabit bırakıyor (4x bir zoom). Bence bu doğru bir karar. Yanında küçük bir kamera taşımak isteyen biri cebinde başka mercekler taşımak ister mi? Sanmıyorum. Alet aynı zamanda full HD 24 fps video çekebiliyor.

Evet yeni oyuncaklar bunlar. Şuradan G1x, şuradan da D4 incelenebilir.

Ayrıca Canon’un 6 adet yeni küçük video kamerası (VIXIA) da şuradan incelenebilir. Üzerlerinde sosyal medya paylaşım butonları varmış : )

Lytro Her Şeyi Değiştirir mi?

 Daha önce bahsettiğim Lytro sonunda ortaya çıktı.
Bilindiği gibi kamera “ışık alanı” kaydediyor. Bu sayede sonradan istediğiniz yere netlemek, hatta stereoscopic görüntü üretmek mümkün oluyor. “Apple’ın Iphone la yaptığını kamerada yapmak istiyoruz” demişlerdi. Tasarıma bakınca gerçekten bu yolu tuttuklarını görüyoruz.
Lytro’nun nasıl çalıştığı da biraz daha açıklık kazandı. Algılayıcının önünde micro mercekler var ve bunlar asıl mercekten gelen ışığı farklı piksellere yönlendirip ayırıyorlar. Böylece “ışığın yönü” adı verilebilecek yeni bir veri ortaya çıkıyor. Daha sonra bu bilgi kullanılarak “algılayıcı daha uzakta veya daha yakında olsa ne olurdu?” sorusunun cevabı hesaplanabiliyor (ki bu da netlik yapmak demek).

Aynı şekilde kamera biraz sağdan baksa biraz soldan baksa gibi varsayımlar da hesaplanabiliyor.

Tabi bu da aslında sonuçta kullandığınızdan daha fazla veriyi saklamanız gerektiği anlamına geliyor. Bu nedenle Lytro’nun çözünürlüğü düşük. Ürettiği görüntülerin 1080 satırı ancak yakalayacağı söyleniyor (garip şekilde çözünürlükle ilgili net bir şey söylenmiyor)

Bu kameradan çok heyecanlanan arkadaşlarım var. Böylece elimizdeki binlerce dolarlık Canon merceklerin çöp olacağını ve herkesin Lytro ile çekim yapacağını (tabi profesyonel versiyonlarıyla) iddia ediyorlar ve Lytro’yu büyük bir devrim olarak şimdiden alkışlıyorlar.

Şu anda dudak yumuşatıcısına veya parfum kutusuna benzeyen yapısıyla tabi beni biraz gülümsetiyor bu kamera : )

Tabi ki Lytro aslında büyük bir girişim ve yıllardır çıkmış en heyecan verici teknoloji ama yine de bildiğimiz her şeyi değiştirir mi çok şüpheliyim. Kameranın 8 gb lık ve 16 GB lık modelleri 350 ve 499 dolara satılacakmış. Ayrıntı şurada.

PS: Birileri bu teknolojinin profesyonel halini de geliştirmiş http://raytrix.de/index.php/Cameras.html