dijital http://www.ilkercanikligil.com Mon, 05 Jun 2017 06:46:18 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.7.5 83897317 Terimler Sözlüğü http://www.ilkercanikligil.com/2011/05/19/terimler-sozlugu/ http://www.ilkercanikligil.com/2011/05/19/terimler-sozlugu/#comments Wed, 18 May 2011 22:12:13 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=1966 Geçenlerde birisi blogda bir terimler sözlüğü olsa demişti. İyi fikir.

2007’de yazdığım ve Pusula Yayınları’nın o zamandan beri elindeki 2000 kitabı bitiremediğini iddia ettiği “Dijital Video ile Sinema” adlı kitabımın ek bölümünde buna benzer bir sözlük vardı.

Yukarıdaki menüden “terimler” başlığı ile ulaşılabilir.

Zamanla geliştiririz belki beraber.

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2011/05/19/terimler-sozlugu/feed/ 8 1966
Filme Dönüş http://www.ilkercanikligil.com/2010/05/19/filme-donus/ http://www.ilkercanikligil.com/2010/05/19/filme-donus/#comments Tue, 18 May 2010 21:19:32 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=1667 2010 başından beri reklam filmlerini 16 mm veya 35 mm çekiyorum.

Geçenlerde sevgili yeğenim Kuzey’in fotoğrafını çekmek istedik ve babam benim emektar EOS 650’yi çıkarıverdi. Bir kaç kare çektim ve şaşkınlığa düştüm: Her deklanşöre basıştan sonra gözümü vizörden çekip LCD’ye bakmaya çalışıyordum! Tabi LCD falan yoktu. Bu olay kontrolüm dışında bir kaç defa tekrarlandı hatta sinirlendim kendime…

Aradan bir kaç gün geçti. Babam yandaki kareyi yolladı. Negatifi yıkattığı yer aynı zamanda scan edip CD vermiş.

Doğal olarak son bir yıldır Kuzey’in bir sürü fotoğrafını çektim (zaten yanda da bunlardan örnekler var). Teknolojiyi seviyorum ve yeni çıkan her şeyi denemeye de pek hevesliyim ama yine de şunu açıkça söylemek gerek: Film farklı.

“Film daha iyi” demiyorum. Sadece “farklı” ve bu da güzel bir şey. Oysa fanatiklik kötü bir şey. Dijital fanatikleri de, film fanatikleri de canımı sıkıyor açıkçası.

Film reklam sinema sektörlerinde bir RED ve dijital çılgınlığı yaşandığı şu günlerde (biraz da gıcıklığına tabi) diyorum ki: Şimdi filme dönmenin tam zamanıdır! 🙂

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2010/05/19/filme-donus/feed/ 5 1667
Dijital Güzin Abla… http://www.ilkercanikligil.com/2009/06/02/dijital-guzin-abla/ http://www.ilkercanikligil.com/2009/06/02/dijital-guzin-abla/#comments Mon, 01 Jun 2009 23:36:52 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=1073 Blog ve e-posta üzerinden bana sorulan sorulardan bazılarını cevaplamak için bir SSS (FAQ) sayfası açtım. Üstteki panelde SSS başlığından ulaşabilirsiniz… Sorularınızı o başlığa ekleyebilirsiniz… Tabi cevabını bilmediğim sorular da gelecektir. O zaman da hep beraber cevabını buluruz diye düşünüyor ve umuyorum….

PS: Bugüne kadar sorular ilgisiz baslıklara karisiyordu artık SSS sayfasını kullanabiliriz.

PS2: Kargasayı azaltmak icin bir FAQ eklentisi kullanmaya basladım. SSS sayfası yorumlara açık olmayacak… Daha önce yorumu olanlardan özür dilerim.

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2009/06/02/dijital-guzin-abla/feed/ 2 1073
Biberleyelim http://www.ilkercanikligil.com/2009/04/10/biberleyelim/ http://www.ilkercanikligil.com/2009/04/10/biberleyelim/#comments Thu, 09 Apr 2009 23:57:05 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=923 http://www.kenrockwell.com/tech/why-we-love-film.htm

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2009/04/10/biberleyelim/feed/ 12 923
RED’le Devam: Winsa http://www.ilkercanikligil.com/2009/03/10/redle-devam-winsa/ http://www.ilkercanikligil.com/2009/03/10/redle-devam-winsa/#comments Tue, 10 Mar 2009 00:11:12 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=824 [flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/winsakiz.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/winsakiz.jpg /]

[flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/winsaerkek.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/winsaerkek.jpg /]

Prod. Şir: Mikado Film / Gör. Yön: Alp Korfalı / Compositing & Color Correction: Emre Aypar Makina / Ajans: Drive

RED’le çekmeye devam ediyoruz! Gerçi Alçıder de bu yeni filmler de klasik prodüksiyonlar olmadığı için hala tam bir değerlendirme imkansız. Özellikle Winsa filmleri aslında stop motion oldukları için herhangi bir DSLR ile de çekilebilirlerdi ancak sondaki plan için zaten RED gerektiğinden o yola gitmedik. Stop motion açısından RED’in bence iyi bir özelliği de bütün kareleri tek bir dosya olarak göstermesi. Yani her kare için ayrı R3D dosyasına gerek yok.

Ne yazık ki RED iş akışı hala tam oturmuş değil. Herkes kendine göre bir yol tutuyor. Yıllarca kaçtıktan (ve öğrencilerimle dalga geçtikten) sonra maalesef Adobe Premiere’in kucağına düstüm! Makina’da filmi Premiere CS4’te bir araya getirdikten sonra Emre Aftereffects’de  R3D’leri topladı. Sonra da görüntüleri 16 bit tiff olarak export etti. Gerisi Fusion’da bitirildi (Color Correction ve Compositing kısmı)

RED’le çalışmak konusunda bir takım notlar aktarmak isterim (Yalnız henüz ortada kesin bir iş akışı olmadığı için bazı notlarım iki ay sonra tamamen anlamsız hale gelebilir. Şimdiden uyarmakta yarar var.)

– Nedenini açıklamak zor ama sette monitördeki görüntü yine de “çok iyi bir video kamera” hissiyatında (ki zaten öyle : ) Sonradan color correction a geçince insan daha iyi hissediyor kendini.

– 35 mm ile çalışırken renk düzeltme aşaması başlı başına bir iştir. Her planın rengine colorist ile birlikte karar verilir ve bu kararlar net ve kesin olmak zorundadır (tekrar telesine yapabilirsiniz ama saati 700 dolarlık bir süitte genelde istenmeyen bir durumdur!). RED’le çalışırken bu böyle değil. Her ne kadar aynı uygulamayı RED için de yapabilseniz bile sonuçta aslında elinizde daima RAW veri olduğundan filmin renklerini her an değiştirebiliyorsunuz. Bu da tahmininizin aksine her zaman  iyi bir şey değil. Bazı kararlar verilmeli ve geçilmeli!

– RED’in kendi merceği epey uyduruk. Hem diyaframı kötü hem de odak uzaklığı aralığı… Mutlaka PL mercek kiralamak gerekiyor (ki zaten biz de öyle yaptık)

– Çektiğini anında izlemek tabi büyük avantaj ama bir yandan da işin büyüsünü biraz kaçırıyor 🙂

– Sektörde “RED şöyle kötüymüş, böyle yetersizmiş” diyen bir grup insan var. Tabi bunlar tamamen uydurma fikirler. RED sonuçta bir kamera. Bazı işler için çok iyi, ucuz ve pratik. Belki başka bazı işler için o kadar uygun değil ama son iki reklam filmindeki performansına bakarak özellikle bütçe kısıtlamaları varsa RED çok çok iyi bir seçenek diye düşünüyorum. Buna karşılık mesela Sony f900 türevi HD kameralar için aynı şeyi düşünmüyorum. Tabi yeni f35’i deneme fırsatım olmadı ama RED varken gidip HDCAM bir sisteme kendini kapatmaya bir anlam vermek zor. Sonuçta RED okuyucu gerektirmiyor. Çok iyi bir bilgisayar yeterli…

– RED’e en erken geçenlerden biri olmak doğrusu hoşuma gitmiyor değil. Rimbaud’nun dediği gibi “Mutlaka modern olmak gerekir!” : ) Zevzeklik bir yana RED ve türevlerinin çok kısa sürede beklenenin ötesinde yaygınlaşacağını sanıyorum.

Hareketli görüntülerde dijital devrim başladı ve buna karşı direnmek yararsız… Her ne kadar gönlüm hala filmden yana olsa da (film çok güzel evet!) RED ve türevlerini yok saymak saçma olur. Uzun vadede dijital kazanır diyorum ama daha önemlisi artık görece daha düşük bütçeli işlerde de iyi görüntü elde etme şansı var. Bu da herkes için iyi…

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2009/03/10/redle-devam-winsa/feed/ 35 824
RED Üzerine http://www.ilkercanikligil.com/2008/11/15/red-uzerine/ http://www.ilkercanikligil.com/2008/11/15/red-uzerine/#comments Sat, 15 Nov 2008 18:17:44 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=541 [flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/red.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/red.jpg /]

RED kamerayı test ettiğimizi söylemiştim. Bir kaç gündür boş vakitlerimde elimdeki bu RED dosyalarıyla oynuyorum. RED ile ilgili genel bir bilgilendirme yapmakta yarar olabilir.

1 – RED nedir?

RED bugüne kadar alıştığımız video kameralardan farklı bir mantıkla çalışıyor. Bunun bir kaç nedeni var. Öncelikle RED bildiğiniz video kameralardan daha büyük bir algılayıcı kullanıyor. Bu da sinema ve fotoğraf makinası merceklerini kullanabilmemizi ve bunlardaki dar alan derinligini elde etmemizi mümkün kılıyor.

Daha da önemlisi RED algılayıcının üzerine düşen görüntüyü HAM VERİ (RAW) olarak kaydediyor. Bu ne demek? Video kameralar rengi elde etmek için genelde 3 algılayıcı kullanırlar ve bu algılayıcıların (Red, Green, Blue) her birinden gelen ham veriyi olduğu gibi kaydetmezler. Veri miktarını düşürebilmek için kameralar bu verileri “işlerler”. Örnek olarak sizin kameraya girdiğiniz beyaz ayarı bu işlemde birinci önemdedir. Kamera yaptığınız seçime göre üç kanaldan gelen bilgileri derler (aslında kodlar) ve bir resim ortaya çıkarır. Bu resim yanlış beyaz ayarıyla oluşturulduysa geri dönüş imkansızdır.

Tek algılayıcı kameralarda aynı işlem Bayer filtresiyle yapılır. Her pikselin önünde bir renk vardır ve böylece algılayıcı kendi içinde üçe bölünmüş olur. Eldeki bu eksik veri “işleme” sırasında tamamlanır ve sonuç resim oluşturulur.

Oysa RED bunu yapmıyor. Aynen DSLR lardaki RAW seçeneğindeki gibi RED tek algıyıcısından gelen veriyi olduğu gibi kaydediyor (bunu yaparken bir sıkıştırma uyguluyor elbette ama ona da geleceğim). Yani sözün özü aslında RED bir algılayıcı ve ondan gelen veriyi saklayan bir taşıyıcı ortamdan ibaret bir kutu sayılabilir fakat tabi ki siz çekim yaparken monitörden görebilmeniz için RED’in de içinde bir görüntü işlemcisi var.

Çekim yaparken nasıl göreceğinize (Kaç ASA, hangi Beyaz Ayarı, Hangi Renk Formatı vs) siz karar veriyorsunuz ama bu verdiğiniz kararlar aslında sadece o an görmek için veriliyor. Dosyanın ana yapısında bir değişiklik yaratmıyor. Metadata şeklinde dosyanın bir kenarına not ediliyor sadece. Sonradan izleme yaparken veya bilgisayarda bakarken bu kararları tekrar gözden geçirmeniz mümkün.

Buna bağlı olarak aslında RED tek bir ASA’da çalışıyor (320 ASA) bunun üstünde veya altında çekmek diye bir şey yok. Alet her zaman 320 ASA çekiyor sadece siz o resme 800 ASA derseniz öyle gösteriyor (Bu da alışık olmadığımız bir kavram elbette)

RED’in algılayıcısı en yüksek seçenekte 4K olarak kısaltılan 4096*2048 piksellik veriler (görüntüler) oluşturuyor. İstenirse daha farklı formatlarda ve hızlarda da çalışmak mümkün. 2K da 2048*1024 vs vs.

RED bu ürettiği verileri ya üzerindeki CF karta veya Hard Diske kaydediyor. HDMI ve HD-SDI çıkışları da var fakat kameranın üzerinde analog video çıkışı yok.

2 – RED Dosyaları Nasıl Şeyler?

RED her bir çekim için bir adet R3D dosyası, 4 tane de MOV (quicktime) dosyası oluşturuyor. R3D dosyası epey büyük oluyor (1 kare yaklaşık 1 MB, oysa aynı veri sıkıştırmasız kaydedilse neredeyse 9 kat daha fazla yer tutardı. Yani RED 1:9 compressed çalışıyor diyebiliriz ancak bu rakam durumlara göre degisken!) ve asıl ham veri onun içinde oluyor. Diğer 4 quicktime dosyası ise aslında birer video dosyası değil. Onlar sadece asıl R3D dosyasına işaret eden referanslar. 4 değişik çözünürlük türünde (4K, 2K, 1K, 0,5K) anında izleme yapabilmeniz için üretiliyorlar ve dediğim gibi bu işi yapmak için asıl büyük dosyayı kullanıyorlar.

Bu ilginç bir nokta. Normalde bu küçük dosyaların da yer tutması beklenir. Oysa RED’in kullandığı REDCODE codecinin bir özelliği, içinden daha küçük ve düşük kaliteli çözünürlüklerin neredeyse anında (yeniden hesaplanmaya gerek kalmaksızın) alınabilmesi. Bu tabi ki önemli bir avantaj. Bilgisayarınızın gücü neyse ona göre istediğiniz QT dosyasını açıp okuma yapıyorsunuz.

3 – RED dosyaları Nasıl Okunur?

Esas probleme yaklaştık. RED dosyalarını Windows PC lerde okumak için RED’in web sitesinden indireceğiniz REDCINE adlı yazılıma ihtiyacınız var. Macintosh ise doğrudan QT desteği ile okuma yapabiliyor. REDCINE bedava bir yazılım olduğu için pek oturmuş değil. Yaptığı temel iş proxy adı verilen küçük qt dosyalarını açmanızı, okuma yapmanızı ve temel renk düzeltmesi yapıp isteğiniz başka bir formata dönüştürmenizi sağlaması.

Bu iş için başka yazılımlar da var. Scratch bunlardan biri…

Ben Windows’cu ve bedavacı olduğum için sadece REDCINE yi denedim.

4 – Peki bu RED Dosyaları Nasıl Kurgulanır?

İşte en dramatik soruyla karşı karşıyayız. Henüz bu sorunun kesin bir cevabı yok :). Şaka değil gerçekten yok. Bir sürü insan bir sürü yol öneriyor. Çoğu da makul şeyler ama henüz (benim görebildiğim kadarıyla) yol şudur denecek bir durum yok. Aslında bu anlamda biraz film (35 mm) gibi düşünebiliriz. Değişik yöntemler var. Çok temelde şu ana mantığı hiç unutmamak gerekiyor: RED le çektiğiniz dosyalar aslında negatif film gibi. Siz proxy QT lerden (düşük kalite) kurgu yapsanız da sonra bir noktada geri dönüp asıl dosyalardan renk düzenleme (Color Correction) yapmanız ve filmin ONLINE (tam kalite) kurgusunu oluşturmanız gerekiyor. Zaten zurnanın zurt ettiği yer de burası oluyor.

Tabi oraya bile gelmeden sorunlar var. Şu anda “RED le çektim hemen oturup kurgu yapayım” derseniz mutlaka Final Cut’ı olan bir Macihtosh’a sahip olmanız gerekiyor. Avid ve diger yazılımlar henüz proxy quicktime dosyalarını desteklemiyorlar. Bu da tabi ki büyük bir baş belası.

AVID’in önerdiği iş akışını buradan izleyebilirsiniz. Tabi doğrusu aya roket yollamak bundan daha kolay olabilir 🙂

Diyelim ki offline (düşük kalite) kurgu işini bir şekilde hallettiniz. Diğer kısım daha da dikenli. REDCINE renk düzenleme için çok yetersiz bir yazılım. Bu nedenle yaptığınız offline kurgunun 4K playback yapabilecek ve doğru düzgün bir Renk Düzenleme mödülü olan bir sistemde toplanması gerekiyor. Bunu yapabilmek için önce REDCINE’den bütün planlarınızı export (render) etmeniz gerekiyor.

167 karelik kısa bir planı DPX adı verilen standart dosyaya dönüştürme işlemi benim bilgisayarımda (Intel Quad Core İşlemci + 4 GB RAM) yaklaşık 5 dk sürüyor. Her bir kare 32 MB oluyor!

Yani kısaca bu işleri yaparken yaşlanmanız çok olası!

Bir öneri de bütün seçilen görüntüleri 1920*1080 e düşürüp 4:4:4 olarak HDCAM SR kasete kaydetmek (ve kaset böylece intikamını alıyor!!). Aslında sanırım şu an en hızlı yol bu olur. Zaten bir çok uzun metraj film de bu yolu tutuyormuş.

Sonuç:

Yazının başında gördüğünüz video 167 kare. REDCINE’de renk duzeltme yaptıktan sonra 8 bit tiff olarak 4K da export ettim. Bu işlem 5 dk aldı. ve dosyalar 3.9 GB yer tuttu (Aslında 16 bit tiff olarak export etmek gerekiyordu ama artık onunla uğraşamadım!).  Sonra FLV olarak encode ettim. O da yaklaşık 1 dk aldı. Bu dediklerimden kendi sonucunuzu da çıkarabilirsiniz 🙂

Şaka bir yana daha önce dediğim gibi RED güzel. Fakat bu güzelliğin bedelleri biraz ağır şu aşamada.

Özellikle Türkiye gibi her işin yalan yanlış yapıldığı bir ülkede RED gibi bir aletle uzun metraja kalkışmak bir çeşit intihar olabilir zira RED ile çalışırken özellikle dosya yönetimi (media management) çok çok dikkatli yapılması gereken bir iş. Ayrıca çok ciddi şekilde yedekleme yapılması şart (RED in önerisi en az 3 yedek).

Buna ek olarak RED malzemesini işleyecek bilgisayarların gerçekten çok iyi olması gerekli (Önerilen 8 Core lu 8 GB RAM li Macihtosh!!!)

Sonucun sonucu: RED gelecek vaad ediyor ama 35 mm tamamen oturmuş iş akışıyla şimdilik çok daha hızlı ve kolay.

Autodesk’in iş akışını da buradan inceleyebilirsiniz.

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2008/11/15/red-uzerine/feed/ 88 541
Kitap Satıyor mu? http://www.ilkercanikligil.com/2008/01/14/kitap-satiyor-mu/ http://www.ilkercanikligil.com/2008/01/14/kitap-satiyor-mu/#comments Mon, 14 Jan 2008 11:31:59 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=127 satis1.jpg

“Kitap satiliyor mu?” diye soranlar oluyor. Ne yazik ki ben de bu konuda bilgisizim. Sagolsun Pusula Yayinlari herhangi bir bilgi vermiyor. Sadece hepsiburada.com dan izleyebildigim kadariyla birileri aliyor saniyorum 🙂 Bütün ilgilenenlere teşekkürler…

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2008/01/14/kitap-satiyor-mu/feed/ 8 127