Tag Archive for 'reklam'

Geçmişe Dönüş

Teknosa – Babalar Gunu from ilker canikligil on Vimeo.  Teknosa – Babalar Gunu from ilker canikligil on Vimeo

Teknosa için yukarıdaki filmi çekerken aslında son bir kaç yıldır üstünde düşündüğüm bazı şeyleri deneyimlemiş oldum. Film bir ailenin 90 lardan 2000lere gelişini babanın çektiği anı videolarıyla anlatıyordu ve mutlaka gerçekçi görünmesi gerekiyordu.

Dönemin kameralarını kullanma fikrinden önce açıkçası biraz çekindim. Prodüksiyon şirketinden sevgili Orkun’un bulduğu kameralar ürkütücü görünüyordu. 1980lerin sonunda yapılmış bu kameralar genelde durdukları yerde bile eskimişti. Bir ara Black Magic’in Pocket kamerasıyla çekmek için testler yaptık (bu arada o da iyi bir kameraya benziyor kısa oynama sürecinde gördüğüm kadarıyla). Görüntüleri eskitmek için Red Giant’in VHS adlı ilginç eklentisiyle istediğimiz etkiyi alıp alamayacağımızı denedik. Aslında sonuç başarısız da değildi ancak sadece görüntünün eskimesi yetmiyordu: Kameranın her şeyiyle inandırıcı olması şarttı ve bu olamıyordu.

Ajans da bu konuda cesur davrandı. Böylece tehlikeli olanı seçtik ve filmin tamamını amatör kameralarla çektik. Prodüksiyon büyük bir çabayla dönemlere ait her formattan çalışan iki adet kamera buldu. Herhangi bir görüntü yönetmenine de bu derece acı çektiremeyeceğimiz için kamerayı da ben kullandım tabi.

Bahçedeki koşma sahnesine kadar Panasonic NV M7 model bir VHS, devamında Sony bir Video 8, Canon bir Mini DV (tek çipli) ve son olarak Iphone 6 kullandık. Tabi tahmin edebileceğiniz gibi epey ilginç bir deneyimdi: VHS özellikle en büyülü olanlarıydı diyebilirim.

Pozlama son sahnelerde kullandığımız Iphone 6 dışında hepsinde otomatikti. Yıllarca video production derslerinde otomatik pozlamanın ne berbat bir şey olduğunu söylemiş biri olarak hoşuma gitmedi desem yalan olur : ). kamera asistanı Yusuf’la kendimizi epey garip hissediyorduk. “Kamerayı verir misin?” dediğimde çıkarıp Iphone’u veya VHS’yi vermesi bir tür şaka gibiydi.
Kameraların vizörleri o kadar kötüydü ki açıkçası şaşırdım. Hemen hepsinde vizörden baktığınızda arı peteğinin arkasından bakar gibi görüyordunuz. Ajansa görüntü vermek konusunda çok zorlanmadık. Garip şekilde en zoru Iphone oldu: Sonunda Apple TV kullandık böylece kablosuz olarak görüntü aktarabildik.

Tabi bir ışık ekibi vardı ama doğrusu böyle bir projede ışık yapmak da kolay değildi. Yapılmamış gibi gösterdik (aslında ne kadar yakarsanız yakın kameralar kendini ayarladığı için boğuşmanız gerekiyordu) ama aslında epey ışık yaktık.

Oyunculuk da kritikti. Özellikle çocuklarla çalışırken bir şeyleri dikte etmeye çalışmak her zaman işi bozar. Bu yüzden olabildiğince oyun vermemeye çalıştım: Bize gereken küçük anlardı. Tabi çekim sırasında ajans bu durumu çok kolay kabullenemedi: Neden oyunculara “bir şeyler yapmalarını” söylemediğimizi kendilerine sorup duruyorlardı herhalde. Oysa anı videosu temelde bir şey yapmamak üzerine kuruludur.

Tabi her çekim günü akşam kasetlerin (evet kaset diye bir şey vardı!) aktarılmasına kadar tedirgin oluyorduk. Teknik bir facia olabilirdi ama şanslıydık ve bir sorun çıkmadı.

Kurgu da elbette bir sorundu: Interlaced çekim yapan eski analog kameralarla yeni Iphone’u aynı akışta buluşturmak ve saatlerce görüntünün içinden (çoğu durumda anı videosu mantığını korumak için kaydı hiç kesmemiştim) çıkmak için kurgucumuz Ali Aga ile epey sabahladık. Sanat grubu ve kostüm de iyi çalıştı.

Renk düzenleme yapmadık sayılır zira bu tür kameraların en büyük sorunu (ve bir noktada avantajı) bu: Ürettikleri veri (sinyal) o kadar dar ki en ufak bir oynamada görüntü inanılmaz derecede bozuluyordu (Bu Iphone için de geçerli). O yüzden yukarıdaki video aslında çekimde gördüğümüz şeyin neredeyse aynısı diyebiliriz.

Böylece sinema okulunda öğrenci olduğum günlere nostaljik bir gezi yapmış oldum!

Marshall Mcluhan’in meşhur sözü her seferinde doğrulanıyor (Taşıyıcı ortam mesajın kendisidir demişti). Hangi kamerayı alayım diye soranlara bunu hatırlatmak gerek belki: Kamera değil onunla ne yapmayı planladığınız önemli. Megazilyon piksel veya geniş dinamik aralık da çok önemli değil. İyi ışık, çok keskin mercek, harika kamera hareketleri… Bunların hiç biri bazen önemli değil. Önemli olan yaratmak istediğiniz his.

Bu blogda daha az yazı yazmamın nedenlerinden biri de bu: O kadar çok yeni kamera çıkıyor ve aslında çoğu o kadar gereksiz ki… Yine de çığır açıcı bir şeyler olursa paylaşacağım.

PS: Bu arada şöyle bir iddia da var. Konu benimle ilgisiz olsa da belirtmekte yarar var.

İyi Film?İyi Film?

Film alanında iyi bir şey yapmak çok zor. Hele de reklam gibi bir alandaysanız müşterinin ve/veya ajansın vizyonu devreye giriyor. Sinemada da aynı şey seyirci için söylenebilir. Hedef kitlenize uymak durumundasınız.

Yukarıdaki film Lucas Guadagnino tarafından bir otel grubu için yapılmış ama sıradan otel filmlerine hiç benzemiyor.

Türkiye’de buna benzer bir şey yapılabilir mi?

Sanmıyorum 🙂 çünkü ne yazık ki bu topraklarda çoğu insan bir şeyleri ekranda göstererek satabileceğini düşünüyor. Ne büyük bir yanılgı!

Reklam YönetmenliğiReklam Yönetmenliği

Sık sık benden daha genç insanlar “Nasıl reklam yönetmeni oluruz?” sorusuyla gelirler. Bu sorunun bende iki cevabi var. Birincisi kısa olan: “Bilmiyorum.”

İkincisi çok daha uzun ve sonucunda aradığınız cevabi tam olarak bulabileceğiniz de şüpheli. Yine de bu yazıyı okuyacaksanız bu meseleyle gerçekten ilgilisiniz demektir.

Reklam yönetmeni olmanın birinci şartı bu tür blog yazıları yazmamaktır. Bu hem şaka, hem değil zira reklam yönetmenliği dışarıya kapalı bir alandır ve bildiğim kadarıyla hiç bir reklam yönetmeni bu konularda kimseye bir şey söylemez (hele de böyle kamuya açık ortamlarda). Reklam yönetmenliğine başlangıç da aynı şekilde bir muammadır çünkü bir reklam filmine yönetmen olarak seçilebilmek için daha önce reklam (lar) çekmiş olmanız gerekir! Tabi buradaki saçmalık gayet açık. Durum sadece bu olsaydı etrafta hiç reklam yönetmeni olmazdı. Oysa bir sürü insan reklam yönetmenliği yapıyor. Bu insanlar analarının karnından reklam filmi çekerek doğmadıklarına göre bu işte bir terslik olmalı!

Continue reading ‘Reklam YönetmenliğiReklam Yönetmenliği

EqualEqual

Weisscam’le çektiğim bir reklam filmi. Postunu Otomat yaptı.

Bruno AveillanBruno Aveillan

Yıllardır gördüğüm en iyi reklam yönetmeni… Özellikle “Magnum 5 Senses” filmine dikkat!

http://www.quad.fr/directors/bruno-aveillan/

Reklamda Oyuncuları Güldürme SendromuReklamda Oyuncuları Güldürme Sendromu

Yukarıdaki film epeydir nette dolanıyor. Bence çok iyi bir reklam filmi. Hem fikir iyi, hem uygulama.

Reklamdaki annenin yüz ifadesi (27. saniye) benim için özellikle önemli. Nedeni de şu: Türk reklam sektöründe çok sık karşılaşılan bir durum vardır. Bir plan çekersiniz ve sizce her şey yolundadır. Fakat yapımcınız veya reji asistanı ajans müşteri masasından size doğru seğirtir. Bu isteksiz geliş genelde hayırlı bir haber yok demektir ve büyük olasılıkla şu yorumla sonuçlanır: “Biraz daha gülümseme…”

Siz de çaresiz oyunculara şöyle dersiniz: “Evet güzeldi, bir kere daha alıyoruz, gülümseyerek lütfen!”

Bazı filmler için bu istek yerinde olsa da ben genelde ölçünün fena halde kaçtığını düşünüyorum. Neden oyuncular sürekli gülümsesin? Böyle bir hayat mı var? Ayrıca yerli yersiz sürekli gülümseyen biri hayatımızda olsa epey gıcık olmaz mıydık? İste yukarıdaki filmde anne gülmüyor (aslında filmde kimse gülmüyor üstelik gülmelerini gerektirecek bir durum da fazlasıyla var) ve bu bence çok doğru bir reji kararı.

Bu film Türkiye’de çekilse mutlaka şöyle biterdi: “Baba düğmeye basar. Anne ile birbirlerine bakıp gülümserler. Sonra çocukla beraber (çocuk kaskı çıkarmıştır) hep birlikte arabanın içinde şarkı söyleyerek ilerlerler ve neşeyle gülerler.”

Fikir yeterince güçlüyse oyuncular ağlasa bile seyirciler gülümser. Fikriniz yoksa oyuncuların hepsi pişmiş kelle gibi sırıtsa da bir şeye yaramaz.

SatenSaten


dop: veli kuzlu / prod. co. dijital sanatlar / ajans: piramit

Alexa ile çektiğim bir reklam filmi. Artik showreel dosyalarini olabildigince HD olarak tutmaya karar verdim. Vimeo da HD hizmeti veriyor.

CarrefourCarrefour

Carrefour “Double” TVC from ilker canikligil on Vimeo.

Aslında basit bir promosyon filmi ama yine de aşılması gereken teknik bir problemi içerdiği için seviyorum böyle işleri: Aynı oyuncudan iki tane yapıp nasıl birinin elinden digerine urun geciririz ve bunu en az falsoyu vererek nasıl yapariz?

OdeonOdeon

Odeon “Erkenciler” TVC from ilker canikligil on Vimeo.

Odeon TVC from ilker canikligil on Vimeo.

Ajans: Marka Yonetim / Prod. House: Depography / Yapımcı: Nuri Sevin / Gor. Yon: Alp Korfali / Casting: Meltem Gemici / Kurgu: Neslihan Kus / Post prod. Sinefekt / Muzik: Fatih Yavuz / RED ONE MX

Depography ile ilk çalışmamız. Genç ve çok iyi bir ekipleri var. Ne istediğini bilen ajanslar ve müşterilerle çalışmak da ayrıca rahatlatıcı.

RED ONE MX’i ve Alp Korfalı’yı da seviyoruz tabi!

KartopuKartopu

Kartopu from ilker canikligil on Vimeo.

Ajans: OMN&Partners / Yapım Şir: Arti / Gör. Yön: Tolga Kutlar / Müzik: Jingle House / Kamera: RED One MX / Post Production: Otomat

Norman Mc Laren tarzi filmlerden bir tanesi daha. Bu şekilde film çekmek ilginç bir deneyim. Her kareyi kontrol edebilirsiniz ama sonuçta ortaya çıkan şey aslında kontrol dışı!

Alcider 2Alcider 2

[flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/alcider2.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/alcider2.jpg /]

Ajans: Bart / Yapım Şir: Bart / Yapım: Ceyhun Canikligil / Gör. Yön: Alp Korfalı / Motion Control: Altan Sebüktekin / Compositing: Emre Aypar – Makina

Ek

Bir önceki başlıktaki Beko reklam filmiyle ilgili soru ve şüpheler fazla. Renklerle çok fazla oynadigimi veya görüntülerin aslının cok grenli oldugunu düşünenler var. Bu tür spekülasyonları önlemek için filmin ilk planının bir karesinin ham halinin yüzde yüz cropunu koyuyorum. Bir alttaki de aynı karenin tam hali. Son kare ise filmin render edilmiş hali…

Tabi bunlar JPEG sıkıştırması yemiş kareler ama hepsi ayni oldugu için çok önemli değil. Görüldüğü gibi 1600 ASA için hiç fena değil!
Continue reading ‘Ek’