Author Archive for ilkerc

İyi Film?

Film alanında iyi bir şey yapmak çok zor. Hele de reklam gibi bir alandaysanız müşterinin ve/veya ajansın vizyonu devreye giriyor. Sinemada da aynı şey seyirci için söylenebilir. Hedef kitlenize uymak durumundasınız.

Yukarıdaki film Lucas Guadagnino tarafından bir otel grubu için yapılmış ama sıradan otel filmlerine hiç benzemiyor.

Türkiye’de buna benzer bir şey yapılabilir mi?

Sanmıyorum :) çünkü ne yazık ki bu topraklarda çoğu insan bir şeyleri ekranda göstererek satabileceğini düşünüyor. Ne büyük bir yanılgı!

X Kuşağı ve Film

Bugünlerde kamera üreticileri X’le başlayan veya biten modeller çıkarmaya başladı. G1x, 1Dx, Fuji X Pro 1… Hatta yeni 5D’nin beklendiği gibi 5D MK III değil 5D X olacağı iddia ediliyor.

X kusağı kameralar ortalığa çıkarken Kodak Amerikan ticaret sisteminde 11. Başlık diye adlandırılan iflas koruma talebinde bulundu. 133 yıllık sirket dünyanın ilk dijital kamerasını yapmasına rağmen bir türlü bunu kullanamadı. Kodak uzun süredir bu başvurunun sinyallerini veriyordu. Üst düzey yöneticilerine bakılırsa şirket artık “yazıcı” konusuna yoğunlaşacak.

Arri ve Aaton daha önce film kamerası üretimini durdurduklarını açıklamışlardı. Böylece filmin ölümü resmileşiyor diyebiliriz. Yıllarca bu konuda feryat figan bağıran bir çok insan vardı. Bugünlerde ise herkes Alexa ve 5D peşinde koştuğu için kimse konuşmuyor bu konuları.

Hal böyleyken Mission Impossible: Ghost Protocol gibi bir filmin bir kısmı hala IMAX gibi teknolojilerle çekiliyor. O halde film ölecek mi? Henüz tam olarak değil. Doğrusu “MI:Ghost Protocol” perdede çok iyi görünüyordu. 200 milyon dolarlık bir film çekecekseniz film kullanabilirsiniz : )

PS: Şuradan öğrendiğimize göre Kodak “bir süre daha” sinema filmi üretimini sürdürecekmiş ve hala o bölümden kar ediyormuş.

JVC@4K

Dünyanın en garip şirketlerinden JVC yine kendine yakışır bir girişimle karşımızda. Nuvit Bingöl sayesinde şuradan öğrendiğimize göre JVC dünyanın ilk 4K el kamerasını yapmış. Kamera 3840*2160 piksellik görüntüleri 24/50/60 kare hızlarında 144 Mbps veri hızıyla h.264 sıkıştırmasıyla SDHC veya SDXC kartlara kaydediyormuş.

Ayrıca kamera 8.3 MP lik ve 1/2 inch boyutundaki Cmos’tan gelen görüntüyü HD olarak çıkabiliyormuş.

4995 USD’lik tavsiye fiyatıyla JVC yine bir ilki başarırken eminim çok az satmayı da becerecektir. Kim böyle bir kamera istiyor gerçekten merak ediyorum : )

Canon G1X ve Nikon D4

Bu iki kamerayi yan yana getirmek çok saçma ama ikisine ayrı yazı yazmaya da üşendim doğrusu : )

Nikonlarla genel olarak pek ilgilenmiyorum. Bunun iki nedeni var: Birincisi elimde bir sürü Canon mercek varken şimdi tutup Nikon’a geçmem boşa para harcamaktan başka bir işe yaramaz. İkincisi Nikon videoya Canon kadar önem vermiyordu (en azından bugüne kadar). Kısaca kafalarda soru işareti kalmaması için: Canon’un Nikon’dan daha iyi olduğunu (veya tersini) düşünmüyorum veya Canon’dan para almıyorum (hatta tam tersi Canon’a para veriyorum!)

Yeni Nikon fiyatından da anlaşıldığı gibi Canon’un 1Dx’ine doğrudan rakip. 16 MP’lik kamera bize öncelikle Megapiksel yarışının şimdilik kesin olarak bittiğini gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda bu durum değişebilir ama görünen o ki bir kaç yıl için bu yarış bitti. Yeni yarış “daha iyi görüntü, daha yüksek ASA” alanında olacak.

Kameranın üzerinde çok durmuyorum zira her şeyi harika yapan gayet güzel bir alet işte : ) Zaten bunu alacak insanların ne aldıklarını biliyor olmaları gerekir. Aletin en ilginç özelliği HDMI üzerinden uncompressed HD video çıktısı vermesi. Bunun ayrıntıları şimdilik belirsiz ama her şekilde bu Canon’u utandıracak bir adım. Yeni 5D’de bu özelliğin olacağına kesin gözüyle bakabiliriz artık.

Diğer kamera benim yıllardır nefret ettiğim G serisinin “devrimci” bir türevi. Evet Canon G1x ile ilk defa küçük bir kameraya büyük sensor koyuyor. Bu işi yaparken ilginç bir kararla merceği sabit bırakıyor (4x bir zoom). Bence bu doğru bir karar. Yanında küçük bir kamera taşımak isteyen biri cebinde başka mercekler taşımak ister mi? Sanmıyorum. Alet aynı zamanda full HD 24 fps video çekebiliyor.

Evet yeni oyuncaklar bunlar. Şuradan G1x, şuradan da D4 incelenebilir.

Ayrıca Canon’un 6 adet yeni küçük video kamerası (VIXIA) da şuradan incelenebilir. Üzerlerinde sosyal medya paylaşım butonları varmış : )

2012 Tahminleri

Şurada 2010 yılına ait tahminlerimi yazmıştım. Bazılarını tutturmuşum ama mesela Canon beni yanıltıp 2011′de yapti EF video kamerasını.

Gelelim 2012 tahminlerime. Tabi bunlar sadece tahmin. Alım satım kararlarınızı buna göre vermenizi öneremem : )

* Kolaydan başlarsak 5D MK III 2012′nin Eylül ayında duyurulabilir. Fakat Canon’un aynı zamanda bir cine DSLR çıkarmak istediğini biliyoruz. Bu durumda 5d MK III  hayal ettiğimiz kadar gelişmiş video özellikleri taşımayabilir. 1Dx deki megapiksel açısından geri adım (18 MP) bazı profesyoneller arasında hoşnutsuzluk yarattı. Buna göre belki de 5d MK II 32 – 36 MP olabilir.

* Canon’un yeni S35 kamerası EOS 300C iyi satacak (özellikle Amerika’da) fakat Canon bu seride başka kameralar da çıkaracak. Yavaş hareket eden bir şirket oldukları için o kameralar 2013′e kalır diye düşünüyorum. EOS 300C şu haliyle pahalı. Belki bir miktar fiyat düşürebilirler.

* Alt seride 7D MK II – 70D – 700D gibi kameralar beklenebilir. Bu da 1Dx’in kırpılmış bir hali olacaktır doğal olarak. 7D mk II nin olacağına ihtimal vermiyorum. Bence 7D’nin devamı olmayacak.

* Sony’nin F3′ü iyi bir kamera ve Sony’de boş durmayacaktır. F3 için yeni mercekler çıkabilir.

* Af101 ne yazık ki yanlış bir kamera ve gördüğüm kadarıyla iyi satmıyor. Panasonic yeni bir şey yapsa iyi olur ama onlar da çok hızlı değiller.

* Bence en büyük değişim amatör fotoğraf alanında oluyor. Iphone 4s’in kamerası gayet iyi. Hatta 4′teki kamera da iyiydi. Instamatic gibi başarılı uygulamalar ve destek uygulamaları sayesinde artik elinizin altında sadece kamera değil küçük bir fotoğraf işleme sistemi var. Gerçi kullanılan efektler bazen epey zevksiz ama hızla gelişecektir. Iphone ve turevlerinin işlemci gücü hızla artıyor. Bu durumda pocket cam denen aletlere kimin ihtiyacı var ki? Bence pocket cam satışları önümüzdeki yıllarda hızla düşecek.

* Dünyada Alexa ve RED arasındaki savaş son hızla devam edecek (Alexa’nin yükseltimle 120 kareye çıkacağı duyuruldu) Türkiye’de Alexa kesin olarak galip geldi ne yazık ki çünkü Alexa’nın “kutudan çıktığı gibi” daha iyi görüntü verdiği konusunda herkes hem fikir. RED ile çekerseniz post sırasında daha fazla uğraşmanız gerekebiliyor.

* Ipad 3 çıkacak. Aletin 2048*1500 gibi bir çözünürlükte LED ekrana sahip olması bekleniyor. Sinemacılar için müthiş bir deneyim olacak. Tabi örneğin EOS kameraların hala Ipad ile kontrol edilememesi nasıl bir akılsızlıktır anlamak mümkün değil.

Herkese iyi seneler!

Reklam Yönetmenliği

Sık sık benden daha genç insanlar “Nasıl reklam yönetmeni oluruz?” sorusuyla gelirler. Bu sorunun bende iki cevabi var. Birincisi kısa olan: “Bilmiyorum.”

İkincisi çok daha uzun ve sonucunda aradığınız cevabi tam olarak bulabileceğiniz de şüpheli. Yine de bu yazıyı okuyacaksanız bu meseleyle gerçekten ilgilisiniz demektir.

Reklam yönetmeni olmanın birinci şartı bu tür blog yazıları yazmamaktır. Bu hem şaka, hem değil zira reklam yönetmenliği dışarıya kapalı bir alandır ve bildiğim kadarıyla hiç bir reklam yönetmeni bu konularda kimseye bir şey söylemez (hele de böyle kamuya açık ortamlarda). Reklam yönetmenliğine başlangıç da aynı şekilde bir muammadır çünkü bir reklam filmine yönetmen olarak seçilebilmek için daha önce reklam (lar) çekmiş olmanız gerekir! Tabi buradaki saçmalık gayet açık. Durum sadece bu olsaydı etrafta hiç reklam yönetmeni olmazdı. Oysa bir sürü insan reklam yönetmenliği yapıyor. Bu insanlar analarının karnından reklam filmi çekerek doğmadıklarına göre bu işte bir terslik olmalı!

Continue reading “Reklam Yönetmenliği” »

Equal

Weisscam’le çektiğim bir reklam filmi. Postunu Otomat yaptı.

Sizi Seven Kamera: Ikonoskop A-cam dII

Togan Gökbakar ve A-Cam dII

Togan Gökbakar ve A-cam dII


Yıllardır merak edilen kamera Ikonoskop A-Cam DII’yi sonunda deneyebildim.

Bilenler bilir bir Isveç kökenli küçük bir firma olan Ikonoskop epeydir webde dolanan bir şehir efsanesi gibidir. Şuradan da görebileceğiniz gibi firma A-Cam DII adında bir dijital film kamerası yapıyor.

Kamera 16 mm boyutlarında CCD bir algılayıcıya sahip ve bir çok mercekle uyumlu. Yalnız tabi örneğin Canon EF mercekler bu kamera ile çalışırken odak uzaklığı 3 ile çarpılıyor.

Kameranın en şaşırtıcı tarafı 1920*1080 boyutlarında “sıkıştırmasız” 12 bit RAW DNG kaydetmesi.

Dünyada henüz 30 küsür adet olan bu kameralardan biri de (tam olarak 33. sü) Togan Gökbakar’da.

Kamerayla çok uzun olmasa da bir saat kadar oynadım. Fotoğrafta gördüğünüz gibi alet gayet küçük, basit, elde tutması kolay ve zevkli. Tabi bir takım problemleri var: Örneğin vizörü çok kötü (ama bu HD-SDI çıkışına düzgün bir monitör takarak aşılabilecek bir sorun). Aktarım hızı çok yavaş (zira şirket sıkıştırmasız RAW video hızına yetişebilmek için kendi kartlarını tasarlamış ve bu kartları hızlı aktaracak bir sistem bir kaç aya hazır olacakmış.)

Kamera üzerinden izleme yapmak da biraz problemli yani aslında A-Cam DII henüz beta seviyesinde sayılabilecek bir kamera o yüzden sert eleştirmek doğru olmaz.

Gelelim güzel tarafına: Kamera aslında kendi diskine arka arkaya Adobe DNG kareler kaydediyor. Bu kareleri yine Adobe’nin Camera RAW’u veya Lightroom ile açabiliyor ve istediğiniz gibi renk düzenleme yapabiliyorsunuz. Sonra After Effects’e bu dosyaları import ederken ilk karenin rengi  istediğiniz gibiyse diğer kareler de aynı şekilde açılıyor.

Bunun sonucu olarak artık alıştığımız ve hatta neredeyse sıkıldığımız RED ve Alexa görüntüsünden farklı ve daha “analog” bir görüntü ile karşılaşıyoruz. Bugüne kadar gördüklerim arasında A-Cam DII renk olarak filme en yakın kameralardan biriydi diyebilirim.

Tabi A-Cam DII henüz profesyonel bir ortamda kullanılacak düzeyde değil ve bunca devin olduğu bir alanda şirket varlığını sürdürebilir mi emin değilim ancak sadece Adobe DNG’ye verdikleri destek ve sıkıştırmasız RAW israrları bile çok sempatik.

Zaten kamera açılırken ekranda “A-Cam DII The Camera Loves You” yazıyor!

Algılayıcının küçüklüğü bir sorun gibi görülebilir ancak 2/3 merceklerle uyum aslında bir avantaj. Kısaca A-Cam DII parlak bir fikir fakat henüz bitmemiş bir uygulama. Uzun film çekilebilir mi şu haliyle? Şimdilik zor ama umut var.

Şuradan Togan’ın Ikonoskop ile çektiği bazı denemeleri görebilirsiniz.

C300 ve Digerleri

Canon’un yeni video kamerası C300′ün Scorsese’li tanıtımı çok iddialı olunca bazı şeyler gözden kaçtı. Bunların en önemlisi kesinlikle yeni EF Cine Mercekler. Canon’un kendi kameralarının ucuna Zeiss veya Nikon takılmasından hoşlanmadığı biliniyordu. Ancak tepki beklediğimizden büyük oldu. Peki hangi mercekler çıktı?

  • CN-E14.5-60mm T2.6 L S / CN-E14.5-60mm T2.6 L SP *
  • CN-E30-300mm T2.95-3.7 L S / CN-E30-300mm T2.95-3.7 L SP *
  • CN-E24mm T1.5 L F
  • CN-E50mm T1.3 L F
  • CN-E85mm T1.3 L F

Zoomların (*Hem PL hem EF sürümleri var) fiyatları 45.000 USD civarında! Prime mercekler de 6000 – 7000 USD aralığında olacak. Aslında bu haber c300 den daha önemli. Canon “sayısal film kamerası” işine tam gaz girdiğini asıl bu merceklerle duyurdu diyebiliriz. c300 sadece bir başlangıç.

Aynı zamanda gözden kaçan bir diğer haber de yeni bir “Cinema DSLR” ile ilgiliydi. Şuradan öğrendiğimizde göre Canon 4K kayıt yapabilecek ve öncelikle film sektörü için üretilecek özel bir DSLR hazırlıyor.

Bütün bu gelişmeler Canon düşmanlarını kızdırıyor ve çıkan ürünlerde kusur bulmaya itiyor. Eleştiriler haksız olmasa da aslında bütün bu ürünler daha parlak bir geleceğin habercisi diye düşünüyorum: Rekabet iyidir!

EOS C300

Yıllardır beklenen kamera sonunda çıktı. Daha önce bu blogda çok defa yazdığım gibi herkes Canon’un neden elindeki gücü kullanıp büyük algılayıcılı bir kamera çıkarmadığını merak ediyordu.

Neyse sonunda beklenen oldu. Japon şirketleri çok garipler. Yıllarca inat edip sonra aniden beklenmedik şekilde hareket edebiliyorlar. Sanırım kültür farkı bu.

Kamera Super35 mm boyunda ve 8 MP lik bir algılayıcıdan 1080p görüntü üretiyor. Bu aslında hayırlı zira böylece klasik Bayer pattern li tek sensör kameralar gibi (örneğin RED) “üretilmiş” bir 4K yerine her pikselde tam olarak örneklenmiş bir full HD video sunuyor (yani aslında 3 CCD gibi davranıyor)

MPEG2 4:2:2 50 Mbps codec kullanan kamera istenirse PL istenirse EF merceklerle kullanılacak şekilde iki sürüm olarak üretilecek. 2012 başında tahminen 20 bin dolar gibi bir fiyatla satışa çıkacak.

Fiyat yüksek mi? Hem evet hem hayır. Bu kamera Alexa’dan daha iyi olabilir (ürettiği görüntü açısından). Bu açıdan bakılırsa fiyatı ucuz. Tabi HDSLR filmciliği ile ilgilenen bir öğrenci veya amatör içinse fiyatı çok yüksek.

Kamera 720p de 60 kare yapabiliyor. Bu bence kötü ama zaten Alexa da öyle :)

Canon bu kamerayla doğrudan Alexa ve RED’le uğraşmaya başlıyor. Bu konuda başarılı olabilir mi? Bence istese çoktan olurdu ama Canon klasik olarak daha geniş bir kitleye ulaşmak istiyor. Bugüne kadar yaklaşık 8000 RED kamera satılmış. Bu sayı Canon gibi bir şirket için yetersiz. O yüzden aslında ne şiş yansın ne kebap türünden bir kamerayla karşımızdalar.

Alınır mı? Fazladan 20 bin dolarınız ve kameraya ihtiyacınız varsa olabilir neden olmasın? RED Scarlett de aynı gün bir duyuru yaptı (ne tesadüf : ).  Ben alır mıyım? Sanmıyorum :)

Ayrıntı şurada

PS: Ayrıca Canon PL mercek üretmeye başlıyor. Bu bence diğer haberden daha önemli. Ortalık yine toz duman kısacası.

Toyota Yaris


yon: ilker c. / prod Co: Mood / Dop: Thomas Stokowski / Post: İmaj TV / Otomat / Müzik:Ozan Çolakoğlu

Alexa ile çektiğim son reklam filmi. Soru şu: 1250 ASA’da Alexa noise uretiyor mu? Evet biraz ama yine de (noise acisindan) filmden (35 mm) iyi mi? Evet ne yazik ki : )

Yıllarca filmin ölümü konuşuldu. Bugünlerde artık kimse filmin (pelikulun) ölümünü konuşmuyor.

Ben hala Epic’i bekliyorum.

Lytro Her Şeyi Değiştirir mi?

 Daha önce bahsettiğim Lytro sonunda ortaya çıktı.
Bilindiği gibi kamera “ışık alanı” kaydediyor. Bu sayede sonradan istediğiniz yere netlemek, hatta stereoscopic görüntü üretmek mümkün oluyor. “Apple’ın Iphone la yaptığını kamerada yapmak istiyoruz” demişlerdi. Tasarıma bakınca gerçekten bu yolu tuttuklarını görüyoruz.
Lytro’nun nasıl çalıştığı da biraz daha açıklık kazandı. Algılayıcının önünde micro mercekler var ve bunlar asıl mercekten gelen ışığı farklı piksellere yönlendirip ayırıyorlar. Böylece “ışığın yönü” adı verilebilecek yeni bir veri ortaya çıkıyor. Daha sonra bu bilgi kullanılarak “algılayıcı daha uzakta veya daha yakında olsa ne olurdu?” sorusunun cevabı hesaplanabiliyor (ki bu da netlik yapmak demek).

Aynı şekilde kamera biraz sağdan baksa biraz soldan baksa gibi varsayımlar da hesaplanabiliyor.

Tabi bu da aslında sonuçta kullandığınızdan daha fazla veriyi saklamanız gerektiği anlamına geliyor. Bu nedenle Lytro’nun çözünürlüğü düşük. Ürettiği görüntülerin 1080 satırı ancak yakalayacağı söyleniyor (garip şekilde çözünürlükle ilgili net bir şey söylenmiyor)

Bu kameradan çok heyecanlanan arkadaşlarım var. Böylece elimizdeki binlerce dolarlık Canon merceklerin çöp olacağını ve herkesin Lytro ile çekim yapacağını (tabi profesyonel versiyonlarıyla) iddia ediyorlar ve Lytro’yu büyük bir devrim olarak şimdiden alkışlıyorlar.

Şu anda dudak yumuşatıcısına veya parfum kutusuna benzeyen yapısıyla tabi beni biraz gülümsetiyor bu kamera : )

Tabi ki Lytro aslında büyük bir girişim ve yıllardır çıkmış en heyecan verici teknoloji ama yine de bildiğimiz her şeyi değiştirir mi çok şüpheliyim. Kameranın 8 gb lık ve 16 GB lık modelleri 350 ve 499 dolara satılacakmış. Ayrıntı şurada.

PS: Birileri bu teknolojinin profesyonel halini de geliştirmiş http://raytrix.de/index.php/Cameras.html

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes

Bad Behavior has blocked 353 access attempts in the last 7 days.