Tag Archive for 'turkiye'

Reklamda Oyuncuları Güldürme SendromuReklamda Oyuncuları Güldürme Sendromu

Yukarıdaki film epeydir nette dolanıyor. Bence çok iyi bir reklam filmi. Hem fikir iyi, hem uygulama.

Reklamdaki annenin yüz ifadesi (27. saniye) benim için özellikle önemli. Nedeni de şu: Türk reklam sektöründe çok sık karşılaşılan bir durum vardır. Bir plan çekersiniz ve sizce her şey yolundadır. Fakat yapımcınız veya reji asistanı ajans müşteri masasından size doğru seğirtir. Bu isteksiz geliş genelde hayırlı bir haber yok demektir ve büyük olasılıkla şu yorumla sonuçlanır: “Biraz daha gülümseme…”

Siz de çaresiz oyunculara şöyle dersiniz: “Evet güzeldi, bir kere daha alıyoruz, gülümseyerek lütfen!”

Bazı filmler için bu istek yerinde olsa da ben genelde ölçünün fena halde kaçtığını düşünüyorum. Neden oyuncular sürekli gülümsesin? Böyle bir hayat mı var? Ayrıca yerli yersiz sürekli gülümseyen biri hayatımızda olsa epey gıcık olmaz mıydık? İste yukarıdaki filmde anne gülmüyor (aslında filmde kimse gülmüyor üstelik gülmelerini gerektirecek bir durum da fazlasıyla var) ve bu bence çok doğru bir reji kararı.

Bu film Türkiye’de çekilse mutlaka şöyle biterdi: “Baba düğmeye basar. Anne ile birbirlerine bakıp gülümserler. Sonra çocukla beraber (çocuk kaskı çıkarmıştır) hep birlikte arabanın içinde şarkı söyleyerek ilerlerler ve neşeyle gülerler.”

Fikir yeterince güçlüyse oyuncular ağlasa bile seyirciler gülümser. Fikriniz yoksa oyuncuların hepsi pişmiş kelle gibi sırıtsa da bir şeye yaramaz.

4.2 Saniye4.2 Saniye

Bu harika fotoğrafı izlediğim şu blog dan aldım. Grafik, kompozisyon, ışık vs gibi estetik açılardan bir değeri olmasa da hem tarihi olarak hem de “photo-journalism” açısından müthiş bir kare olduğunu düşünüyorum. Kerem’in yüzündeki ifadeye dikkat 🙂

PS: Takip etmeyenler için fotoğrafta Kerem Tunçeri oyunun bitimine saliseler kala Türk Milli Basketbol takımını Sırbistan karşısında 2010 FIBA Dünya Kupası finaline taşıyan sayıyı yapıyor.

Suç ve Ceza

skibbe Türkiye genelde yapılan yanlışların ve işlenen suçların çok hızlı, kesin ve keskin şekilde cezalandırıldığı bir ülke değil: Yaptığınız bina depremde yıkılabilir, vergi kaçırabilirsiniz, 14 yaşında kızlarla haşır neşir olabilir, yolsuzluk yapabilirsiniz veya “hızlandırılmış tren” diye bir şey icat edip onlarca kişinin ölümüne dolaylı olarak neden olabilirsiniz. Bunların hepsinden şu ya da bu şekilde kurtulabilir ve gayet pişkin yaşamınızı sürdürebilirsiniz.

Bir tek alanda bu böyle değil: Futbol

Ali Sami Yen’de lig sonuncusundan 5 yerseniz ertesi sabah biletiniz kesiliyor. Yani Türkiye’de sadece futbolda yaptığınız yanlışın bedelini bu kadar çabuk ve net şekilde ödüyorsunuz.

Darısı pişkinlerin başına!

Sonunda 5D Mk II!

[flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/alpilker_f8_hq_001.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/alpilker_f8_hq_001.jpg /]

Sonunda aylardır (hatta yıllardır) beklediğim DSLR elime geçti. İlk DSLR’im 20D’yi alırken bile aslında aklım hep 1 serisindeydi çünkü “full frame” (tam çerçeve) alıştığım bir formattı. Ne yazık ki o zaman 1 serisi 8000 dolardı (ki hala da öyle) ve benim için satın alınması söz konusu bile değildi.

5D Mk II uzun yıllar sonunda çıkan en makul fiyatlı (görece tabi) ve buna karşılık en çok özelliği sunan DSLR gibi duruyordu. Çıkar çıkmaz gözüme kestirmeme karşılık ele geçirebilmek ancak bugüne kısmet oldu.

Evet alet bugün öğlen elime geçti ve o saatten sonra Alp Korfalı ile epey bir oynadık. Tabi derinlemesine bir yorum yapmak şu an mümkün değil ancak kısa kısa notlar ve bir kaç örnekle şimdilik yetineceğim. Yukarıdaki video da (eğer yanlış değilsem) Türkiye’nin ilk 5D Mk II videosu!! Tabi takdir edersiniz ki son derece saçma bir video ama ilk olmanın da bedeli var 🙂

[flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/alpilker_f8_hq_001.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/alpilker_f8_hq_001.jpg /]

Sonunda aylardır (hatta yıllardır) beklediğim DSLR elime geçti. İlk DSLR’im 20D’yi alırken bile aslında aklım hep 1 serisindeydi çünkü “full frame” (tam çerçeve) alıştığım bir formattı. Ne yazık ki o zaman 1 serisi 8000 dolardı (ki hala da öyle) ve benim için satın alınması söz konusu bile değildi.

5D Mk II uzun yıllar sonunda çıkan en makul fiyatlı (görece tabi) ve buna karşılık en çok özelliği sunan DSLR gibi duruyordu. Çıkar çıkmaz gözüme kestirmeme karşılık ele geçirebilmek ancak bugüne kısmet oldu.

Evet alet bugün öğlen elime geçti ve o saatten sonra Alp Korfalı ile epey bir oynadık. Tabi derinlemesine bir yorum yapmak şu an mümkün değil ancak kısa kısa notlar ve bir kaç örnekle şimdilik yetineceğim. Yukarıdaki video da (eğer yanlış değilsem) Türkiye’nin ilk 5D Mk II videosu!! Tabi takdir edersiniz ki son derece saçma bir video ama ilk olmanın da bedeli var 🙂

Continue reading ‘Sonunda 5D Mk II!’

RED Üzerine

[flashvideo file=”http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/red.flv” image=http://www.ilkercanikligil.com/wp-content/uploads/red.jpg /]

RED kamerayı test ettiğimizi söylemiştim. Bir kaç gündür boş vakitlerimde elimdeki bu RED dosyalarıyla oynuyorum. RED ile ilgili genel bir bilgilendirme yapmakta yarar olabilir.

1 – RED nedir?

RED bugüne kadar alıştığımız video kameralardan farklı bir mantıkla çalışıyor. Bunun bir kaç nedeni var. Öncelikle RED bildiğiniz video kameralardan daha büyük bir algılayıcı kullanıyor. Bu da sinema ve fotoğraf makinası merceklerini kullanabilmemizi ve bunlardaki dar alan derinligini elde etmemizi mümkün kılıyor.

Daha da önemlisi RED algılayıcının üzerine düşen görüntüyü HAM VERİ (RAW) olarak kaydediyor. Bu ne demek? Video kameralar rengi elde etmek için genelde 3 algılayıcı kullanırlar ve bu algılayıcıların (Red, Green, Blue) her birinden gelen ham veriyi olduğu gibi kaydetmezler. Veri miktarını düşürebilmek için kameralar bu verileri “işlerler”. Örnek olarak sizin kameraya girdiğiniz beyaz ayarı bu işlemde birinci önemdedir. Kamera yaptığınız seçime göre üç kanaldan gelen bilgileri derler (aslında kodlar) ve bir resim ortaya çıkarır. Bu resim yanlış beyaz ayarıyla oluşturulduysa geri dönüş imkansızdır.

Tek algılayıcı kameralarda aynı işlem Bayer filtresiyle yapılır. Her pikselin önünde bir renk vardır ve böylece algılayıcı kendi içinde üçe bölünmüş olur. Eldeki bu eksik veri “işleme” sırasında tamamlanır ve sonuç resim oluşturulur.

Continue reading ‘RED Üzerine’

One Night in RED*

*Kırmızı Bir Gece

Sonunda RED’i gördük. Sevgili Ergin Öztürk‘ün inceliği ve Guerilla Films‘in konuk etmesi sayesinde, Alp ve Ufuk‘un katılımıyla yıllar süren bekleyişin sonunda RED’i omzuma alıp bir kaç plan çekebildim. Bir takım sıkıcı testler de yaptık tabi onlara da sonra geleceğim ama şimdilik sadece hissiyattan bahsetmek yeterli.

** Kamera hafif değil. 35 mm’ye göre veya Arri D20’ye göre epey hafif ama sonuçta yine de prosumer video kameralarla kıyaslanmaz. 10 dakika taşıyınca belde bir sızlama yaratıyor 🙂

** Tasarımı ve malzemesi iyi görünüyor. 3 saatlik deneme sırasında bir kere kilitlendi. Her açış yaklaşık 30 sn. sürüyor.

** Test çekimleri biraz sıkıcıydı ama omuza alıp gerçek mekanda çekim yaparken çok zevkli. Özellikle 50 mm 1.4 veya 85 mm ile çekim yapmak bugüne kadar adaptörlerle debelenen biri için çok çok zevkli.

** Görüntü kalitesiyle ilgili testleri henüz ayrıntılı incelemedim ama 4K çözünürlük tabi ki iyi görünüyor.

** İş akışı (workflow) sorunları olduğunu düşünüyorum. Bunları ayrıntılı olarak yazacağım fırsat bulunca.

Bütün olası sorunlara ve çekinceye rağmen RED bence güzel. Bugüne kadar gördüğüm en güzel video kamera diyebilirim (her ne kadar üreticileri ona video kamera demeseler de!)

Devam Edecek!

RED Sonunda Türkiye’de

Aylardır konuşulan “sayısal sinema kamerası” RED One sonunda Türkiye’ye gelmiş: RED şimdilk sadece Giyotin Reklam ve Produksiyon Hizmetleri tarafından kiralanabiliyor. Sitelerinde konuyla ilgili ayrıntılı bilgi var. Siteden gördüğüm kadarıyla güzel bir set yapmışlar. Sadece mercek kısmı biraz zayıf ama o da dışarıdan kiralanabilir.

Tabi Türkiye’ye yeni bir şey geldiğinde genelde insanlar ikiye ayrılır: Verili durumda “Süper RED” ciler ve “Kahrolsun RED” ciler! Bakalım bu sefer kim nerede saf tutacak…

Sırada daha çok RED var. Darısı bekleyenlerin başına diyeyim. Memlekete hayırlı olsun!

ZAM!

Genel istek uzerine bu basligi acayim artik dedim: Bilindigi uzere hukumet tum dijital kameralara yüzde 20 ek vergi bindirmis. Kaba bir ornekle Amazon’da 800 dolar olan EOS450D’yi Turkiye’de bugune kadar yaklaşık 1200 dolara alabiliyordunuz. Oysa artık 1500 dolara alabileceksiniz…

Onceki basliklardan birinde gorebileceginiz gibi Omer Bey bana kızıyor ama bu konudaki gorusum pek degismedi: Turkiye zaten o kadar pahali ki ustune bir yuzde 20 daha gelmis olması pratikte cok az değisiklik yaratiyor.

Tabi ki hukumetin her alanda karşılaşılan bu “tuttugunu vergileyen” politikasını siddetle kınıyorum o ayri!

Dunyada ilk!

Binbir Gece diye bir dizi varmis. Rating canavariymis bu dizi ve asagida okuyacaginiz gibi sezon finali canli olacakmis:

Hurriyet (03.06.08) İrfan Şahin (Kanal D Genel Yayın Yönetmeni): Bir dizinin canlı yayınla ekrana gelmesi Türkiye’de bir ilk, bildiğim kadarıyla dünyada da başka bir örneği yok. Dolayısıyla ilkler her zaman insanı çok heyecanlandırıyor. Tabii heyecanın yanı sıra başarılı olup olmama endişesi de var. O yüzden hepimiz salı gecesini merakla bekliyoruz. Ekip çok iyi hazırlandı. Oyuncular, teknik ekip herkes elinden geleni yapıyor… Canlı yayın Erol Avcı’nın fikridir. Bu düşüncesini bizimle paylaştığında çok heyecanlandık…

Erol Avcı (Yapımcı): Dünyada ilk kez gerçekleştirilecek bu olayın başlangıcı, senaristimiz Yıldız Tunç ve ekibi tarafından bana iletildiğinde çok heyecanlandım. Hemen bu fikrimi genel koordinatörümle paylaştım…

Evet: Dunyada ilk olacak bu muthis olay ne gariptir ki 1985’ten bu yana asagida listelenmis dizilerde defalarca yapilmisti. (Wikipedia’da “live episode” yazilarak bulunabiliyor. Wikipedia mi? O da ne yahu?)

Youtube Yassah Hemserim!

Gercekten bu ulkede yasamaktan utaniyorum. Neyse ki yasaklanan youtube ve benzer sitelere erisme yolu var ve cok kolay. OpenDNS adindaki site bunu yapmanizi sagliyor. Ne yazik ki TTNet aklinca OpenDNS e erisimi de yasaklamis. Fakat ilkercanikligil.com’un hizmetleri durmuyor: Okurlarimiza dev kiyak: Kazaen de olsa bu sitelere girmek istemiyorsaniz  Windows’ta network ayarlarina girMEYİN. Internet ayarlarinin altinda DNS ayarlarini bulMAYIN. Obtain DNS automatically yerine use following DNS server i isaretleMEYIP adres olarak: 208.67.222.222 ve alternate olarak 208.67.220.220 girMEYIN.

Sakin ola ki bu yukarida yazdiklarimi yapmayin aksi takdirde OK dedikten sonra artik istediginiz siteye girebilirsiniz ve Ankara’daki bilmemkacinci sulh makhemesinin karari sizi zerre kadar irgalamayacaktir. Gule gule kullanMAYIN! Hic bir tehlikesi de yoktur bu yaptiginiz islemin merak etmeyin.