Reklamda Oyuncuları Güldürme SendromuReklamda Oyuncuları Güldürme Sendromu

Yukarıdaki film epeydir nette dolanıyor. Bence çok iyi bir reklam filmi. Hem fikir iyi, hem uygulama.

Reklamdaki annenin yüz ifadesi (27. saniye) benim için özellikle önemli. Nedeni de şu: Türk reklam sektöründe çok sık karşılaşılan bir durum vardır. Bir plan çekersiniz ve sizce her şey yolundadır. Fakat yapımcınız veya reji asistanı ajans müşteri masasından size doğru seğirtir. Bu isteksiz geliş genelde hayırlı bir haber yok demektir ve büyük olasılıkla şu yorumla sonuçlanır: “Biraz daha gülümseme…”

Siz de çaresiz oyunculara şöyle dersiniz: “Evet güzeldi, bir kere daha alıyoruz, gülümseyerek lütfen!”

Bazı filmler için bu istek yerinde olsa da ben genelde ölçünün fena halde kaçtığını düşünüyorum. Neden oyuncular sürekli gülümsesin? Böyle bir hayat mı var? Ayrıca yerli yersiz sürekli gülümseyen biri hayatımızda olsa epey gıcık olmaz mıydık? İste yukarıdaki filmde anne gülmüyor (aslında filmde kimse gülmüyor üstelik gülmelerini gerektirecek bir durum da fazlasıyla var) ve bu bence çok doğru bir reji kararı.

Bu film Türkiye’de çekilse mutlaka şöyle biterdi: “Baba düğmeye basar. Anne ile birbirlerine bakıp gülümserler. Sonra çocukla beraber (çocuk kaskı çıkarmıştır) hep birlikte arabanın içinde şarkı söyleyerek ilerlerler ve neşeyle gülerler.”

Fikir yeterince güçlüyse oyuncular ağlasa bile seyirciler gülümser. Fikriniz yoksa oyuncuların hepsi pişmiş kelle gibi sırıtsa da bir şeye yaramaz.

11 Responses to “Reklamda Oyuncuları Güldürme SendromuReklamda Oyuncuları Güldürme Sendromu


  • türkiye gerçekten kendine münhasır bir ülke. abartı denen şeyi çok seviyoruz. içinde abartı olmayan bişeyler olduğu zamanda abartısız buluyoruz ve beğenmiyoruz. ama başkalarının yaptığı o “abartısız” şeyleri beğenebiliyoruz. ondan sonra abartarak aynısını yapmaya çalışıyoruz. sonuç olarak yine abartılı şeyler prim yapıyor. 🙂

  • Bu tür reklamların başarılı olup olmadığını hep merak etmişimdir. Bu reklamda amaç ürünü tanıtmaksa eğer hikaye ürünün önüne geçmiş görünüyor. Tamam, çok eğlenceli ama film bittikten sonra akılda ürünle ilgili hiç bir şey kalmıyor. Sadece markanın kalite algısını biraz daha artırıyor. Yani ”Wolksvagen de yapıyor be abi” diyor insan.

  • aslinda urunle ilgili bir bilgi kaliyor: Araba uzaktan calistirilabiliyor. anladigim kadariyla ozellikle kuzey avrupa icin cok onemli bir ozellik bu (soguk nedeniyle)

    bu film turkiye’de degistirilmis sekilde yayina girdi bu arada. araba nedense siyah yapilmis ve sadece alarmi calar hale getirilmis…

  • yeri degil ama bugün orion’daydım…

    Oktotech diye bir arge firması var,müthis bir video assist yapmıslar,evet dizayn konusunda sıkıntılar var ama,bu cocuklar müthis bir yazılım yapmıslar…

    sahip cıkmak,anlatmak ve bu cocukları sagda solda tanıtmak lazımdır diye düsünüyorum….

  • hocam iletişim çalışmalarında aile kavramına özel önem veriliyor, doğu toplumu olduğumuz için sanırım. bu türlerde tutar hep, babam ve oğlum filmi reklamsız bile tuttu onun için.

  • Bu reklam filminde öncelikle çekirdek aile, çocuk sahibi olma önemi, hayvan sevgisi ve yeni teknolojiye olan tutku var.

    Starwars sinema teknolojisinde görüntüden sese kadar birçok yeniliğe sahip ve otomobil teknolojisinde de VW nin onaylanması söz konusu.

    Bu nedenle bu reklam filmi VW için çok önemli bir adım olduğunu düşünüyorum.

  • Black Swan’da Vincent Cassel, Natalie Portman’ı seyircilere takdim etmek için merdivenlere çıkardığında kulağına şöyle demişti:

    “Paralarına ihtiyacımız var, o yüzden lütfen gülümsemeyi unutma..”

    Türkiye ya da başka bir ülke ayrımı yapmadan evvel İlker Bey’in “Neden oyuncular sürekli gülümsesin” sorusunun cevabını bu söz üzerinden aramak sanırım daha makul olacaktır. Küresel markaların, ürün ve hizmetlerini bölgelere göre kategorize ettiğini de hepimiz biliyoruz. Bunun ekonomik, kültürel farklılıklar gibi bir çok sebebi var. Örnek verecek olursam bugün Türkiye’de birisine “Aslan gibisin” dediğinde büyük ihtimal ruhu okşanacaktır. Aynı kişiye bu sefer “Ayı gibisin” dediğinde bunu hakaret olarak algılayacaktır fakat Norveç’te bunu birisine söylediğinizde, bu o kişi için övünç kaynağı olacaktır çünkü o bölgenin güç simgesi ayı. Mesela Coca Cola Arap ülkelerine daha şekerli versiyonu servis ederken, Kuzey ülkelerine daha farklı bir ürün gönderiyor çünkü iki kültürün de damak tadı farklı. Bu yüzden Türkiye’de yapılan reklamlarda oyunculardan gülümsenmesinin istenmesinin sebebinin kültürel kodlarını iyi okumak gerekiyor diye düşünüyorum. Öte yandan da İnsanlar ikili ilişkilerde de karşı taraftan gelecek pozitif yaklaşımlara göre hareket etmiyor mu zaten? Müşteriler de paralarını harcamak için kendilerine yalandan da olsa gülen marka profillerine alışmış durumda yıllardan beri. Yani müşterilerine hala “yaranma” ekseninde reklam yapan firmalar gülümseyen bir yüz vazgeçilmez sanırım. Gerçi Regal isimli markanın “tokatlı” reklamları bu algıyı tamamen yıkmaya yönelikti. Aynı zamanda birer müşteri olan ortalama izleyiciyle dalga geçiyordu. Keza yıllar öncesindeki Sprite reklamını da aynı eksende değerlendirebiliriz. Coca Cola ve Pepsi rekabetinde her iki marka da reklamlarında dünyaca ünli isimleri kullanarak pazar paylarını büyütmeye çalışırken Sprite efsane sloganı “İmaj hiç bir şeydir susuzluk hey şey” diyerek iki markayı da feci bir şekilde hicvediyordu.

    Bu reklam da Regal veya Sprite gibi bir hiciv durumu yok ama algıyı değiştirmek anlamında benzer bir çizgide. Satır aralarını iyi okursak Adidas başta olmak üzere bu sıralar bir çok markanın gözbebeği olan Darth Vader karakteri ve onun şuanki popüler kültür gücünü arkasına almış. Onunla şekillenen konsepti ve müziği düşününce gülünmemesi bence de doğru karar. WV hangi şirketle çalışıyor bilmiyorum ama son dönemdeki bütün reklamlarında gülümsemeyen oyuncular olmasına rağmen her şekilde gülümseyen izleyici profili var. Yani adamlar gülmeyen oyuncu kullanıyor ama seyirciyi güldürecek kadar da içeriği dolduruyor ve bunu mükemmel bir şekilde yapıyorlar. İki örnek:

    http://youtu.be/ozvb0bBVasQ
    http://youtu.be/Fr2pEtoadvk

    Markasal anlamda düşünürsek de Volkswagen marka bilinirliğini ve kültürünü oturtmuş bir şirket. Afilli sloganlara ihtiyaç bile duymuyor. Sloganları kesin ve direk: “Das Auto” Bu kadar net bir sloganı sahip olacak kadar kendinden emin olan bir markanın da sıradan reklamcılık yöntemlerine yönelmesi zaten zor..

  • ‘birlikte arabanın içinde şarkı söyleyerek ilerlerler ve neşeyle gülerler’ : )9

  • ikir yeterince güçlüyse oyuncular ağlasa bile seyirciler gülümser. bu reklamın türkiye versiyonun slogan ı “yeni passat büyük fikir”

  • iş ciddiye bindi (: bakınız
    http://www.vwdarkside.com/en

  • : ) cok guzelmis. tesekkurler cem.

Leave a Reply