Canon bugün yeni EOS 550D yi duyurdu.
Kamera 1080p modunda 30p, 24p, 25p; 720p modunda ise 60p, 50p gibi seçenekler sunuyor ve pozlama konusunda tam kontrole izin veriyor. 550D bu haliyle (ve 1000 dolar altında olması beklenen fiyatla) şu andaki en iyi HDSLR oluyor. Canon’u lanetliyorum!
18 mp lik algılayıcı, 6400 ISO, yeni pozlama sistemi, arti eksi 5 fstop compensation, movie crop mode vs gibi bir çok özellikle yeni EOS epey iddialı.
Ayrıca Canon E1 adlı bir plugin (eklenti) duyurdu. Bu eklenti Final Cut icin EOS video dosyalarının Prores’e cevrilmesini iki kat hızlandırıyormus. Ayrıntı şurada.
Emir İmer’den gelen linke göre Canon’dan yeni bir profesyonel video kamera geliyor. Bağlantıdaki basın duyurusu kameranın MPEG2 Full HD 4:2:2 formatını destekleyeceğinden bahsediyor.
MPEG2 karelerarası sıkıştırmalı (Long GOP) bir format olduğu için bu haber bizi üzse de 4:2:2 profilini desteklemesi sevindirici. Örneğin Sony EX3 4:2:0 lik bir profil kullanıyor. Bu da yeni Canon’a renk konusunda avantaj sağlıyor.
Ayrıca Canon kameranın MXF desteğiyle bütün büyük kurgu sistemleriyle uyumlu olacağını iddia ediyor.
Bekliyoruz.
Canon dün EOS sisteminin çıktığı 1987′den bu yana tam 50 milyon EF mercek ürettiğini açıkladı. Şirket daha önce bugüne kadar 30 milyon EOS gövdesi ürettiğini açıklamıştı. Bilindiği üzere Canon 1987′de beklenmedik şekilde bütün eski merceklerini emekliye ayıracak bir sistem değilikliğine gitmiş ve EF nin FD ile geriye uyumlu olmayacagini aciklamisti.
50 milyonuncu mercek yanda gördüğünüz EF 100 mm 2.8L IS Macro olarak duyuruldu.
Ben de yeni yıla girerken kendime bundan bir adet hediye almıştım ve hakkında bir yazı yazacaktım: Bugüne kadar satın aldığım mercekler içinde en iyisi diyebilirim. Önceki 100 mm macro için de hep olumlu konuşulurdu ama bu yeni versiyon kırmızı çizgisi ve IS sistemiyle daha etkileyici
Tabi kırmızı çizgi bir yana yeni 100mm Macro gerçekten keskin ve eğlenceli bir mercek. O kadar ki son bir aydır neredeyse sadece onunla bir şeyler çekiyorum.
Kısaca almayı düşünenler artık düşünmesin!
Bu mercekle çekilmiş bazı fotoğraflar sağ yandaki flickr barında…
Sony sıkıcı kameralarına bir yenisini eklemiş:
Şirket NX5 adlı bu kamerayla (yanılmıyorsam) ilk defa AVCHD kullanıyor.
3 adet 1/3 inch EXMOR (ne demekse!) CMOS algılayıcıya sahip bu kamera yine Sony’nin müthiş icadı (!) touchscreen li bir LCD sunuyor (kim kamera ayarlarını bir ekrana dokunarak yapmak istiyor? Sanırım sadece Japonya’daki bir takım mühendisler!)
Kamera yine Sony’nin muazzam (!) memory stick kartlarını kullanıyor ama ek para verirseniz CF kartlara da kayıt yapabiliyormuş.
Sony gibi bir dev neden her elini attığını batırır gerçekten merak ediyorum: PS3 gibi harika bir aleti doğru dürüst kullanamıyorlar, cep telefonu konusunda sürekli hayal kırıklığı yaratıyorlar. Kameralarda inatla küçük algılayıcıda ve long GOP da israr ediyorlar. Şimdilik tek doğru yaptıkları iş DSLR sanırım.
Evet bugün Sony’ye çok yüklendim ama haklarını da vereyim: Kameranın en iyi tarafı 920 bin pixel lik 3.2 inchlik LCD’si ve 852*480 lik bakacı (uyuma Panasonic!). Sony LCD konusunda her zamanki gibi rakipsiz.
İşte böylece sıkıcı bir kamera daha seçeneklere eklenmiş oluyor. Şaka bir yana giriş seviyesi bir kamera olarak çok fena da değil. Tabi henüz fiyatı açıklanmadı. Açık rakibi daha önce testini yaptığım HMC151.
Daha fazla bilgi için şuraya bakabilirsiniz.
1994′ten bu yana Avid kullanıyorum. Yıllarca Adobe Premiere kullananlarla dalga geçtim.
RED’le daha çok reklam filmi çekmeye başlayınca transcode ile uğraşmamak için (transcode en sevmediğim şeylerin başında gelir!) Premiere ile de çalışmaya başladım (bir takım eski öğrencilerim bunu duyunca bayram edecekler : )
Önce kendim Premiere’e dokunmamak için başka kurgucularla çalıştım. En son projede biraz mecburiyetten başına oturmam gerekti. Aslında iyi de oldu böylece Premiere neymiş göreyim dedim.
Bitmeyen ve genelde hiç bir şeye yaramayan tartışmalar vardır: Mac mi, Windows mu gibi. Bunlardan birini daha ateşlemek niyetinde değilim elbette. İki sistemin de iyi ve kötü yönleri var: Premiere doğrusu çok yol kat etmiş: Avid’e göre çok daha uyumlu, nazlanmıyor, her şeyi okuyor (bazen yarım yamalak da olsa). Avid ise yıllar geçtikçe daha da huysuzlaştı.
Premiere’i kullanmak da garip şekilde kolay. Hiç bilmeden aletin başına otursanız o sefil arayüzü kurcalaya kurcalaya bir şekilde planları arka arkaya getiriyorsunuz. Avid’i bu şekilde öğrenmek daha zordur.
Yine de (her şeye rağmen) kesin olan bir şey var ki “kurgu yapmak” istiyorsanız Avid hala daha iyi. Aslında bu iyilik çok basit ama kritik bir kaç küçük araçtan ibaret ama nedense Adobe bu özellikleri Premiere’e koymamakta direniyor.
Bunların bence en önemlisi “multiple trim” denen özellik. Avid sistemlerinde farklı planların başlarını sonlarını aynı anda seçip (hepsini birden farklı yönlere doğru!) budayıp uzatabilirsiniz (trim). Bu özellik Premiere’de yok. Nedenini bilmiyorum. Akıllarına gelmemiş olacağına inanmak istemiyorum. Aslında genel olarak Premiere’in “budama-uzatma” arayüzünü sevmiyorum.
Avid’in nazına katlanmak kolay değil ama bir önceki başlıkta EA’nin dediği doğru: “Kurgu” yapacaksanız hala Avid iyi.
Üzgünüm Premiere severler!
PS: Final Cut ilgi alanıma girmiyor.
Samsung 4 Ocak itibariyle yeni kamerası NX10′u duyurdu.
Alet beklendiği üzere aynasız bir DSLR. APS-C boyutunda 14.6 MP’lik bir algılayıcısı var ve 3 inch’lik OLED (Organic LED) ekranıyla yanlış değilsem bu alanda bir ilk oluyor. Bakaç olarak da VGA bir LCD kullanıyor.
OLED ekranın enerji ihtiyacı daha az, görüş açısı daha geniş ve LCD’ye göre daha yüksek kontrast sunuyor.
Bu hareketle Samsung da büyük algılayıcılı küçük kamera trendine sağlam bir giriş yapmış oluyor. Anlaşılan 2010 hareketli geçecek!
Aynı zamanda 720p video ceken aletle ilgili ayrıntı her zaman olduğu gibi şurada.
Bu yıl sinema – video – fotoğraf alanlarında önemli gelişmeler oldu.
* RED Türkiye’de hızla yaygınlaştı. Her zamanki gibi başta soru işaretleri ve bilinçsiz itirazlar (veya bilinçsiz amigoluklar) olsa da beklediğimden hızlı bir gelişim oldu ve bir çok kiralama şirketi RED’leri ikişer üçer satın almaya başladı. İş akışı problemleri de daha yavaş olmakla birlikte çözülüyor. Avid hala uyuyor bakalim ne zaman uyanacaklar.
* Canon 5D MK II kullanıcılarını 6 ay elle diyafram kontrolü için, bir 6 ay da kare sayısı için bekletti. 2010′da bu hasretin biteceğini umuyorum. Bütün bu saçmalığa karşın 2009 HDSLR’ların yılı oldu diyebiliriz.
* Panasonic ve Olympus çok hayırlı bir iş yaparak Micro 4:3 formatında, büyük algılayıcılı ve değişebilir mercekli kameralar çıkardılar (Olympus Pen ve Panasonic GH1 – GF1)
Peki seneye neler olur?
* Canon’un mutlaka 5D MK II özelliklerinde EF uyumlu bir video kamera çıkaracağını düşünüyordum. Ne gariptir ki bu konuda da beni yanılttılar. Elinde bu kadar geniş bir mercek seti ve algılayıcı teknolojisi olan bir şirketin neden video kamera yapmadığını anlamak mümkün değil. Sonuç olarak 2010 için bu beklentimi koruyorum ama eskisi kadar emin değilim. 2010′da 5D MK III beklenmiyor ama 1Ds MK IV’un geleceği neredeyse kesin. 35 MP olmasını beklediğim bu kamerada videoyla ilgili surprizler de olabilir.
* Micro 4:3 işi hız kazanarak devam edecek ve yeni modeller gelecektir. Nikon ve Canon’un bu pazara girmeleri gerekirdi ama ortada daha önce de bahsettiğim bir sorun var: Ellerindeki APS-C merceklerle uyumlu bir sistemle pazara girseler bu sefer 500D gibi kameraların satışı ciddi şekilde baltalanacak. Micro 4:3′le de giremezler. Bu nedenle ne yapacaklarını bilemediklerini ve dua edip Micro 4:3′ün unutulmasını dilediklerini sanıyorum
* Sony: Her zamanki tuhaf inadıyla kendi bildiği şekilde ucubik kameralar yapmaya devam edecektir. Yeni EX turevleri yapabilirler. Zaten EX serisi çok tuttu. Buradan daha çok ekmek yiyeceklerdir. Ne yazık ki kötü bir codec kullanıyorlar.
* Panasonic: Emin olduğum tek şey: Panasonic büyük algılayıcıya geçecek. Yeni codecleri de umut veriyor ama sevgili Pana büyük olasılıkla harika bir kamera yapıp buna dünyanın en kötü LCD ekranını koyarak kendi kendini baltalayacaktır.
İyi seneler!
Şuradan okuduğumuza göre 3000 feet (yaklaşık 900 metre) den düşen bir Canon Digital Rebel çalışmaya devam ediyormuş. Eh bu olay Canoncuları epey sevindirir.
Söylentiye göre Nikoncular da D90′i 3000 metreden atmayı deneyeceklermis
Kameraları test etmek hem sıkıcı hem de zor bir iş. DXOLabs geçen yıl bir takım blog yazarlarını ve teknoloji hastalarını rahatlatmak için kamera testinde son nokta diyebileceğimiz bir site yarattı: http://www.dxomark.com/
Bu sitede kameraların algılayıcıları bilimsel olarak ve RAW performansları üzerinden test ediliyor. Aklınızdaki kameraları karşılaştırmak için kolay bir arayüz de sunulmuş.
Tabi unutulmaması gereken buradaki karşılaştırmaların tamamen bilimsel ve bu yüzden de biraz kuru olması. Pratiklik, mercek seçenekleri, ek özellikler vs test edilmiyor. Sadece RAW algılayıcı performansı değerlendiriliyor.
Şu andaki şampiyon 88 puanla Nikon D3X. Bu sonuçla Nikon gezegendeki en iyi algılayıcıya sahip gibi görünüyor. 20.000 dolarlık Hasselblad H3DII bile 78 puanla Nikon’un gerisinde. Canon 5D MK II ise 79 puan almış.
PS: Yanılmışım. Şu andaki şampiyon 89 puanla Phase One P65 Plus!
Son Yorumlar