Tag Archive for 'yorum'

Nikon D750 ve Atomos Ninja Assasin’le Bir Kaç Gün

_DSC5050

Yıllardır Canon sistemine gömülmüş biriyim. Bunun nedeni herhangi bir gönül bağı veya bir sistemin diğerinden kesin olarak üstün oluşu değil biraz tesadüf, biraz da Canon’un video konusunda daha atak olmasıydı.

Geçen haftaya kadar elime bir Nikon almışlığım da yoktu. Nikon Türkiye’den “D750 dener misiniz?” sorusu gelince ilk söylediğim “Nikon’a geçemem” oldu : )

Gerçekten de Nikon’a geçmem zor. Boğazıma kadar Canon merceğe yatırım yapmışken sistem değiştirmem ekonomik olarak saçma olurdu fakat bu olumsuz cevaba rağmen Nikon Türkiye’den sevgili eski öğrencim Deniz Gogercin pes etmedi ve bana D750 ve Atomos Ninja Assasin kayıtçı yolladı. Tabi ilmi testlerle ilgilenmediğimi biliyorsunuz. Bunlara webde çok kolay ulaşabilirsiniz. Genel deneyimlerimi paylaşacağım.

Öncelikle Nikon D750 Canon 5D MK III’e doğrudan rakip olarak düşünülmüş bir kamera. 2.5 yıl daha yeni bir kamera olduğu ve Sony’nin ürettiği 24 MP’lik tam boy (APS) bir algılayıcı kullandığı için bir avantajı var. Ayrıca D750 5D MK III’ten çok daha ucuz (1700 USD vs 2400 USD)

Temel olarak Nikon daha hafif (%20), daha küçük (%10), daha yüksek çözünürlüklü ekranı dönebiliyor, 1080’de 60 fps’e çıkabiliyor ve özellikle fotoğrafta dinamik aralığı 5D MK III’ten çok daha iyi, yüksek ASA’da gürültü seviyesi daha düşük ve 2014 üretimi bir kameraya yakışacak şekilde kendi üzerinde WiFi var. Zaten bunlara bile bakınca arada bir rekabet pek kalmıyor. Kısaca çok daha yeni bir kamera olan D750, sadece Sony’nin harika algılayıcısı sayesinde bile 5D MK III’ü fena halde dövüyor!

Canon severler buna itiraz edebilirler çünkü bu bir noktada adil bir karşılaştırma değil: Sonuçta 2016’da 5D MK 4 bekleniyor. O zaman durum elbette değişebilir ve her ne kadar Canon derin bir kış uykusunda gibi görünse de sonuçta bir gün bir şeyler yapmak zorunda kalacaklar!

Ayrıca yukarı anlattıklarıma rağmen Magic Lantern ekibi sayesinde şu anda bile 5D MK III piyasadaki en benzersiz kamera olmayı sürdürüyor. Zira o fiyata 1920*1080 14 bit RAW video çekebilen bir kamera yok. Öte yandan Magic Lantern’i bir hack kabul edersek (ki etmeliyiz) bunun pek bir anlamı da yok. Yüzbinlerce kullanıcı için Magic Lantern yüklemek ve kullanmak imkansız derecede karmaşık ve riskli görülen bir şey.

Nikon deneyimime gelirsek: Yılların Canon’cusu olarak alışmam çok uzun sürmedi (10 dakika). Kameranın gayet basit ve temiz bir tasarımı var. Zaten üç aşağı beş yukarı her şey aynı mantıkla çalışıyor. Önümüzdeki dönemde video meselesine daha fazla yükleneceği anlaşılan Nikon bazı akıllıca hamleler yapmış: örneğin video modu ile fotoğraf modu birbirinden tamamen ayrılmış. Yani video modundayken yaptığınız ayarlar (diyafram, örtücü vs) fotoğraf modunu etkilemiyor. Bu çok iyi bir karar zira iki çekim türü farklı ayarlar gerektirir. Ayrıca kameranın kendi ayarları içine “Flat” bir profil eklenmiş. Video için bu da gayet yararlı. Gördüğüm kadarıyla Nikon’un rolling shutter sorunu Canon’dan daha az. Video biraz soft ama bu biraz flat profilden biraz da 24 MP lik algılayıcıdan HD görüntü üretmekten kaynaklı ve aynı sorun 5D MK III’te de var. 5D çıktığı günden bu yana keskin görüntü üretemiyor ne yazık ki.

Aletin video performansı “en az” 5D MK III kadar iyi (Magic Lantern dışında konuşuyorum) fakat beni asıl etkileyen fotoğraf performansı oldu. Yukarıdaki örnek karede görebileceğiniz gibi Sony’nin yeni kuşak algılayıcıları “ISO Bağımsız” olma eğilimindeler. Bu ne demek? Kabaca bir kareyi 100 ASA’da az pozlamakla 1600 ASA’da normal pozlamak arasında önemli bir fark olmuyor demek. Yukarıdaki gibi bir kareyi üretirken pozlamayı tünelin çıkışına göre yapabiliyorsunuz ve sonradan RAW veriyi düzenlerken karanlık bölgeleri 5 fstop açsanız bile gürültü (noise) ürkütücü derecede az oluyor.

Ölçümler Nikon D750’nin 100 ASA’da 14.5 fstop dinamik aralığa sahip olduğunu gösteriyor. 5D MK III için bu sayı 11.7. Yani aradaki fark çok büyük. Canon’un acilen kış uykusundan uyanması gerek!

Bunlar dışında 1080’de 60 fps yapabilmek elbette bir avantaj. Her ne kadar 60 fps slow motion için yeterli olmasa da yine de Canon’un 720p deki 60 karesinden iyi olduğu kesin.

Özetle Nikon D750 hem video hem fotoğraf için göz kırpmadan alınabilecek çok mantıklı ve çok iyi bir kamera. Yazının başında dediğim gibi benim artık Nikon’a geçmem manalı değil ama yeni başlasam ciddi şekilde cazip olurdu.

PS: Nikon aynı zamanda Atomos Ninja Assasin ile konuşabiliyor ancak buna bir sonraki yazıda değineceğim. Bu yıl Birdman saçmalığından sonra yazılar azalmıştı. Yeni yılda arayı kapatabilmeyi umuyorum!

Herkese iyi seneler.

Red ScarletRed Scarlet


Bir kaç gündür Red Scarlet ile oynuyorum. Tabi oturup ilmi testler yapmadım. Nasıl olsa onu yapan bir sürü insan var. Kisisel yorumlarımı yazayım daha iyi.

RED Scarlet bir kaç yıldır sözü edilen bir kameraydı. İlk çıkışında beklenen aslında 2/3 inch algılayıcı ile daha küçük bir prototipti. Hatta bir ara Jim Jannard “DSLR killer” olacak demişti Scarlet için. O zaman “RED fanboy” dediğimiz fanatikler çok heyecanlanmıştı.

Geçen yıllarda belli ki bir çok şey değişti zira sonuçta ortaya çıkan şey aslında EPIC’in bire bir aynısı. S35 mm algılayıcı ve dış yapı tamamen aynı. Sadece doğal olarak 15 bin dolarlık bir gövde olduğu için Scarlet EPIC’in kırpılmış hali gibi. En önemli sınırlama 5K da sadece 12 fps desteği olması. 4K’da 30 fps 2K da ise (kırpılmış sensörle) 60 fps yapabiliyor.

Kamera aynen EPIC gibi SSD sabit disk kullanıyor. 64 GB lik disklere yaklaşık 20 – 30 dk çekim yapabiliyorsunuz. Benim oynadığım model EF mount idi (yani Canon merceklerle tam uyumlu). O kadar ki auto focus, IS ve mercek verisi bile çalışıyor. Tabi mercekler 1.3 ile 2 arasında değişen çarpan faktörleriyle iş görüyor.

Kısaca olumlu ve olumsuzları özetlersem:

+ EF Mount ile çalışmak güzel. Özellikle auto focus ve IS çok işe yarıyor. 85 1.2 gibi merceklerle veya 70-200 2.8 IS ile çekim yapmak zevkli.
+ RED’in dinamik aralığı (RAW çekmesi sayesinde) tabi ki DSLR lardan veya klasik video kameralardan çok daha iyi.
+ Kameranın ergonomisi olabildiğince iyi. Elde tutmak zor değil ve hatta zevkli. RED One kadar ağır değil.
+ Yüksek ASA başarısı iyi sayılır. 1000 ASA’ya kadar kullanmak mümkün. 6400 ASA da teorik olarak var ama noise kabul edilemez seviyeye çıkıyor.
+ HDR modu var. Bu modda 6 f stop a kadar ekstra dinamik aralık sağlanabiliyor.

Gelelim eksilere:

– FAN!! Kameranın üzerinde fan var ve gayet rahatsız edici bir ses çıkarıyor. Çekim sırasında bu azalıyor ama yine de yok değil. Menülerden fan sessizleştirilebiliyor ancak o zaman da kamera aşırı ısınıyor. Bu devirde hala üzerinde pervane olan bir kamerayı kabullenemiyorum!

– Dokunmatik ekran artık alıştığımız Iphone gibi değil ne yazık ki.

– Piller çok kısa ömürlü. En fazla 25 dk gidiyor ve sarj da 1 saatten fazla sürüyor.

– EF mercekler iyi ama çarpan faktörü sinir bozucu.

– DSLR killer meselesi tabi yalan. Bu aletle fotoğraf çekilmez değil elbette ama ben yine de iyi bir DSLR’ı tercih ederim. Aletin üzerinde M ve S diye bir switch var (Motion ve Still). Hesapta istersen kamera istersen fotoğraf modunda kullanacaksın : ) Kim 20 bin dolar harcayıp 12 MP lik still ler çeken bir kamera almak ister bilmiyorum. Video işi de aynı anda yapılacaksa belki ama yine de bana gereksiz geldi.

Sonuç: Yıllardır beklenen Scarlet aslında bildiğimiz RED’in bir türevi. Devrim yaratacak ucuzlukta değil. Çok hafif değil, çok pratik değil. Yani paradigma değiştirecek ve DSLR ları yok edecek bir kamera asla değil ama tabi ki sonuçta aslında bir açıdan da iyi bir kamera. Teoride “Girl with The Dragon Tatoo” gibi bir film çekmenize bir engel yok bu kamerayla… ne yazık ki filmler sadece kameralarla çekilmiyor : )

Ben bu kamerayı alır mıyım? Hayır. Blogu izleyenler şaşırmayacaklar ama RED Scarlet bence pahalı bir oyuncak. Her zamanki gibi “beklemek gerek”! 

5D MK III?5D MK III?

5D MK II üç yaşına geldi. Artık yeni bir sürüm beklemek normal. 5D’nin (sektor agziyla “mark II”) bir sürü problemine karşılık hala çok iyi olduğunu kabul etmeliyiz. Yine de düzeltilmesi beklenen bir çok şey var.

Peki yeni 5D’den neler bekliyorum?

* Daha Fazla Megapixel: Bunun yerine daha yüksek dinamik aralık tercih ederdim ama Canon’un eğilimi megapixel artırmak olacaktır. 28 veya 32 mp beklenebilir.

* Yüksek kare: Saniyede 60 kareye kesin gözüyle bakabiliriz. Bunu 7D den farklı olarak 1080’de yapması da beklenebilir. Bana sorsalar “keşke 120 fps olsa” derdim ama pek ihtimal vermiyorum. Bunu için yeni bir codec gerekir.

* RAW Video: Çok iyi olurdu ama buna da pek ihtimal vermiyorum. Bu yükseklikte veri hızını kaldıracak kart var mı piyasada? RED bile böyle bir şey yapmıyor (RED dosyaları sıkıştırılmış video içeriyor). Hal böyleyken Canon’un yapması beklenemez ama olsun hayal etmekten bir zarar gelmez. Buna bağlı olarak h264 yerine başka bir codec kullanılabilir mi? Evet olabilir. Özellikle Canon’un yeni kameralarında kullandığı 4:2:2 MPeg2 codec e geçebilirler diye düşünüyorum.

* Hareketli OLED Ekran: Hareketli ekran iyi bir özellik ama 5 serisine koyarlar mi emin değilim. Nedense daha amatör bir hava veriyor. Oled yıllardır hep istenen bir şey. Umarım bu sefer olur.

* Wifi: Bu da çok iyi olurdu. Artık her tür elektronik aletin wifi desteği varken kameraların olmaması saçmalık.

* Daha yüksek ASA: 1600 ASA ve ötesi problemliydi 5D MK II’de. Bu konuda bir gelişme olması gerekiyor.Büyük olasılıklar 1600 ASA eski 800 ASA gibi olacaktır. Yani 1 fstop luk bir iyileşme olabilir.

* Autofocus: 5D MK II’nin en kötü özelliği buydu. EOS 40D’de bile çok daha iyi bir netlik sistemi vardı. Yeni 5D’de ilk düzeltilmesi gereken şey de bu herhalde.

* Rolling Shutter ve Moiré: Bu sorunların yeni işlemciler ve algılayıcılarla çözülmesini bekliyorum.

* HDR Video: Hiç sanmıyorum ama umarım yanılırım : )

Bunların neredeyse hepsi teknik olarak gayet makul özellikler ancak tabi Canon epeydir 1Ds serisini de yenilemedi. Şimdi bütün bu özelliklere sahip bir Mark III çıkarsalar yeni 1Ds’e ne kalacak?

Sözün kısası yeni 5D MK III beklendiği gibi çok büyük yenilikler getirmeyebilir. Peki her şeye rağmen koşup birer tane alacak miyiz? Büyük olasılıkla evet!

Peki ne zaman? Canon’un bu günlerde bir duyuru yapması bekleniyor ama bu duyuru 5d ile ilgili olmayacak da deniyor. Sanırım yeni 5D için bir yıl daha bekleyebiliriz.

Alexa ile Bir GünAlexa ile Bir Gün

Her tür “hype” ın karşısındayım.

“Hype” ne demek? Ingilizce tariflerinden biri “extravagant or excessive promotion”. Aşırıya kaçan ve abartılı pazarlama olarak çevrilebilir.

Son yıllarda kamera alanında epey hype var. Bunların sonuncusu Arri’nin Alexa’sı ile ilgili.

Bu haftaya kadar Alexa ile çalışmamıştım ve sektörde sürekli dönen “Alexa müthiş” laflarına temkinle yaklaşıyordum.

Sonunda geçen hafta Alexa ile bir gün geçirdik. Tabi haksızlık etmiş olmayayım oturup ciddi bir analiz falan yapmış değilim ancak yine de sonda söylenecek lafı başta söyleyeyim: Alexa henüz “olmamış” bir kamera.

Kameranın benim görebildiğim tek üstün tarafı olan ergonomisi gerçekten RED’den başarılı. Ne yazık ki aletin henüz çözülmemiş bir sürü sorunu var: Bizim kullandığımız sürümde ses kaydı henüz desteklenmiyordu. RAW kayıt da aynı şekilde mümkün değildi. Yüksek kareye çıkamıyordu ve kameradan playback yapılamıyordu. En saçması Alexa video cikisina timecode gömemiyordu!

Bütün bunlar önemsiz sayılabilir (ki bence çok önemliler). Büyük olasılıkla Arri bunları bir şekilde çözecek (bu kadar çok insan gidip RED’in iki katı para verip aldığı sürece çözmelerine de pek gerek yok aslında ama hadi neyse : ) Fakat bunlardan daha vahimi kamera greenscreen çekimde şaşırtıcı derecede başarısız.

Mavide yaptığımız çekimlerde bir problem yok fakat yeşildeki çekimler felaketti.

Bu sorunlar da (RED için de en başta böyle bir durum olmuştu) ileride firmware güncellemeleriyle çözülebilir. Yani Alexa için “kötü” demek haksızlık olur.

Yine de kesin olan bir şey var “Alexa müthiş RED’den çok iyi” diyenler objektif değiller. Başta da dediğim gibi Alexa henüz olmamış bir kamera. D20 ve D21 de öyleydiler. Umarım Alexa da onlar gibi olmaz.

Tabi yukarıda belirttiğim gibi bu yazı ciddi bir analiz sonucu yazılmış değil. Bir yanlışım varsa sektörden arkadaşlarımız düzeltirlerse sevinirim.

PS: Bazi konulari eksik yazmisim: Timecode mov larin icinde var fakat ekrana (video assist cikisina) yazili olarak verilemiyor. Kameradan playback de henuz yapilmadigi icin timecode almak isterseniz mov u bir bilgisayarda acmaniz gerekiyor. Yuksek kare de (60 fps) yeni firmware de var ancak bizim kullandigimiz kamera eski surumdu.

RED’le Devam: Winsa

[flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/winsakiz.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/winsakiz.jpg /]

[flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/winsaerkek.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/winsaerkek.jpg /]

Prod. Şir: Mikado Film / Gör. Yön: Alp Korfalı / Compositing & Color Correction: Emre Aypar Makina / Ajans: Drive

RED’le çekmeye devam ediyoruz! Gerçi Alçıder de bu yeni filmler de klasik prodüksiyonlar olmadığı için hala tam bir değerlendirme imkansız. Özellikle Winsa filmleri aslında stop motion oldukları için herhangi bir DSLR ile de çekilebilirlerdi ancak sondaki plan için zaten RED gerektiğinden o yola gitmedik. Stop motion açısından RED’in bence iyi bir özelliği de bütün kareleri tek bir dosya olarak göstermesi. Yani her kare için ayrı R3D dosyasına gerek yok.

Ne yazık ki RED iş akışı hala tam oturmuş değil. Herkes kendine göre bir yol tutuyor. Yıllarca kaçtıktan (ve öğrencilerimle dalga geçtikten) sonra maalesef Adobe Premiere’in kucağına düstüm! Makina’da filmi Premiere CS4’te bir araya getirdikten sonra Emre Aftereffects’de  R3D’leri topladı. Sonra da görüntüleri 16 bit tiff olarak export etti. Gerisi Fusion’da bitirildi (Color Correction ve Compositing kısmı)

RED’le çalışmak konusunda bir takım notlar aktarmak isterim (Yalnız henüz ortada kesin bir iş akışı olmadığı için bazı notlarım iki ay sonra tamamen anlamsız hale gelebilir. Şimdiden uyarmakta yarar var.)

Continue reading ‘RED’le Devam: Winsa’

5D MK II: Sezon Finali

Yaklaşık 1.5 aylık kullanımdan sonra 5D MK II hakkında son yoruma geçebilirim:

** Yanınızda fotoğraf makinası taşırken aynı anda video özelliğine sahip olmak gerçekten çok iyi.

Continue reading ‘5D MK II: Sezon Finali’

Sonunda 5D Mk II!

[flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/alpilker_f8_hq_001.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/alpilker_f8_hq_001.jpg /]

Sonunda aylardır (hatta yıllardır) beklediğim DSLR elime geçti. İlk DSLR’im 20D’yi alırken bile aslında aklım hep 1 serisindeydi çünkü “full frame” (tam çerçeve) alıştığım bir formattı. Ne yazık ki o zaman 1 serisi 8000 dolardı (ki hala da öyle) ve benim için satın alınması söz konusu bile değildi.

5D Mk II uzun yıllar sonunda çıkan en makul fiyatlı (görece tabi) ve buna karşılık en çok özelliği sunan DSLR gibi duruyordu. Çıkar çıkmaz gözüme kestirmeme karşılık ele geçirebilmek ancak bugüne kısmet oldu.

Evet alet bugün öğlen elime geçti ve o saatten sonra Alp Korfalı ile epey bir oynadık. Tabi derinlemesine bir yorum yapmak şu an mümkün değil ancak kısa kısa notlar ve bir kaç örnekle şimdilik yetineceğim. Yukarıdaki video da (eğer yanlış değilsem) Türkiye’nin ilk 5D Mk II videosu!! Tabi takdir edersiniz ki son derece saçma bir video ama ilk olmanın da bedeli var 🙂

[flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/alpilker_f8_hq_001.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/alpilker_f8_hq_001.jpg /]

Sonunda aylardır (hatta yıllardır) beklediğim DSLR elime geçti. İlk DSLR’im 20D’yi alırken bile aslında aklım hep 1 serisindeydi çünkü “full frame” (tam çerçeve) alıştığım bir formattı. Ne yazık ki o zaman 1 serisi 8000 dolardı (ki hala da öyle) ve benim için satın alınması söz konusu bile değildi.

5D Mk II uzun yıllar sonunda çıkan en makul fiyatlı (görece tabi) ve buna karşılık en çok özelliği sunan DSLR gibi duruyordu. Çıkar çıkmaz gözüme kestirmeme karşılık ele geçirebilmek ancak bugüne kısmet oldu.

Evet alet bugün öğlen elime geçti ve o saatten sonra Alp Korfalı ile epey bir oynadık. Tabi derinlemesine bir yorum yapmak şu an mümkün değil ancak kısa kısa notlar ve bir kaç örnekle şimdilik yetineceğim. Yukarıdaki video da (eğer yanlış değilsem) Türkiye’nin ilk 5D Mk II videosu!! Tabi takdir edersiniz ki son derece saçma bir video ama ilk olmanın da bedeli var 🙂

Continue reading ‘Sonunda 5D Mk II!’

Blade Runner Son Kurgu…

Blade Runner Sinema okulunun birinci sınıfındayken görüp hasta olduğum Blade Runner’ın seneler içinde değişik versiyonlarını izlemeye devam ettim. Bluray olarak çıkan 6 disklik son versiyon (Blade Runner Final Cut) hediye gelince eski günlere döndüm. (Sanırım ve umarım bundan sonra başka Blade Runner versiyonu çıkmaz : )

Filmin yenilenmiş ve yeniden kurgulanmış HD kopyasından da ilginç olan 3.5 saatlik “Dangerous Days: Making Blade Runner” adlı belgesel. Meraklılarına mutlaka izlemelerini öneririm. Belgesel boyunca Ridley Scott’un yapımcılar tarafından sürekli baskı görmesine rağmen sonuna kadar tipik İngiliz soğukkanlılığıyla istediği filmi yapmak için verdiği mücadeleyi izliyorsunuz.

Yapımcılar ve test gösterimine katılanlar filmden nefret edince Scott’un direnmesine rağmen filmin sonu değiştirilip, dış ses eklenerek durum kurtarılmaya çalışılıyor ama film yine de “iş yapmıyor”. Oysa aradan geçen 25 yılda bildiğiniz gibi film bir kült statüsüne yükseldi. Geçen bunca yıla rağmen kırgınlığı içinden atamamış olmalı ki Scott bir yerde “Herhalde şimdi aslında ne kadar iyi bir yatırım yaptıklarını anlamışlardır.” diyor.

Belgesel boyunca Scott’un herkesin şüpheyle baktığı bir mükemmeliyetçiliğin peşinde kavrulup gittiğini ve yapayalnız kaldığını açıkça görebilirsiniz. Her iyi filmde arka planda böyle bir hikaye var sanırım…

Bu arada içinde hiç bilgisayar efekti olmayan Blade Runner, 25 yıl sonra bile hala çok iyi görünüyor.