teknik http://www.ilkercanikligil.com Mon, 05 Jun 2017 06:46:18 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.7.5 83897317 Röportaj http://www.ilkercanikligil.com/2014/10/09/roportaj/ http://www.ilkercanikligil.com/2014/10/09/roportaj/#respond Thu, 09 Oct 2014 12:08:35 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=2907 Teknodonanim adli sitede çıkan röportajımı suradan okuyabilirsiniz. Site hoş bir fikirden yola çıkıyor ve çeşitli alanlardan insanların kullandıkları donanım ve yazılımları sınırsızca ve olabildiğince detaylı şekilde anlatmasını istiyor. Böylece sizinle benzer alanlardaki insanların neler kullandigini goruyorsunuz. Bu girişten tahmin edebileceğiniz gibi röportaj fazla sayıda teknik terim ve marka içeriyor.

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2014/10/09/roportaj/feed/ 0 2907
RED Dragon Carbon http://www.ilkercanikligil.com/2014/08/12/red-dragon-carbon/ http://www.ilkercanikligil.com/2014/08/12/red-dragon-carbon/#comments Tue, 12 Aug 2014 10:49:31 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=2886 A001_C012_0805IL

Epeydir RED’le ve Alexa ile ilgilenmiyordum. Süper gelişmiş ülkemizde 130 adet Alexa olması ve buna karşılık birbirinden kötü işlerin ekranları kaplamasını açıklamak zor elbette. Sözün özü kameralara olan eski ilgimi kaybettiğimi zaten bu blogu hala izleyenler biliyor.

Geçen hafta sevgili Yasin (Dijitalist) “RED Dragon Carbon geldi bir bakın” deyip yollayınca RED neler yapmış diyerek kutuyu açtım. Yine eski öğrencim Savaş’ın yardımıyla tek bir gece çıkabildik kamerayla.

Yeni algılayıcı Dragon’un hoşuma giden bazı özellikleri var. Yıllardır olması gerektiğini söylediğim şeyi sonunda RED tam olmasa da ucundan yapmış: Dragon algılayıcı Super 35 mm boyutlarında değil daha büyük (30 mm*15 mm). Böylece FF fotoğraf merceklerini de 1.17 gibi düşük bir çarpanla kullanabiliyor. Ben de zaten denemeleri Canon L serisi merceklerle yaptım. Yukarıdaki kare 17 TS ile 6k FF modunda çekildi örneğin. Algılayıcıyı bir çok değişik şekilde ve hızda kullanmak mümkün. Hatta kendi kafanıza göre bir algılayıcı boyu bile üretebiliyorsunuz!

Bu yeni algılayıcı 6K olduğunu iddia etse de (19 MP) yıllardır 22 MP lik bir algılayıcının ürettiği sonuçlara bakan biri olarak bunun gerçek 6K gibi görünmediği söyleyebilirim. RED’in daha önceki kameraları da 4K olduklarını iddia etseler de aslinda 4K gibi görünmüyorlardı (şimdi bana hemen saldırmadan önce webde biraz Nyquist, Bayer falan okursanız ne dediğimi anlarsınız diye umuyorum). Yine de 6K en azından teorik olarak elde bulunmasında zarar olmayan bir şey diyelim.

Kameranın düşük ışık özelliği iyi. 2000 ASA’da kullanılabilir sonuçlar veriyor. Dinamik aralığın 16.5 fstop olduğu iddia ediliyor. Bunu deneyecek bir ortam yoktu ama her durumda eskisinden daha iyi bir dinamik aralığa sahip olması zaten beklenen bir şey.

Eski sürümlerde en saçma bulduğum özellik olan fan sesi giderilmiş, eskisi gibi değil. 6K’da 100 kare (teoride zira Dijitalist’ten aldığım disklerle 89 kareyi aşamadım) yapabiliyor. Bunlar tabi hoş. Kameranın bence en güzel özelliği ise carbon fiber den üretilmiş olması. Jannard daha önce David Fincher’in talebi üzerine Social Network’un kürek yarışı sahnesi için carbon fiber bir RED yapmıştı fakat bu ilk defa ticari olarak satışa çıkıyor. Tabi ki bu pahalı malzeme kamerayı ciddi şekilde hafifletmiş. Elde çekim için çok iyi bir kamera Dragon.

Bunun dışında tabi ki klasik RED sorunları devam ediyor: Sistem genel olarak biraz yavaş. Menü sistemi bence tuhaf, REDVolt aküler çok çabuk bitiyor. LCD ekranın dokunmatik özelliği hala iphone gibi değil vs. Tasarım olarak bir kutuya benzese de (eşim görünce bu ne çirkin kamera deyiverdi!) ben Alexa’ya göre daha çok seviyorum. Elde tutması ve operasyonu daha kolay.

Sonuç olarak ilmi olmayan bu kısa deneme sonunda RED Dragon Carbon bence bugüne kadar yapılmış en iyi profesyonel kameralardan biri. Ülkemizde ezici üstünlüğe sahip olsa da Alexa’ya göre bir çok durumda tercih edilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Ayrıntılı bilgi ve kiralama için Dijitalist‘i arayabilir ya da herkes gibi Alexa türküleri söyleyebilirsiniz.

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2014/08/12/red-dragon-carbon/feed/ 8 2886
Kısa Film için Video Kamera (2009) http://www.ilkercanikligil.com/2009/03/17/kisa-film-icin-video-kamera-2009/ http://www.ilkercanikligil.com/2009/03/17/kisa-film-icin-video-kamera-2009/#respond Tue, 17 Mar 2009 20:25:30 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=860 2002 yılında Altyazı adlı sinema dergisi için “Ev Yapımı Sinema” başlığı altında dört yazı yazdım. Sonraki yıllarda kontrolüm ve isteğim dışında bu yazılar İnternet’e yayıldı ve ne yazık ki çoğunlukla da izinsiz olarak kullanıldı. Geçenlerde fark ettim ki yazının sunulmadığı tek yer benim sitem 🙂

Dizinin ilki kamera seçimiyle ilgili ipuçları içeren yazıydı. Tabi 2002’den bu yana kamera alanında bir sürü şey ciddi şekilde değişti. Gerçi bütün bu değişimlere rağmen yazının temelindeki unsurlar aynı kaldı. Yine de 2009 itibariyle yazıyı hafifçe güncelleyip tekrar ortalığa sürmeye karar verdim. Aşağıdaki bağlantıdan Adobe Acrobat dosyası olarak indirilebilir.

Kısa Film İçin Video Kamera 2009

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2009/03/17/kisa-film-icin-video-kamera-2009/feed/ 0 860
RED’le Devam: Winsa http://www.ilkercanikligil.com/2009/03/10/redle-devam-winsa/ http://www.ilkercanikligil.com/2009/03/10/redle-devam-winsa/#comments Tue, 10 Mar 2009 00:11:12 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=824 [flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/winsakiz.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/winsakiz.jpg /]

[flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/winsaerkek.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/winsaerkek.jpg /]

Prod. Şir: Mikado Film / Gör. Yön: Alp Korfalı / Compositing & Color Correction: Emre Aypar Makina / Ajans: Drive

RED’le çekmeye devam ediyoruz! Gerçi Alçıder de bu yeni filmler de klasik prodüksiyonlar olmadığı için hala tam bir değerlendirme imkansız. Özellikle Winsa filmleri aslında stop motion oldukları için herhangi bir DSLR ile de çekilebilirlerdi ancak sondaki plan için zaten RED gerektiğinden o yola gitmedik. Stop motion açısından RED’in bence iyi bir özelliği de bütün kareleri tek bir dosya olarak göstermesi. Yani her kare için ayrı R3D dosyasına gerek yok.

Ne yazık ki RED iş akışı hala tam oturmuş değil. Herkes kendine göre bir yol tutuyor. Yıllarca kaçtıktan (ve öğrencilerimle dalga geçtikten) sonra maalesef Adobe Premiere’in kucağına düstüm! Makina’da filmi Premiere CS4’te bir araya getirdikten sonra Emre Aftereffects’de  R3D’leri topladı. Sonra da görüntüleri 16 bit tiff olarak export etti. Gerisi Fusion’da bitirildi (Color Correction ve Compositing kısmı)

RED’le çalışmak konusunda bir takım notlar aktarmak isterim (Yalnız henüz ortada kesin bir iş akışı olmadığı için bazı notlarım iki ay sonra tamamen anlamsız hale gelebilir. Şimdiden uyarmakta yarar var.)

– Nedenini açıklamak zor ama sette monitördeki görüntü yine de “çok iyi bir video kamera” hissiyatında (ki zaten öyle : ) Sonradan color correction a geçince insan daha iyi hissediyor kendini.

– 35 mm ile çalışırken renk düzeltme aşaması başlı başına bir iştir. Her planın rengine colorist ile birlikte karar verilir ve bu kararlar net ve kesin olmak zorundadır (tekrar telesine yapabilirsiniz ama saati 700 dolarlık bir süitte genelde istenmeyen bir durumdur!). RED’le çalışırken bu böyle değil. Her ne kadar aynı uygulamayı RED için de yapabilseniz bile sonuçta aslında elinizde daima RAW veri olduğundan filmin renklerini her an değiştirebiliyorsunuz. Bu da tahmininizin aksine her zaman  iyi bir şey değil. Bazı kararlar verilmeli ve geçilmeli!

– RED’in kendi merceği epey uyduruk. Hem diyaframı kötü hem de odak uzaklığı aralığı… Mutlaka PL mercek kiralamak gerekiyor (ki zaten biz de öyle yaptık)

– Çektiğini anında izlemek tabi büyük avantaj ama bir yandan da işin büyüsünü biraz kaçırıyor 🙂

– Sektörde “RED şöyle kötüymüş, böyle yetersizmiş” diyen bir grup insan var. Tabi bunlar tamamen uydurma fikirler. RED sonuçta bir kamera. Bazı işler için çok iyi, ucuz ve pratik. Belki başka bazı işler için o kadar uygun değil ama son iki reklam filmindeki performansına bakarak özellikle bütçe kısıtlamaları varsa RED çok çok iyi bir seçenek diye düşünüyorum. Buna karşılık mesela Sony f900 türevi HD kameralar için aynı şeyi düşünmüyorum. Tabi yeni f35’i deneme fırsatım olmadı ama RED varken gidip HDCAM bir sisteme kendini kapatmaya bir anlam vermek zor. Sonuçta RED okuyucu gerektirmiyor. Çok iyi bir bilgisayar yeterli…

– RED’e en erken geçenlerden biri olmak doğrusu hoşuma gitmiyor değil. Rimbaud’nun dediği gibi “Mutlaka modern olmak gerekir!” : ) Zevzeklik bir yana RED ve türevlerinin çok kısa sürede beklenenin ötesinde yaygınlaşacağını sanıyorum.

Hareketli görüntülerde dijital devrim başladı ve buna karşı direnmek yararsız… Her ne kadar gönlüm hala filmden yana olsa da (film çok güzel evet!) RED ve türevlerini yok saymak saçma olur. Uzun vadede dijital kazanır diyorum ama daha önemlisi artık görece daha düşük bütçeli işlerde de iyi görüntü elde etme şansı var. Bu da herkes için iyi…

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2009/03/10/redle-devam-winsa/feed/ 35 824
HPX 171 http://www.ilkercanikligil.com/2008/12/14/607/ http://www.ilkercanikligil.com/2008/12/14/607/#comments Sun, 14 Dec 2008 21:23:21 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=607 171

Araya iş güç, bayram vs. girince bu yazı gecikti. Oysa kamerayı alalı epey olmuştu. Özellikle RED ile çekim yaptığımız akşam HPX 171 de oradaydı.

Panasonic’in orta sınıftaki en gelişmiş kamerası HPX 171 doğal olarak bir önceki model HVX200’ün yenilenmiş hali. Fakat bu defa DV kayıt ünitesi çıkarılmış. Bu da epey iri bir kamera olan HVX200’ün bir miktar zayıflamasını sağlamış. Zaten bu devirde artık kimsenin DV kayıt yapmaya ihtiyacı olmaz sanırım. Böylece geçen sene çıkan kitabımda bahsettiğim dönüşüm tamamen gerçekleşmiş oluyor: Kasete elveda diyoruz!

Garip şekilde HPX 171 aslında bir önce incelediğim HMC 151 ile neredeyse tamamen aynı. Tabi bu modelde daha fazla özellik var ama fiziksel olarak neredeyse aynılar. Hatta kullandıkları mercek ve algılayıcı da aynı. Bu durumu açıkçası üretici firmalar adına biraz vahim buluyorum. Aynı aleti çok az donanım farkıyla ve sadece yazılım özelliklerini arttırarak farklı fiyata satmak bence doğru bir yöntem değil.

Tabi HPX 171’in en önemli üstünlüğü DVCPro HD kullanması. Her ne kadar eski bir codec olsa da sonuç olarak 100 Mbit/s kullanması, 4:2:2 örneklemeyle çalışması, her kareyi sadece kendi içinde (intraframe) sıkıştırması ve kurgu programlarıyla mükemmel uyumluluğu bu codec i diğerlerine göre çok üstün kılıyor. P2 kart kullanımı fiyatı nedeniyle pek onayladığım bir durum değil ama DVCPro HD’nin yüksek veri transfer ihtiyacı bunu gerektiriyor.

Algılayıcıları ve merceği aynı olduğundan HPX171 için ayrıca uzun uzun testler yapmaya gerek yoktu. Yine de, RED One testi sırasında Alp Korfalı’nın çektiği karelerin yüzde yüz halleri aşağıda (Daha önceki başlıklardan birinde görebileceğiniz “Hangisi Hangisi” yarışmasındaki kareler):

compare1

Çözünürlük açısından ne yazık ki Panasonic yine Sony EX1’e göre geride kaldı. Yalnız bir konuya tekrar dikkat: Geçen sefer Ömer Kaşdarma’nın doğru şekilde ortaya koyduğu gibi bu test, sabit kare testi olduğu için codec performansını tam olarak göstermiyor. Bunu akılda tutmakta yarar var.

EX1 durağan karede daha iyi olsa da hareketli çekimlerde sonuç bu şekilde olmayabilir. Yine de bence Panasonic’in 960*540 lık algılayıcılardan Pixel Shift yöntemiyle Full HD 1920*1080 kareler üretme sevdası Sony’nin tam çözünürlük algılayıcıları karşısında başarılı olamıyor. Tabi bu, forumlarda yıllardır tartışılan bir konu 🙂

Geçen sefer eleştirdiğim LCD monitör meselesi bu kamerada da aynen devam ediyor. HPX 171’in 3.5 inçlik LCD’si sadece 235.000 pixel den oluşurken Sony EX1’deki LCD 920 bin piksel den oluşuyor. Aradaki fark ne yazık ki Panasonic adına üzücü şekilde büyük.

Peki bu kadar olumsuzluğun yanında iyi şeyler yok mu? Var. Panasonic’in tasarımı Sony’den çok daha iyi: Daha hafif, daha kullanışlı ve ergonomik olarak daha doğru. Yine HMC 151 deki gibi her fonksiyon ayrı tuşlarla kontrol ediliyor.

Ayrıca aletin üzerinde HD SDI çıkış var ve bu profesyoneller için önemli bir avantaj. Daha önce bahsettiğim gibi DVCPro HD üstün bir codec ve kurgu programlarıyla uyumu mükemmel. Görüntü aktarım hızı çok yüksek ve işlem çok kolay. Herhangi bir çekimi yaptıktan sonra tek yapmanız gereken kamerayı USB kablosuyla bağlayıp kurgu programınızı açmak. Neredeyse anında kurguya başlayabilirsiniz. Herhangi bir dönüştürme işlemine gerek yok.

Bunların yanı sıra kameranın üzerinde (daha önce HMC 151’de de dikkatimi çeken) çok iyi bir waveform monitör var. Diğerinde olmayan bir de vectorscope HPX 171’de karşımıza çıkıyor. Focus assist yeni Panasonic’de yeni bir fikirle karşımıza çıkıyor: Bu düğmeye bastığınızda ekranın ortasında bir pencere açılıyor ve büyüteç gibi size o bölgeyi yüzde yüz çözünürlükte gösteriyor. Alltta normal karenizi görmeye devam ediyorsunuz.

Kamera bir çok HD formatı destekliyor. 720p modunda 50 kare seçeneği ve ara kare değerleri de sağlanmış. HMC 151’de olmayan timelapse seçenekleri de bu kamerada var.

Sonuç:

Panasonic de diğer kamera üreticilerinden farklı değil. Bir çok şeyi iyi yaparken bazı şeyleri o kadar iyi yapmıyor :). HPX171 kullandığı format, tasarım ve özellikler açısından birinci sınıfken, LCD kalitesi, CCD performansı açısından ortada kalıyor.

Bütün olumsuzluklara rağmen, DVCPro HD (yani intraframe bir codec) ile çalışmak istiyorsanız şu anda HPX 171 tek seçenek. Sony her ne kadar iyi bir CMOS performansı sunsa ve çok iyi bir LCD’ye sahip olsa da kullandığı format bence profesyonel kullanım için henüz uygun değil.

Buna karşılık Panasonic’in de bir sonraki modelde daha ciddi bir yenileme yapması gerekir diye düşünüyorum. Zira HPX 171 hoş bir kamera olsa da yazık ki “heyecan verici” bir kamera olamıyor.

Neden İyi?

DVCPro HD Codec / Tasarım, ergonomi / Geniş Açı / Yüksek Uyumluluk / Aktarım Çok Kolay / HD SDI çıkış

Neden Kötü?

Çözünürlük beklendiği kadar iyi değil / LCD yetersiz / P2 kart görece eski bir teknoloji ve pahalı

Not: Başarı TV’den Ömer Kaşdarma ve görüntü yönetmeni Alp Korfalı’ya teşekkürler. Aynı kamera için burada da bir inceleme var.

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2008/12/14/607/feed/ 60 607
Yeni Panasonic HMC 151! http://www.ilkercanikligil.com/2008/11/04/yeni-panasonic-hmc-151/ http://www.ilkercanikligil.com/2008/11/04/yeni-panasonic-hmc-151/#comments Tue, 04 Nov 2008 14:54:05 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=468

Panasonic Türkiye temsilcisi Başarı TV‘den Ömer Kaşdarma’nın inceliği sayesinde yeni Panasonic HMC 151E’yi test etme olanağına kavuştum. Alet az önce geldi şu anda aküleri şarj etmekle meşgulüm…

Sanırım gelecek hafta başına doğru ayrıntılı bir inceleme yazısı olacak… Bilmeyenler için HMC 151 çok başarılı olan DVX100’ün devamı sayılabilecek bir kamera. Tabi ondan farklı olarak sadece HD formatlarını destekliyor ve SD kartlara AVCHD olarak kayıt yapıyor.

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2008/11/04/yeni-panasonic-hmc-151/feed/ 22 468
Mercek Seçmek… http://www.ilkercanikligil.com/2008/03/31/mercek-secmek/ http://www.ilkercanikligil.com/2008/03/31/mercek-secmek/#comments Mon, 31 Mar 2008 21:24:36 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=160 canon-ef-24-70mm-f-28-l-usm-lens

Fotoğrafla uğraşan herkesin bildiği gibi makine seçmekten daha önemlisi mercek seçmektir. Özellikle DSLR çağında bu eskisinden de önemli hale geldi. Eskiden 35 mm çekerken çok büyük baskı yapmadığımız veya büyüteçle negatifi incelemediğimiz sürece mercek kalitesini fark etmemiz imkansızdı. DSLR larla çalışırken durum böyle değil. Yüzde yüz çözünürlükte bakınca merceklerin bütün foyaları ortaya çıkıyor.

Peki ama hangi merceği almak gerek? Makinenın yanında verilen 100 dolarlık “kit” mercek iş görmez mi? Şu züppe işi, ağır, büyük ve hantal “kırmızı çizgili” merceklere ihtiyaç var mı?

Geçen haftalarda benzer bir konuda fotoğraf alanında en ünlü iki site sahibi Micheal Reichmann ve Ken Rockwell birbirine girdi! Rockwell (ben kendisini epey ahmak buluyorum bu arada) ekipman önemli değil derken Reichmann “hayır ekipman önemlidir” diyordu.

Açıkçası Reichmann’ın saflarında yer almak durumundayım. Tabi ki “plastik kit mercekle” de iyi fotoğraflar çekmek mümkün ve yine tabi ki 3000 dolarlık bir mercekle de berbat fotoğraflar çekebilirsiniz ama konu bu kadar basit değil.

İyi bir mercek (veya ekipman) satın aldığınızda aslında artık bu konuda düşünmeme lüksünü satın almış oluyorsunuz. Örneğin yukarıda gördüğünüz Canon EF 24-70 2.8L böyle bir alet. Kendi sınfında bundan daha iyi bir mercek yok (EF 24-105 4L diyenler olabilir ama katılmıyorum : ). Dolayısıyla bu tür bir merceğe sahip olmanıza rağmen hala teknik olarak kötü fotoğraflar çektiğinizi düşünüyorsanız suçu kendinizde aramaya başlamak zorunda kalıyorsunuz, yani merceklerle ilgili düşünme süreciniz sona eriyor. Artık sadece kendinizle ilgili düşünmeye başlıyorsunuz.

Eh bu da pek azımsanacak bir şey değil : )

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2008/03/31/mercek-secmek/feed/ 27 160
Sony’den Yeni Kamera: PMW-EX1 http://www.ilkercanikligil.com/2007/11/11/sonyden-yeni-kamera-pmw-ex1/ http://www.ilkercanikligil.com/2007/11/11/sonyden-yeni-kamera-pmw-ex1/#comments Sun, 11 Nov 2007 10:59:05 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=113 t_1000401.jpg

(Bu haber için Mahmud Tahsin’e teşekkür ederim çünkü benim de bu kameradan haberim yoktu. Bir süredir video kameraları eskisi kadar takip etmiyorum çünkü DSLR’lar çok daha iyi görüntü veriyor! : )

HVX200 ile devrimci bir girişim yapan Panasonic’e karşı Sony ne zaman cevap verecek diye bekleyenler sonunda rahatlayabilir: Yeni Sony kasete değil SxS adı verilen hafıza kartlarına kayıt yapıyor.

Yeni kameranın HVX200’e göre önemli avantajları var: Birincisi 1920*1080 lik tam HD algılayıcılar kullanıyor. Daha da güzeli algılayıcıların 1/2 inch olması (bu da kameranın ışık duyarlılığını ciddi şekilde arttırıyor) Mercek de gerçek bir netlik halkasına sahip!

Bu özellikler en azından kağıt üzerinde Sony’yi rakipsiz kılıyor (şimdilik). Kamerayla ilgili tek soru işareti kurgu işlemlerinin nasıl yapılacağı. HVX200 bildiğimiz DVCPRO HD formatını kullanıyor ve kurguyla ilgili hiç bir sorunu yok. Sony ise yeni bir Mpeg2 codec tercih etmiş ve bunun nasıl kurgulanacağı her zamanki gibi bir muamma. Kameranın fiyatı yaklaşık 7000 USD (1 adet 8 gb lik kart dahil diğer aksesuarlar hariç). Bu fiyat ve özelliklerle ve SDI çıkış verebilmesi sayesinde Sony’nin bu kamerası Canon’un XL H1 ini ciddi şekilde yıpratacaktır. Sanırım Canon da yakında fiyat düşürmek zorunda kalır.

Buradan kameranın temel özelliklerini inceleyebilirsiniz.

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2007/11/11/sonyden-yeni-kamera-pmw-ex1/feed/ 166 113