Monthly Archive for Ağustos, 2010

Dünyanın En Büyük Algılayıcısı

Canon dün dünyanın en büyük algılayıcısını geliştirdiğini duyurdu.

35 mm tam boy bir algılayıcıdan 40 kat fazla alana sahip olan CMOS aynı zamanda 60 fps video da çekebiliyor!

Canon’un basın bülteninden öğrendiğimize göre 202*205 mm boyutlarındaki bu dev algılayıcı 0.3 lux ışıkta (Kabaca Ay ışığıyla aydınlanan bir gecede gördüğümüzün yarısı kadar) temiz görüntü üretebiliyor. Bu da örneğin 5D MK II deki algılayıcının 100’de biri kadar ışık ihtiyacı demek oluyor! Yukarıdaki resim 5D’nin algılayıcısı ile yeni geliştirilen dev algılayıcıyı kıyaslıyor.

Canon geçen hafta da 120 MP lik bir algılayıcı geliştirdiğini duyurmuştu.

PS: Ben bu tür haberleri girince mutlaka birileri çıkıp “Bırakın bunları efendiler, senaryonuz var mı ondan haber verin” gibi şeyler yazıyor. Ahmaklığın lüzumu yok diyeceğim ama anladığım kadarıyla ahmaklık etmeden duramıyor bazı insanlar…

Canon’dan Yeni Oyuncaklar

Canon bugün beklendiği gibi EOS 60D yi duyurdu. Bunun yanı sıra bir takım yeni oyuncaklar da ortaya çıktı: Yanda gördüğünüz 8-15 mm f4L mercek bence bunların en ilginçlerinden biri. Bu mercek hem balık gözü (circular) hem de normal kareler üretebiliyor.

Ek olarak EF 70-300 4 – 5.6L IS, EF 300 mm 2.8L IS, EF 400 mm 2.8L IS duyuruldu. Ayrıca 1.4X ve 2.0X extender modellerinin de üçüncü sürümleri çıktı.

Son olarak 500 ve 600 mm EF merceklerin de önümüzdeki dönemde yenileneceği açıklandı. Tabi bunların fiyatlarını düşünmek bile istemiyorum.

Bütün bu oyuncaklar içinden bir çok Canon kullanıcısının hasretle beklediği 24-70 2.8L IS ne yazık ki çıkmadı. Belki gelecek sefere diyoruz.

Bilgi her zamanki gibi şurada.

Sony’den SLT: Alpha 55

Uzun yıllardır konuşulan bir şey sonunda gerçek oldu: Sony’nin yeni fotoğraf makinesi Alpha 55 SLT (Single Lens Translucent) teknolojisini kullanıyor.

SLT kameralar bildiğimiz DSLR’lardan farklı olarak geçirgen ve sabit bir ayna kullanıyorlar. Ayna ışığın büyük kısmını algılayıcıya yolluyor. Küçük bir kısmını da AF (autofocus) algılayıcısına yolluyor.

Böylece sürekli Live View kullanabiliyorsunuz ve aynı anda hızlı bir auto focus desteği alabiliyorsunuz. Video çekerken de bu destek sürüyor. Buna ek olarak aynanın kalkıp inmesi gibi bir teknik problem olmadığı için saniyede 10 kare gibi hızlara çıkabiliyorsunuz.

Tabi bu durum yüzde 30’luk bir ışık kaybına neden oluyor ve ayrıca optik bakacınız olmuyor (eh her şeyin bir bedeli var elbette)

Bu devrimci girişimle tamamen aynasız ve büyük algılayıcılı NEX3 ve 5′ ten sonra Sony şimdi de hem aynalı hem hızlı auto focus yapabilen başka bir seri yaratmış oluyor.

Alpha 55 1080p video da çekebiliyor ama tabi şimdilik sadece 29.97 fps hızında : ) Bu Japon firmaları ne zaman PAL diye bir şeyi kabul edecek merak ediyorum.

Ayrıntı şurada.

EOS 60D GeliyorEOS 60D Geliyor

Neden blogda “hayat” yok diyenler alttaki başlıkları az çok takip ediyorlarsa cevabı bulmuşlardır.

Teknik olmayan herhangi bir konuda anında birbirine girme becerisine sahip bir milletiz. Herhangi bir tartismada en cok iki yorumdan sonra olay kişiselleşiyor.

Bu yüzden bize yakışanı yapalım ve üzerinde kimsenin tartışmayacağı şeylerden bahsedelim:

Canon EOS 60D’nin haftaya duyurulacağı dedikodusu bir süredir webde dolaşıyor. Bu dedikodu gerçek olursa epey şaşıracağım zira XXD serisinin yerini 7D ve takipçilerine bırakacağını düşünüyordum.

Gerçekten 60D kime hitap edecek tam anlamasam da (D90’i hedef aldığı söyleniyor) kanıtlar epey gerçekçi görünüyor.

Anlaşılan Canon “böl ve yönet”  felsefesiyle “herkes için bir EOS DSLR” çıkaracak.

EOS 60D iddia edilen özelliklerle çıkarsa Canon’un DSLR serisinde ilk defa katlanabilir LCD görüyor olacağız. Video çekecekler için güzel bir haber tabi ki.

Ayrıntı şurada.

Nolan Yeni Kubrick mi?Nolan Yeni Kubrick mi?

Bu tür karşılaştırmalar her zaman çok sevilir.

Messi mi büyük Maradona mı? sorusundan çok farklı olmamakla birlikte “Inception” un çıkışıyla yabancı sitelerde Nolan’ın yeni Kubrick olduğu (veya olmadığı) ile ilgili bir sürü yazı çıkmaya başladı.

İki yönetmen arasında benzerlikler yok değil. Bunların en önemlisi ikisinin de büyük güce kavuşmuş olmaları ve filmlerinin üzerinde tam kontrol sağlayabilmeleri (ki bu Hollywood için neredeyse imkansız sayılabilecek bir iş)

Nolan artık Hollywood “elitinin” içinde garanti bir yer edindi ve belli ki daha da büyük filmlerle yoluna devam edecek. Kalkıp Nolan’a kötü diyecek değilim. Nolan’a kötü diyen bence çarpılır! 🙂

Yine de bence Nolan henüz Kubrick değil.

Zira Kubrick’i çok biricik yapan bir şey vardı: Anlattığı hikayeleri başka hiç kimsenin anlatmayacağı gibi anlatması. Sinefil değilim ama herhangi bir öyküyü sinema diliyle anlatan hiç kimsenin Kubrick’in yanına bile yaklaştığını görmedim. Bu “Kubrick harika anlatıyordu diğerleri kötü” demek değil ama Kubrick gerçekten başka türlü anlatıyordu.

Shining’i düşünün. Başka bir yönetmenin elinde sıradan bir filme dönüşebilirdi. Hemen her filminde bunu görmek mümkün.

Bence Nolan “henüz” Kubrick kadar cesur ve özgün değil. Yukarıda da dediğim gibi tabi ki çok iyi bir yönetmen ama yine de Kubrick ayarında değil.

“Inception” iyi bir film ama Kubrick tarafından çekilse ne olurdu?

Nolan filmi aksiyona boğuyor. Bunu iyi de yapıyor ama bunu yaparken bence aslında “Summer Blockbuster” yapan bir yönetmenin çaresizliğiyle yapıyor. Kubrick aynı şeyi yapar mıydı? Yoksa beklentilere hiç prim vermeyip çok garip bir film mi yapardı?

Bence işi aksiyona dökmezdi.

Peki bundan sonra Nolan yeni Kubrick olur mu? Sanmıyorum.

Tabi butun yazdıklarım spekulasyon ve bu sorunun cevabını ancak zaman verecek. O zaman gelene kadar şuradaki yazıyı da okuyabilirsiniz.

Social Media

Visit Us On TwitterVisit Us On Youtube