Birdman Neden Kötü Bir Film?

Birdman-Movie-Poster-Keaton

Bu blogun teknik bir blog olduğu, benim de teknik meselelere kafayı takmış olduğum eş dost tarafından sık sık söylenir. Oysa bu doğru değil. Bu blog teknik bir blog değil ve ben de teknikten başka bir şeyle ilgilenmeyen biri değilim.

Bunun en açık örneğini vermem gerekirse: Inarritu’nun genel olarak hayranlık uyandıran filmi Birdman’i dün izledim. İşçilik ve teknik açısından harika bir ürün olduğunu düşünsem de film olarak gayet vasat buldum.

Neden?

Fransızların “Théâtre+filmé” terimi vardır. Sinemanın ilk zamanlarında henüz bu medyumun imkanları kısıtlıyken ve bu medyuma uygun öyküler yeterince yazılmamışken bazı tiyatro oyunları filme alınırdı. Buna da “Theatre Filmé” (filmi çekilmiş tiyatro) denirdi. Sonradan bu bir aşağılama olarak da kullanıldı.

Birdman’in bütün teknik cafcafını bir kenara atarsanız geriye “filme alınmış bir tiyatrodan” başka bir şey kalmıyor. Bilindiği gibi Hitchcock aynı şeyi 1948’de “Rope” (İp) ile denemiş ve sonradan pişman olduğunu ifade etmişti. Filmler mutlaka kurgulanmalıdır! Gerçi İnarritu bu kurguyu başka şekilde yapmaya çalışıyor ama harcadığı çabaya değecek bir şey yok ortada.

Birdman çok mühim bir şey söylermiş havasında ama aslında söylediği şey de o kadar önemsiz ki! Eski bir Hollywood yıldızı kendini sanata (neyse o artık) adamaya ve ağır dram türünde bir Broadway oyunu sahnelemeye çalışır fakat bir türlü “yıldız eskisi” imajından kurtulamaz. Film aslında sahte bir ikilik yaratıyor: Gerçekten “manalı” filmler ve ona karşı ucuz Hollywood temaşaları! Tabi filmin kendisi de bu noktada manalı filmler kategorisine giriveriyor.

Buradaki yanlış çok açık: Dünyayı sadece ikiye bölerseniz her zaman yanılırsınız ve yanıltırsınız. Dünyada sadece Batman filmleri veya sanatsal filmler yok. Binlerce film var. Adamın birinin Hollywood’dan dışlandıktan sonra ondan çok da farkı olmayan Broadway’e geçmesini izleyip onun adına üzülelim mi yani? Vah vah.

Inarritu’yu hiç bir zaman sevmedim ve tam bir balon olduğunu düşünüyorum. Meksika’dan çıkan üçlünün (Inarritu, Cuaron, Del Toro) en zayıf halkası o bence.

Tabi bu tür filmler çok seviliyor zira ne yazık ki tarihin böyle bir noktasındayız. Gerçeğin sanat olduğunun sanıldığı bu saçma dönemin acilen geçmesini bekliyorum! Geçen hafta Arter’de gördüğüm sergi de aynı anlayışın ürünüydü.

Sanat daima tasarımdır. Gerçeği aynen çekip koymak sanat falan olamaz. Fakat bahsettiğim gibi öyle allahın cezası bir dönemden geçiyoruz ki youtube gibi video sitelerinde hit almaktan başka amacı olmayan bir nesil sokaktaki gerçeği çekerse bunun sanat olduğuna da inanmış.

Inarritu bir röportajında şöyle demiş: “Gerçek hayatın kurgusu olmadığını anladığımda bu filmi tek plan yapmaya karar verdim”.

Insaf diyorum, bunu 23 yaşında bir yönetmen söylese belki anlayışla karşılarız ama hesapta “usta” bir yönetmenden duyunca şaşırmamak zor.

Filmin sadece eleştirmenlerle ilgili söylediklerine katılıyorum. Gerisi boş.

PS: Bu yazı bazı arkadaşları çok yaraladı. Ne yazık ki bazen birisi sevdiğimiz şeylere karşı bir şey söyleyince sanki bize söylemiş gibi hissediyoruz sanırım. Bu konuda düşünmek lazım. Birisi sizden farklı düşünüyorsa ona doğrudan saldırmak yerine fikrinizi dile getirebilirsiniz. Buna rağmen her zaman herkes aynı fikirde olacak da değil ve bu da iyi bir şey.

PS2: Evet halimiz düşündüğümden de kötüymüş. Blogun hiti inanılmaz yükseldi gerçi iki gündür 1000 kişi geliyor (normalde 200- 300). Tabi tepkiler, küfürler, hakaretler havada uçuşuyor. Doğrusu üzüldüm ama bana söylenenlere değil ülkenin gençliğinin haline. Herhangi bir konuda fikir geliştirmekten bu kadar aciz olunamaz: Edinilmiş fikirler, biraz metafizik, romantizm, sanat üzerine hülyalı düşünceler, bol fanatizm, sen kimsinciler?, sen yap da görelimciler, sen zaten şöylesin, sen reklamcisin sen şusun sen busun…

Tabi üşenmeyip bana sayfalarca cevap yazanlar da oldu. Mesela birinin içinde şöyle cümleler vardı: “…Bence bu düşünceniz iki açıdan yanlış. Öncelikle gerçeği aynen çekip koymak zaten sinema değil, belgeseldir. Öte yandan belgesel bile içerdiği çekim şekli ve anlatım biçimi neticesinde sanatsal bir değer kazanabilir. Fakat bizim bahsettiğimiz konu eğer kurgusal sinema ise tasarlanmış bir dünya olması zaten şarttır. Bu noktada sinemada bir akım olarak bahsettiğimiz gerçeklik ancak anlatım dili olarak ele alınabilir.”

Vah benim güzel ve yalnız ülkem.

PS3: Bazı arkadaslar filmin Oscar almış olmasının beni yanlış çıkarttığını düşünmüş. Oysa tam tersi: Film eleştirirmiş gibi yaptığı sistemin en büyük ödülünü aldı. Yani fikirlerim hala (ve daha güçlü şekilde) geçerli.

PS4: SOL dergisi bu tartismalardan hemen sonra benimle bir röportaj yaptı. Suradan okunabilir.

72 Responses to “Birdman Neden Kötü Bir Film?”


  • PIRTLAYANnagmeler

    İnsanoğlunun evrimi, duyularıyla yaşadığı evreni algılayışının ötesinde, bilincinin dışındaki dünyada da yankılanan ve sanatın tam olarak harekete geçirdiği bir “rüyalar alemi” ‘ni içerecek şekilde gelişmiştir. Tam bir kuralı, zaman algısı olmayan, bir çok farklı verinin etrafıyla ve birbiriyle etkileşimi o büyüyü yaratır, burada hiç bir -meli – malı yoktur, “mutlaka” lar hiç yoktur ama bolca deney, bolca farklı bir sürü öğenin bir araya getirilişi vardır(David Lynch-Tarkovsky, iki farklı yaklaşım, iki harika büyücü).

    Teknik bir veriden hareketle çok zayıf olduğunun belli olduğu estetik ve felsefe alanlarına girmekle hoşafın kalitesini ispatlamış oldun sevgili homo reklamus. de haydi cümleye herkesin bilmediğinden emin olduğun bir erken modernizm terimiyle başladığın yeni bir acınası-komik film eleştirinde buluşmak üzere, nasılsa burası türkiye.

  • Herkes sevilmek ister, mumkun ıse cok fazla ınsan tarafından…
    Unlu kısıler ıcın zor bır pıskolojı olabılır, zaman zaman sıradan ınsanlar olarak bızlerın bıle cevresindeki sayılı ınsandan ilgi gormemesi, zorlayıcı olabılıyor.
    >Acılarla geldım ben bu noktalara> gibi ifadeler kullanılan su NOKTA yada ZIRVE denilen basarı ve gecıcı cok sevilme durumu agır bır dosya olabılır.
    Bu fılmın ıcerıgı gerceklik acısından basıt ve gunluk hayatın kesıtı , ama kabullenmekte zorlanılacak konuları konusması guzeldi.
    Ayrıca zor, yaratıcı ve riskli sinemasal bıcımı de taktıre deger.
    Elbette cesıtlı filmler var. Ama temelde ıyı yada kotu film var.
    Siz bence bu filmi kotulerın arasına kıskanclıktan koymussunuz.

  • pirtlayan nagmeler nickinizle uyumlu bir yorum olmus. ad hominem degil gercek bir fikir soylediginizde cevap alabilirsiniz belki amaa troll luk mekanizmasi oyle calismiyor ne yazik ki. blogun ustune bakin orada adim soyadim yaziyor. anladiniz siz onu.

  • bu arada emrah inarritu yu kiskanmam icin geri zekali olmam gerekir.

    sanirim genc birisiniz. sevilmek isteyen biri sanatci olamaz. sanatci olmanin sevilmekle bir ilgisi yoktur. tam tersine sevilmemeyi goze almayi gerektirir. sevilmeye kafayi takarsaniz iste boyle birdman gibi filmler cekersiniz.

  • Sanat ve sanatçı konusunda sizin daha genç ve romantik
    olduğunuzu söylemekten geri duramayacağım.
    Sanatı gereğinden fazla soylulaştırmak günümüz toplumunun sanat tüketimine
    uygun düşmüyor malesef.
    Potemkin Zırhlısı’ nın perdede yarattığı “devrim diye bişey
    Varmış” Fikrini, MARVEL STUDİO gibi sinema katilleri Çoktan
    Öldürdü.
    Bu gün çekilen üç-beş eli yüzü düzğün filmi GÖMMENİZ doğruymuş gibi gelmedi.
    Film’in asıl meselesini,
    sanatçı olamayan, ünlü olmayı sanatçı olmakla karıştıran
    ve bunu bir türlü yönetemeyen, kariyerim herşeyden önemlidir Simülasyonu yaşayan Karakterler
    üzerinden bakarsak filmi görmemiş insanları yanlış yönlendirmiş olmayız.

    Son olarak yaşı küçük arkadaşından bir görüş;
    Sanatçılar insandır.
    İnsanların sevgiye ihtiyacı vardır.

    Not: Beni sansürlemeyerek, görüşümü paylaşmama
    İzin verdiğiniz için teşekkür ederim.

  • Öncelikle Birdman abartıldığı kadar başyapıt mertebesinde bir film midir ? Zaman gösterecek .

    Abarttığınız kadar kötü bir film midir ? Asla.

    Kusura bakmayın ama bu tarz bir filmi bu denli kötü bir film olarak nitelendirebilmek için verdiğiniz galiba biraz yetersiz görünüyor. Evet şu an öğrenci ya da öğrenciniz olsaydım yazdığınız 8-10 yeterli-yetersiz cümleye dayanarak bu filmin ve yönetmeninin bahsettiğiniz kadar kayda değer olmadığına inanabilirdim sanırım.

    Hitchcock ”Rope” örneği çok yerinde gibi görünse de yönetmen Hitchcock olmasaydı evet. Sinema hayatı boyunca sürekli deneyen ve başaran birisinin bunu denemesi zaten kaçınılmazdı. Yaptığı özeleştiride zaten ondan beklenebilecek bi durum.

    Théâtre+filmé örneğine kısmende olsa katılıyorum. Ama tüm filmin bunu karşıladığını düşünmemekle birlikte buna benzeyen sahnelerin de bu film için olmazsa olmazlarından olduğunu düşünüyorum.

    Teknik cafcaflarını kenara bırakamıyoruz malesef sinemanın aslında matematiksel bir karşılığı olduğunu kanıtlar nitelikte zekice oluşturulmuş bir mühendislik ürünü olduğunu unutmamak gerekir. Sonuçta bütünü oluşturan parçaların önemli bir yapıtaşından bahsediyoruz. Yine söylemek durumundayım teknik cafcafları bile sadece kötü bir film olmamasını sağlıyor.

    Çok mühim şeyler söyleme kısmında bağışlayın eğer ona benzer bir cümle kullandımı inarritu bilmiyorum. Eğer böyle bir yorumu varsa haklısınız hata etmiş fakat yok ise bu kadar basit bir konuyu basitçe anlatmaya çalışmaktan yanlış-kötü-başarısız bir sonuç çıkarılması doğru olmaz diye düşünüyorum ve naçizane şahsi görüşüm basite ulaşabilmenin ve onu anlatabilmenin gerekliliğine ve zorluğuna inanıyorum.

    Yanıldığınızı düşündüğüm bir diğer nokta, evet malesef dünyayı ikiye bölmek zorundayız doğanın kanunu böyle ben söylemiyorum bunu. İster hollywood ve broadway ister başka bir ayrımla.

    İnarritu balonmudur size göre evet bana göre asla.

    Son olarak inarritu’ nun gerçek hayatın kurgusu ile ilgili söylediği kısımda aslında sizin anladığınız şekilde anlatmak istediğini sanmıyorum. Belkide kurgu yapmayarak kurgu yapmış olamaz mı ? Kim bilir ? Ya gördüğümüz-gördüğünüz kurgusuzluk aslında yaratılmak istenen bir yanılsamaysa. Ya asıl kurguyu görebilmek için daha dikkatli okumak gerekiyorsa filmi ?

    (Yazdığım şeyleri muhtemelen beğenmeyeceksiniz ama bununla ilgilenmediğimi de önceki arkadaşa vermiş olduğunuz cevaptan ötürü belirtmek istedim )

    Sevgiler…Saygılar

  • Emrah filmin tam sizi dusurmek istediği yanılgıya dusuyorsunuz. Film ikilik yaratiyor derken bunu demek istemistim: Oyle bir dunya kuruyor ki sanki “kotu Hollywood filmlerine karsi boyle iyi filmler var bunlarin hep hakki yeniyor”

    Bu klasik bir aldatmaca: Once bir kotu tanimla, sonra onun karsisina kendini koy. Birdman tamamen Oscar almak icin tasarlanmis bir film. Yani kendisi de bir Hollywood filmi.

    Inarritu’nun en iyi arkadaslari da Superhero filmleri cektiler. Firsatini bulsa kendisi de cekerdi herhalde. Ayrica kimse kusura bakmasin ama iyi bir Batman filmi Birdman’den cok daha iyidir.

  • teknikle yakından ilgilenen biri olarak eğer çektiğiniz filmin ne anlattığından daha çok çekim Tekniği konuşuluyorsa bu film olmamıştır demektir. Işık da kamera ekibi de görüntü yönetmeniniz de filmin anlatımına katkı sunmalıdır bu öğelerden biri bile ağır bir şekilde Öne çıkıyorsa yönetmen bu filmi yönetememiş teknik ekibin şovuna katkı sunmuştur 2 kere izledim ve teknik anlamıyla güzel fakat içerik anlamında Katılıyorum kötü bir film ve malesef izleyiciyi de biraz yoran bir iş olmuş…

  • İlker Bey, takmayın kafaya, zaten Inarritu’da sizi takmıyor kafaya
    Emin olun adınızı bilmiyor. hele sinemayı ne kadar çok sevdğinizi hiç bilmiyor [Bu kısım eleştiri yazınızı maksatlı bir tertiple yazmış oldugunuz izlenmi için yazılmıştır.yani okuyanların bir kısmınca bu şekilde anlaşıldığını düşünüyorum]

    “ben bu filmi hiç sevmedim” tarzında eleştirilerin ister eleştirmen olsun isterse sinemacı olsun, bir sinemaseverin kalemine ve dudaklarına hiç yakışmadığını ve yakışmayacağını düşünüyorum.
    Sanki yanlışlıkla ve bilinçsizce RECEP İVEDİK 5 izlemeye gitmişsinizde o tavırla yorum yapıyorsuz. ne bekliyordunuz? küfürsüz komedi falan mı…

  • İlker bey takmayın bu kadar. İnşallah siz de ilerde ünlü bir yönetmen olursunuz.

  • yalnız filmin diğer adına dikkat çekelim ” cahilliğin unutulmaz erdemi”

  • Tolga bey ben simdi veya ileride unlu bir yonetmen olmayabilirim ama siz hep boyle kalacaksiniz. Bu daha aci bir durum.

    Inarritu’yu kiskandigimi dusunenler var. Gercekten bu tur bir dusunce icinde olmak icin ahmak olmak lazim.

    Insanlar (birazcik akli olanlardan soz ediyorum) ancak kendi statu ve seviyelerindeki (veya yakinlarindaki) veya ayni koklerden geldikleri, benzer profillere sahip ve benzer isler yapan insanlari kiskanirlar. Inarrritu dunya capinda A sinifi bir yonetmen. Fakat oyle olmasi benim onun filmini elestirmeyecegim manasina gelmez. “Daha iyisini sen yap o zaman” safhasina ne zaman geliriz diye dusunuyordum. Guzel ve yalniz ulkemin insanlari beni sasirtmadi sagolsun.

  • Emrah nasil bir tertip ve maksat icinde oldugumu anlamadim. Yaziyi dogru okursaniz “ben bu filmi sevmedim yaaaa” demedigimi anlarsiniz.

  • Böyle bir eleştiri yazısı yazmakla düştüğünüz durum filmdeki eleştirmen tiplemesinde de hazin görünüyor İlker Bey. üzülüyorum adınıza.az çok sinema nedir ne değildiri bildiğiniz varsayıyoruz.sizde bu konumunuzu ve sinema sevginizi göz önünde bulundursaydınız “böyle*” acımasızca ve “sinemaseverleri yaralayan” bir eleştiri yazmaya yeltenemezdiniz.

    “Birdman Neden Kötü Bir Film?”
    Gelelim Maksada; “*sansasyonel ve provakatif” yazı başlığı ister istemez insanı böyle düşündürüyor. Filmi sevip sevmediğinizi zaten kullandığınız başlıktan* güzelce ifade etmişsiniz.bizde ifade ettiğiniz gibi anladık. böyle bir başlık kullanmasaydınız, eleştiri yazınızı acaba kaç kişi okurdu.Film eleştirmenliği saygı duydugum bir meslek.90’lı yılların başlangıcında daha teknolojinin internetin olmadıgı bir ortamda sinemayı sevmemi de sinema yazarlarına borçlu oldugumu ifade etmek isterim.Her mesleğin etiği vardır.yazınızı ve akabinde aldığınız tepkileri bu bağlamda değerlendirmenizi ve irdelemenizi dilerim. selamlar

  • Dustugum durum mu?

    Herhangi bir duruma dusmedim ki? Burasi kisisel bir blog. Ben sinema yazari veya elestirmeni de degilim cok sukur.

    Bir yazi yazdim ve bir takim troller burayi basti diye herhangi bir duruma dustugumu dusunmeniz cok garip.

    Baslik elbette provokatif olacak bu kadar hype i yapilan bir filmden bahsederken ne bekliyordunuz ki?

    Sinemayi az cok biliyorum cok sukur evet ama bu konuyla ilgisiz. Farkindaysaniz ben filmden bahsediyorum buraya gelen ve kin kusan troller ise daha cok “benden”. Buna ad hominem deniyor bilirsiniz.

    Yani bir fikir gelistirme ve kisisel olarak bok at.

    Bunlarla bir yere varilmaz ancak zaman kaybedilir.

    Sinema severleri yaralamak da ne demek yahu? Bir filmi birisi elestirdi diye yaralaniyorsaniz acilen psikoterapiye gidin diyorum.

  • Troll ayaklarında anlamam, doğru bulmamda böyle şeyleri.
    Ama dikkat ederseniz ben adımla yorumda bulundum.
    Kimseyide karalama gibi derdim yok.
    Adı geçen filmin kötü oldugu yolunda yazdığnız yazıya istinaden,size katılmadıgım hususlar hakkında fikirlerimi paylaştım. verdiğiniz cevaplar maalesef kaçamak ve yeterli değil İlker Bey.Bir blog yorumcusu olarak böyle düşünüyorum.
    Herkes aynı filmi sevmek zorunda değil.Ama kötü demek te sorumluluk gerektirir. Bir terapiste gitmemiz icap etmez.Yaralanmamız iyiye işarettir.”Sinema”yı daha çok seviyoruz böylece. selamlar.

  • Evet sunlari soylediniz: “İlker Bey, takmayın kafaya, zaten Inarritu’da sizi takmıyor kafaya Emin olun adınızı bilmiyor. hele sinemayı ne kadar çok sevdğinizi hiç bilmiyor”

    “Sanki yanlışlıkla ve bilinçsizce RECEP İVEDİK 5 izlemeye gitmişsinizde o tavırla yorum yapıyorsuz. ne bekliyordunuz? küfürsüz komedi falan mı…”

    “Böyle bir eleştiri yazısı yazmakla düştüğünüz durum filmdeki eleştirmen tiplemesinde de hazin görünüyor İlker Bey. üzülüyorum adınıza.az çok sinema nedir ne değildiri bildiğiniz varsayıyoruz”

    evet gordugumuz gibi gercekten katilmadiginiz hususlar hakkinda goruslerinizi bildirmis ve asla adhominem falan yapmamissiniz.

    yine de adinizla yazmaniz iyi bir sey.

  • Yorumlarımdan yaptığınız alıntılar karalama maksatlı yazılmamıştır. Yorumların devamındaki yaptığım eleştirilere atıfta bulunmak için yazılmıştır.adhominem(ki ben bunları ironi olarak yazdım :Inarritu,recep ivedik5, eleştirmen) diye nitelendirdiğiniz kısımların harıcindekileri görmenizi ve yanıtlamanızı dilerim.Yorumlarım açık ve net.Ve hala eleştirileme açık bir cevap verdİğinizi düşünmüyorum. Böyle değerlendirmenizi beklerim.

    1-Mesleki etik(sanırım bu sizi bağlamıyor. eleştirmen olmadıgınızı söylediniz)
    2-Popüler olanı kullanma ve karalAma kötüleme sorunsalı(bu nazardan bakarsak yazınızında baştan sona adhominem bir bakışla yazıldı çıkıyor ortaya. Inarritu örneğini bu bağlamda değerlendirebilirsiniz)
    3-Bu filmi hangi beklentilerle izlediğiniz ve neden kötü bir film diyecek kadar hayal kırıklıgına uğradığnız arasında tutarlı bir bağ kurmanızı sorgulmanız için recep ivedik5 örneğni verdim.Bunları sataşma olarak algılamanızı cevaptan kacınmak ve kolaycılık olarak düşünüyorum.kimse kimseninsinema sevginizi elbete sorgulayamaz. Sizin de sinemayı sevdiğinizi düşünüyorum. oy yüzden yaralıyor bizi yazıp çizdikleriniz ve “karaladıklarınız” …selamlar

  • 2 – Yazida İnarritu ile ilgili kisisel hic bir saldiri yok. Sadece balon cumlesi olabilir ama da kisisel bir yorum zaten cok belli. Onun disinda İnarrutu aptaldir salaktir gibi bir yorum yok zaten olsa bile İnarritu topluma mal olmus bir karakter. A sınıfı dunya capinda bir yonetmen hakkinda bir elestiri yazarken adhominem yapmak baskadir bir blog yazisi hakkinda o blogun sahibiyle yazisirken baska…

    3 – Filmi her filmi izledigim beklentiyle izledim: İyi vakit gecirmek, dunyayi daha iyi anlamak, deneyimlemedigim seyleri deneyimlemek ve baska insanlari daha iyi anlamak icin. Fİlm bana bunlari vermedi. Son derece kendini begenmis bir anlatim tarzi icinde abartili oyunculuklar ve gereginden fazla yazilmis diyaloglar, zorlama bir sahneleme gordum. Bunlar beni rahatsiz etti ve ustteki beklentilerimi karsilamadi.Bu ayrica bana genel olarak sanat film vs dunyalarinda beni son donemde gayet rahatsiz eden bir bakisi hatirlatti.bunun uzerine oturup bu yaziyi yazdim.

    Inarritu’yu saf bir adam sanmayin bu arada. Filmin kurgu ve muzikte de Oscar adayi olmasi icin butun gucuyle cabaladigini fakat basaramadigini web de kucuk bir aramayla gorebilirsiniz. Guya populizmi elestiren bir yonetmenden ilginc bir tavir degil mi?

    sevgiler

  • Öncelikle merhabalar,
    Tesadüfen tanıştığım, bu bloğa son birkaç yıldır haftada bir de olsa mutlaka uğrarım. Tarz olarak ilkerc ile aynı düşünmesem de teknik yorumlarınızı ilgiyle takip ederim. Aslında kurgu meselesi ile ilgili bir kaç soru sormak için gelmiştim ancak, mevzu biraz karışmış:) (tıpkı mark II dünyanın en iyi sinema kamerasıdır mevzusunda olduğu gibi)
    Kendi çapında sinema denemeleri yapan benim için kurgu hep önemli olmuştur. Hatta çekmeye çalıştığımız son filmin kurgusunda o kadar zorlandık ki, ne kadar yanlış çektiğimizi gördük:)
    Her neyse, malum Rus adam kurgu işlerini baya bir karıştırdı. Sonrasında genelde etkiyi arttırmanın bir yolu olarak hep var oldu sinemada. Ancak Angelopoulos gibi bazı adamlar, kurgunun akışı bozduğunu iddia etti ve başka şeyler denediler. Kişisel olarak kendime daha yakın bulmuşumdur Angelopoulos tarzını. Ancak imgelerle, sembollerle ve zamansızlıkla desteklendiği sürece.
    Ben Birdman filmini izlediğimde beğenmiştim, sıradan bir senaryo da olsa ilkerc’nin dediğinin tersine kurgusunu güzel bulmuş ve nasıl yapıldığı araştırmıştım. İlerde film çekmeyi başarabilirsem böyle yaparım bile demiştim (çekim ve kurgu olarak). Ama sonradan senaryonun eksik ve bayağı olmasını kurtarmanın tek yolunun yeni bir şey (kurgu kamera hareketi vs) olması gerektiğini düşündüm. Tarzı aynı olan, beğendiğim diğer filmlerle karşılaştırdım ve sonuç olarak gayet basit gibi geldi.
    Fazlaca takip etmediğim Inarritu paramparça aşklar ve köpekler filmini de kafamız karışacak kadar hızlı çekmemiş miydi? Inarritu’yu vasat bir yönetmenden fazlası görmüyorum şahsım adına ama bu tarz tartışmalarına girmek burası için yersiz.
    Her ne kadar gerçekçi sinema diye kendimi paralasam da, hayatın olağan akışı ile görüntülemek sinema gibi gelmiyor. (zaten denerseniz de olmadığını görürsünüz)
    not olarak ise;hem bu blogu takip edip hem de sahibine bu kadar bayağıca laf söylemek de neyin nesi oluyor. Fikir özgürlüğü böyle bir şey mi? son olarak ise biz elmayı seviyoruz diye elmanın da bizi sevmesi şart mı? soracağım soruları unuttum, hatırlarsam sorarım:)
    herkese iyi geceler.

  • inarritu sinemaya yılmaz güney’in yol filmini izledikten sonra başladığını soyler, ama sanat sineması ile ana akım sinema arasında sıkştığını düşünmeye başladım, sanat sinemasının uzun plan sekanslarını almış, ama içerik buna uygun değildi.

  • “Inarritu’yu hiç bir zaman sevmedim ve tam bir balon olduğunu düşünüyorum” a kadar (filmi de çok sevmeme rağmen) çok doğru gidiyordu yazı. Evrildiği nokta sanırım Inarritu’ya olan nefretin.

  • nefret etmiyorum kendisinden. dogrusu umrumda olan takip ettigim bir yonetmen de degil. bana gore abartilmis, pseudo intellectual, iyi bir network e sahip, caliskan biri. cok var oylesi

  • Hocam 1. dünya savaşı avusturya arşidükünün öldürülmesinden çıkmış ya, 3. dünya savaşı da birdman eleştirinizden çıkacak galiba 🙂 Sabrınıza da hayranım hocam 🙂

    Ben konuyu beğendim ama plan sekans olayı gereksiz geldi. Oyunculardan da rol çalıyor. Dikkatimi kamera tekniğine vermekten oyunculuğa veremiyorum gibi geldi. Senaryo da sona doğru düşüyor gibi.

    Filmin ilk yarısında karakterler arasında canlı bi çatışma var ama ikinci yarıda Edward Norton yok olup gidiyor. Yerine de antagonist olarak sadece kadın eleştirmeni bırakıyor. O da karton bi tip. 3. akt Keaton’ın iç çatışmalarından oluşuyor. Bu da filmi düşürmüş bence.. Ama filmin sonu bi şekilde toparlanmış.

    Keaton’ın kendisini meydanda donla bulduğu sahneye çok güldüm, güzel de çekilmiş ama senaryoya biraz keyfi bir şekilde eklenmiş bence. (sigara içerken bornozunun kapıya takılı kalması )

    Watts’ın yaşadığı lezbiyen ilişki, Norton’la arasının bozulması, Norton’un Keaton’ın kızıyla sevişmesi pek bir yere bağlanmıyor gibi geldi bana.

    Saygılar, sevgiler.

  • hiç şaşırmadım bazı yorumlara, tavırlara. yozlaşma her noktada.

    her neyse.

    filmin en başarılı sahnesi 😉

    http://o.sfglobe.com/2015/02/09/michael-keaton-and-jimmy-fallon-read-childrens-scripts-for-birdman/?src=share_fb_new_34422

  • Bazı insanların kafası cok kalın ne yazık ki

    1 – Bu blog sahsi bir blogdur. Yukarıda da gördüğünüz gibi ilker canikligil adında birinin fikirlerini, yaşadıklarını ve yaptıklarını içerir. Bu blogu beğenmek, izlemek, burada yazılan şeylere katılmak zorunda değilsiniz. Hatta size daha güzel bir haberim var: Bu blogu okumanız da gerekmiyor. Dünyada bu blogu okumayan ezici bir çoğunluk var rahatlıkla onlara katılabilirsiniz, hiç gücenmem!

    2 – Bu blogu saçma, beni ahmak, sığ, yetersiz, kompleksi falan buluyorsanız yine birinci maddeye yönleneceksiniz.

    3 – Yukarıda açıkladığım durum sizde mevcutsa ve buna rağmen hala gelip israrla bu blogu okuyor, sinirleniyor ve sonra da klavyeye abanıyorsanız o zaman acilen psikoterapiye gitmenizde yarar var (bu konuda ciddiyim). Psikoloji ile ilgili biri olarak bu destrüktif davranışın size hiç bir yararı olmayacağını söylemem gerekir. Büyük ihtimalle “ilker canikligil” de kızdığınız şeyler aslında kendinizde kızdığınız başka şeylerle yer değiştiriyor olabilir veya benim bilmediğim başka bir psikolojik rahatsızlığınız olabilir. Her halükarda bu yararsız ve yıkıcı bir harekettir. Kimseye ders vermek, haddini bildirmek zorunda veya durumunda değilsiniz. Bir filmin iyi olduğunu düşünüyorsanız onu kendi görgünüzle düşünüyorsunuz. Başka biri kötü olduğunu düşünüyorsa o da kendi görgüsüyle öyle düşünüyor.

    4 – Bu blog benim kişisel blogum olduğu için istediğim yorumlara izin verebilir istemediklerime izin vermeyebilirim. Bu konuda kimse ağzını bile açamaz. Dilersem yarın yorumları tamamen de kapatabilirim (ki düşünmüyor değilim). 

    5 – Adhominem yaparak hiç bir şey elde edemezsiniz (Cahiller için açıklayalım bu terim herhangi bir tartışmada tartışılan şey yerine, onu tartışan kişiye şahsen saldırmak anlamına geliyor.)

    6 – Bir filmi eleştirmek illa o filmden daha iyisini yapmayı gerektirmez. Messi gibi top oynamayabiliriz ama Messi ile ilgili konuşabiliriz. Bir politikacıyı eleştirmemiz bizim de politikacı olmamızı gerektirmez vs vs. Tabi şunu unutmayalım: Elbette herhangi bir şeyi eleştirmek onu yapmaktan çok daha kolaydır fakat bu, yapılan her şeyi sorgusuz sualsiz beğenmemizi gerektirmez. Zaten dikkat ettiyseniz ben de Birdman eleştirimin üstüne “Bu eleştiri yazısı Birdman’den daha kıymetlidir ben de Inarritu’dan daha iyi biriyim” yazmadim fakat nedense yorumcuların çoğu beni Inarritu ile kıyaslayıp aslında ne kadar başarısız biri olduğumu kanıtladılar. Bu arkadaslari tebrik etmek lazım. Ne kadar zekiler : )

    7 – Yukarıdaki bütün açıklamaları okuyup hala anlamadıysanız o zaman kafanız biraz kalın demektir. Bu konuda ne yazık ki yapılabilecek bir şey yok

  • Birdman tamda elestirdigini dusundugu olgunun karnindan beslenen bir film.Tipki Fight club da oldugu gibi bir sorunsali duyumsatmaktan ziyade onu estetize edip pazarliyor.Alisilageldik bir durum.
    Filmin tek planda cekilmesine gelecek olursak ayni sekilde estetik olmanin otesine gidemeyen manasiz bir girisim ..
    cunku pekala sahne akisi klasik kesme ekleme mantigiyla ilerliyor.yani klasik tarzda bir montaj gizli ozne olarak devam ediyor hal boyle olunca adama sorarlar tek planin manasi neydi diye.“
    Gerçek hayatın kurgusu olmadığını anladığımda bu filmi tek plan yapmaya karar verdim” seklinde bir cevap gelirse de safdilline mi cehaletine mi gülersiniz artik siz karar verin.

    ”Sosyal medya bizim yeni super gücümüz yeterli sansasyonu yaratabiliyorsak artik pekala kus maskesiyle degil yara bandiyla da bunu yapabiliriz” gibi basit bir onerme icin bunca ugras..pes dogrusu..

  • Tesekkr ederim Gorkem. Sonunda birisi beni anladi : )

  • Vasat bir film kesinlikle. Tiyatroyu filme alma durumunun kaç bin defa bu tarzda yapılmış olduğunu geçip, acayip bayılanları film festivallerine davet ediyorum. Batman(isim de acayip primitive bilerek dahi olsa bir Batman fanatiği olarak film boyunca gıcık oldum) göndermeli abinin durumuna bir oyuncu olarak hiç üzülemedim, halüsinatif nesneleri komik ötesi bulup, hadi len dedim.Filmdeki tek iyi şey oyunculuk performanslarının dinamizmi ve müthiş atmosferi. Herkes gerçekten iyi. Ama sakın bana tiyatronun finalinde gerçek silahla kendini vuran abinin broadway’deki yüz milyon bin dolarlık egosantrik dramını anlatmayın, bu durum bildiğin komik çünkü dram değil, üstelik klişe ötesi. Senaryoda ciddi boşluklar var(Naomi’nin ilişkisi yarım,Emma rölantide filan) o kamera aksiyonuda bir süre sonra yoruyor.Ne festival ne gişe, inarritu işte.

  • Neden bu kadar süslü kelimeler kullanırız?
    Bir film sadece ”güzel”değilde ”fevkalade” haliyle daha çok sevileceğinden mi?

    Bir adam bir film hakkında yorumunu sunduğunda neden daha iyi cümlelerle onu gömmek isteriz?

    ”Bence iyiydi” demek neden sizin için bu kadar zor?

    Sonrasında aldığınız cevaplar neden sizin için yetersiz?

    Resmen ”kolaysa sen yönet” saldırısına giriyorsunuz?

    Kolaysa siz yorumlayın o zaman…

  • Filmin aslında boş olduğunu afilli kurgusunu aldığında geriye birşey kalmadını ima eden bu kritik aslında sadece kişisel tatminsizliğini yansıtıyor.Eleştirdiğin şey “ben beğenmedim yea” vurgusundan öteye gitmiyor bence.

    O yüzden kritik olmaktan çok uzak.

    Kaç oscar aldığı ile ilgilenmiyorum.Zira umrumda da değil.

    Aslolan yıllar sonra film tekrar izlendiğinde gerçek bir dönem filmi olduğunun çok daha iyi anlaşılacak olması.

  • Ulas siz nereden biliyorsunuz benim kisisel tatminsizligimi? Allah rizasi icin biriniz de soyledigim seylerle ilgili bir kelime edin benimle ilgili degil.

  • Bu yazi tabikide kisisel bir tatminsizligi de yansitabilir ha keza kisisel bir blog zaten.
    ‘ ben begenmedim yea” seklinde yazilmis diyerek yaftaladiginiz yaziya dair dusunceniz 1 satir oncesinde ”Filmin aslında boş olduğunu afilli kurgusunu aldığında geriye birşey kalmadını ima eden bu kritik” seklinde baslayan cumlenizle bir celiskiye dönüsüyor. cunku sizinde farkettiginiz uzere ortaya bir dusunce bir fikir atilmis.O da cok guzel anladiginiz uzere filmin afilli bir kurgu ve otesinde bosluklardan meydana geldigi fikri. Demek ki neymis ” ben begenmedim yeaaa” seklinde yazilmamis.
    Dönem filmi soyleminize gelirsek,dönem filmi belirli bir dönemden yola cikarak yapilan filmleri kapsayan bir nitelemedir ve dogal olarak tarihseldir.Yoksa bu tarihte buraya dair cekilmis bir film icin donem filmi demeye gerek kalmaz zira kendi doneminde cekildigi icin kendi donemini yansitmak durumundadir zaten.
    Her gercek film her gercek sanat eseri kendi icinde oldugu çagin acilarini sevinclerini dile getirir bir sekilde.Tabi burada bir sorun devreye giriyor o da Antonioni’nin zamaninda dile getidigi gibi Holywood hicbir yerde olarak hic kimseye hicligi anlatmaya benzer. Üzülerek soyluyorum cunku nedense sizler cok üzülmüssünuz bu soylem bu filmi de kapsamaktadir. Filmin sosyolojik,psikolojik altyapisi yalnizca istedigi atmosferi yaratmak icin kullanilan bir araç haline getirilmis.Bu da birilerine bakin ben onemli bir sey soyluyorum yalanini yedirebilmek icin gerekli bir hamle.Gercekten derdi siber çagin varolus problemini dillendirmekse (ki bu gercekten dönemimize dair olurdu) bunu holywood dan broadway’e tayin olmak icin didinen nevrotik amcayla degil ,suan burada bu bloga yazip yorum yapan sen ben uzerinden yapardi.Ama holywood dan broadway a tayin olacak amcadan hemfikiriz ki daha cok estetik malzeme cikar oyle degil mi?:) Maksadim bu adama dair film cekilemez gercekci degil ve bize uzak demekte degil umarim anliyorsunuzdur.Neye niyetlendigini soyleyip neyi cektigin konusu.
    Bu yazinin altina yazilan yorumlara baktigimda goruyorum ki insanlar begenilerini tercihlerini dokunulmaz addediyorlar.bu tavrin 3 gomlek ustu birini dini elestirdigi icin öldurmek oluyor.
    Bir film yani bir fikir uzerine dair tartisirken bile bunu yasiyorsak geri kafalilik ve cehalet cokta uzagimizda degil demek ki.

  • İlker;

    Öncelikle bir blog yazmak,bunun için uğraş vermek,didinmek çabalayıp durmak gerçekten takdir edilesi şeyler.Hele ki facebook ve twitter ın micro blog kisvesi adı altında populizmin dibine vurduğu dönemde.

    Ben birdman i izlemeden önce film kritiğini görmüştüm.1-2 satır okuduktan sonrada sayfayı kaydedip izledikten sonra okuyacağımı söylemiştim kendime.Ardından filmi izledikten sonra kritiğini okudum ve gercekten kritiğinde elle tutulur somut bir olgu göremedim.Bu yüzden sadece kişisel tatminsizliğini yansıttığını söyledim.Başlıkta birdman neden kötü bir film yazıyor ama bunu acıklayıcı şekilde 5n 1k ya cevap veremeyen bir yazı bekliyor bizi altta.Ana teması da dediğim gibi “ben beğenmedim yea” dan öteye gidemiyor bu yüzden.Ya da Belkide ben daha iyi bir kritik bekliyordum bilemedim.

    Görkem;

    Hitap etmek istediğin kitleyi biliyorum.

    Birdman her oscar aldığında tv basından zafer sigaraları yakan,hayatında izlediği en iyi filmlerden biri olduğunu iddia eden,eleştirilmesine dayanamayan ve hatta filmi kendi cebinden para koyup cekmiş gibi saldırıya geçen bir kitle var.Kurduğum 2 kelimelik cümleden daha hiçbirşey anlamadan beni genellemişsin.

    Ben o kitleden değilim.

    Evet dönem filmi dedim.Filmin içinde bir yerlerde siber çağın varoluş problemlerini görebilirisin.Çünkü 50 yıl sonra cıplak kosan bir adamı videoya cekip youtube a koymak ne cok rate alan birşey olucak ne de adam kendisini internette izlerken utanıcak.Ya da 4 arkadas bulusup herkesin elinde telefonla ilgilenirken saatlerce muhabbet edilmemesi şuan anormal gelirken yıllar sonra gelmicek.(Aslında demek istediğim şeyi örneklerle ne kadar ifade edebildim bilemiyorum)Geçen her yıl gibi, bu da bir geçiş dönemi.Ve evet birdman bir dönem filmi..

    Sonucta burası bir blog.Fikirlerin en özgür şekilde savrulmasından,fikir ayrılığından daha normal birşey olamaz.Olmamalı.

    Ama;
    Yapmayın arkadaslar, çoğunuz sonunu bile anlamadan hunharca eleştiriyorsunuz filmleri.

  • Bana ilker dediginize gore tanisiyoruz herhalde.

    Her neyse. Dediklerinize katilamiyorum. Yazi tabi ki bir akademik tez degil. Birdman filmi uzerine bundan daha fazla vakit kaybetmeyi dusunemezdim. Su an bile gereksiz yere cok enerjimi aldi.

    Yine de bu haliyle bile yazinin dediginiz gibi keyfi bir begenmeme hali olmadigi acik.

    Elestirim iki noktada ozetlenebilir:

    1 – Film butun havali goruntusune ve mizansenine karsilik anlattigi sey acisindan bu agir mizanseni cagirmiyor. Son derece keyfi bir secim olmus.

    2 – Film guya bir hollywood elestirisi gibi gostermeye ve satmaya calisiyor kendisini. Oysa hic ilgisi yok: Icerik itibariyle tam bir Hollywood geyigi. Bu konuyla daha ilgiliyseniz Zizek’in Perverts Guide to Ideology adli belgeseline basvurabilirsiniz. Titanic filmi (ne tesaduf ki o da Oscar lari toplamisti) icin yaptigi okumaya bakin. Aynisi Birdman icin de gecerli. Sistemi elestirir gibi gorunuyor oysa tamamen bu sistemin bir filmi Birdman.

    Simdi bu konularda hayir oyle degil diyebilir ve arguman gelistirirseniz sizi seve seve dinler ve bilginizden yararlaniriz.

  • Film 22.000.000 $ bütçe ile çekilmiş aç bi bak box office’e zaten tam anlamıyla bir holivud filmi.

    Sen hala “ama titanik de oskar aldı çok oskar aldı bu film sistemi eleştirmiyor bik bik” diyorsun.Uyan, yok öyle bir dünya.Nasıl bukadar gerceklerden uzak olabiliyorsun? Hangi kafayla, hangi gözle izliyorsun filmleri anlamıyorum ki.yirmiikimilyondolar!

    Sistem eleştirisi izlemek istiyorsan sana dünya sinemasından cok güzel bağımısız filmler önerebilirim.

    Kendi yazdığın eleştiri blogu için bile daha fazla zaman kaybetmeyi göze alamazdım diyorsun.Sen şunu yazdıktan sonra muhtemelen bu son post um olucak daha fazla göz atacağımı sanmıyorum özensiz yazdığın bloga.Hehe, ilahi.

    Birde gayet insancıl bir şekilde sana isminle hitap ettiğim halde bana ayar verme kisvesi adı altında “sen kim oluyorsun ki bana ilker diyosun tanışıyomuyuz” kafasına girmişsin.

    Belki bu post u yayınlayamazsın bile ama ne var biliyor musun; Gercek bir zaman kaybısın abi.

  • merak buyurmayin ulas postunuz yayinlandi.

    ad hominem yapmadan iki post bile dayanamiyorsunuz cok ilginc.

    size ilker canikligil ile vakit kaybetmeyeceginiz harika bir hayat dilerim.

    kalanlar icin: ben filme hollywood filmi degil demiyorum, alehandro diyor.

    Bir de kucuk aciklama: “Bana sen dedin” kafasina girmiyorum. Ben burada yazi yazanlari tanimiyorum ve herkese siz diyorum. Birisi bana sen diyorsa benim icin garip bir durum oluyor. Ulas adinda bir suru tanidigim var. Onlardan biriyle konusuyor olabilirim. Onun icin sordum tanisiyor muyuz diye. ama zaten “ilker cabalarini cok takdir ediyorum” dan “tam bir zaman kaybisin” a gelmeniz o kadar kisa surdu ki hangi fikrinizin gercek oldugunu anlamak zor.

  • Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, böyle bir başlığa konu olması gereken yüzlerce film varken, birbirinin aynısı onlarca film günbegün çekilmeye devam ediyorken Birdman gibi bir filme yaptığınız bu eleştiriyi maalesef anlayamıyorum. Cidden nedir sizin bu filmi böylesine beğenmemenize sebep olan şey? O kadar filmi alçaltmaya çalışmışsınız ki, konuyu o kadar düşürmeye çalışmışsınız ki inanamadım!

    Sizin bakış açınızdan şu filmlere de bakalım o zaman,
    Pulp Fiction, başrolü kim belli olmayan, uzun uzadıya saçma sapan onlarca replik barındıran kötü bir film.

    Rainman, işi gücü çubuk saymak olan adamın hikayesi.

    Shawshank Redemption, hapisten kaçmak için duvar delen adam.

    Bu mudur yani!

    Sanat tasarımdır diyorsunuz, gerçeklikle bağdaşmaz diyorsunuz. Sadece “Pes!” diyorum.

    Bu filmdeki eleştirmenle olan kapışma sahnesini tekrar izlemenizi öneririm.

  • Birdman’in filme çekilmiş tiyatro olduğuna kesinlikle katılmıyorum. Bu noktada yaptığın gereksiz bir dikkat çekme çabası olabilir. Düşünmek lazım.

    İçerik olarak da kesinlikle yüzeysel bulmuyorum. Egoun yıkıcı etkisi tam da egonun gözünden nasıl daha iyi anlatılabilir? Bu kadar yanlı ve yansız…

    Biçim olarak ise çok çok başarılı. Reel olanla olmayanı birlikte ne kadar iyi kullandığı apaçık ortada. Ki filmin biçimi bu anlatımı çok iyi desteklemekte.

    Bence haksızlık yapmışsın açıkçası.

    Kurgu ve sinema gerçekliğiyle ilgili söylediklerine katılıyorum. Innaritu’yu postmodernizmin son çırpınışları olarak görmek mümkün. Daha ne kadar boş vermiş ve umursamaz olunabilir? O denenmiş.

  • Kusura bakmayın da ben bu kadar altı boş ve dalkavuk bir eleştiri daha görmedim. Bir de neden kötü bir film diye başlık atmış. Herşeyin başında bir film eleştirisinin başlığında “kötü” olması beni ilk andan çıldırtıyor. İyi-kötü o kadar göreceli şeyler ki. Hele ki konu sanatsa. Binlerce film olduğu gibi binlerce de farklı estetik algı ve zevk var ortalıkta. Bunlara saygı nerde? “Kötü” film dediğin anda yozlaşıp yozlaştırıyorsun, ama muhtemelen bir yandan protest ve tayyör karşıtı takılıyorsundur. Esas kibirli ve ayrıştırıcı olan senin yaklaşımın. Bir film ya iyidir ya kötü diye bir tez mi olurmuş. Yobazlığın dik alasını sen yapıyorsun. Dİğer yandan bence filmi öyle bir önyargıyla izlemişsin ki bunun bir tiyatro-film olduğunu söylüyorsun. Biraz filmden anlasan bunun bir tiyatro-film olmaktan ne kadar uzak olduğunu bilirsin. Filmi içerik olarak beğenip beğenmemek bireysel tercihtir, fakat binlerce monoton film arasında bir şekilde sınırları zorlayan, sorgulayan, düşünen, düşündürten bir filmi alıp böyle eleştirmek çok afedersin zavallılıktan başka birşey değil. Bence filmde sanat eleştirmenleriyle ilgili konuşulanlar seni özünde kendini sorgulamaya itti de, yüzleşmek ağır geldi diye filmi sevmedin sandın. Sahiden, özgün olan, yaratıcı olan, taşan, patlayan, “sanat” olan ne üretir ilker canikligil de bu kadar kibir dolar?

  • Bravo Yanki iyi ve kotu nun goreceli oldugunu kesfettiniz. Tebrik ediyoruz.

    Hakaret dolu yazinizi yine de yayinliyorum. Baskalarina ornek olsun. Bu ulkenin genc insanlari hakaret etmeden tek bir satir yazamiyor demek. “İlker Canikligil ne uretir?” sorusu o derece manasiz ve konuyla alakasiz bir sey ki bunu anlatmaktan gercekten yoruldum artik.

    Boyle bir diyaloga girersek o zaman ben de “Yanki ne uretir?” derim ve sacma sapan bir ego savasina gireriz. Lutfen buyuyun artik Yanki.

    Umit fikirlerinizi gorece kibarca ifade ettiginiz icin tesekkurler. Belki siz haklisizindir belki ben yaniliyorumdur fakat dikkat cekmek cabam olmadigina (en azindan bu sekilde) emin olabilirsiniz.

    Post modernizmden nefret ediyorum.

  • nefret etmiyorum kendisinden. dogrusu umrumda olan takip ettigim bir yonetmen de degil. bana gore abartilmis, pseudo intellectual, iyi bir network e sahip, caliskan biri. cok var oylesi

    demişsinde adam meksikadan çıkıp amerikaya geliyor ve sinema tarihinde yer edicek filmlere imza atıyor.Ha sinemasına kolpa diyorsun tamam anladık nefret ediyorsun ama aç bak adamın çektiği reklamlara.P&G Best Job isimli reklamı dünyada alınmadık ödül bırakmıyor sonra kalkıp hala abartılmış diyorsun.Kendi çektiğin profilo yılbaşı reklamı tabiki içi çok dolu birşey sana göre 🙂 Türkiye dışına çıksan bırak reklamı sana düğün bile çektirmezler, sensin içi boş sadece network sayesinde iş yapabilen o değil emin olabilirsin.
    Bu arada zavallısın.Önceki yorumumu yayınlamadığın gibi bunuda yayınlamassın olur biter değilmi?

  • Öncelikle şunu belirterek başlamak isterim. Sanat sadece öz değil, aynı zamanda biçimdir. Sanatı sadece öz ile değerlendirmek öncelikli olarak yanlış bir yaklaşım şekli.

    Bu film, bütünlüklü bir sanat yapıtı, önemli olan burada ana karakterin, Brodway’de oynama çabası değildir, önemli olan varolma çabasıdır.

    Filmin tamamı varoluşçu felsefeye dayandırılmakta ve bir varolma çabası seyredilmektedir. Burada varolan veya olamayan hem karakterler, hem de dünyanın ta kendisidir. Karakterin yönelişi ise, sistemin yarattığı ve hepimizin bağlı olduğu zincirlerde, zinciri kırma veya sistemin dışına çıkma değil, sadece en güzel zinciri kapabilme çabasıdır.

    Hepimizin içinde olduğumuz, bu acı zincir kapma savaşı yüzümüze inanılmaz bir gerçekçilikle vurulurken, bir yandan da gerçeküstü bir yaklaşımla dramatik çatışma ve aksiyon yaratılmıştır.

    Yani aslında filmin özünde, varoluşçu bir felsefe ile varolma çabası ve ana karakterin gerçeküstü hayalleri ile bölünen bir çatışma örgüsü vardır.

    Fikirlerinize gelince, öncelikle saygı duyuyorum, ama kesinlikle katılmıyorum. Benim düşüncelerim de kısaca böyle, burası baştan sona uzun bir dramaturji yazısı yazacak veya size cevap yetiştirme çabası içinde olunacak bir alan değil, çok kısa anlatmaya çalıştım. Filmle ilgili görüşlerin içinde yer alması dileğiyle …

    Unutmayalım ki bir sanat eserini herkes beğenmek zorunda değildir, burada fikrini açıklayan birine hakaret edilmesi, gerçekten de ülke olarak neden bu halde olduğumuzu açıkça göstermektedir.

    Saygılar,

  • Kemalettin bu yazinizi koydum zira kendinizi astiniz. Bir gun bunlari okuyup utanacaksiniz. Zavalli bir adam oldugumu var saysak bile sizi benim blogumda vakit gecirirken gormek sizi benden cok daha zavalli yapiyor. Bunu bile anlayacak kadar kafaniz calismiyor ne yazik ki.

  • Can sanatin sadece ozden ibaret olduguna hic bir zaman inanmadim.

    Filmi varoluscu olarak tanimlamanizi anliyorum ve buna bir itirazim yok. Ancak sadece varolus cabasini konu edinmek bir filmi iyi yapmaz diye dusunuyorum.

    “İnanilmaz bir gercekcilikle yuzumuze vuruluyor” dediginiz seyle benim sorunum zaten: Bence oyle olmuyor inanilmaz bir yalancilikla vuruluyor. Samimi, durust bir film degil Birdman.

    Inarritu anlattigi seye inanmiyor bence. İnaniyor gibi yapiyor. Bahsettiginiz zincir kapma savasini elestirir gibi gorunse de filmin kendisi de ayni savasin cok onemli bir parcasi haline geliyor.

    ben boyle dusunuyorum tabi. sizin gibi kibar insanlarin da var oldugunu bilmek en azindan bir umut.

  • Ilker Bey selamlar,

    Oncelikle Birdman hakkinda dusuncelerinizi yazarken gelecek tepkileri tahmin ettiginizi dusunuyorum ve buna ragmen fikirlerinizi ilettiginiz icin tesekkur ediyorum.

    Sormak istedigim bir kac nokta var. Ilki Birdman’i bir film olarak begenmediginizi belirtirken kastettiginiz sey nedir? Innaritu’yu begenmemek midir? Bir filmi film yapan sey yonetmenidir gorusunu savunabiliriz fakat ozumseyen sinema izleyicisi olarak kullanilan teknik, art direction, oyunculuklar da sizce toplasak en azindan yonetmen kadar agir basmaz mi?

    Rope sonrasi Hitchcock pisman oldugunu soylerken dedigi onemli bir nokta var. Onun pismanligi ortaya cikan isin kotu oldugunu dusundugu icin degildi. Hitchcock `Neden bu kadar kastim yiprandim, yiprattim` duygusuyla bunu soylemisti. Benzer bir ornek Marathon Man’de Laurence Olivier ile Dustin Hoffman arasindaki su diyalogda da vardi:
    – Dustin cok yorgunsun hayirdir?
    – 2 gundur uyumuyorum.
    – Neden?
    – Rolum geregi uyumamis olmam lazimdi ben de uyumadim.
    – Try acting… It’s easier.

    Bu durumda Olivieri hakli gorenler kadar Hoffman’in metoda olan inancina saygi duyanlar da olacaktir diye dusunuyorum.

    Yukaridaki postlarda iletilenlerin coguna katilmakla birlikte tarzlari yanlis buldum, lakin sizin yorumlara verdiginiz tepkileri de yer yer ofansif buldugumu soylemeliyim.

    Birdman bir kult fenomen olur olmaz olmustur olamamistir onemli degil ama Batman ile kiyaslanabilecek bir kulvarda degildir.
    Yonetmenler genelde belli bir tarza sahip olmamakla elestirilirler fakat Innaritu Children of Men de araba takip sahnesinde de ayni DOP kooperasyonuyla denedigi (ilk takede cekilebilmis bir sahnedir) daha onceki tum filmlerinde onemli yer kaplayan plan sekanslardan olusan bir film yapmis.

    ‘Bir film izledim nerdeyse tek plandi abi!!’ diye heyecanla gelse bir arkadasim benim ilk soracagim ‘Innaritu muydu?’ olurdu sahsen. Demekki adam dogru bir yol izlemis. Bu arada iliskilerle bir yere gelinmesi ornegini basarili sergileyen bir yonetmene yuklenmenin yanlis oldugunu dusunuyorum. Lakin Wachovski kardeslerin son filmi cok guzel bir anti ornektir. Verilen imkanlari degerlendiremeyenler degerlendirenlerden her zaman daha fazla olmustur. Prim yapan ve yapacak olan yetenektir ve bu adamda bu vardir.

    Son olarak icerikle ilgili yorumlariniza deginmek istiyorum. ilginc olmayan yavan bir hikayesi oldugunu soylediniz ve gozden dusen aktorun tekrar yukselisi konusunun ilgi cekici olmadigini soylediniz. Mesela fransiz sinemasinin son 10 yildir urettigi filmlerin tamami boyle dogal alakasiz hikayelerden olusuyor. Bir filmin konusuyla bize bir seyler katmasi ihtiyacinizi hissetmeyecek kadar evrilmis bir seyirci gurubudur belki de Birdman’i savunanlar.

    Sevgiler

  • children of men inarritu nun filmi degil. cuaron un filmi ve ben de cuaron u seviyorum zaten yazida belirttigim gibi.

    gelecek tepkileri tahmin etmiyordum. ulkenin bu derece yozlasmis oldugunu fark etmemisim.

    benim cevaplarimi ofansif bulmus olmanizi anladim. fakat genel olarak aslinda kibar olmaya calisiyorum. herkese siz diyorum ve kisisel bir yorumda bulunmuyorum. buna karsilik ne zavalliligim kaldi ne kompleksliligim…. bir de tabi sizlerin okumadigi yorumlar da var. bunlari da ozetlersek aslinda dunyanin en kotu yonetmenlerinden biriyim, inarritu yu kiskaniyorum, ogrencilerimin arkasina saklanip prim ypmaya calisiyorum vs.

  • Birdman iyi yada kötü, bu seçimi yapmak yerine bu film size birşey kattımı bunu sorgulamak daha doğru, aktör piskolojisini en güzel şekilde anlatan kaç film var bu zamana kadar böyle güzel yapılmış? Film 1600 dolarlık bir kamera ile GH4 ile çekilmiş siz hangi başarıszlıktan bahsediyorsunuz? Filmin konusu çağımızla uyumlu, insanlar görsel efekte , aksiyon istiyor ya eskinin değeri? Birşeye değer katan ne kadar eski olduğu değilmidir? İnsanlar artık gözünü açmalı desemde bir işleyiş kuralı var dünyanın , değerler kaybolacak, yaşamlar farklı kulvarlarda koşacak ve büyük son burdaki amaç kimseyi kırmadan, hak almadan tartışıp konuşup sürekli bir test dünyasından olduğumuzun farkına vararak şükretmek, İşte bir film aslında bu düşüncelerina aynası, tabiki herkes kendi görüşüne göre şekillendirebilir. Saygılarımla.

  • furkan film gh4 ile falan cekilmedi arri alexa ile cekildi. nereden uyduruyorsunuz bunlari?

  • İlker bey, Postmodernizmden nefret ettiğinizi belirtmişsiniz yorumlarda. Postmodernizmin kurguyu öne almasını, sanattta dikkat eksikliği çeken nesle oyuncaklı bir alan sunmasını eleştiriyorsunuz sanırım. Ama postmodernizm o değil zaten. Bence postmodernizmin sanatçıya sunduğu yeni yaratma alanı olmasaydı sanat 30-40 yıl önce bitmişti. Sinemanın içinde olan sizin gibi değerli bir insanın bu akımdan (aslında akım değil, imkan) nefret etmesi beni epeyce şaşırttı. Postmodernizmi seviyorum. Sanat dünyasında son dönemde bir yapıtı “postmodern” olarak yaftaladığında küçülttüğünü sananlarrdan, bu imkandan sanki küfürmüş gibi basedenlerden geçilmiyor. Ve bunu en çok doğulu aydınlarda görüyorum. O kadar iticiyiz ki! Günümüzde Postmodernizmden nefret eden biri nasıl sanatla uğraşır? Boya kullanmadan ressam olmaya çalışan birinin çocuk kitaplarına layık naif hikayesi mi bu? Italo Calvino okuyup abdestlenin bence. Ülkemizde neden nefret ettiğini bimeden nefret eden çok kişi var. Neden nefret ettiğinizi siz de bilmiyorsunuz bence. Bilseydiniz şundan (http://en.wikipedia.org/wiki/Postmodern_literature) nasıl nefret edebilirdiniz ki. Türk edebiyatında Kara Kitap yazılmamış olsaydı… Off düşünmek bile istemiyorum.

    Birdman hakkında aynı şeyi düşünüyoruz. Balon konusu dahil. Inarritu’yu savunan bu arkadaşlar kılıfın bu kadar cafcaflı olmadığı(dolayısıyla kötü bir yönetmen olduğunu kolayca anlayabilecekleri) ama aynı de/formasyona sahip filmi 21 Grams’ı izlemeliler. Ama IMDB’de 7.7 aldığına göre fazla ümütkar olmalıyım.

  • ekrem bey neden bahsettigimi gayet iyi bildigimden emin olabilirsiniz. ne yazik ki yurt disinda oldugumdan size laf yetistiremiyorum. kisaca post modernizm dunyanin basina gelmis bir felakettir.

  • Merhaba İlker Bey, ben de sizin gibi filmi beğenmeyenlerdenim.

    Filmi, iki film olarak kısa kısa okumak gerekirse;

    Cehaletin Umulmadık Erdemi: Sizin de dediğiniz gibi vasat bir pop kültür eleştrisi.

    Birdman: Birdman’i, Inarritu kendisinin bir alegorisi olarak düşünür. Filmin sonunda kafasına sıkar ve o da artık Marvel ve DC olmuştur.

    Gerçekten de hiç bir şekilde farkındalık, duygulanım yahut haz yaratmayan bir filmdi benim için. Blogdaki yorumlar daha fazla yolculuğa çıkarttı, daha fazla “kafa” yaşattı.

    Yorumlardan esinlenerek yazdığım kuş adam hikayesinin sinopsisini sizlerle gururla paylaşmak isterim.

    Bilgisini cebe atmayan ve paylaşan nadir insanlardan olan İlker Bey, bir duygulanım yaşamış ve bizlerle paylaşmak istemiş. Ve biz(hollywood filmleri) acemileri besleyen bu paylaşımcı adamı(Kuş Adam) ısırmak istiyoruz.

    Sarışın ve 1.80 boyundaki kız arkadaşımız olan Inarritu’ya sol elimizle beline sarılmak suretiyle pembeleşinceye kadar pohpohlayıp, kuş adama yüksek bir sesle “Sen kim oluyorsun da ben esmerden hoşlanıyorum diyebiliyorsun!” dedikten sonra pcmizi kapatıp “ne biçim laf koydum be!” dedikten sonra beyin orgazmı yaşarken, kuş adamı kafese sıkışmış bir vahşi hayvan haline sokuyoruz.

    Çaresiz kuş adamımız, istemeyerek de olsa karşısına koyulan çizgiye geçmek zorunda kalıyor ve silahı çekip kafasına doğrultuyor “Ben yurt dışındayım, sen önce kiranı öde ulan düdük!” dedikten sonra sıkıyor kafasına. Artık o da onlardan biri, artık o da “hollywood” !

    Bu hikayedeki imgeler kesinlikle aşağılayıcı yargı olarak değil, gerginlik azaltıcı mizah olarak yazılmıştır.

  • Açıkçası genel duyumlar ve filmin 8 küsürluk oranı beni cezbetti.Başladığında prestij filmindeki sahneler canlandı zihnimde ama kameraların şova dönük hareketleri ve oyuncuların akıl almaz derecede itici ve inandırıcı olmayan duruşları filmden tek kelimeyle nefret etmeme yetti Hollywood kendi ödülünü vermeye devam etsin kendini tiyatro sahnesi gibi eski sisteme adayıp mütevazı gösterip ucuz ödül alma saçmalıkları …

  • Filmi sıkıcı bulup yarıda bıraktığımı söylediğimde ; arkadaşlarımdan birisi “bir daha izle yahu film tek çekim tek çekim” diye yineleyerek filmi yeniden izlemem gerektiğini, benim böyle bir filmi nasıl sevmediğimi yargılamayla orta karışık sorduğunda ; depresyona girdiğimde muhakkak uyku şurupu içip izleyeceğim dedim kısacası bu ne be bu nedir yani olmadıysa şöyle de olabilir postmodern filmlerin her yapılan şekli doğrudur ve bu sanattır diyebilen birisi camdan düşmeyide seyahat olarak algılıyabilir demektir neden diye soracak arkadaşa 1.cevap postmodernizm sınırların ortak küme kurma çabalarından doğmuş tecavüzcü ve doğurgan 2 ucu olan bir yapıdır böyle olmasa mimarisinden tut flsefesine filmine kadar her şeyi güzel olurdu kullanışlı olurdu mesela bir hitler postmodern sayılabilir ama charli chaplinde sayılabilir gibi olurdu binaları eciş bücüş na ergonomik olmazdı 2cisi postmodernizm modernizme doygunluk sürecinin sonunda modernleşme bittiğinde ya da buna yaklaşıldığı düşünüldüğünde içinden çıkılmaz bir hal aldığında modernizm iflasıda buna dahil doğurganlık gösterir ama bu süreç bitmeden ilkat garibesi gibi bir şeyler çıkar adıda sanat olur bu da bence çok üzücü olur birdman a sinemanın ihtiyacı varsa bu sanattır ama ihtiyacı yoksa ve bizi de sıkıyorsa bu çöptür hemde büyük bir çöp. Okuyanlara teşekkür ediyorum- na ergonomik postmodern bir sözcüktür bu sözcüklerden metinler bu metinlerden de sayfalar yazsam benzer şekilleri bir araya getirsem post modernizm mi olur yoksa dilbilgisi ve imla katilimi olurum buna sanat diyeceklerde olur tabi , onlarada ben güzel gülerim. güleyim bari hahahahahhahahahaha filme gel gel filme

  • Hocam ben yazınızı beğendim. Hep şişirilmiş bi film olduğunu düşünür ama etrafımda bunu düşünen insanlar bulamazdım. Bana bi manevi destek oldunuz sağolun. Bir düşüncesi derinliği felsefesi fikri içimizde karşılığını bulacağımız bir şeyi yok filmin. Birdman uçuyo, bir adam kadın falan geliyor bizim birdmanle konuşuyo, bi aksilikler çıkıyo, holywoodvari espriler dönüyor o kadar; başka bir şey yok. Holywood espirileri ve holywood magazini dönüp duruyor sürekli. Teknik olarak güzel ama içi boşsa ne önemi var ki tekniğin. Ödül de kendi kendine verilen bi ödül. Kendi kendilerini tatmin etmişler.

  • merhaba,

    görüşlerinize katılıyorum. filmdeki sıkıntı karakterin hedefinin bize çok da ilahi, ideal, varoluşsal gelmemesinden kaynaklanıyor. filmi beğenenler, sığlığı eleştirdiği için adamı derinlik kılavuzu olarak görüyorlar sanırım. aksine adam da sığ, itibar edilmeyecek, sıkıcı biri.

    inarritu’nun filmlerindekine de benziyor bu durum. hikayelerindeki ruhsal izler, amaçlar genel olarak bana bayağı geliyor. o topraklardan çıkmış edebiyatçıların yanında fazlasıyla ”marvel” kalıyor kendisi.

  • Filmin setine giremeyeceklerin bu kadar çok eleştiri yapması ilginç olmuş

  • Evet bir filmi elestirmek icin setine girebilmek gerekir zaten butun dunya bunu bilir.

  • İlker Bey’e katılıyorum. “Birdman Kötü Bir Film”. Sinema okullarında ve sinema kitaplarında öğretilen temel şey; “Farklı görüntüler ile bir anlam yaratmayı ve kurguyu beceremiyorsan, bir steadicam al ve oyuncuların peşinde dolaş.”

  • Filmi ilk izlediğimde beğenmekle birlikte bir şeyler rahatsız etti beni.Yazınızı okuyunca benzer şeylerden rahatsız olduğumuzu farkettim aynı zamanda filmin bir balon olduğu konusuna katılıyorum ve bunun şimdi tartışılmasının çok anlamsız olduğunu biliyorum filmi yere göğe sığdıramayan arkadaşlara şunu tavsiye ederim 10 yıl sonra tekrar bi baksınlar eğer film kült mertebesine ulaşmışsa tamam haklısınız ama bence kimse hatırlamayacak bile bu filmi, tıpkı oscar almış bir çok film gibi

  • Kafa konforunun her şeyden mühim olduğu bir ülkede, kıçını imdb puanına ve oscara dayamış insanlara hayır bence öyle değil derseniz alacağınız cevap üç aşağı böyle olur.

    Hazır düşünülmüşü var hazır beğenilmişi var, adamı yerler yerler….

  • Filmle ilgili şunu soyleyebilirim.Bu film tipik popcorn yapitidir.Biraz elestirilere goz attimda “hizli ve ofkeli” dugun dernek recep ivedik tayfasi kin kusmus resmen.Tipik amerikan filmi iste hala neyin pesindeyiz.Hic mi buna benzer film izlemediniz.Hollowodda boyle bi furya var zaten.Çaptan dusmus aktor,sarkici,sporcu vs.senaryolari akedeminin her zaman ilgisini cekmistir.70lerden bu zamana kadar 100e yakin vietnam temali film cekildi.Cunku bu tip senaryolar hep populer olmustur.Dunyada da aslinda boyledir.Cannes da pall me dor alan “kis uykusu” filminde de eski bi aktor caresizligi yokmuydu.Ayrica filmin oscar almasi cokda buyuk bi ölcu degildir.Sadece yonetmenin bundan sonraki filmlerine daha rahat fon yaratmasini saglar.Emin olun 1-2 sene sonra birdman diye bir film hatirlanmicaktir.

  • İlker Bey’e film hakkındaki eleştirisinde katılıyorum. Kullandığı dilin tartışılması ise çok manasız gerçekten, zira kendisi kişisel sayfasında düşüncelerini paylaşmış; eleştirmen olmak gibi bir iddiası bulunmuyor. yazıyı daha çok “brain storming” gibi algıladım okuduğumda. her neyse, kendisinin anlatmak istediği samimiyetsizlik meselesi üzerine İranlı yönetmen Abbas Kiarostami’nin de benzer düşünceleri var. İlgili röportajın youtube linkini veriyorum, merak edenler izleyebilir. özellikle 1. dakikadan sonra sevmediği filmleri tarif ederken Birdman tarzı filmlerden bahsediyor diye düşünüyorum. bu linki özellikle veriyorum çünkü bir filmi tartışırken “ama adam bi sürü ödül almış yeaaa, neden kıskanıyorsun”dan öte argüman sunamayan arkadaşların Abbas Kiarostami’yi de kıskanç ve zavallı olmakla itham edip etmeyeceklerini merak ediyorum. sevgiler.

  • “There’s nothing in here about technique, about structure… about intention.
    It’s just a bunch of crappy opinions… backed up by even crappier comparisons.
    You write a couple paragraphs, and you know what?
    None of this costs you fucking anything. You risk nothing. Nothing, nothing, nothing!”

    “Filmin sadece eleştirmenlerle ilgili söylediklerine katılıyorum. Gerisi boş.”

    The Unexpected Virtue of Contradiction

  • I wonder what you think you risk by leaving crappy comments on crappy blogs? get a life.

  • Ne kadar aptal ve acımasızca yorumlar bunlar! Yok kıskanmayın yok sen kim o kim yok bilmem ne! Hepiniz bir b*k becerdiniz de burada kendi egolarınızı savaştırıyorsunuz. Çok ayıp ve çirkin şeyler bunlar yapmayın bu kadar yahu!

  • Yusuf Özinarritu

    Bir yazı hakkında “Ooo, süper fikirler bunlar, aynen katılıyorum!” demenin de, “Yea filmin setine giremezsin, eleştiriyosun!” demenin de aynı derecede zararlı olduğunu düşünüyorum. Bir de troller var ki onların yatacak yeri yok zaten.

    Filmi izledim. Aklımda kesmesiz biçmesiz, tek parça, kameranın pili bitene kadar çekilmiş bir video olarak kaldı.

  • İlker Bey merhaba;

    İFA serinizi severek ve taktir ederek izliyorum. Videolarda sesi sol taraftan gelen nostalji meraklısı arkadaşın aksine çoğu zaman da fikirlerinizi ve yorumlarınızı taktirle karşılıyorum. Size bu mesajı yazma nedenim eşimin dikkatime sunduğu şu yorumunuz

    Turgut
    Ekim 7, 2015 at 5:14 pm
    Filmin setine giremeyeceklerin bu kadar çok eleştiri yapması ilginç olmuş

    ilkerc
    Ekim 7, 2015 at 5:18 pm
    Evet bir filmi elestirmek icin setine girebilmek gerekir zaten butun dunya bunu bilir.

    Verdiğiniz bu yanıt Mizancı Mehmet adıyla anılan “Turfanda mı Yoksa Turfa mı?” kitabının yazarının hikâyesini andırıyor. Şu an konuyla ilgili anılarım biraz muğlak olsa da Mizancı Mehmet, Türk edebiyatına romanın yeni yeni girmeye başladığı yıllarda sanıyorum ki Aşk-ı Memnu romanına oldukça ağır eleştirilerde bulunan bir gazetecidir. Yaptığı eleştirilerine karşılık olarak o zamanın aydınları “Sen bir roman yazdın mı ki bu kadar eleştiriyorsun?” gibisinden karşı eleştirilerde bulunurlar.

    Mizancı Mehmet bu eleştirileri ciddiye bile almaz. Bu eleştirileri “Kumaşın iyisini kötüsünü anlamak için tekstil fabrikası sahibi olmak gerektiği türünden…” şeklinde niteler. Kitabının ön sözünde bu konuya değinir ve her ne kadar bu eleştirileri umursamasa da iyi bir roman yazabileceğini kanıtlamak için yanlış hatırlamıyorsam 10 günlük bir tatil sırasında “Turfanda mı Yoksa Turfa mı?” romanını yazar.

    Bu roman, Türk edebiyatının mihenk taşlarından biri olarak tarihe geçtiği gibi, cumhuriyet sonrası eğitim tarihine de adını altın harflerle kazıyan Köy Enstitüleri’ne esin kaynağı olur. Dolayısıyla Mizancı Mehmet kendisine “Senin bir romanın var mı ki bu kadar eleştiride bulunuyorsun?” diyenlere “Evet, bir romanım var!” diyebilmek için bu romanı yazmış ve hedeflediğinden çok daha fazlasını başarmıştır.

    Söylemek istediğim; yazmak, oynamak, film hâline getirmek gibi konular ne kadar sanat içeriyorsa eleştirmek ve değerlendirmek de o kadar bilimselik ve ölçütlülük içerir ya da içermelidir. İçermediği noktada “Ah nerde o eski Yeşilçam filmleri?..” noktasından öteye gidemez ve eleştirilen bilim veya sanat dalına bir katkı sağlamaz.

    Kaldı ki eleştiriyi de haklı, mantıklı, yerli, yersiz bulmak da kişinin kendi tasarrufundadır; ancak “Sen sete bile giremiyon eki eki” tarzındaki karşıt eleştiriler elbette ki ciddiye alınmaya değmez. Çünkü eleştiri gibi, karşıt eeştirinin de bir matnığa, ölçünlü bir temele dayanması gerekmektedir.

    Dipnot olarak belirtmek isterim ki getirdiğiniz eleştirileri oldukça yerinde ve nesnel buluyorum. Filmle değil edebiyatla ilgilenen biri olarak bana oldukça katkısı bulunduğunu belirterek teşekkür etmek isterim. Eminim ki benim gibi dolaylı dal ve uğraşlar yerine doğrudan alanınızla ilgilenenlere de hatırı sayılır katkıda bulunuyorsunuzdur.

    İyi çalışmalar.

  • Hocam eğer bir senarist olsaydım sizinle çalışmayı kesinlikle istemezdim 😀 Görüşlerinize katılmasam da kesinlikle değer verdiğimi bilmelisiniz. Fakat yazınızın bazı kısımlarının biraz “yanlış anlaşılmaya müsait” olduğunu düşünüyorum affınıza sığınarak. Bence görüşlerinizi açıklarken daha ayrıntılı ve daha açıklayıcı olmalısınız çünkü argümanlarınız ve sonuçlarınız arasındaki kopukluk yanlış anlaşılmaya biraz açık.

    Örneğin:
    1. Filme alınmış bir tiyatro belki başarısız bir sinemacılık örneği olabilir. Fakat yazınızdan, sizin tiyatro ve sinemanın ortak paydalarını yok saydığınız fikri çıkarılabiliyor. Dekor, makyaj, diyalog, oyunculuk hiç mi önemli değil diye bir serzenişte bulunulabilir.
    2. Birdman’in ne anlatmaya çalıştığını değil, imdb özetleri gibi konusunu yazmışsınız. Birdman sadece hollywood filmleri ve broadway arasında savrulan eski bir aktörü anlatmıyor hocam. Saygı, hayranlık ve sevgi gibi kavramların aslında ne olduğunu ve insanların bu kavramları yaşamlarına ve çalıştıkları sektörlere göre nasıl tanımladıklarını bize düşündürtüyor. İnsanların bir olgunun ideal hali yerine, o olguyu kendilerine göre nasıl yanlış etiketleyip anlamlarını nasıl deforme ettiğini anlatıyor. İnsan duygularının nasıl deforme edildiğini ve popüler kültürün nasıl her şeyi kendince tanımlayıp insanlara sattığını anlatıyor. Bir noktada sizi eleştirmiş şimdi düşününce xD Umarım Louis ck izlerken adamın gerçekten pedofili, ırkçı ve vahşet bağımlısı bir adam olduğunu düşünmüyorsunuzdur böyle dümdüz bakıyorsanız.. Hocam cidden size saygı duyuyorum ama yazınızı inceledikçe cidden bir şeyler beni tetikliyor.
    3. İnaritu’nun sözüne atıfta bulunarak sonra gerçekçiliğin sanat dışı olduğunu savunmuşsunuz ve adamın düşüncesine zırva demişsiniz. Size yakıştıramadım. Adamın bu sözünü kendi düşücelerinizi desteklemek için argüman olarak kullanmanız tam bir safsatadır. Aynen inaritu sanki demiş ki: “beyler tek çekim yapalım sanat dediğiniz tek çekimdir gerçekliğe yaklaşmaktır. sanat ne kadar gerçekçiyse değerlidir”. adam bunu demediği müddetçe adamın sözünü bu düşüncenize argüman olarak kullanamazsanız eğer safsatalardan uzak durmak istemiyorsanız.
    Hazır içimi dökerken yüzüklerin efendisine de değineyim. Dandik blockbuster filmleri, tamamı cgi sahneler holywood’u doldurmuşken; kullanılan her mekanın sıfırdan inşa edildiği, eşyaların yapıldığı, oyuncu seçiminin harika bir şekilde yapıldığı, sinematografinin uyarlanan kitabın anlatımına bu kadar uygun şekilde adapte edildiği bir filmi sıkıcı, overrated diye etiketlememelisiniz hocam. Yanınızda çalışan yazara, besteciye, oyuncuya saygı duymuyor musunuz?
    Herneyse hocam. Biraz daha şu kötü sinema endüstrisi içinde elitist, kasıntı tavırlarla film eleştirmeye devam edin. Yönetimden memnun olmamasına rağmen, seçimde oy vermeyen dinazor solcular gibisiniz.
    Fakat sizi seviyorum. Bir 10 sene sonra izlediğinizde birdmani, yüzüklerin efendisini seveceğinizi düşünüyorum. Sevgiler saygılar.

  • “ gerçek hayatın kurgusu olmadığını anladığımda bu filmi tek plan çekmeye karar verdim” demesi çok ilginç geldi. Gerçek hayatta kesme yok diye senin bir filmi kesmesiz çekmen yeterince saçma zaten de gerçek hayatın kurgusu olmaz olur mu yahu hepimiz maskeler takıyoruz kim içinden geçeni, diline geleni şak diye söylüyor % 100 düşündüğü gibi davranıyor. Gerçek hayatın kesmesi kurgusu da budur. Beyinden dile gelirken kesersin, biçersin, değiştirirsin, gerekirse yalan söylersin. Felsefi açıdan bu kadar zayıf bi adam olacağını düşünmezdim.

  • İlker bey yalnız olduğunuzu düşünebilirsiniz, ancak bilesiniz değilsiniz. Bir filme Oscar aldığı ve beğenen kitlesi olduğu halde beğenmedim derseniz (lotr serisini bende beğenmem belirteyim) sen daha iyisini yaptında mı beğenmiyorsun diyen bir güruh az yer kaplamıyor ülkemizde. Bu söylemlerine rağmen hiç üretmediği otomobili, oturduğu koltuğu, kullandığı telefonu eleştiren dahilerle beraber yaşamak zorundayız. Bir feylesof’un dediği gibi bizim kendi çelişkilerimizle sorunumuz yok, sadece başkalarının çelişkilerine katlanamıyoruz.
    Daha söyleyeceklerim var ancak uzun yazmak ve açıklamak içimden gelmiyor, hatta fazla bile. Saygılar sunuyorum.

  • birdman’e bayılırım ve yazınızı çok beğendim kısa da olsa. yorumları okumadım ama sizin yorumlara karşı iliştirdiğiniz notları yazının sonunda gördüm ve üzüldüm. çok seslilikten daha güzel bir şey olamaz, karşıt düşünceleri okumak ve bunlar üzerine düşünmek ne kadar ufuk açıcı bir şey. farklı bir perspektife sahip olmak, sorgulamak… fanatik insanlara yazık gerçekten.

Leave a Reply