turkiye http://www.ilkercanikligil.com Mon, 05 Jun 2017 06:46:18 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.7.5 83897317 Reklamda Oyuncuları Güldürme Sendromu http://www.ilkercanikligil.com/2011/06/20/reklamda-oyunculari-guldurme-sendromu/ http://www.ilkercanikligil.com/2011/06/20/reklamda-oyunculari-guldurme-sendromu/#comments Sun, 19 Jun 2011 21:49:17 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=2032

Yukarıdaki film epeydir nette dolanıyor. Bence çok iyi bir reklam filmi. Hem fikir iyi, hem uygulama.

Reklamdaki annenin yüz ifadesi (27. saniye) benim için özellikle önemli. Nedeni de şu: Türk reklam sektöründe çok sık karşılaşılan bir durum vardır. Bir plan çekersiniz ve sizce her şey yolundadır. Fakat yapımcınız veya reji asistanı ajans müşteri masasından size doğru seğirtir. Bu isteksiz geliş genelde hayırlı bir haber yok demektir ve büyük olasılıkla şu yorumla sonuçlanır: “Biraz daha gülümseme…”

Siz de çaresiz oyunculara şöyle dersiniz: “Evet güzeldi, bir kere daha alıyoruz, gülümseyerek lütfen!”

Bazı filmler için bu istek yerinde olsa da ben genelde ölçünün fena halde kaçtığını düşünüyorum. Neden oyuncular sürekli gülümsesin? Böyle bir hayat mı var? Ayrıca yerli yersiz sürekli gülümseyen biri hayatımızda olsa epey gıcık olmaz mıydık? İste yukarıdaki filmde anne gülmüyor (aslında filmde kimse gülmüyor üstelik gülmelerini gerektirecek bir durum da fazlasıyla var) ve bu bence çok doğru bir reji kararı.

Bu film Türkiye’de çekilse mutlaka şöyle biterdi: “Baba düğmeye basar. Anne ile birbirlerine bakıp gülümserler. Sonra çocukla beraber (çocuk kaskı çıkarmıştır) hep birlikte arabanın içinde şarkı söyleyerek ilerlerler ve neşeyle gülerler.”

Fikir yeterince güçlüyse oyuncular ağlasa bile seyirciler gülümser. Fikriniz yoksa oyuncuların hepsi pişmiş kelle gibi sırıtsa da bir şeye yaramaz.

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2011/06/20/reklamda-oyunculari-guldurme-sendromu/feed/ 11 2032
4.2 Saniye http://www.ilkercanikligil.com/2010/09/12/4-2-saniye/ http://www.ilkercanikligil.com/2010/09/12/4-2-saniye/#comments Sun, 12 Sep 2010 11:12:39 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=1765

Bu harika fotoğrafı izlediğim şu blog dan aldım. Grafik, kompozisyon, ışık vs gibi estetik açılardan bir değeri olmasa da hem tarihi olarak hem de “photo-journalism” açısından müthiş bir kare olduğunu düşünüyorum. Kerem’in yüzündeki ifadeye dikkat 🙂

PS: Takip etmeyenler için fotoğrafta Kerem Tunçeri oyunun bitimine saliseler kala Türk Milli Basketbol takımını Sırbistan karşısında 2010 FIBA Dünya Kupası finaline taşıyan sayıyı yapıyor.

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2010/09/12/4-2-saniye/feed/ 3 1765
Suç ve Ceza http://www.ilkercanikligil.com/2009/02/23/suc-ve-ceza/ http://www.ilkercanikligil.com/2009/02/23/suc-ve-ceza/#comments Mon, 23 Feb 2009 20:34:46 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=788 skibbe Türkiye genelde yapılan yanlışların ve işlenen suçların çok hızlı, kesin ve keskin şekilde cezalandırıldığı bir ülke değil: Yaptığınız bina depremde yıkılabilir, vergi kaçırabilirsiniz, 14 yaşında kızlarla haşır neşir olabilir, yolsuzluk yapabilirsiniz veya “hızlandırılmış tren” diye bir şey icat edip onlarca kişinin ölümüne dolaylı olarak neden olabilirsiniz. Bunların hepsinden şu ya da bu şekilde kurtulabilir ve gayet pişkin yaşamınızı sürdürebilirsiniz.

Bir tek alanda bu böyle değil: Futbol

Ali Sami Yen’de lig sonuncusundan 5 yerseniz ertesi sabah biletiniz kesiliyor. Yani Türkiye’de sadece futbolda yaptığınız yanlışın bedelini bu kadar çabuk ve net şekilde ödüyorsunuz.

Darısı pişkinlerin başına!

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2009/02/23/suc-ve-ceza/feed/ 8 788
Sonunda 5D Mk II! http://www.ilkercanikligil.com/2008/12/25/sonunda-5d-mk2/ http://www.ilkercanikligil.com/2008/12/25/sonunda-5d-mk2/#comments Wed, 24 Dec 2008 23:27:06 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=627 [flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/alpilker_f8_hq_001.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/alpilker_f8_hq_001.jpg /]

Sonunda aylardır (hatta yıllardır) beklediğim DSLR elime geçti. İlk DSLR’im 20D’yi alırken bile aslında aklım hep 1 serisindeydi çünkü “full frame” (tam çerçeve) alıştığım bir formattı. Ne yazık ki o zaman 1 serisi 8000 dolardı (ki hala da öyle) ve benim için satın alınması söz konusu bile değildi.

5D Mk II uzun yıllar sonunda çıkan en makul fiyatlı (görece tabi) ve buna karşılık en çok özelliği sunan DSLR gibi duruyordu. Çıkar çıkmaz gözüme kestirmeme karşılık ele geçirebilmek ancak bugüne kısmet oldu.

Evet alet bugün öğlen elime geçti ve o saatten sonra Alp Korfalı ile epey bir oynadık. Tabi derinlemesine bir yorum yapmak şu an mümkün değil ancak kısa kısa notlar ve bir kaç örnekle şimdilik yetineceğim. Yukarıdaki video da (eğer yanlış değilsem) Türkiye’nin ilk 5D Mk II videosu!! Tabi takdir edersiniz ki son derece saçma bir video ama ilk olmanın da bedeli var 🙂

*** En çok ilgimi çeken şey doğal olarak video seçeneğiydi. Beklediğim gibi bu seçenekte bir takım problemler var. Bunların en önemlisi video çekerken neredeyse hiç bir şeyi kontrol edemiyor oluşunuz. Video çekerken 5D Mk II kendi kendine bir diyafram, örtücü ve ISO değeri belirliyor ve çekime başlıyor. Sizin bunu az da olsa kontrol edebilmek için yapabileceğiniz iki şey var: İlki EOS’a esas çekeceğinizi değil başka bir şeyi göstermek ve exp lock tuşuyla herhangi uygun değer silsilesini kilitlemek. İkincisi de exp. compensation tuşuyla 2 fstop yukarı ve aşağı değişiklikler yapmak. Bu kadar. Bunun dışında bir şey yapamıyorsunuz.

Video meselesinin diğer önemli (ve bence daha büyük) sorunu hızın 30 kare/sn olması. Canon’un Ocak ayı başında bir firmware ile bu durumu düzelteceği söylentileri var. Bu gerçekleşmezse 5D Mk II’nin video özelliği için büyük bir kayıp olacak zira 30 kare/sn hareketleri gereksiz şekilde keskin gösteriyor (burada kastettiğim motion rendering etkisi). Buna bir de kontrol edilemeyen örtücü hızı sorunu eklenince bazen ortaya “aşırı derece video” gibi görünen planlar çıkabiliyor. Örneğin dışarıda çekim yaparken alet 22 fstop ve 1/125 gibi değerlere geçiyor. O zaman da alan derinliği çok büyüyor, hareketler çok keskinleşiyor. Bunu önlemenin tek yolu da ND filtre kullanarak ışığı düşürmek.

Bir başka sorun da kameranın titremesi. Bu az buz bir sorun değil ne yazık ki. Hafif olduğu ve ergonomisi bu işe uygun olmadığı için 5D Mk II çok fazla titriyor. Neyse ki IS (Image Stabilized) merceklerle veya daha basitçe üç ayak kullanarak bunu halletmek mümkün!

Son sorun da h.264 codec in kare atlamadan okunmasının neredeyse olanaksız oluşu. Quad Core 4 GB ram li bir makinada bile kare atlamaları oluyor. Webde gördüğüm kadarıyle bunu aşmak için Nvidia 8800 gibi kendi üstünde H.264 codec işlemcisi olan ekran kartlarına ihtiyaç varmış…

Son ve bence en vahim sorun 5D Mk II’nin bazen (çok ender olsa da) kare kaçırması. Belki sorun benim kameramdadır ama ne yazık ki arada bir kare kaçırıyor (yani arada bir iki kare eksik kalıyor). Bunun nedeni CF kart olabilir ama Sandisk Extreme IV (40MB/sn) lik bir kartla çalışırken bunun olmaması gerekiyordu.

Bu kadar olumsuzluğun yanında iyi şeyler yok mu? Var.

Gece çekimi 5D’nin en şaşırtıcı yanı! Evet yeni 5D gece çekimlerinde harika performans veriyor (videodan da bunu görebilirsiniz). Bunun en önemli nedenleri 3200 ASA değerinde bile gayet kullanılabilir görüntü üretmesi ve dar alan derinliği sayesinde çok iyi arka planlar yaratabilmesi…Gördüğüm kadarıyla 5D Mk II ile bu alanda kapışabilecek bir kamera olduğunu sanmıyorum.

Harika merceklerle çekim yapabilmek, dar alan derinliği, çok yüksek çözünürlük ve fena olmayan bir dinamik aralık tabi ki 5D Mk II nin artıları…

Fotoğraf kısmına bu gecelik çok fazla bakamadım ama orada da gördüğüm kadarıyla:

*** 21 MP lik dosyalar ortalama 30 MB yer tutuyor. Bu da yeni sabit disklere ihtiyacınız olacak demektir 🙂

*** ISO duyarlılığı 40D ye göre 2 fstop daha iyi gibi geldi bana (yani 40D’nin 800 ASA’sı bu alette 3200 ASA gibi görünüyor.) Aşağıdaki fotoğraf (3200 ASA) buna bir örnek. Sağda yüzde yüz detay görüyorsunuz. Herhangi bir noise reduction uygulamadım.

5d2

Şimdilik Sonuç:

Video kısmındaki ciddi problemleri göz ardı ederseniz tabi ki 5D Mk II çok iyi ve epey pahalı bir oyuncak. Eğer full frame bir DSLR alacaksanız ve “video işine de bulaşayım” diyorsanız bence çok fazla düşünmeye gerek yok ama genel olarak video konusunda beklentilerinizi çok yüksek tutmamakta yarar var. 5D Mk II mucizevi bir alet değil ama mucizenin ucundan dönmüş bir alet. Bundan sonraki yeni kuşak DSLR+Video kameraların ilk örneği olarak önemli ve güzel. Önümüzdeki 2-3 yıl boyunca bir 5D Mk3 olmayacağına göre zaten fazla da seçeneğimiz yok! 5D Mk II bütün sorunlarına rağmen ödediğiniz paranın karşılığını verme açısından rakiplerinden epey ileride görünüyor.

Gelişmeler oldukça yazacağım.

PS: Videoda kullanılan mercekler: 50 mm 1.4 / 70-200 4L IS / 24-70 2.8L
Işık kullanmadık…

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2008/12/25/sonunda-5d-mk2/feed/ 19 627
RED Üzerine http://www.ilkercanikligil.com/2008/11/15/red-uzerine/ http://www.ilkercanikligil.com/2008/11/15/red-uzerine/#comments Sat, 15 Nov 2008 18:17:44 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=541 [flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/red.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/red.jpg /]

RED kamerayı test ettiğimizi söylemiştim. Bir kaç gündür boş vakitlerimde elimdeki bu RED dosyalarıyla oynuyorum. RED ile ilgili genel bir bilgilendirme yapmakta yarar olabilir.

1 – RED nedir?

RED bugüne kadar alıştığımız video kameralardan farklı bir mantıkla çalışıyor. Bunun bir kaç nedeni var. Öncelikle RED bildiğiniz video kameralardan daha büyük bir algılayıcı kullanıyor. Bu da sinema ve fotoğraf makinası merceklerini kullanabilmemizi ve bunlardaki dar alan derinligini elde etmemizi mümkün kılıyor.

Daha da önemlisi RED algılayıcının üzerine düşen görüntüyü HAM VERİ (RAW) olarak kaydediyor. Bu ne demek? Video kameralar rengi elde etmek için genelde 3 algılayıcı kullanırlar ve bu algılayıcıların (Red, Green, Blue) her birinden gelen ham veriyi olduğu gibi kaydetmezler. Veri miktarını düşürebilmek için kameralar bu verileri “işlerler”. Örnek olarak sizin kameraya girdiğiniz beyaz ayarı bu işlemde birinci önemdedir. Kamera yaptığınız seçime göre üç kanaldan gelen bilgileri derler (aslında kodlar) ve bir resim ortaya çıkarır. Bu resim yanlış beyaz ayarıyla oluşturulduysa geri dönüş imkansızdır.

Tek algılayıcı kameralarda aynı işlem Bayer filtresiyle yapılır. Her pikselin önünde bir renk vardır ve böylece algılayıcı kendi içinde üçe bölünmüş olur. Eldeki bu eksik veri “işleme” sırasında tamamlanır ve sonuç resim oluşturulur.

Oysa RED bunu yapmıyor. Aynen DSLR lardaki RAW seçeneğindeki gibi RED tek algıyıcısından gelen veriyi olduğu gibi kaydediyor (bunu yaparken bir sıkıştırma uyguluyor elbette ama ona da geleceğim). Yani sözün özü aslında RED bir algılayıcı ve ondan gelen veriyi saklayan bir taşıyıcı ortamdan ibaret bir kutu sayılabilir fakat tabi ki siz çekim yaparken monitörden görebilmeniz için RED’in de içinde bir görüntü işlemcisi var.

Çekim yaparken nasıl göreceğinize (Kaç ASA, hangi Beyaz Ayarı, Hangi Renk Formatı vs) siz karar veriyorsunuz ama bu verdiğiniz kararlar aslında sadece o an görmek için veriliyor. Dosyanın ana yapısında bir değişiklik yaratmıyor. Metadata şeklinde dosyanın bir kenarına not ediliyor sadece. Sonradan izleme yaparken veya bilgisayarda bakarken bu kararları tekrar gözden geçirmeniz mümkün.

Buna bağlı olarak aslında RED tek bir ASA’da çalışıyor (320 ASA) bunun üstünde veya altında çekmek diye bir şey yok. Alet her zaman 320 ASA çekiyor sadece siz o resme 800 ASA derseniz öyle gösteriyor (Bu da alışık olmadığımız bir kavram elbette)

RED’in algılayıcısı en yüksek seçenekte 4K olarak kısaltılan 4096*2048 piksellik veriler (görüntüler) oluşturuyor. İstenirse daha farklı formatlarda ve hızlarda da çalışmak mümkün. 2K da 2048*1024 vs vs.

RED bu ürettiği verileri ya üzerindeki CF karta veya Hard Diske kaydediyor. HDMI ve HD-SDI çıkışları da var fakat kameranın üzerinde analog video çıkışı yok.

2 – RED Dosyaları Nasıl Şeyler?

RED her bir çekim için bir adet R3D dosyası, 4 tane de MOV (quicktime) dosyası oluşturuyor. R3D dosyası epey büyük oluyor (1 kare yaklaşık 1 MB, oysa aynı veri sıkıştırmasız kaydedilse neredeyse 9 kat daha fazla yer tutardı. Yani RED 1:9 compressed çalışıyor diyebiliriz ancak bu rakam durumlara göre degisken!) ve asıl ham veri onun içinde oluyor. Diğer 4 quicktime dosyası ise aslında birer video dosyası değil. Onlar sadece asıl R3D dosyasına işaret eden referanslar. 4 değişik çözünürlük türünde (4K, 2K, 1K, 0,5K) anında izleme yapabilmeniz için üretiliyorlar ve dediğim gibi bu işi yapmak için asıl büyük dosyayı kullanıyorlar.

Bu ilginç bir nokta. Normalde bu küçük dosyaların da yer tutması beklenir. Oysa RED’in kullandığı REDCODE codecinin bir özelliği, içinden daha küçük ve düşük kaliteli çözünürlüklerin neredeyse anında (yeniden hesaplanmaya gerek kalmaksızın) alınabilmesi. Bu tabi ki önemli bir avantaj. Bilgisayarınızın gücü neyse ona göre istediğiniz QT dosyasını açıp okuma yapıyorsunuz.

3 – RED dosyaları Nasıl Okunur?

Esas probleme yaklaştık. RED dosyalarını Windows PC lerde okumak için RED’in web sitesinden indireceğiniz REDCINE adlı yazılıma ihtiyacınız var. Macintosh ise doğrudan QT desteği ile okuma yapabiliyor. REDCINE bedava bir yazılım olduğu için pek oturmuş değil. Yaptığı temel iş proxy adı verilen küçük qt dosyalarını açmanızı, okuma yapmanızı ve temel renk düzeltmesi yapıp isteğiniz başka bir formata dönüştürmenizi sağlaması.

Bu iş için başka yazılımlar da var. Scratch bunlardan biri…

Ben Windows’cu ve bedavacı olduğum için sadece REDCINE yi denedim.

4 – Peki bu RED Dosyaları Nasıl Kurgulanır?

İşte en dramatik soruyla karşı karşıyayız. Henüz bu sorunun kesin bir cevabı yok :). Şaka değil gerçekten yok. Bir sürü insan bir sürü yol öneriyor. Çoğu da makul şeyler ama henüz (benim görebildiğim kadarıyla) yol şudur denecek bir durum yok. Aslında bu anlamda biraz film (35 mm) gibi düşünebiliriz. Değişik yöntemler var. Çok temelde şu ana mantığı hiç unutmamak gerekiyor: RED le çektiğiniz dosyalar aslında negatif film gibi. Siz proxy QT lerden (düşük kalite) kurgu yapsanız da sonra bir noktada geri dönüp asıl dosyalardan renk düzenleme (Color Correction) yapmanız ve filmin ONLINE (tam kalite) kurgusunu oluşturmanız gerekiyor. Zaten zurnanın zurt ettiği yer de burası oluyor.

Tabi oraya bile gelmeden sorunlar var. Şu anda “RED le çektim hemen oturup kurgu yapayım” derseniz mutlaka Final Cut’ı olan bir Macihtosh’a sahip olmanız gerekiyor. Avid ve diger yazılımlar henüz proxy quicktime dosyalarını desteklemiyorlar. Bu da tabi ki büyük bir baş belası.

AVID’in önerdiği iş akışını buradan izleyebilirsiniz. Tabi doğrusu aya roket yollamak bundan daha kolay olabilir 🙂

Diyelim ki offline (düşük kalite) kurgu işini bir şekilde hallettiniz. Diğer kısım daha da dikenli. REDCINE renk düzenleme için çok yetersiz bir yazılım. Bu nedenle yaptığınız offline kurgunun 4K playback yapabilecek ve doğru düzgün bir Renk Düzenleme mödülü olan bir sistemde toplanması gerekiyor. Bunu yapabilmek için önce REDCINE’den bütün planlarınızı export (render) etmeniz gerekiyor.

167 karelik kısa bir planı DPX adı verilen standart dosyaya dönüştürme işlemi benim bilgisayarımda (Intel Quad Core İşlemci + 4 GB RAM) yaklaşık 5 dk sürüyor. Her bir kare 32 MB oluyor!

Yani kısaca bu işleri yaparken yaşlanmanız çok olası!

Bir öneri de bütün seçilen görüntüleri 1920*1080 e düşürüp 4:4:4 olarak HDCAM SR kasete kaydetmek (ve kaset böylece intikamını alıyor!!). Aslında sanırım şu an en hızlı yol bu olur. Zaten bir çok uzun metraj film de bu yolu tutuyormuş.

Sonuç:

Yazının başında gördüğünüz video 167 kare. REDCINE’de renk duzeltme yaptıktan sonra 8 bit tiff olarak 4K da export ettim. Bu işlem 5 dk aldı. ve dosyalar 3.9 GB yer tuttu (Aslında 16 bit tiff olarak export etmek gerekiyordu ama artık onunla uğraşamadım!).  Sonra FLV olarak encode ettim. O da yaklaşık 1 dk aldı. Bu dediklerimden kendi sonucunuzu da çıkarabilirsiniz 🙂

Şaka bir yana daha önce dediğim gibi RED güzel. Fakat bu güzelliğin bedelleri biraz ağır şu aşamada.

Özellikle Türkiye gibi her işin yalan yanlış yapıldığı bir ülkede RED gibi bir aletle uzun metraja kalkışmak bir çeşit intihar olabilir zira RED ile çalışırken özellikle dosya yönetimi (media management) çok çok dikkatli yapılması gereken bir iş. Ayrıca çok ciddi şekilde yedekleme yapılması şart (RED in önerisi en az 3 yedek).

Buna ek olarak RED malzemesini işleyecek bilgisayarların gerçekten çok iyi olması gerekli (Önerilen 8 Core lu 8 GB RAM li Macihtosh!!!)

Sonucun sonucu: RED gelecek vaad ediyor ama 35 mm tamamen oturmuş iş akışıyla şimdilik çok daha hızlı ve kolay.

Autodesk’in iş akışını da buradan inceleyebilirsiniz.

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2008/11/15/red-uzerine/feed/ 88 541
One Night in RED* http://www.ilkercanikligil.com/2008/11/13/one-night-in-red/ http://www.ilkercanikligil.com/2008/11/13/one-night-in-red/#comments Thu, 13 Nov 2008 00:31:52 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=515 *Kırmızı Bir Gece

Sonunda RED’i gördük. Sevgili Ergin Öztürk‘ün inceliği ve Guerilla Films‘in konuk etmesi sayesinde, Alp ve Ufuk‘un katılımıyla yıllar süren bekleyişin sonunda RED’i omzuma alıp bir kaç plan çekebildim. Bir takım sıkıcı testler de yaptık tabi onlara da sonra geleceğim ama şimdilik sadece hissiyattan bahsetmek yeterli.

** Kamera hafif değil. 35 mm’ye göre veya Arri D20’ye göre epey hafif ama sonuçta yine de prosumer video kameralarla kıyaslanmaz. 10 dakika taşıyınca belde bir sızlama yaratıyor 🙂

** Tasarımı ve malzemesi iyi görünüyor. 3 saatlik deneme sırasında bir kere kilitlendi. Her açış yaklaşık 30 sn. sürüyor.

** Test çekimleri biraz sıkıcıydı ama omuza alıp gerçek mekanda çekim yaparken çok zevkli. Özellikle 50 mm 1.4 veya 85 mm ile çekim yapmak bugüne kadar adaptörlerle debelenen biri için çok çok zevkli.

** Görüntü kalitesiyle ilgili testleri henüz ayrıntılı incelemedim ama 4K çözünürlük tabi ki iyi görünüyor.

** İş akışı (workflow) sorunları olduğunu düşünüyorum. Bunları ayrıntılı olarak yazacağım fırsat bulunca.

Bütün olası sorunlara ve çekinceye rağmen RED bence güzel. Bugüne kadar gördüğüm en güzel video kamera diyebilirim (her ne kadar üreticileri ona video kamera demeseler de!)

Devam Edecek!

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2008/11/13/one-night-in-red/feed/ 13 515
RED Sonunda Türkiye’de http://www.ilkercanikligil.com/2008/10/29/red-sonunda-turkiyede/ http://www.ilkercanikligil.com/2008/10/29/red-sonunda-turkiyede/#comments Wed, 29 Oct 2008 00:38:20 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=445 Aylardır konuşulan “sayısal sinema kamerası” RED One sonunda Türkiye’ye gelmiş: RED şimdilk sadece Giyotin Reklam ve Produksiyon Hizmetleri tarafından kiralanabiliyor. Sitelerinde konuyla ilgili ayrıntılı bilgi var. Siteden gördüğüm kadarıyla güzel bir set yapmışlar. Sadece mercek kısmı biraz zayıf ama o da dışarıdan kiralanabilir.

Tabi Türkiye’ye yeni bir şey geldiğinde genelde insanlar ikiye ayrılır: Verili durumda “Süper RED” ciler ve “Kahrolsun RED” ciler! Bakalım bu sefer kim nerede saf tutacak…

Sırada daha çok RED var. Darısı bekleyenlerin başına diyeyim. Memlekete hayırlı olsun!

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2008/10/29/red-sonunda-turkiyede/feed/ 19 445
ZAM! http://www.ilkercanikligil.com/2008/06/26/zam/ http://www.ilkercanikligil.com/2008/06/26/zam/#comments Thu, 26 Jun 2008 08:07:03 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=191 Genel istek uzerine bu basligi acayim artik dedim: Bilindigi uzere hukumet tum dijital kameralara yüzde 20 ek vergi bindirmis. Kaba bir ornekle Amazon’da 800 dolar olan EOS450D’yi Turkiye’de bugune kadar yaklaşık 1200 dolara alabiliyordunuz. Oysa artık 1500 dolara alabileceksiniz…

Onceki basliklardan birinde gorebileceginiz gibi Omer Bey bana kızıyor ama bu konudaki gorusum pek degismedi: Turkiye zaten o kadar pahali ki ustune bir yuzde 20 daha gelmis olması pratikte cok az değisiklik yaratiyor.

Tabi ki hukumetin her alanda karşılaşılan bu “tuttugunu vergileyen” politikasını siddetle kınıyorum o ayri!

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2008/06/26/zam/feed/ 3 191
Dunyada ilk! http://www.ilkercanikligil.com/2008/06/03/dunyada-ilk/ http://www.ilkercanikligil.com/2008/06/03/dunyada-ilk/#respond Tue, 03 Jun 2008 06:28:09 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=177 Binbir Gece diye bir dizi varmis. Rating canavariymis bu dizi ve asagida okuyacaginiz gibi sezon finali canli olacakmis:

Hurriyet (03.06.08) İrfan Şahin (Kanal D Genel Yayın Yönetmeni): Bir dizinin canlı yayınla ekrana gelmesi Türkiye’de bir ilk, bildiğim kadarıyla dünyada da başka bir örneği yok. Dolayısıyla ilkler her zaman insanı çok heyecanlandırıyor. Tabii heyecanın yanı sıra başarılı olup olmama endişesi de var. O yüzden hepimiz salı gecesini merakla bekliyoruz. Ekip çok iyi hazırlandı. Oyuncular, teknik ekip herkes elinden geleni yapıyor… Canlı yayın Erol Avcı’nın fikridir. Bu düşüncesini bizimle paylaştığında çok heyecanlandık…

Erol Avcı (Yapımcı): Dünyada ilk kez gerçekleştirilecek bu olayın başlangıcı, senaristimiz Yıldız Tunç ve ekibi tarafından bana iletildiğinde çok heyecanlandım. Hemen bu fikrimi genel koordinatörümle paylaştım…

Evet: Dunyada ilk olacak bu muthis olay ne gariptir ki 1985’ten bu yana asagida listelenmis dizilerde defalarca yapilmisti. (Wikipedia’da “live episode” yazilarak bulunabiliyor. Wikipedia mi? O da ne yahu?)

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2008/06/03/dunyada-ilk/feed/ 0 177
Youtube Yassah Hemserim! http://www.ilkercanikligil.com/2008/01/19/youtube-yassah-hemserim/ http://www.ilkercanikligil.com/2008/01/19/youtube-yassah-hemserim/#comments Sat, 19 Jan 2008 10:25:44 +0000 http://www.ilkercanikligil.com/?p=131 Gercekten bu ulkede yasamaktan utaniyorum. Neyse ki yasaklanan youtube ve benzer sitelere erisme yolu var ve cok kolay. OpenDNS adindaki site bunu yapmanizi sagliyor. Ne yazik ki TTNet aklinca OpenDNS e erisimi de yasaklamis. Fakat ilkercanikligil.com’un hizmetleri durmuyor: Okurlarimiza dev kiyak: Kazaen de olsa bu sitelere girmek istemiyorsaniz  Windows’ta network ayarlarina girMEYİN. Internet ayarlarinin altinda DNS ayarlarini bulMAYIN. Obtain DNS automatically yerine use following DNS server i isaretleMEYIP adres olarak: 208.67.222.222 ve alternate olarak 208.67.220.220 girMEYIN.

Sakin ola ki bu yukarida yazdiklarimi yapmayin aksi takdirde OK dedikten sonra artik istediginiz siteye girebilirsiniz ve Ankara’daki bilmemkacinci sulh makhemesinin karari sizi zerre kadar irgalamayacaktir. Gule gule kullanMAYIN! Hic bir tehlikesi de yoktur bu yaptiginiz islemin merak etmeyin.

]]>
http://www.ilkercanikligil.com/2008/01/19/youtube-yassah-hemserim/feed/ 20 131