Monthly Archive for Temmuz, 2009

Apollo 11: 40 Yıl Sonra

AS11-40-5903

© NASA imageID=AS11-40-5903

Neil Armstrong tarafından Hasselblad 500EL ile ve 80 mm mercekle çekilen yukarıdaki fotoğraf benim kuşağım için çok önemlidir. En azından ben hep bu fotoğraflara bakarak ve hayal ederek büyüdüm diyebilirim!

Bu yıl Apollo 11’in Ay’a gidişinin 40. yılı kutlanırken. NASA ve JFK Başkanlık Müze ve Kütüphanesi özel siteler açtılar.

www.wechoosethemoon.org adlı sitede yolculuk gerçek zamanda canlandırılıyor ve bügüne kadar görülmemiş video, fotoğraf ve ses kayıtları halka açılıyor. Şu anda 11 bölümlük yolculuğun tam ortasındayız. 20 Temmuz’daki geri dönüş sonrası site bütünlüğü içinde gezilebilecek.

40 yıl önce gerçekleşmiş olmasıyla beni hala heyecanlandıran ve içinde olduğum kuşağı “astronot olma” sevdasına düşürmüş bu olayı tekrar incelemekte fayda var 🙂

Dünyanın En Şanslı Adamı!

Ne kadar şanslıyım inanamazsınız: Son iki haftada üç kere lotarya kazandım (üstelik bilet bile almadan). Her nasılsa hep bu lotaryalar eposta adresime çıkmıştı… 2 kere Afrika’dan birileri bana toplam 45 milyon dolar vermek istedi… Son olarak da bugün aşağıdaki maili aldım. İngilizce problemi olanlar için özet geçersem Cote D’ivoire da yaşayan bir prenses (yani bir kralın kızı!) bana 850 bin dolar nakit para arti uzun vadeli, sevgi dolu bir ilişki öneriyor 🙂

Tabi biz ciddiye almayıp geçerken bir çok insan ne yazık ki bunlara kanıyor. Amerika’nın her yıl bu sahte epostalarla 100 milyonlarca dolar kaybettigi biliniyor. Nigerian Scam veya 419 olarak da bilinen bu yaygın üç kağıtçılık türü için şuraya bakabilirsiniz.

“Miss Marina James.

(Ekwo Family).
Rue 15 Paris Village.
Abidjan Cote d Ivoire.

I am writing this letter in confidence believing that if it is the wish of God
for you to help  and my family, God almighty will bless and reward you aboundantly and you would never regreat this.

Film: Public Enemies

dillinger1047 Michael Mann’den büyük ümitle beklediğimiz “Public Enemies” (Halk Düşmanları) sonunda çıktı.

Geçen cuma filmi gördüm ve büyük hayal kırıklığına uğradım. Heat’deki performansina bakarak Mann’ın çok iyi bir film yapacağını düşünüyordum. Ne yazık ki ortaya senaryosu kötü yazılmış, tatsız bir film çıkmış. Mann filmi kurtarmak için bir takım girişimlerde bulunuyor ama yine de olmuyor.

Konunun özellikle blogu ilgilendiren tarafı filmin f950, f23, Ex1 gibi Sony kameralarla çekilmiş olması. Bazı high speed çekimler 35 mm olsa da filmin çoğu video.

Yine şaşırtıcı bir durum ama film rahatsız edici derecede “kötü görünüyor”. Berbat bir “video look” söz konusu. Daha önce de f950 ile çekilmiş filmler görmüştüm ama bu kadar kötüsüne ilk defa rastladım. RED’e çamur atanlar çatlasın! 🙂

Teknik detaylarla ilgili bilgi şurada.

Neler Olacak?

Son bir yıl kameralar açısından epey hareketliydi: RED’in kullanılır hale gelmesi, DSLR’ların video çekmeye başlaması, Panasonic ve Olympus’un Micro 4:3 girişimi, 5D MK II’nin krize rağmen inanılmaz bir satış başarısı yakalaması…

Peki bundan sonra ne olur? Televizyondaki futbol yorumcularına dönmeden tahminlerimi sunayım:

Continue reading ‘Neler Olacak?’

Can Sıkan Ufak Şeyler

_MG_3405burn

© 2009 ic

Bugünlerde blogu boşladım. Hem yeni kamera çıkmıyor hem de yaz  rehavetine kapıldım sanırım…

Beni deli eden şeylerden bahsedeceğim bugün:

* Photoshop’un belli bir süre kullanımdan sonra nedensiz şekilde ve delirtici düzeyde yavaşlaması. Evet, bu allahın cezası yazılım ne hikmetse bir süre sonra yavaşlar. Ne kadar güçlü bilgisayar alırsanız alın bundan kurtulamazsınız.

* Cimri insanlar: Böyle bir insan türü vardır. Bu adamlar (veya kadınlar) devamlı bir takım küçük hesaplar yapar ve sizi de bu hesaplara dahil ederler. Daima her şeyi “en ucuza” almaya çalışırlar (ve aldıklarını iddia ederler). Her tür alış veriş için mutlaka bir “tanıdıkları” vardır. Sürekli neyi ne kadar ucuza kapattıklarını anlatır dururlar…

* Reklam ajanslarının herhangi bir reklam filmini çektirmek için toplantıya çağırıp sonra da “Hmm, siz bu filmi çekebilir misiniz ki? Bu film bizim için çok önemli… Özellikle oyunculuk blah blah” demesi. Ne tuhaftır ki henüz hiç “Önemsiz bir reklam filmi çekmek istiyoruz” diyene rastlamadım. Ayrıca kalkıp toplantıya geldiysek elbette çekeceğimize inanmışız da gelmişiz. Bunu tekrar sormanın kime ne yararı var?

* Yine reklam ajanslarının “Renkler nasıl olacak?” sorusu. Önce “Ne anlatıyorsun? Öykün ne? Sözün ne? Önermen ne?”  bunları bir düşün ondan sonra rengi konuş… “Renkler çok sıcak olacak” desem neyine yarayacak anlamıyorum ki… ama tabi bunun musebbibi biraz da yeni kuşak reklam yönetmenleri. Bu arkadaşlar anlattıkları şeyi doğru anlatmaya çalışmak yerine Shots’dan arakladıkları desature tonlar ve Çukurcuma’dan kiraladıkları retro mobilyalarla “şekil” yapma peşindeler…

Daha bin tane şey var tabi ama şimdilik bu kadar 🙂

Social Media

Visit Us On TwitterVisit Us On Youtube